| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmamlığı Ve
Emriliği Sahih Olanlar |
| Ravi |
: |
Ebu
Bekre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`dan işitmiş olduğum bir kelimenin
Cemel Vak`ası sırasında Allah`ın izni ile faydasını gördüm. Şöyle ki bir ara,
neredeyse ashab-ı Cemel`e katılarak onların yanında yer alıp savaşmaya karar
vermiştim. Hemen, Resulullah (sav)`ın, "İranlıların başına Kisra`nın kızı
kraliçe oldu" diye haber geldiği zaman (söylemiş olduğu sözü hatırladım ve
onlara katılmaktan vazgeçtim. O zaman Efendimiz: "İşlerini kadına tevdi eden bir
kavm felah bulmayacaktır" demiş idi. (Tirmizi`de şu ziyade gelmiştir: "Hz. Aişe
Basra`ya geldiği zaman bunu hatırladım. Bu söz sayesinde Allah beni muhafaza
etti") |
| HadisNo |
: |
1714 |
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emirin
Vazifeleri |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hepiniz çobansınız
ve hepiniz sürünüzden mes`ulsünüz. İmam çobandır ve sürüsünden mes`uldür. Erkek
ailesinin çobanıdır ve sürüsünden mes`uldür. Kadın, kocasının evinde çobandır, o
da sürüsünden mes`uldür. Hizmetçi, efendisinin malından sorumludur ve sürüsünden
mes`uldür." İbnu Ömer der ki: "Bunları Resulullah (sav)`tan işitmiştim.
Zannediyorum ki şöyle de demişti: "Kişi babasının malında çobandır, o da
sürüsünden mes`uldür." |
| HadisNo |
: |
1715 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emirin
Vazifeleri |
| Ravi |
: |
İbnu Meryem
el-Ezdi |
| Hadis |
: |
Hz. Muaviye (ra)`nin yanına girmiştim. Bana: "Ey Ebu
fülan, seni hangi rüzgar attı?" diyerek (ziyaretimden memnuniyeti izhar etti).
Ben de: "Resulullah (sav)`tan işitmiş olduğum şu hadisi, (size hatırlatmayı
düşündüm)" dedim: "Allah kime Müslümanların işlerinden birşeyler tevdi eder, o
da onların ihtiyaçlarına, isteklerine, darlıklarına perde olur (giderirse),
kıyamet gününde Allah da onun ihtiyaç, istek ve darlıklarına perde olur
(giderir)." Ravi der ki: "Bunun üzerine Hz. Muaviye (ra) insanların
ihtiyaçlarıyla ilgilenmek üzere bir adam tayin etti." |
| HadisNo |
: |
1716 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emirin
Vazifeleri |
| Ravi |
: |
Abdullah İbnu
Amr İbni`l-As |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Adil olanlar,
kıyamet günü, Allah`ın yanında, nurdan minberler üzerine Rahmanın sağ cihetinde
olmak üzere yerlerini alırlar. -Allah`ın her iki eli de sağdır- Onlar
hükümlerinde, aileleri ile velayeti altında bulunanlar hakkında hep adaleti
gözetenlerdir." |
| HadisNo |
: |
1717 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emirin
Vazifeleri |
| Ravi |
: |
Hasan
el-Basri |
| Hadis |
: |
Hasan el-Basri Ma`kıl İbnu Yesar (ra)`dan
naklediyor: "Resulullah (sav)`ı işittim, demişti ki: "Allah bir kimseyi
başkaları üzerine çoban yapmış, o da idaresi altındakilere hile yapmış olarak
ölmüş ise, Allah ona cennetini kesinlikle haram eder." (Müslim`in Hasan
Basri`den kaydettiği diğer bir rivayet şöyledir: "Aiz İbnu Amr (ra), Resulullah
(sav)`ın Ashab-ı Güzin`inden biri idi. Ubeydillah İbnu Ziyad`ın yanına girdi ve
hemen ona: "Ey oğulcuğum, ben Resulullah (sav)`ın: "Çobanların en kötüsü hutame
denen merhametsiz deve sürücüsüdür, sakın onlardan olma" dediğini işittim" dedi.
Ubeydullah: "Otur, sen muhakkak ki Resulullah (sav)`ın ashabının kepeğindensin"
deyince: "Onların kepeği var mıydı? Kepek onlardan sonra ve onların dışındakiler
arasında zuhur etti" diye cevap verdi.") |
| HadisNo |
: |
1718 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emirin
Vazifeleri |
| Ravi |
: |
Adiyy İbnu
Amire el-Kindi |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir işe me`mur
tayin ettiğimiz kimse, bizden bir iğne veya ondan daha küçük bir şeyi gizlemiş
olsa, bu bir hiyanettir (gulül), kıyamet günü onu getirecektir." Bunun üzerine,
Ensar`dan bir zat kalkarak: "Ey Allah`ın Resulü! Vazifeyi benden geri al!" dedi.
Hz. Peygamber (sav): "Sana ne oldu?" diye sordu: "Senin (az önce şunu şunu)
söylediğini işittim ya!" deyince Hz. Peygamber (sav): "Ben onu şu anda tekrar
ediyorum: "Kimi memur tayin edersek az veya çok ne varsa bize getirsin. Ondan
kendisine ne verilirse alır, ne yasaklanırsa onu terkeder." |
| HadisNo |
: |
1719 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emirin
Vazifeleri |
| Ravi |
: |
Ebu
Said |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü,
insanların Allah`a en sevgili ve mekan olarak en yakın olanı, adil imamdır.
Kıyamet günü, insanların Allah`a en menfuru O`ndan mekan olarak en uzak olanı da
zalim sultandır." |
| HadisNo |
: |
1720 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Emir Olmanın
Kötülüğü |
| Ravi |
: |
Ebu
Zerr |
| Hadis |
: |
"Ey Allah`ın Resulü! "dedim, "beni memur ta`yin
etmez misin?" Bu sözüm üzerine, elini omuzuma vurdu ve sonra da: "Ey Ebu Zerr,
sen zayıfsın, memurluk ise bir emanettir. (Hakkını veremediğin taktirde) kıyamet
günü rüsvaylık ve pişmanlıktır. Ancak kim onu hakederek alır ve onun sebebiyle
üzerine düşen vazifeleri eksiksiz eda ederse o hariç" buyurdu. (Ebu Davud`un
diğer bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Ey Ebu Zerr, ben seni zayıf görüyorum.
Ben kendim için istediğimi senin için de isterim. Sakın iki kişi üzerine amir
olma, yetim malına da velilik yapma." Yine Ebu Davud`un bir diğer rivayeti
[Haraç 5, (2934)] şöyle: "Resulullah (sav) buyurdu ki: "Ariflik haktır, halka
ariflik gereklidir, ancak arifler ateştedir.") |
| HadisNo |
: |
1722 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Emir Olmanın
Kötülüğü |
| Ravi |
: |
Abdurrahman
İbnu Semüre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ey Abdurrahman!
Emirlik isteme. Eğer senin talebin üzerine sana emirlik verilirse, istediğin
şeyin sorumluluğu sana yüklenir. Eğer sen talibi olmadan sana emirlik verilirse,
o işte yardım görürsün. Bir iş için yemin eder, sonra da aksini yapmakta hayır
görürsen, daha hayırlı gördüğün ne ise onu yap, ettiğin yemin için de kefarette
bulun." |
| HadisNo |
: |
1723 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Emir Olmanın
Kötülüğü |
| Ravi |
: |
Ebu
Musa |
| Hadis |
: |
Yanımda amcamın evlatlarından iki kişi daha olduğu
halde Resulullah (sav)`ın huzuruna girdim. Yanımdakilerden biri: "Ey Allah`ın
Resulü! Allah`ın sana tevdi ettiği işlerden bazıları üzerine bizi emir tayin et"
dedi. Diğeri de aynı talepde bulundu. Resulullah (sav)`ın onlara cevabı şu oldu:
"Biz, Allah`a kasem olsun, bu işe, onu taleb eden veya ona hırs gösteren hiç
kimseyi tayin etmeyiz!" |
| HadisNo |
: |
1724 |
| |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emire
İtaatin Vacib Oluşu |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bana itaat
etmişse mutlaka Allah`a itaat etmiştir. Kim de bana isyan etmiş ise, mutlaka
Allah`a isyan etmiştir. Kim emire itaat ederse mutlaka bana itaat etmiş olur.
Kim de emire isyan ederse mutlaka bana isyan etmiş olur." |
| HadisNo |
: |
1726 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emire
İtaatin Vacib Oluşu |
| Ravi |
: |
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Size emirlerinizin
en hayırlıları kimlerdir, en şerirleri kimlerdir haber vereyim mi? Onların en
hayırlıları sizlerin sevgisine mazhar olanlar sizleri sevenlerdir; lehlerinde
hayırla dua edersiniz, onlar da size hayır dua ederler. Ümeranızın şerirleri de
sizin buğzettiklerinizdir, onlar da size buğzederler, siz onlara lanet
edersiniz, onlar da size lanet ederler." |
| HadisNo |
: |
1728 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmam Ve Emire
İtaatin Vacib Oluşu |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim itaatten çıkar,
cematten ayrılır (ve bu halde ölürse) cahiliye ölümü ile ölmüş olur. Kim de körü
körüne çekilmiş (ummiyye) bir bayrak altında savaşır, asabiyet (ırkçılık) için
gadablanır veya asabiyete çağırır veya asabiyete yardım eder, bu esnada da
öldürülürse bu ölüm de cahiliye ölümüdür. Kim ümmetimin üzerine gelip iyi olana
da, kötü olana da ayırım yapmadan vurur, mü`min olanlarına hürmet tanımaz, ahid
sahibine verdiği sözü de yerine getirmezse o benden değildir, ben de ondan
değilim." |
| HadisNo |
: |
1729 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmamların Ve
Emirlerin Yardımcıları |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Allah bir emir
için hayır diledi mi ona doğru sözlü bir vezir nasib eder. Bu, ona unutunca
hatırlatır, hatırladığı zaman da yardım eder. Allah emire hayır dilemezse, kötü
bir vezir musallat eder. Bu vezir, ona unuttuğunu hatırlatmaz, hatırlayınca da
yardımcı olmaz." |
| HadisNo |
: |
1731 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmamların Ve
Emirlerin Yardımcıları |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Ebu Said ve Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor: "Resulullah
(sav) buyurdular ki: "Allah bir peygamber gönderdiği veya onun yerine bir halife
getirdiği zaman mutlaka onun iki tane de yakını olmuştur: Biri marufu emretmiş
ve ona teşvik etmiş, diğeri de şerri emretmiş ve şerre teşvik etmiştir. Masum
(yani kötülükten korunmuş) olan, Allah`ın koruduğu kimsedir. |
| HadisNo |
: |
1732 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
İmamların Ve
Emirlerin Yardımcıları |
| Ravi |
: |
Kab İbnu
Ucre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bana şunu söyledi: "Ey Ka`b İbnu
Ucre, seni, benden sonra gelecek ümeraya karşı Allah`a sığındırırım. Kim onların
kapılarına gider ve onları, yalanlarında tasdik eder, zulümlerinde onlara
yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim; ahirette havz-ı
kevserin başında yanıma da gelemez. Kim onların kapısına gitmez, yalanlarında
onları tasdik etmez, zulümlerinde yardımcı olmazsa o bendendir, ben de ondanım;
o kimse havzın başında yanıma gelecektir. Ey Ka`b İbnu Ucre! Namaz burhandır.
Oruç sağlam bir kalkandır. Sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi
söndürdüğü gibi. Ey Kab İbnu Ucre! Haramla biten bir ete mutlaka ateş
gerekir." |
| HadisNo |
: |
1733 |
|
| |
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Hz. Ali (ra), Resulullah (sav)`ı rahmet-i Rahman`a
kavuşturan hastalığı sırasında yanından dışarı çıktı. (Dışarıda bekleyen) halk:
"Ey Ebu`l-Hasan, Resulullah (sav) ne durumda?" diye sodular. "Allah`a hamdolsun
iyileşti!" dedi. Hz. Abbas (ra) elinden tuttu. Ve: "Üç gün sonra [Resulullah
(sav) ölecek, sen bir başkasına] me`mur olacaksın. Ben, vallahi Resulullah
(sav)`ın bu hastalığından (kurtulamayıp) vefat edeceğini görüyorum. Zira ben,
Abdulmuttaliboğullarının ölüm sırasında aldığı şekli biliyorum. Gel Resulullah
(sav)`a gidip bu "iş" (hilafet) kimde kalacak onu soralım. Bizde kalacaksa
(şimdiden) bilmiş oluruz. Bizden başkasına kalacaksa kendisiyle konuşuruz, bizi
(ona) tavsiye eder" dedi. Ali (ra): "Eğer, biz onu sorsak bunun üzerine
(hilafeti) bize yasaklasa, halk ondan sonra onu asla bize vermez. Vallahi ben
böyle bir şey soramam!" dedi. |
| HadisNo |
: |
1735 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) vefat ettiği zaman, babam Ebu Bekir
(ra), (Mescid-i Nebi`den bir mil kadar uzaklıkta olan) Sunh nam mevkide idi -ki
Aliye (denen Medine`nin yüksek kısmını ki burası Hazrec`e mensup
Beni`l-Harise`nin menzillerinin bulunduğru mevki)yi kasdetmektedir- Hz.Ömer (ra)
kalkıp: "Vallahi Resulullah (sav) vefat etmedi. Allah mutlaka onu geri
gönderecektir, o da (münafık) kimselerin ellerini ve ayaklarını kesecek..."
diyordu. Derken Hz. Ebu Bekir (ra) geldi. Resulullah (sav)`ın yüzünü açtı ve
öptü. "Annem babam sana feda olsun. Sağlığında hoştun, ölümünde de hoşsun!
Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelal`e yemin olsun, Allah sana ebediyyen
iki ölüm tattırmayacak!" dedi. Sonra dışarı çıkıp: "(Hz. Ömer`i kasdeterek): "Ey
(Peygamber ölmedi diye) yemin eden kişi, ağır ol!" dedi. Hz. Ebu Bekir konuşmaya
başlayınca Hz. Ömer (ra) oturdu. Hz. Ebu Bekir Allah`a hamd ü sena ettikten
sonra: "Haberiniz olsun! Kim Muhammed`e tapıyor idiyse bilsin ki artık Muhammed
ölmüştür. Kim de Allah`a tapıyor idiyse o da bilsin ki Allah hayydır,
ölümsüzdür!" dedi ve şu ayeti okudu: "Ey Muhammed, şüphesiz sen de öleceksin,
onlar da ölecekler" (Zümer 30). Şu Ayeti de okudu: "Muhammed ancak bir
peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse geriye
mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah`a hiçbir zarar vermez. Allah, şürkedenlerin
mükafatını verecektir." (Al-i İmran 144). Bu açıklama üzerine halk boğuk boğuk
ağlamaya başladı. Ensar (ra), Beni Saide yurdunda, Sa`d İbnu Ubade`nin etrafında
toplandı. (Muhacir de oraya geldi. Ensariler): "Bizden bir emir, sizden de bir
emir!" dediler. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ebu Ubeyde (ra) de oraya geldiler.
Hz. Ömer konuşmaya başladı ise de Hz. Ebu Bekir onu susturdu. Hz. Ömer
(bilahere) şöyle diyordu: "Vallahi, ben konuşmayı şu sebeple arzu etmiştim:
(Zihnimde) hoşuma giden sözler hazırlamış, Ebu Bekir bunlara ulaşamaz (onun
hatırından bunlar geçmeyebilir) diye endişe etmiştim. Ama, yemin olsun, Ebu
Bekir öyle bir konuştu ki, vallahi içimde hazırlamış olduğum güzel sözlerin
hepsine isabet etti, (benim aklıma gelmeyen daha da güzelini) beliğ şekilde
ifade etti. Onun sözleri arasında şu da vardı: "(Ey Ensar) biz (Kureyşli)ler
emirleriz, sizler de vezirlersiniz!" Bu söz üzerine Hubab İbnu`l-Münzir ayağa
kalktı ve: "Hayır vallahi bunu yapmayız. Bizden bir emir, sizden de bir emir
olacak!" dedi. Hz. Ebu Bekir (ra): "Hayır! Olmaz bu. Bizler emirleriz, sizler de
vezirlersiniz" dedi. Rezin şunu ilave etti: "Hz. Ebu Bekir devamla şunu söyledi:
"Bu "iş (hilafet), şu Kureyş cemaati için meşru tanınacaktır. Onlar, yer
itibarıyla Arapların ortasındadır, şerefçe de (eskiden beri) en gözdeleridir.
Öyleyse, Ömer`e veya Ebu Ubeydeye biat edin!" Hz. Ömer atılarak: "Bilakis, biz
sana biat ediyoruz. Sen bizim efendimizsin, en hayırlımızsın, üstelik Resulullah
(sav)`a da en sevgili olanımızsın!" dedi ve Hz. Ebu Bekir (ra)`in elinden tutup
ona biat etti. Hz. Ömer (ra)`i müteakip halk da ona biat etti. Bunun üzerine
biri: "Sa`d İbnu Ubade`yi katlettiniz!" diye bağırdı. Hz. Ömer (ra) öfkeyle:
"Allah onu katletsin!" dedi. Hz. Aişe (ra) devamla der ki: "Bu her iki konuşmada
geçen sözleri de Allah faideli kıldı. Nitekim Hz. Ömer`in konuşması halkı
korkuttu. Aralarında nifak vardı, onun konuşmasıyla Cenab-ı Hakk nifakı bertaraf
etti. Hz. Ebu Bekir (ra) de halkın nazarını Allah`a çevirip, üzerinde oldukları
hakkı (islam`ı) öğretti. Oradan şu ayeti okuyarak ayrıldılar. (Mealen):
"Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya
öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah`a hiçbir zarar vermez.
Allah şükredenlerin mükafaatını verecektir" (Al-i İmran 144). [(İbnu Deybe diyor
ki:) "Derim ki: "Rezin şunu ilave etti" sözü, et-Tecrid`de ve Tecrid`in aslında
mevcuttur. Bu ziyade aynısıyla Sahih-i Buhari`de mevcuttur. Allahu
a`lem."] |
| HadisNo |
: |
1737 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ben, Muhacirler`den bir çoğundan Kur`an
öğreniyordum. Abdurrahman İbnu Avf, onlardan biri idi. (Ben Mina`da onun
menzilinde iken, o da, Hz. Ömer`in son defa yapmış olduğu haccda onun yanında
idi. Abdurrahman yanıma dönüşte:) "Bugün Hz. Ömer`in yanına gelen bir adamı
keşke sen de görseydin. Dedi ki: "Ey mü`minlerin emiri, bir adam görsen ki sana;
"Keşke Ömer ölmüş olsa da falancaya (Bezzarın rivayetinde Talha İbnu
Ubeydillah`a) biat etsem. Vallahi Hz. Ebu Bekir (ra)`in biati çabucak oldu
bitti" dese ne dersin?" dedi. Hz. Ömer bu söze (daha önce hiç görmediğim kadar)
öfkelendi ve: "İnşaallah bu akşam halka hitab edip, (ahd ve müşaverede
olmaksızın) idareyi gasbetmek isteyen bu heriflere karşı onları uyaracağım"
dedi. Abdurrahman ilaveten dedi ki: "(Bunun üzerine) Hz. Ömer`e: "Ey mü`minlerin
emiri," dedim, "böyle bir şey yapma. Zira hacc mevsiminde insanların cühela ve
serseri takımı biraraya gelir. Konuşmak üzere halkın içinde doğrulduğun zaman
bunlar ola ki, etrafında ekseriyeti teşkil ederler. Korkum şu ki, siz kalkar
birşeyler söylersiniz, o cahillerin her biri bir başka şey anlar, esas ifade
etmek istediğiniz maksad tamamen kaybolur. Şu halde acele etmeyin, Medine`ye
varın. Orası daru`l-hicret ve sünnettir (hicretin yapıldığı, sünnetin yaşandığı
mahaldir). Orada fıkıh uleması ve insanların eşrafıyla başbaşa kalır,
dilediğinizi rahatça söylersiniz. Alimler sözlerinizi eksiksiz öğrenirler ve
maksadınız ne ise onu anlarlar." (Bu sözüm üzerine) Hz. Ömer (ra): "Pekala,
vallahi inşaallah Medine`ye vardığımda ilk fırsatta bu toplantıyı aktedeceğim!"
dedi. İbnu Abbas (ra) devamla dedi ki: "Zilhicce`nin sonlarında Medine`ye
geldik. Cuma günü öğle olur olmaz camiye gitmede acele ettim." Rezin şu ilavede
bulundu: "Öğle sıcağında çıktım." Sonra önceki hadisi anlatmaya (İbnu Abbas)
devam etti ve dedi ki; "(Camiye gelince) Said İbnu Zeyd İbni Amr İbni Nüfeyl
(ra)`i minberin köşesinde oturmuş buldum. Dizim dizine değecek şekilde yanına
oturdum. (Sağıma soluma bakmaya) başlamadan Ömer İbnu`l-Hattab (yerinden minbere
doğru) çıktı. Onun gelmekte olduğunu görünce yanımdaki Said İbnu Zeyd İbni Amr
İbni Küfeyle: "Bu öğle, Ömer, halife olduğu günden beri hiç yapmadığı bir
konuşma yapacak" dedim. Zeyd, söylediğimi hoş karşılamadı ve: "Daha önce
konuşmadığı şeyi konuşması ne mümkün!" deyip beni reddetti. Hz. Ömer (ra)
minbere oturdu. Müezzin ezanını tamamlayınca, doğruldu. Cenab-ı Hakk`a layık
olduğu hamd ve senada bulundu. Sonra şunları söyledi: "Emma ba`d. Ben şimdi
sizlere, Cenab-ı Hakk`ın söylememi takdir buyuracağı bir konuşma yapacağım.
Bilemiyorum, belki de ecelim yakındır, (bu son hutbem olur). Kim bu sözlerimi
anlar ve hafızasına alabilirse bineğinin götürdüğü her yerde nakletsin. Kim de
anlamış olmaktan korkarsa, hiç kimseye hakkımda yalan söylemesin! Helal
etmiyorum. Allah celle şanuhu, Muhammed (sav)`i hakla gönderdi, kendisine kitap
indirdi. Allah`ın indirdikleri meyanında recm ayeti de vardı. Biz onu okuduk,
anladık ve ezberledik. Resulullah (sav) recm cezası verdi. O`ndan sonra da
bizler verdik. Şahsen aradan fazla zaman geçince, bazılarının çıkıp: "Allah`ın
kitabında biz recm ayeti bulamıyoruz" diyerek Allah`ın indirmiş olduğu bir farzı
terkedip sapıtmalarından korkuyorum. Recm, Allah`ın kitabında muhsan, yani
baliğ, akil, sahih bir evlilikle evlenmiş ve gerdek yapmış olduğu halde zina
eden kadın ve erkeklere -isbatlayıcı beyyine veya hamilelik, veya itiraf olduğu
takdirde" uygulanması gereken bir haktır." Zina haddiyle ilgili babta zikri
geçmiş olan İbnu Abbas hadisi (1589 numaralı hadis) gibi zikrettikten sonra dedi
ki: "...Ve dahi bana ulaştı ki, birileri şöyle demiş: "Ömer ölünce, (herkesle
istişare, biat aramaksızın) falancaya biat edeceğim." Sakın ha! Hiç kimseyi,
"Hz. Ebu Bekir`in seçimi de oldu bittiye geldi. (Biz de onun seçilme tarzına
uygun olarak birini seçebiliriz)" gibi sözler aldatmasın. Haberiniz olsun, -evet
onun seçimi çabuk olmuştur bu doğru- ancak, Allah (umumiyetle çabuk yapılan
işlerde bilahere karşılaşılan) şerlerden (bu ümmeti) korumuştur. Sizden hiç
kimseye, Hz. Ebu Bekir (ra)`e yapıldığı şekilde (alaka gösterilerek) boyunlar
koparcasına nazarlar çevrilip baş uzatılmaz. Öyle ise, Müslümanların istişare ve
te`yidi tahakkuk etmeksizin kim bir başkasına biat ederse bilsin ki, ne biat
edene, ne de edilene itibar edilmeyecektir. Böyle bir biat akdi, edeni de
edileni de ölüme maruz bırakacaktır. (Hz, Ebu Bekir`e yapılan biat böyle kıt
düşüncelilerin zannettiği gibi değildir, iç yüzünü anlatayım:) Resulullah
(sav)`in ruhunu Cenab-ı Hakk kabzettiği vakit, haberimiz oldu ki, Ensar büyük
bir grup halinde bizden ayrı olarak Beni Saide sakifinde toplanmışlar. Ali,
Zübeyr ve bunlarla birlikte (Abbas gibi diğer) bazıları bizden ayrılarak
(cenazeyle meşgul olmak üzere) geride kaldılar. Muhacirler de Hz. Ebu Bekir
(ra)`in etrafında toplandılar. Hz. Ebu Bekir`e: "Ey Ebu Bekir, haydi şu Ensari
kardeşlerimizin yanlarına gidelim!" dedim. Onlara (bir an önce yetişmek üzere)
yürüdük. Yakınlarına varınca, onlardan iki salih zatla karşılaştık, Kavmin (Sa`d
İbnu Ubade`yi halife seçme hususundaki) kararlarını zikrettiler, sonra da: "Ey
Muhacirler cemaati nereye gidiyorsunuz?" diye sordular. Biz: "Şu Ensari
kardeşlerimize gidiyoruz!" dedik. "Hayır, onlara yaklaşmayın, hükümlerim
versinler" dediler. Ben: "Vallahi onlara gideceğiz" dedim ve yürüdük. Onları
Beni Saide sakifinde bulduk. Ortalarında üzeri örtülü birisi vardı. "Bu da kim?"
dedim. Sa`d İbnu Ubade`dir!" dediler. Ben: "Nesi var?" diye sordum. "Titriyor!"
dediler. Biraz oturmuştu ki, hatipleri şehadet getirerek söze başladı. Cenab-ı
Hakk`a layık olduğu hamd ve senayı ifade ettikten sonra şu konuşmayı yaptı:
"Emma ba`d! Biz Allah`ın ensarı ve İslam`ın ordusuyuz. Siz ey Muhacirler, asıl
kavminden kopup gelmiş (içimizde) az bir grupsunuz!" (Anladık ki) bunlar, aslen
müstehak olduğumuz fonksiyonumuzdan bizi koparmak, emirlikten uzak tutmak
istiyorlardı. Hatip sözlerini tamamlayınca konuşmak arzu ettim. Bu esnada,
içimden söyleyecek güzel sözler hazırlamıştım, bunlar hoşuma da gitmişti.
Bunları Ebu Bekir (ra)`in huzurunda söylemek istiyordum. Ben bazan onun
hiddetini yatıştırıyordum. Konuşmak istediğim sırada Ebu Bekir: "Acele etme!"
dedi. Onu öfkelendirmek istemedim (ve konuşmaktan vazgeçtim). Ebu Bekir (ra)
konuştu. O aslında benden daha çok hilme sahip , daha vakur idi. Allah`a yeminle
söylüyorum, içimde hazırladığım bütün güzel sözleri eksiksiz aynı güzellikte ve
hatta daha da güzel bir biçimde bu konuşması esnasında söyledi. Demişti ki:
"Hakkınızda söylediğiniz hayır (ve fazilet ne varsa) hepsine layıksınız. Ancak
bu (emirlik) işi, Kureyş kabilesine (meşru) tanınır. Onlar, neseb yönüyle de,
yurt yönüyle de Arab`ın ortasında yer alır. Ben sizin için şu iki şahıstan
birini uygun buldum, bunlardan hangisini isterseniz ona biat edin!" Böyle deyip
"benim ve Ebu Ubeyde İbnu`l-Cerrah`ın- ellerimizden tuttu. Ebu Bekir, ikimizin
arasında oturuyordu. Onun (ikimizi imamlığa teklif eden cümlesinden başka) bütün
söyledikleri hoşuma gitti. Vallahi, Ebu Bekir`in bulunduğu bir kavmin başına
emir seçilmektense, ortaya çıkarılıp boynunum vurulmasını gerektirecek bir günah
işlemek bana daha sevgili gelirdi. Ancak, nefsimin bana ölüm anında hoş
gösterdiği şeyi şimdi bulamıyorum. Derken Ensar`ın (Hubab İbnu`l-Münzir
adındaki) bir sözcüsü: "Beni (hasta hayvanların kaşınarak rahatladıkları)
kaşınma çubukcağızı, yaslandığı dikme ile ayakta duran hurma fidancığı kabul
edin (ve fikrimi dinleyin. Diyorum ki): "Sizden bir emir, bizden de bir emir
olsun, ey Kureyş cemaati!" dedi. Bunun üzerine her kafadan bir söz çıkmaya
başladı, gürültü çoğaldı. Öyle ki ihtilaf çıkacak diye korktum. Hz. Ebu Bekir`e:
"Ey Ebu Bekr, uzat elini!" dedim. Elini uzattı, ben ona biat ettim. Muhacirler
de biat ettiler. Sonra da Ensar biat etti. Sa`d İbnu Ubade (ra)`nin üzerine
atıldık. Derken onlardan biri: "Sa`d İbnu Ubade`yi öldürdünüz!" demez mi? Ben
de: "Sa`d İbnu Ubade`yi Allah öldürsün!" dedim. Hz. Ömer (ra) der ki: "Vallahi
biz, Hz. Peygamber (sav)`ın defni sırasında, Hz. Ebu Bekir`in seçiminden daha
ehemmiyetli bir şey düşünemedik. Biat gerçekleşmeden halkı terketmemiz halinde,
oradan ayrılınca, arkamızdan kendilerinden birini halife seçiverecekler diye
korktuk. Böyle bir durumda ya bize de razı olmaya olmaya biat edecek veya
muhalefet edecek ikisi de fesad olacaktı. Bilesiniz, Müslümanlarla istişare
etmeden kim bir başkasına biat ederse, ne biat edene, ne de kendisine biat
edilene itibar edilmez, ikisinin de öldürülmesinden korkulur. [Müslim`de hadis
muhtasar olarak kaydedilmiştir.] |
| HadisNo |
: |
1738 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Hz. Fatıma ve Hz. Abbas (ra), Hz. Ebu Bekir (ra)`e
uğrayıp, Resulullah (sav)`tan kendilerine kalan mirası sordular. Hz. Ebu Bekir
(ra) onlara: "Resulullah (sav)`ın: "Bize kimse varis olamaz, bıraktıklarımız hep
sadakadır. Ancak Al-i Muhammed bu maldan (ihtiyacı kadarını) yer" dediğini
işittim. Allah`a yemin olsun Resulullah (sav)`ın yaptığını gördüğüm bir şeyi
terketmem, mutlaka onu yaparım. Ben O`nun emrinden bir şey terkedecek olsam
sapıtmaktan korkarım!" dedi. Bunun üzerine Hz. Fatıma, Hz. Ebu Bekir (ra)`e
küstü ve altı ay sonra ölünceye kadar onunla konuşmadı. Hz. Ali, onu geceleyin
defnetti. Ölümünü Hz. Ebu Bekir (ra)`e haber vermedi. Hz. Ali, Fatıma (ra)
sağken halk nazarında ayrı bir makama, izzete sahipti. Hz. Fatıma vefat edince,
halkın alakası ondan kesildi. Bir adam Zühri (ra)`ye: Ali, (Hz. Ebu Bekir`e)
altı ay biat etmedi mi?" diye sordu. "Hayır, vallahi hayır, Beni Haşim`den hiç
kimse geri kalmadı. Ali (ra), insanların nazarlarının kendinden çevrildiğini
görünce Hz. Ebu Bekir (ra)`le musalahaya mecbur kaldı. Ona haber salarak:
"Yanında kimse olmadan, yalnız olarak bize gel!" dedi. kendisine Hz. Ömer`in
gelmesini istemiyordu, çünkü ondaki şiddet ve hiddet halini biliyordu. Hz. Ömer
(ra): "Onlara tek başıa gitme!" dedi. Hz. Ebu Bekir (ra): ""Vallahi tek başıma
gideceğim. Bana ne yapabilirler ki?" dedi ve Ebu Bekir (ra) onlara gitti. Hz.
Ali (ra)`nin yanına girdi. Beni Haşim, yanında toplanmışlar idi. (Hz. Ebu
Bekir`i görünce) kalktı. Allah`a hamd-ü senada bulundu. Sonra şunu söyledi:
"Emma ba`d! Ey Ebu Bekir, bizim sana biat etmemize mani olan şey senin
faziletini inkarımız değildir, sana karşı bir rekabet düşüncemiz de yok. Ancak,
biz, bu "iş"te bizim de bir hakkımız olduğuna inanıyorduk. Bize karşı müstebit
davrandınız!" Sonra Resulullah (sav)`a olan yakınlığını zikretti. Ali bunları
zikrettikçe Hz. Ebu Bekir (ra) ağlamaktan kendini alamıyordu. Hz. Ebu Bekir (ra)
şehadet getirdi, Allah Teala`ya hamdetti, senada bulundu. Sonra şunları söyledi:
"Emma ba`d! Allah`a kasem olsun, şurası muhakkak ki, Resulullah (sav)`ın
akrabaları bana, kendi akrabalarımdan daha yakın, daha sevgili. Ve ben, yeminle
söylüyorum, benimle sizin aranızda olan bu mal meselesinde haktan ve hayırdan
hiç ayrılmış değilim. Zira, ben Resulullah (sav)`dan şunu işittim: "Bize kimse
varis olamaz, bıraktığımız sadakadır. Al-i Muhammedi bu maldan yer." Vallahi
ben, Resulullah (sav)`ın yaptığını gördüğüm bir işi terketmem, Allah`ın izniyle
mutlaka yaparım" dedi. Hz. Ali (ra): "Biat için öğleden sonra buluşalım" dedi.
Ebu Bekir (ra) öğleyi kılınca, cemaate yönelip Hz. Ali (ra)`nin (biati
geciktirmedeki) beyan ettiği özürleri halka anlattı. Sonra da Hz. Ali (ra)
kalkıp, Hz. Ebu Bekir (ra)`in hakkını tazim buyurdu, faziletlerini, İslam`a
sebkat eden hizmetlerini zikretti. Sonra Ebu Bekir (ra)`e yaklaşıp biat etti.
Halk, Hz. Ali (ra)`nin etrafını sarıp:"isabet ettin, çok iyi bir davranışta
bulundun" diyerek takdir ettiler. Hz, Ali (ra) bu ma`ruf işe döndüğü zaman halk
(tekrar) kendisine yakınlık (ve alaka) gösterdi." [Metin Müslim`dendir. Hadis
Buhari`de muhtasardır.] |
| HadisNo |
: |
1739 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
Kasım İbnu
Muhammedi |
| Hadis |
: |
Hz. Aişe (ra) bir gün hastalanmış: "Vay başım,
(ölüyorum)!" demişti. Hz. Peygamber (sav) (şaka olsun diye): "Keşke bu ben
sağken olsa, sana istiğfar eder, dua ediveririm!" dedi. Bunun üzerine Hz. Aişe
(ra) birden parladı: "Vay başıma gelen. Vallahi görüyorum ki ölmemi istiyorsun.
Ben öleceğim, sen de akşama zevcelerinden biriyle başbaşa kalacakın ha!" dedi.
Resulullah (sav) (sözü değiştirerek) dedi ki: "Bilakis ben ölüyorum, vay başım!
Ebu Bekir`e ve oğluna birini gönderip (benden sonra hilafet hususunda "ben daha
layığım" iddia veya temennisinde bulunacaklara karşı) yerime geçeceği tesbit
etmek istemiştim. Sonradan (kendi kendime: "Böyle bir iddiayı Ebu Bekir dışında
kim yaparsa) Allah kabul etmez, mü`minler de reddederler" dedim (ve vasiyet
yapmaktan vazgeçtim)." |
| HadisNo |
: |
1740 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Hz. Ebu Bekir (ra), ölüm anı yaklaşınca (muhtazar
olunca), Hz. Ömer`i çağırttı ve: "Ey Ömer, ben Resulullah (sav)`ın ashabı
üzerine seni halife seçiyorum. Mizanı ağır olan, hakka uyması sebebiyle kıyamet
günü mizanı ağır basacak ve ağırlık kendine olacak kimsedir. Sadece hakkın
girdiği mizanın ağır olması da hak olmuştur. Ey Ömer! Mizanı hafif olan da,
batıla uyması sebebiyle, kıyamet günü sevabı az ve hafif olan ve bu hafiflikle
teraziye girecek olandır, içerisine sadece batıl giren mizanın hafif olması da
haktır." Ayrıca, askerlerin komutanlarına da şunu yazdı: "Başınıza Ömer`i
seçtim. Kendim için de, Müslümanlar için de hayrı seçtim." Sonra Ebu Bekir (ra)
vefat etti ve geceleyin defnedildi. Bilahere Hz.Ömer (ra), ayağa kalkıp hamd-ü
sena ettikten sonra şunları söyledi: "Ey insanlar, ben size, hiç bilmediğiniz
bir şeyi kendimden uydurup öğretecek değilim. Ben Ömer`im. Size emir olma
hususunda hırsım yok. Ancak vefat eden Ebu Bekir (ra) bunu bana vasiyet etti. Bu
işi ona Allah`ın ilham ettiğine inanıyorum, imamlığımı, ona ehil olmayan kimseye
bırakmam. Fakat onu, Müslümanlara saygı göstermeye gayret edenlere bırakırım,
işte böyleleri, Müslümanlara emir olmaya başkalarından daha çok layıktır."
[Muvatta`da bulunamamıştır.] |
| HadisNo |
: |
1741 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
Ma`dan İbnu Ebi
Talha |
| Hadis |
: |
Hz. Ömer (ra), cuma günü hutbe verdi. Önce
Resulullah (sav)`ı hatırlattı, sonra Hz. Ebu Bekir (ra)`i andı. Sonra da şunları
söyledi: "Ben rüyamda bir horoz gördüm, bana üç gaga vurdu. Bunu, ecelim
yaklaştı diye yordum. Bazı kimseler, yerime birini seçmemi söylüyorlar. Allah ne
dini, ne hilafetini, ne de Resulü (sav) ile gönderdiği şeyi zayi edecek
değildir. Eğer ecelim çabucak gelirse hilafet, Resulullah (sav) ölürken
kendilerinden razı bulunduğu şu altı kişinin müşaveresi ile belirlenecektir. Ben
biliyorum ki, bazıları bu seçime dil uzatacaklardır. Bunlar benim şu elimle
İslama kattığım kimselerdir. Eğer bunu yaparlarsa bilin ki, onlar ancak Allah`ın
düşmanlarıdır, kafirlerdir, sapıklardır. Sonra sözüne şöyle devam etti: "Ey
Rabbim, seni Ensar`ın ümerasına şahid kılıyorum. (Bilin ki) ben onları, adaletli
olsunlar ve halka dinlerini, Peygamberlerinin (sav) sünnetini öğretsinler
(zekatı) aralarında taksim etsinler, dini meselelerde müşkilatla karşılaşınca
bana bildirsinler diye başlarına tayin ettim." Hz. Ömer (ra)`in bu hutbesinden
bir cuma geçmişti ki hançerlendi. Yanına girmek için önce Muhacirler`e, sonra
Ensar`a, sonra Medineliler`e, sonra Şamlılar`a, sonra Iraklılar`a sırayla izin
verdi. Biz, huzura girenlerin sonuncusu idik. Siyah bir bürde ile yarası
sarılmış, üzerinden kanlar akıyor vaziyette gördük. "Bize vasiyette bulun!"
dedik. Ona bizden başka vasiyet talebinde bulunan olmadı. "Size dedi, Allah`ın
Kitabı`nı vasiyet ediyorum. Zira ona uyduğunuz müddetçe asla sapıtmazsınız. Size
Muhacirleri de vasiyet ediyorum. Zira insanlar çoğalırken onlar azalıyor. Size
Ensar`ı da vasiyet ediyorum. Zira onlar, imanın sığındığı melcedir. Size
bedevileri de vasiyet ediyorum. Zira onlar aslınız, dayanağınızdır." Bir
rivayette şöyle denmiştir: "...Zira onlar kardeşlerinizdir, düşmanınızın
düşmanıdır. Size zımmileri de vasiyet ediyorum, zira onlar Peygamberimiz
(sav)`in zimmeti ve ailenizin rızkıdır. Beni terkedin artık." (Bir rivayette
şöyle gelmiştir: "Hz. Ömer (ra) hançerlendiği zaman kendisine: "Birini yerinize
seçseniz!" denilmişti. Şu cevabı verdi: "Yani işinizi sağken de, ölmüşken de ben
mi sırtımda taşıyayım? Mamafih, birisini seçecek olsam (bu caizdir, zira) benden
daha hayırlı olan Ebu Bekir seçmiştir. Seçimi terkedecek olsam (bu da caizdir
zira) benden daha hayırlı olan Resulullah (sav) da seçimi terketti. Ben istedim
ki, bundaki nasibim başa baş olsun, ne lehime ne de aleyhime." Abdullah İbnu
Ömer (ra) dedi ki: "(Ömer`in bu sözü üzerine) anladım ki, yerine kimseyi tayin
etmeyecektir." Oradakiler: "Allah hayırlı mükafaatlar versin. Sen şu şu
hizmetleri yaptın" dediler. O da: "Uman ve korkan" diye cevap verdi.") |
| HadisNo |
: |
1742 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Hz. Hafsa (ra)`nın yanına girdim, saçlarından su
damlıyordu. Bana: "Babam, yerine halife tayin etmiyormuş biliyor musun?" dedi.
Ben: "Tayin etmesi gerekir" dedim. "Etmiyor!" dedi. Abdullah der ki: "Bu hususta
babamla konuşmak üzere yemin ettim, sustum ve sabahleyin eve gittim. Ama babamla
konuşmadım. Sanki elimde bir dağ taşıyor gibi sıkıntılı idim. Nihayet dönüp
babamın huzuruna girdim. Bana halkın durumundan sordu. Haber verdim. Sonra
kendisine: "Halkın birşeyler söylediğini işittim. Onu size söylemeye azmettim.
Sizin, yerinize halife tayin etmeyeceğinizi zannediyorlar. Halbuki sizin bir
deve çobanınız veya koyun çobanınız olsa, sonra sürüyü bırakarak size gelse, siz
mutlaka sürünün zayi olacağını bilirsiniz, insanlara nezaretin daha (ehemmiyetli
ve) çetin olduğu da malumunuzdur" dedim. Bu sözlerim ona muvafık geldi ve bir
müddet başını (yastığa) koydu. Sonra tekrar bana doğru kaldırarak: "Allah
dinini, muhafaza edecektir. Ben yerime halife bırakmamış olsam meşrudur, çünkü
Resulullah (sav) da yerine kimseyi bırakmamıştır. Şayet bir halife bırakacak
olsam o da meşrudur, çünkü Ebu Bekir bırakmıştır" dedi. İbnu Ömer der ki:
"Vallahi babam, Resulullah (sav) ile Hz. Ebu Bekir`i anmaktan başka bir şey
yapmadı. Anladım ki, Resulullah (sav)`a hiç kimseyi denk tutmayacak ve yerine de
kimseyi halife bırakmayacak" |
| HadisNo |
: |
1743 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
Amr İbn Meymun
el-Evdi |
| Hadis |
: |
Hz. Ömer hançerlendiği sabah ben ayaktaydım. O`nunla
-yani Hz. Ömer`le- benim aramda sadece Abdullah İbnu Abbas (ra) vardı, iki saf
arasından geçince, arada durup bakmıştı. Bir boşluk gördü ve "Safları düz tütün"
dedi. Saflarda herhangi bir boşluk kalmayınca öne geçip tekbir getirerek namaza
başladı, ilk rek`atte cemaat toplanıncaya kadar, muhtemelen Yusuf veya Nahi
suresini veya bunlara mümasil bir süre okudu. (Rüküye gitmek üzere) tekbir
getirmişti ki, hançerlendiği sırada "Köpek beni öldürdü" veya "...yedi" diye bir
ses işittim. el-Ilc (mel`unu), iki ağızlı bir bıçak elinde olduğu halde (kapıya
doğru) fırladı, sağında solunda kime rastladı ise hançer sapladı. O gün
cemaatten tam on üç kişi yaralamıştı. Bunlardan dokuzu derhal öldü. Bir rivayete
göre yedi kişi ölmüştür. Bu durumu gören Müslümanlardan biri, herifin üzerine
bir bürnus attı. el-Ilc yakalandığını zannederek bıçağı kendisine saplayıp
intihar etti. Hz. Ömer (ra), Abdurrahman İbnu Avf (ra)`ı tutup öne geçirdi.
Ömer`in arkasındakiler de benim gördüklerimi gördüler. Mescidin yan
tarafındakiler, olup biten ne idi anlayamamışlardı. Ancak onlar, "sübhanallah,
sübhanallah" diyen Hz. Ömer`in sesini duyuyorlardı. Abdurrahman cemaate namazı
kısa bir şekilde kıldırıp tamamlattı. Cemaat namazdan çıkınca Hz. Ömer
(radıyallahu anh): "Ey İbnu Abbas, bak beni kim öldürdü!" dedi. (İbnu Abbas) bir
müddet dolaşıp döndü ve: "Muğire İbnu Şu`be`nin kölesi" dedi. Hz. Ömer (ra):
"Allah canını alsın. Ben ona iyilik emretmiştim" dedi ve ilave etti: "ölümümü
Müslümanlardan birinin eliyle yapmayan Allah`a hamdolsun. Sen ve baban,
Medine`de el-Ilc`ların (İranlı kölelerin) çoğalmasını severdiniz." (Bu söz İbnu
Abbas (ra)`ya idi) çünkü en çok köle Abbas (ra)`da vardı, İbnu Abbas (ra):
"Dilerseniz yapayım -yani isterseniz onların hepsini öldürelim-" dedi. Hz. Ömer
(ra): "Hayır, sizin dilinizle konuşmalarından, kıblenize müteveccih namaz
kılmalarından, haccmizla haccetmelerinden sonra hayır!" dedi. Sonra evine
taşındı. Onunla bizde gittik. Sanki insanlara o güne kadar hiç musibet
gelmemişti. Birisi: "Korkarım ölecek!" bir diğeri: "Bir şeyi yok" diyordu. Nebiz
(hurma şırası) getirildi, ondan biraz içti. Bu, karnındaki yaradan geri çıktı.
Sonra süt getirildi, ondan da içti. O da yarasından geri çıktı, iyice
anlaşılmıştı, Ömer (ra) ölecekti. Halk gelip kendisine senada bulunuyordu. Bir
genç geldi: "Ey müzminlerin emiri, Allah`ın müjdesiyle sizi müjdeliyorum.
Resulullah (sav)`la sohbetiniz var, bildiğiniz gibi İslama geçmiş hizmetleriniz
var. Sonra başa geçtiniz ve adaletli oldunuz ve sonunda şehadet!" dedi. Hz. Ömer
(büyük bir tevazu ile): "Bütün bunların (günahlarımı karşılayabilmesini,
Allah`ın huzurunda) başa baş yeterli olmasını ne kadar isterim" diye cevapladı.
Genç geri dönünce, izarının yere değmekte olduğunu gördü. "Onu bana çağırın"
dedi (ve gelince): "Ey kardeşimin oğlu, giysini kaldır, öyle yapman giysini daha
temiz kılar, Rabbine karşı muttaki ol!" dedi. Sonra bana yönelerek: "Ey
Abdullah, araştır bakalım üzerimde ne kadar borç var!" dedi. Hesapladılar,
seksen altı bin dirhem kadar borcu olduğu anlaşıldı. "Ömer ailesinin malı
yeterse, bunu onların malından ödeyin. Yetmezse Beni Adiyy İbnu Ka`b`ın malından
iste. Onlann malı da yetmezse Kureyş`in malından iste. Kureyş`ten başkasına
gitme. Bana bedel bu malı öde. Mü`minlerin annesi Aişe (ra)`ye git ve: "Ömer
sana selam ediyor", de. Sakın mü`minlerin emiri deme, bugün artık ben
mü`minlerin emiri değilim" De ki: "Ömer İbnu`l-Hattab iki arkadaşıyla birlikte
gömülmek için senden izin istiyor." Abdullah der ki: "İzin istedim, selam verip
girdim. Hz. Aişe (ra) ağlıyordu. "Ömer sana selam ediyor, iki arkadaşının
yanında gömülmek için izin istiyor" dedim. Hz. Aişe: "Onu ben kendim için
düşünüyordum. Fakat Ömer`i bugün kendime tercih ediyorum" cevabını verdi. Geri
dönünce Ömer`e: "İşte Abdullah İbnu Ömer geldi!" denildi. Hz. Ömer (ra): "Ne
haber getirdin?" dedi. "İstediğiniz oldu, Hz, Aişe izin verdi" denilince:
"Elhamdülillah" dedi, "nazarımda bundan daha mühim bir şey yoktu." Ruhum
kabzedilince beni oraya götürün. (Oraya varınca, Aişe`ye tekrar) selam ver ve:
"Ömer izin istiyor!" de. Eğer izin verirse beni içeri alın, eğer beni
reddederse, beni Müslümanların mezarlığına götürün." O sırada mü`minlerin annesi
Hafsa (ra) geldi. Kadınlar onu örtüyorlardı. Onu görünce kalktık. Ömer`in yanına
girdi. Yanında bir müddet ağladı. Erkekler de izin istediler. Onlar için, içerde
bir yere girdi, içeriden ağlamasını işitiyorduk. "Ey mü`minlerin emiri, dediler,
vasiyet et, yerine birini tayin et!" "Ben, dedi bu işe Resulullah (sav)`ın
kendilerinden razı olarak öldüğü şu altı kişiden daha layık birini bilmiyorum,
-ve isimlerim saydı: Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Abdurrahman İbnu Avf ve Sa`d
(ra)." devamla dedi ki: "Size Abdullah İbnu Ömer şehadet ediyor. Onun hilafet
işiyle hiçbir ilgisi yok, tıpkı kendisine gelen taziye heyeti gibi. Emirlik,
şayet Sa`da isabet ederse, mesele yok. Aksi halde, kim emir olursa ondan
istifade etsin. Bilesiniz, ben onu aczi veya hıyaneti sebebiyle azletmedim."
Ömer şunu da söyledi: "Benden sonra gelecek halifeye Ensar`ı, Muhacirin`i,
bedevileri ve taşra halkını vasiyet ediyorum." Ruhu kabzedilince, onu çıkardık.
Yayan (Hz. Aişe`ye kadar) geldik. Abdullah selam verip: "Ömer izin istiyor!"
dedi. "Alın içeri!" dedi ve derhal içeri alındı, iki arkadaşıyla birlikte oraya
kondu. Defin işinden boşalınca, hilafet hey`eti toplandı. Abdurrahman İbnu Avf
(ra): "Seçimin asgari ihtilafla yürümesi için) aranızdan üç kişi seçin!" dedi.
Zübeyr (ra): "Ben reyimi Ali (ra)`ye verdim" dedi. Talha (ra) da: "Ben reyimi
Osman`a verdim" dedi, Sa`d (ra): "Reyimi ben de Abdurrahman İbnu Avf`a verdim"
dedi. Abdurrahman (ra) (Hz. Ali ve Hz. Osman`a yönelerek): "Hanginiz bu işten
(halife adaylığından) çekilir, böylece, halifemizi belirleme işini ona
bırakırız. Allah ve Müslümanlar onun üzerinde murakıbtır. O da kanaatince en iyi
olanı araştıracaktır" dedi. Ancak bu iki şeyh (Hz. Ali ve Hz. Osman (ra) sükut
ettiler. Bunun üzerine Abdurrahman onlara: "Seçme işini bana bırakır mısınız?
Allah en efdalinizi seçmem hususunda benim üzerimde murakıbdır!" dedi. O ikisi
de: "Evet!" dediler. İkisinden birinin (Hz.Ali (ra)`nin elinden tuttu ve: "Senin
Resulullah (sav)`a, yakınlığın, İslam`da da kıdemin, (önceliğin) var, bunu
biliyorsun. Allah da üzerinde murakıbtır. Kasem ediyorum, seni seçecek olsam
mutlaka adaletli olursun, Osman`ı seçecek olsam kesinlikle onu dinleyip itaat
edersin." Dedi. Sonra diğerine yönelerek, ona da buna benzer sözler söyledi. Her
ikisinden de imsak (yani kesin söz) aldıktan sonra: "Ey Osman kaldır elini!"
dedi ve ona biat etti. Ali (ra)`de biat etti. Sonra (kapılar açıldı) Medine
halkı da gelip Hz. Osman`a biat etti. |
| HadisNo |
: |
1744 |
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
Abdullah İbnu
Selam |
| Hadis |
: |
Hz. Osman (ra) muhasara edildiği zaman, namaz
kıldırma işine Hz. Ebu Hüreyre (ra)`yi tayin etti. Bazan Hz. İbnu Abbas
kıldırıyordu. Sonra, Hz. Osman (isyancılara) elçi yollayıp,benden ne
istiyorsunuz? diye sordu. Onlar: "Hilafetten ayrılmanı istiyoruz" dediler. O da:
"Allah`ın bana giydirdiği bir kaftanı çıkarmam" diyerek reddetti. "Onlar seni
öldürecekler!" dediler. O: "Beni öldürdüğünüz takdirde, ebediyyen birbirinizi
sevmeyecek, düşmanla elbirlik savaşamayacaksınız. Göre göre ihtilafa
düşeceksiniz. Ey kavm, bana karşı çıkardığınız şu ihtilaf sakın ola başınıza,
sizden öncekilerin maruz kaldığı belayı dolamasın!" dedi. İhtilalcilerin
tazyikleri artınca, cuma gününe oruçlu olarak girdi. Gün biraz ilerleyince
uyudu. Uyanınca: "Şu anda rüyamda Resulullah (sav)`ı gördüm. Bana: "Akşam
yanımızda iftarını yapacaksın" buyurdu" dedi. O gün öldürüldü. Sonra Hz. Ali
(ra) hutbe okumak üzere kalktı. Hamd-ü senadan sonra: "Ey insanlar, dedi, bana
yaklaşın, gözlerinizi, kulaklarınızı dört açın. Şahsen ben ve sizler hepimizin
fitnenin içine düşmemizden korkuyorum. Fitne sırasında, hepimize gayret
gerekecek." Devamla dedi ki: "Allah bu ümmeti iki edeble terbiye etti: Kitap ve
Sünnet. Bunların (tatbiki hususunda), sultan nezdinde gevşeklik olamaz. Öyle ise
Allah`tan korkun, aranızdaki meseleleri halledin." Hz. Ali (ra) bunları söyleyip
minberden indi ve beytü`l-maldan arta kalan servete yönelerek Müslümanlar
arasında taksim etti." [Rezin ilavesidir, kaynağı bulunamamıştır.] |
| HadisNo |
: |
1745 |
|
| |
| Fasil |
: |
HİLAFET VE
İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM |
| Konu |
: |
Hulefa-i
Raşidin Ve Onların Seçimleri |
| Ravi |
: |
Hasan
Basri |
| Hadis |
: |
Hasan İbnu Ali, vallahi Hz. Muaviye (ra)`yi dağlar
gibi büyük askeri birliklerle karşıladı. Bunun üzerine Amr İbnu`l-As, Hz.
Muaviye`ye: "Ben vallahi, öyle askeri birlikler görüyorum ki, bunlar kendileri
gibi (sayıca ve keyfiyetçe) akran olan birlikleri öldürmedikçe geri dönmezler"
dedi. Muaviye de Amr (ra)`a -ki vallahi Hz. Muaviye bu iki adamın hayırlısıdır-
şu cevabı verdi: "Ey Amr, söyle bakalım! Şunlar (bizimkiler) öbürlerini,
öbürleri de şunları öldürseler Müslümanların işlerini kim benim adıma yürütecek,
kim kadınlarının, yetimlerinin bakımını benim adıma üzerine alacak?" Sulh yapmak
için, Kureyş`in Beni Abdişşems boyundan iki kişiyi yani Abdurrahman İbnu Semüre
ve Abdullah İbnu Amir`i, Hz. Hasan (ra)`a gönderdi. Bunlara: "Haydi, şu zata
gidin, ona (sulh yapmak istediğimizi) söyleyin. (Hilafet arzusundan
vazgeçmesini) taleb edin, (buna mukabil ne isterlerse) verin!" dedi. Bunlar Hz.
Hasan (ra)`ın yanına gidip, huzuruna çıktılar. (Hz. Muaviye`nin tenbihine uygun
olarak) konuştular. (Hilafeti Hz. Muaviye`ye bırakması halinde ne isterse
vereceğini) söylediler. Hz. Hasan (ra) onlara: "Bizler Abdulmuttalib`in
oğullarıyız. Beytu`l-maldan bir hissemiz var. Bu ümmet (ihtiyaç karşısında mal
için) kanını israf etmeye başladı. (Beytu`l-maldan bize ayrılacak hisse nedir?)"
dedi. Onlar: "Hz. Muaviye size şunları teklif ediyor, hilafetten vazgeçmenizi
taleb ediyor, mukabilinde ne istediğinizi soruyor" dediler. Hz. Hasan (ra):
"Sizin bu vaadlerinizi bize kim tekeffül edecek?" dedi. Elçiler: "Sana biz
tekeffül ediyor, garanti veriyoruz!" dediler. Hz. Hasan her ne talebte bulundu
ise hepsine: "Biz tekeffül ediyoruz!" diyerek teminat verdiler. Böylece Hz.
Hasan, Hz. Muaviye (ra) ile sulh yaptı. Hasan Basri demiştir ki: "Ben Ebu Bekir
(ra)`i işittim şöyle demişti: "Resulullah (sav)`ı minberde gördüm, yanında
Hz.Hasan İbnu Ali vardı. Bazan halka yöneliyor, bazan Hasan`a yöneliyor ve: "Şu
oğlum, seyyiddir. Umulur ki, Allah bununla iki muazzam Müslüman orduyu sulha
kavuşturacak" diyordu." |
| HadisNo |
: |
1746 |
|
|
|
|
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder