| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Ebu Davud`da gelen bir diğer rivayetle şöyle denir:
"Erkek, akrabasının hanımına varis olur, kadın ölünceye veya mehrini kendisine
iade edinceye kadar müşkülat çıkarırdı. Cenab-ı Hakk buna mani oldu ve kadına
uygulanan engeli yasakladı." |
| HadisNo |
: |
546 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ey iman edenler, birbirinizin mallarını haram
sebeplerle yemeyin. Meğer ki, (o mallar) sizden karşılıklı bir rızadan (doğan)
bir ticaret (malı) ola..." (Nisa 29) ayetiyle ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
"Bu ayet indiği zaman kişi, bir başkasının yanında yemeyi nefsine haram etti.
Sonra Cenab-ı Hakk bu ayeti Nur suresinde yer alan şu ayetle neshetti: "...
Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek
kardeşlerinizin evlerinde veya kızkardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın
evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde, veya
teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarlar elinde olan evlerde, ya da
dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir ara
veya ayrı ayrı yemenizde bir sorumluluk yoktur" (Nur 61). Bundan önce zengin
kişi, ehlinden olan kimseyi yemeğe davet ederdi de çağrılan kimse: (Nisa
süresindeki ayeti gözönüne alarak): Benim bundan yemem günahtır, zira fakirin
bundan yeme hakkı benden fazladır" derdi. (Nur süresindeki) bu ayetle,
Müslümanlara (ayette sayılan kimselere ait olmak üzere) üzerine Allah`ın ismi
zikredilen yemeklerinden yemeleri helal kılındığı gibi, ehl-i kitabın
yiyecekleri de helal kılındı. |
| HadisNo |
: |
547 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mesud |
| Hadis |
: |
Beş ayet vardı ki onları bütün dünya ve
içindekilerle değişmem. Bunlar şunlardır: 1- "Size yasak edilen büyük
günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere
yerleştiririz" (Nisa 31). 2- "Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre
kadar iyilik olsa onu kat kat artırır ve yapana büyük ecir verir" (Nisa 4). 3-
"Biz her peygamberi ancak, Allah`ın izniyle, itaat olunması için gönderdik.
Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah`tan mağfiret dileseler
ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah`ın tövbeleri daima kabul ve
merhamet eden olduğunu görürlerdi" (Nisa 64). 4- "Allah kendisine ortak koşmayı
elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah`a ortak koşan
kimse, şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur" (Nisa 18). 6- "Kim kötülük
işler veya kendine yazık eder de, sonra Allah`tan bağışlama dilerse, Allah`ı
mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur" (Nisa 110). Rezin tahric
etmiştir. |
| HadisNo |
: |
548 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ümmü
Seleme |
| Hadis |
: |
"Ey Allah`ın Resulü", dedim, "erkekler cihada
çıkıyorlar, kadınlar cihad yapmıyor, biz kadınlara mirasdan da yarım veriliyor."
Bunun üzerine Rabb Teala şu ayeti inzal buyurdu: "Allah`ın sizi birbirinizden
üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara
da kazandıklarından bir pay vardır. Allah`tan bol nimet isteyin. Doğrusu Allah
herşeyi bilir" (Nisa 32). Mücahid der ki: "Cenab-ı Hakk şu ayeti de Ümmü Seleme
hakkında inzal buyurdu: "Doğrusu erkek ve kadın Müslümanlar, erkek ve kadın
mü`minler, boyun eğen erkekler ve kadınlar; doğru sözlü erkekler ve kadınlar,
sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini
koruyan erkekler ve kadınlar, Allah`ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah
bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır" (Ahzab 35). (Ümmü Seleme
Medine`ye hicretle gelen ilk kadındır) |
| HadisNo |
: |
549 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından
herbirini mevaliye kıldık..." (Nisa, 33) ayetindeki mevaliye tabirini varisler
olarak tefsir etmiştir. Keza ayetin devamında geçen "yeminlerinizin bağladığı
kimselere haklarını verin" ibaresindeki "yeminlerinizin bağladığı kimseler"
tabiriyle ilgili olarak da şu açıklamayı yapmıştır: "Mekkeli muhacirler
Medine`ye geldikleri vakit, muhacir bir kimse Medineli bir ensariye -Resulullah
(sav)`ın aralarında tesis ettiği kardeşlik sebebiyle- kendi kan yakınlarından
önce varis olurdu. Ancak: "Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, her
birine varisler kıldık" (Nisa 33) ayetiyle bu muamele neshedildi. Kelam-ı
ilahide geçen "yeminlerinizin bağladığı" tabiriyle ifade edilen "muahattan gelen
kardeşlik hukuku" birbirinize yardım, rifade (hacılara toplanan yardım, destek),
bir de nasihat ve hayırhahlığa münhasırdır. Artık hukuki olan tevarüs
kalkmıştır. Ancak kişi ihtiyari olarak vasiyette bulunabilir. |
| HadisNo |
: |
550 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Ebu Davud`un bir başka rivayetinde şu açıklama
vardır: "Yeminlerinizin bağladığı kimseler" (tabirine gelince bununla şu
kastediyor: İslam`ın bidayetinde) kişi, aralarında hiçbir neseb bağı bulunmayan
bir başkası ile anlaşma yoluyla hukuki bir bağ kurup biri diğerine varis
olabiliyordu. Bu müessese, Enfal suresinde gelen şu ayetle neshedildi:"...Ve
zevil erham (birbirine mirasçı olan akraba), Allah`ın Kitabı`na göre birbirine
daha yakındır..." (Enfal 75). |
| HadisNo |
: |
551 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Davud
İbnu`l-Husayn |
| Hadis |
: |
Ümü Sa`d Binti Rebi`ye Kur`an`dan okuyordum. Bu
kadın Hz. Ebu Bekir es-Sıddık (ra)`in terbiyesinde yetişen bir yetime idi. Ben
Nisa suresinin 33. ayetini "vellezine akadet eymanukum" diye okuyunca müdahele
ederek: "Öyle okuma fakat "vellezine akadet eymanukum" diye oku. Bu ayet Hz. Ebu
Bekir ve oğlu Abdurrahman hakkında nazil oldu. Oğlu, İslam`ı kabul etmeyince Hz.
Ebu Bekir, ona miras bırakmayacağım diye yemin etmişti. Bilahare Abdurrahman
Müslüman olunca, Cenab-ı Hakk, mirasdan nasibini ayırması için Hz.Ebu Bekir`e bu
ayetle emir buyurdu" dedi. Bir rivayette şu ilave açıklama yapılmıştır:
"Abdurrahman`ın İslam`a girişi Müslümanların maddi galebesine kadar
gecikti." |
| HadisNo |
: |
552 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
"Allah, şüphesiz zerre kadar haksızlık etmez, zerre
kadar iyilik olsa onu kat kat artırır ve yapana büyük ecir verir" ayeti ile
ilgili olarak Resulullah (sav)`ın şöyle dediğini rivayet etti: "Allah hiçbir
mü`mine, yaptığı tek hayrın bile karşılığını ihmal etmek suretiyle zulümde
bulunmaz. Yaptığı her hasenenin karşılığı hem dünyada hem de ahirette kendisine
verilir. Kafir ise, yaptığı hayır sebebiyle dünyada öylesine yedirilir ki,
ahirete varınca, karşılığı verilecek tek hayrı kalmaz." |
| HadisNo |
: |
553 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
İmam Mdlik`e ulaştığına göre, Hz. Ali (ra):
"Karı-kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir
hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin, bunlar düzeltmek isterlerse,
Allah onların aralarım buldurur" (Nisa 35) ayetinde temas edilen iki hakem
hakkında "karı-kocanın ayrılma veya birleşme kararları bu iki hakemin vereceği
hükme kalmıştır" diye beyanda bulunmuştur. |
| HadisNo |
: |
554 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu Hürre
er-Rakkaşi |
| Hadis |
: |
Amcasından (ra) naklen Hz. Peygamber (sav):
"Şerlerinden, serkeşliklerinden yıldığınız kadınlara gelince: Onlara (evvela)
öğüt verin, (vazgeçmezlerse) kendilerini yataklarında yalnız bırakın..." (Nisa,
34) ayeti hakkında şunu söylemiştir: "Kadınların serkeşlik etmelerinden
yılarsanız yatakta onları yalnız bırakın." Hammad merhum, yatakta yalnız
bırakmayı "cinsi teması terketmek" olarak anlamıştır. |
| HadisNo |
: |
555 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
İbnu Avf (ra) bizim için yemek hazırlayarak bizi
davet etti, gittik, yemeği yedik. Arkadan şarap ikram etti, içtik. Bu ziyafet
şarabın haram edilmesinden önce idi. Şarab beni sarhoş etmişti. Namaz vakti
gelince imam olmamı istediler. Namazda Kafirun suresini okudum. Ancak "sizin
taptığınıza ben tapmam" diyecek yerde "biz, sizin taptığınıza taparız" şeklinde
yanlış okudum. Bunun üzerine: "Ey iman edenler! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene
kadar, cünubken -yolcu olan müstesna- gusledene kadar namaza yaklaşmayın..."
ayeti nazil oldu." (Tirmizi hadisin sahih olduğunu belirtir) |
| HadisNo |
: |
556 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Ebu Davud`da şu rivayet de var: Ensardan bir zat
kendisine (Hz. Ali`yi) ve Abdurrahman İbnu Avf`ı yemeğe çağırdı. Rivayet, Hz.
Ali`nin icabet ettiğini, akşam namazında cemaate imamlık yaptığını belirtir ve
hadisi(n devamını yukarıdaki gibi) zikreder. |
| HadisNo |
: |
557 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
Kur`an-ı Kerim`de en çok sevdiğim ayet şudur:
"Allah, kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine
bağışlar..." (Nisa, 48). |
| HadisNo |
: |
558 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ey iman edenler, Allah`a itaat edin, Peygambere ve
sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin" (Nisa 59) ayeti, Abdullah İbnu Huzafe
İbni Kays İbni Adiy es-Sehmi hakkında, Resulullah (sav) onu bir seriyyeye
gönderdiği esnada nazil oldu. |
| HadisNo |
: |
559 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Size ne oluyor da, "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan
bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir
yardımcı lutfet" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah
yolunda savaşmıyorsunuz?" (Nisa 75) ayetiyle ilgili olarak şunu söyledi: "Annem
ve ben burada ifade edilen "zavallılar" arasında idik. |
| HadisNo |
: |
560 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Buhari`nin bir rivayetinde şöyle denmiştir: İbnu
Abbas (ra): "Çaresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve çocuklar
müstesna" (Nisa, 98), ayetini tilavet buyurduktan sonra: "Ben ve annem Allahu
Teala`nın mazur addettiklerindendik, ben çocuklardan, annem kadınlardan mazurdu"
dedi. |
| HadisNo |
: |
561 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Abdurrahman İbnu Avf ve bir kısım arkadaşlar,
Mekke`de Hz. Peygamber (sav)`e gelerek şöyle dediler: "Biz müşrik iken izzet ve
itibarı olan kimselerdik. Müslüman olduktan sonra zelil duruma düştük. (Müsaade
edin müşriklere karşı koyalım). Hz. Peygamber (sav) onlara: "Ben affetmekle
emrolundum. Sakın müşriklerle mücadeleye kalkmayın" dedi. Ancak, Medine`ye
hicretten sonra Cenab-ı Hakk cihad emretti. Bu sefer onlar durakladılar. Bunun
üzerine şu ayet nazil oldu: "Kendilerine: "Elinizi savaştan çekin, namaz kılın,
zekat verin" denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden
bir takımı hemen, insanlardan, Allah`tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar ve
"Rabbimiz! bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar te`hir
edemez miydin?" derler. Ey Muhammed de ki; "Dünya geçimliği azdır, ahiret,
Allah`a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez"
(Nisa, 77). |
| HadisNo |
: |
562 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Harice İbnu
Zeyd |
| Hadis |
: |
Zeyd İbnu Sabit (ra)`i şöyle derken dinledim: "Kim
bir mü`mini kasden öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah
ona gazab etmiş, lanetlemiş ve büyük azab hazırlamıştır" (Nisa, 93) ayeti,
Furkan süresindeki "Onlar, Allah`ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar.
Allah`ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar..." (Furkan 68) ayetinden altı
ay kadar sonra nazil oldu." Nesai merhumun bir rivayetinde şu ziyade mevcuttur:
"Kim bir mü`mini kasden öldürürse cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir"
ayeti indiği zaman (ayette ifade edilen şiddet sebebiyle) çok korktuk. Bunun
üzerine (bize rahatlık getiren) Furkan süresindeki "Onlar, Allah`ın yanında
başka tanrı tutup ona yalvarmazlar, Allah`ın haram kıldığı cana haksız yere
kıymazlar..." ayeti nazil oldu." |
| HadisNo |
: |
563 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Sa`id İbnu
Cübeyr |
| Hadis |
: |
İbnu Abbas (ra)`a: "Bir mü`mini kasden öldürenin
tevbesi makbul olur mu?" diye sordum da bana "Hayır!" diye cevap verdi. Ben de
kendisine, Furkan süresindeki : "Onlar ki Allah`ın yanında başka tanrı tutup ona
yalvarmazlar, Allah`ın haram kıldığı cana kıymazlar... Ancak tevbe eden, inanıp,
yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.
Allah bağışlar ve merhamet eder" (Furkan, 68-70) ayetini okudum. Bana şu cevabı
verdi. "Senin okuduğun ayet Mekke`de nazil olmuştur. Onu Medine`de nazil olan:
"Kim bir mü`mini kasden öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir..."
(Nisa, 93) ayeti neshetmiştir." |
| HadisNo |
: |
564 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Şu ayet; "Onlar Allah`ın yanında başka tanrı tutup
ona yalvarmazlar, Allah`ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar, zina
etmezler. Bunları yapan, günaha girmiş olur. Kıyamet günü azabı kat kat olur,
orada alçaltılarak ebedi kalır" (Furkan 68-69) ayeti Mekke`de nazil olduğu zaman
müşrikler şöyle dediler: "İslamiyet bize ne bahsediyor? (Hep azab vaad etmekte.
Zira) biz Allah`a şirk günahını işledik. Allah`ın haram ettiği cana kıydık,diğer
bir çok kötülüklere bulaştık." Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi:
"Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenler var ya, işte Allah onların
kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder" (Furkan 70).
Bir rivayette şu ziyade var. "Kim İslam`a girer ve onu idrak eder, sonra da
katil olursa onun tevbesi kabul olmaz" |
| HadisNo |
: |
565 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Ebu Davud`dan gelen bir rivayette de şöyle
denmektedir: "Kim kasıtlı olarak bir mü`mini öldürürse, onun günahını hiçbir şey
ortadan kaldırmaz." |
| HadisNo |
: |
566 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Nesai ve Tirmizi`den gelen bir rivayette şöyle
denir: "İbnu Abbas (ra)`a, bir mü`mini kasıtlı olarak öldürüp sonra tevbe edip,
imana giren, güzel ameller işleyen ve hidayete eren bir kimse hakkında soruldu.
Şu cevabı verdi: "Buna nasıl tevbe olur? Ben Hz. Peygamber (sav)`i şöyle
söylerken işittim: "Maktul, avurtları kana bulanmış olan katile asılı olarak
getirilir. Katili şöyle şikayet eder: "Ey Rabbim, buna sor bakalım beni niçin
öldürdü, suçum ne idi?" İbnu Abbas (ra) ilave etti: "Allah`a kasem olsun, Allah
bu hükmü indirdi, fakat neshetmedi." Bu Nesai`nin rivayetidir. |
| HadisNo |
: |
567 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Miclez |
| Hadis |
: |
"Kim bir müzmini kasden öldürürse cezası içinde
ebedi kalacağı cehennemdir" ayeti hakkında şöyle söylemiştir: "Evet, bu cürmün
cezası budur. Ancak, Allah dilerse onun bu cezasını affeder." |
| HadisNo |
: |
568 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Müslümanlardan bir grup, (gazve sırasında) sürüsünü
otlatan bir kimseye rastladılar. Adam, onlara es-selamu aleyküm diyerek (İslami
adaba uygun) selam verdi. Ama onlar adamı yakalayıp öldürdüler ve sürüsüne
elkoydular. Bunun üzerine şu ayet indi: "Ey iman edenler: Allah yolunda cihada
çıktığınız zaman (meselelerin) tam bir açıklanmasını bekleyin. Size (Müslümanca)
selam verene, dünya hayatının (geçici) menfaatini arayarak, "sen mü`min
değilsin" demeyin. İşte Allah`ın katında birçok ganimetler vardır. Evvelce siz
de böyle iken Allah size lütfetti..." (Nisa, 94). İbnu Abbas ayeti okudu ve
ayette geçen ve Nafi` kıraatına göre es-selem olan kelimeyi es-selam olarak
kıraat buyurdu. |
| HadisNo |
: |
569 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Tirmizi`den gelen rivayette şöyle denir: "Benu
Süleym`den bir kimse, Resulullah (sav)`ın ashabından bir gruba uğradı. Adamın
beraberinde sürüsü vardı. Gruba selam verdi. Ancak onlar: "Bu adam kendisini
size karşı emniyete almak için böyle (İslamca) selam verdi. (Bu Müslüman
değildir) dediler ve kalkıp adamı öldürüp sürüsüne el koydular. Sürüyle birlikte
Resulullah (sav)`a geldiler. Ancak haklarında Cenab-ı Hakk vahiy inzal
buyurdu." |
| HadisNo |
: |
570 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Hz. Mikdad (ra)`a: "Bir kimse
içinde yaşadığı kafirlere karşı imanını gizler, (sen karşılaştığın zaman)
imanını açığa vurursa (sakın öldürme. Bu hayatını kurtarmak için mü`minim dedi,
diyerek onu) öldürecek olursan (cinayet işlemiş olursun). Nitekim, Mekke`de
iken, bir zamanlar sen de imanım gizlemiştin" |
| HadisNo |
: |
571 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Mü`minlerden özür sahibi olmaksızın (evlerinde)
oturanlarla Allah yolunda mallarıyla canlarıyla savaşanlar bir olmaz" (Nisa, 95)
ayetini Bedir savaşına katılanlara uygulayarak şöyle demiştir: "Bedir savaşına
gitmeyip (evlerinde) oturanlarla ona katılanlar bir olmaz" (Bu rivayet Buhari`ye
aittir). Tirmizi`nin rivayetinde şu ziyade var: Bedir Gazvesi olduğu zaman
Abdullah İbnu Cahş ve İbnu Ümmi Mektum: "Ey Allah`ın Resulü, biz amayız, bize
bir ruhsat var mı?" dediler. Bunun üzerine şu ayet indi: "İnsanlardan özürsüz
olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler
birbirine eşit değildir. Allah, mal ve canlarıyla cihad edenleri, mertebece,
oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vaadetmiştir, ama Allah,
cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün
kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder." (Nisa, 95-96). |
| HadisNo |
: |
572 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
el-Bera |
| Hadis |
: |
"Mü`zminlerden oturanlarla Allah yolunda mallarıyla
canlarıyla savaşanlar bir olmaz" (Nisa, 95) ayeti nazil olduğu zaman Hz.
Peygamber (sav) Zeyd (ra)`i çağırdı. Zeyd bir kürek kemiği ile, ayeti yazmaya
geldi. Bu sırada İbnu Mektum gözlerinin ama oluşundan yakınıyordu. Bunun üzerine
ayetin devamında özür sahipleri istisna edildi: "Mü`minlerden, özür sahibi
olmaksızın (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallarıyla canlarıyla
savaşanlar bir olmaz." |
| HadisNo |
: |
573 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Muhammed İbnu
Abdirrahman |
| Hadis |
: |
Etbauttabiin`den Muhammed İbnu Abdirrahman
anlatıyor: Abdullah İbnu Zübeyr`in hilafeti sırasında Şamlılara karşı
gönderilmek üzere) Medine halkından askeri bir birlik teşkili kararlaştırıldı.
Birliğe de yazıldım. Bu esnada İbnu Abbas (ra)`ın azadlısı İkrüne ile
karşılaştım, durumu ona anlatmıştım. Bu sefere katılmayı bana şiddetle
yasakladı. Sonra da şunu anlattı: "İbnu Abbas (ra) bana haber verdi ki:
"Müslümanlardan bir grup (Resulullah (sav) devrinde) müşriklerle beraberdi ve
onların sayılarını artırıyorlardı. Müşriklere atılan ok, bazan gelip onlardan
birine isabet edip öldürdüğü oluyordu. Kılıç darbeleriyle hayatlarını
kaybedenler de vardı. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Kendilerine
yazık edenlerin canlarını melekler aldıkları zaman onlara: "Ne yaptınız
bakalım?" deyince, "Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik" diyecekler" melekler de:
"Allah`ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabını verecekler,
onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir" (Nisa,
97). |
| HadisNo |
: |
574 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"...Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta
olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur. Fakat bütün ihtiyat
tedbirlerini alın..." (Nisa, 102) ayeti "Abdurrahman İbnu Avf (ra) hakkında, o
yaralı iken nazil oldu" demiştir. |
| HadisNo |
: |
575 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ya`la İbnu
Ümeyye |
| Hadis |
: |
Ömer İbnu`l-Hattab (ra)`a: Ayet-i kerime`de:
"Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kafirlerin size fenalık yapacağından endişe
ederseniz, namazdan kısaltmanızda üzerinize bir vebal yoktur" (Nisa, 101)
buyuruluyor. Şimdi ise halk emniyet içerisinde, buna rağmen, sefer halinde niye
namaz kasrediliyor (kısaltılıyor)" diye sordum. Bana şu cevabı verdi:"Senin
gibi, ben de aynı şekilde merak ederek bu meselede Resulullah (sav)` sormuştum.
Bana şu açıklamayı yapmıştı: "Namazın kısaltılması, Allah`ın sizlere yaptığı bir
sadakadır. Rabbinizin sadakasını kabul edin." |
| HadisNo |
: |
576 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ümeyye İbnu
Abdillah İbnu Halid |
| Hadis |
: |
Abdullah İbnu Ömer (ra)`e şöyle demiştir: " Cenab-ı
Hakk ayet`i kerimede: "Kafirlerin size fenalık yapacağından endişe ederseniz,
namazdan kısaltmanızda üzerinize bir vebal yoktur" (Nisa, 101) diyerek (savaş ve
korku halinde) kısaltmaya izin verdiği halde, seferde namaz neye dayanılarak
kısaltılır?" İbnu Ömer (ra) şu cevabı verdi: Ey kardeşimoğlu! Bizler hep
dalalette iken Reshulullah (sav) bize geldi ve dinimizi öğretti. Bize
öğrettikleri arasında namazı sefer sırasında iki rekat kılmak da var" Nesai`de
yer alan rivayet [Taksiru`s-Salat Fi`s-Sefer 1 (3, 117)] bu manadadır. Hadisin
lafzen bu şekli Nesai`nin es-Sünenü`l-Kübra`da yer almış olabilir. |
| HadisNo |
: |
577 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Katade
İbnu`n-Nu`man |
| Hadis |
: |
Kendilerine Benu Übeyrik denen bizden bir aile halkı
vardı. Ferdlerinin isimleri Bişr, Büşeyr ve Mübeşşir idi. Büşeyr münafık bir
kimseydi. Şiir düzer, Resulullah (sav)`in ashabını (ra) hicveder, sonra da bu
şiiri bir Arab`a nisbet edip: Falanca şöyle dedi, fişmekanca böyle dedi (diye
onlardan naklederek kendi yazdığı hicviyeleri okurdu). Resulullah (sav)`ın
ashabı bu şiirleri duyunca tanırlar ve: "Allah`a kasem olsun bu şiiri şu habis
heriften başkası söylemez -ravi şüphe ediyor: "şu habis herif" mi derlerdi,
yoksa "şu herif mi derlerdi diye- " onu mutlaka İbnu`l-Übeyrik söyledi"
derlerdi. Bu aile, cahiliye devrinde de İslam döneminde de hep fakir ve ihtiyaç
içinde kaldı. O zaman Medine`de halkın gıdasını hurma ve arpa teşkil ediyordu.
Kişi zenginse, beyaz un tüccarı geldiği vakit, o undan satın alır, böylece
zenginliğini izhar ederdi. Fakirlerin yiyecekleri ise hurma ve arpa idi. Bir
seferinde Şam`dan bir tüccar geldi. Amcam Rifa`a İbnu Zeyd bir yük beyaz un
aldı. Onu meşrübe denen tenezzüh odasına koydu. Meşrübesinde silah, zırh ve
kılınç vardı. Bir gece evine giren hırsızlar meşrübeyi yarıp yiyecek, silah
orada ne varsa alıp götürdüler. Sabah olunca amcam Rifa`a bana uğradı ve: "Ey
yeğenim, geceleyin evime hırsız girmiş, meşrübemizi yardılar, silah, yiyecek ne
varsa götürdüler" dedi. Biz de mahallede bir araştırma yaptık, soruşturduk.
Bize: "Bu gece Benu Ubeyrik`leri gördük, ateş yakıyorlardı. Gördüklerimizin bir
kısmı mutlaka sizin yiyecekleriniz idi" dediler. Biz mahallede soruşturma
yaparken, Benu Übeyrik de: "Allah`a kasem olsun, biz (bu işin faili olarak)
dostunuz Lebid İbnu Sehl`i görüyoruz" dediler. Lebid İbnu Sehl bizden birisiydi,
salih ve Müslüman bir kimseydi. Lebid onların sözünü işitince kılıncını çekti:
"Yani ben mi çaldım? Allah`a yemin olsun ya bu hırsızlığı açıklayacaksınız ya da
bu kılınçla sizi deşeliyeceğim" dedi. Onlar: "Be adam senden bize ne, sen kim,
hırsızlık kim" diye lafi çevirdiler. Mahallede iyice soruşturuyorduk. Sonunda
hırsızlığı bunların yaptığı hususunda şüphemiz kalmadı. Amcam bana: "Ey yeğenim,
Resulullah (sav)`a kadar gidip, durumu anlatmaz mısın?" dedi. Ben de O`na gelip:
"Bizden bir aile zalimlik yaptı, amcam Rifaa`yı hedef kılıp meşrübesini
yardılar, içinde silah, yiyecek ne varsa aşırdılar. Hiç olmazsa silahımızı iade
etsinler, yiyeceğe ihtiyacımız yok, onu istemiyoruz" dedim. Resulullah (sav)
"Ben bunu emredeceğim" dedi. Benü Übeyrik bunu duyunca, Esir İbnu Urve adındaki
adamlarına gelip bu hususta kendisiyle konuştular. Mahalle halkından bir grup bu
meselede ittifak edip: "Ey Allah`ın Resulü, Katade ve amcası bizden salih ve
Müslüman bir aile halkını hedef alıp hiçbir delil ve hüccete dayanmadan iftira
atıp hırsız diyor" dediler. Katade: "Ben de Resulullah (sav)`a gidip kendisiyle
konuştum. Bana: "Müslüman ve salih oldukları söylenen bir aileyi hedef yapıp
delil ve hüccet olmadan hırsızlıkla mı itham ediyorsun?" dedi. Ben de oradan
ayrılıp eve döndüm. "Keşke bir çok malım gitseydi de bu hususta Resulullah
(sav)`a söylememiş olsaydım" diye içten temenni ettim. Derken amcam geldi ve
"Yeğenim ne yaptın?" diye sordu. Resulullah (sav)`a bana söylediklerini
anlattım. Amcam bana: "Allah yardımcımızdır" dedi. Aradan çok geçmeden şu ayet
indi: "(Ey Muhammed!) Doğrusu insanlar arasında Allah`ın sana gösterdiği gibi
hükmedesin diye Kitab`ı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf
(yani Benü Übeyrik tarafında) olma. (Katade`ye söylediğin söz için) Allah`tan
mağfiret dile. Allah bağışlar ve mağfiret eder. Kendilerine hainlik edenlerden
yana uğraşmaya kalkma. Allah hainlikte direnen suçluyu sevmez. Allah`ın razı
olmadığı sözü gece kurarlarken onu insanlardan gizliyorlar da kendileriyle
beraber olan Allah`tan gizlemiyorlar. Allah işlediklerinin hepsini bilmektedir.
İşte siz, dünya hayatında onları müdafaa ediyorsunuz, ama kıyamet günü onları
Allah`a karşı kim müdafaa edecek? Veya onların vekaletini kim üzerine alacak?
Kim kötülük işler, kendine yazık eder de sonra da Allah`tan bağışlanma dilerse
Allah`ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur" (yani "Eğer onlar tevbe ederse
Allah onları bağışlayacaktır"). "Kim günah işlerse bunu ancak kendi aleyhine
yapmış olur. Allah bilendir, Hakimdir. Kim yanılır veya suç işler de sonra onu
bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş
olur" (Lebid`e söyledikleri söz). "Ey Muhammed! (Eğer sana Allah`ın bol nimeti
ve rahmeti olmasaydı onlardan birtakımı seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar
kendilerinden başkasını saptıramazlar. Sana da bir zarar veremezler. Allah sana
Kitap ve hikmet indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah`ın sana olan
nimeti ne büyüktür. Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların
arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının
çoğunda hayır yoktur. Bunları Allah`ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir
vereceğiz" (Nisa, 104-114). Bu ayetler nazil olunca Resulullah (sav)`a silahlar
getirildi. Resulullah (sav) onları Rifaa`ya geri verdi. Katade devamla dedi ki:
"Ben silahı amcama getirip verdim. Amcam cahiliye devrinde yaşlanmış veya
(ravilerden Ebü İsa`nın tereddüdüne göre) gözleri çok zayıf gören bir ihtiyardı.
Bu sebeple ben onun Müslümanlığını biraz karışık görüyordum. Ne var ki silahı
kendisine teslim ettiğim zaman bana: "Ey yeğenim, bunu Allah için bağışladım"
dedi. O zaman anladım ki, imanı sağlammış. Yukandaki ayetler inince Büşeyr,
müşriklere iltihak etti. Gidip Sülafe Bintu Sa`d İbni Sümeyye`ye misafir oldu.
Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Doğru yol kendisine apaçık belli
olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan
kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş
yeridir. Allah kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını
dilediğine bağışlar. Allah`a ortak koşan derin bir sapıklığa sapmış olur."
(Nisa, 115-116). Büşeyr, Sülafe`nin yanına misafir olarak inince, Resulullah
(sav)`ın şairi Hassan İbnu Sabit (ra) kadını taşlayıcı şiirler yazdı. Bunlar
kulağına gelince, Sülafe, Büşeyr`in havıdını başının üzerine koyup götürdü ve
sel yatağına fırlattı. Sonra kendisine şunu söyledi: "Defol! Bana Hassanın
şiirini hediyeden başka bir hayır getirmedin" |
| HadisNo |
: |
578 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
"Kim fenalık yaparsa cezasını görür. Kendisine
Allah`tan başka ne dost ne de yardımcı bulur" (Nisa 123) mealindeki ayet nazil
olduğu zaman, Müslümanları çok ciddi bir kedere sevketti. Bunun üzerine Hz.
Peygamber (sav) şöyle tavsiye etti: "Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya
çalışın. Mü`mine musibet nevinden her ne ulaşır ise günahlarına bir kefaret
olur. Musibet, beklenmedik bir hadise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş
farketmez" (Bu metin Müslim`in metnidir. Tirmizi`nin rivayetinde şu ziyade var:
"Ayet(in hükmü) Müslümanları çok üzdü. Resulullah (sav)`a şikayet ettiler.
Resulullah (sav) şunu söyledi...") |
| HadisNo |
: |
579 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu Bekir
es-Sıddık |
| Hadis |
: |
Ben Resulullah (sav)`ın yanında oturuyor idim. O`na
şu ayet indirildi: "Kim fenalık yaparsa cezasını görür. Kendisine Allah`tan
başka ne dost ne de yardımcı bulur" (Nisa, 123). Resulullah (sav): "Bana inen
bir ayeti sana okutayım mı?"dedi. Ben: "Pek tabii" dedim. Bana onu okuttu. Sanki
belimin ayrıldığını hissettim ve o yüzden gerindim. Resulullah (sav) "Neyin var,
ne oldu Ey Ebu Bekr?" diye sordu. "Annem babam sana feda olsun Ey Allah`ın
Resulü" dedim, "hangimiz kötü amelde bulunmaz ki, demek hepimiz işlediklerimiz
yüzünden cezalandırılacağız ha?" diye üzüntümü ifade ettim. Resulullah (sav) şu
açıklamayı yaptı: "Ey Ebu Bekr, sen ve mü`minler, bunlar sebebiyle dünyada
cezalandırılıyorsunuz. Öyle ki Allah`a kavuştuğunuz zaman sizde günah kalmaz.
Diğerlerine gelince onlarınkiler biriktirilir, kıyamet günü cezaları toptan
verilir." |
| HadisNo |
: |
580 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ali İbnu
Zeyd |
| Hadis |
: |
Annesinden anlatıyor: Annesi Hz. Aişe (ra)`e Cenab-ı
Hakk`ın şu ayetinden: "...İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi
onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar" (Bakara, 284) ve keza: "Kim fenalık
yaparsa cezasını görür" (Nisa 123) ayetinden sordu. Hz. Aişe şu cevabı verdi:
"Benim Resulullah (sav)`tan bu hususta sorduğum günden bu yana kimse meseleyi
bana sormadı. Resulullah (sav) şöyle cevap vermişti: "Bu, Allah`ın hastalık ve
kazadan tut, cebine koyduğu basit bir eşyanın kaybıyla duyduğu üzüntüye
varıncaya kadar maruz kaldığı musibetlerle kulunu (dünyada) cezalandırmasıdır.
Böylece kul, peyderpey günahlarından arınmış olarak çıkar, tıpkı ham altının
körükten saf kızıl çıktığı gibi" |
| HadisNo |
: |
581 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Şevde validemiz (ra) Resulullah (sav)`nın kendisini
boşayacağından korkarak: "Beni boşama, nikahın altında tut, benim sıramı Aişe
alsın" dedi. Resulullah (sav) da öyle yaptı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:
"Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse,
aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlaşmak daha
hayırlıdır..." (Nisa, 128). "Her ne üzerine anlaşılırsa o caizdir" |
| HadisNo |
: |
582 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
Tarık İbnu
Şihab |
| Hadis |
: |
Yahudiler, Hz. Ömer (ra)`e şöyle dediler: "Siz bir
ayet okuyorsunuz ki o, şayet bize inseydi o günü bayram ittihaz eder (her yıl
kutlardık)." Hz. Ömer (ra) diyor ki: "Ben onun indiği anı ve yeri, indiği sırada
Resulullah (sav)`ın bulunduğu noktayı biliyorum: Arafe günü inmişti. O zaman ben
de Arafat`ta idim ve bir cuma günüydü. Kasteddikleri ayet de: "Size bugün
dininizi tamamladık" (Maide, 3) ayeti idi." |
| HadisNo |
: |
583 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Allah ve Peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde
bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el
ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Onlara ahirette büyük azab
vardır. Şu kadar ki, siz kendileri üzerine kadir olmazdan (kendilerini ele
geçirmezden evvel) tevbe eden (muhariblerle yol kesen)ler müstesnadırlar. Bilin
ki Allah, çok affedici ve çok merhamet sahibidir" (Maide 33-34) ayeti müşrikler
hakkında indi. Kendileri mağlub edilmezden önce, kim gelip teslim olursa bu, ona
işlediği suç sebebiyle had cezası uygulamaya mani değildir. |
| HadisNo |
: |
584 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
Bera |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav)`in yanına yürür kömürle
karartılmış ve dayak atılmış bir Yahudi getirdiler. Bunun üzerine Resulullah
(sav) Yahudileri çağırarak: "Kitabınızda zina haddini (cezasını) böyle mi
buluyorsunuz? diye sordu. "Evet" dediler. Sonra Hz. Peygamber (sav) onların
alimlerinden birini çağırdı ve "Musa`ya, Tevrat`ı indiren Allah aşkına
soruyorum, zina edenin haddini kitabınızda böyle mi buluyorsunuz?" dedi. Alim:
"Hayır! Eğer bana böyle yemin vererek sormasa idin sana haber vermezdim. Kitapta
recm buluyoruz. Fakat, zina vakıaları eşrafımız arasında çoğaldı. Artık şerefli
birini bu suçla yakalarsak onu bırakır olduk. Ancak biçare birisini yakalarsak
ona haddi tatbik ediyoruz. Kendi aramızda şöyle dedik: "Gelin aramızda öyle bir
ceza şeklinde anlaşalım ki o, eşraftan olsun, halktan olsun herkese tatbik
edilsin. Sonunda recm yerine suratın kömürle boyanıp dayak atılmasında ittifak
ettik." Bunun üzerine Resulullah (sav), "Allahım, onların öldürdüğü emr-i
şerifini ilk ihya edip dirilten ben olayım" dedi ve had cezasının tatbikini
emretti, zani hemen recmedildi. Bunun üzerine şu ayet indi: "Ey Peygamber!
Kalbleri inanmışken ağızlarıyla "inandık" diyenler, Yahudilerden yalana kulak
verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni
üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de "Böyle bir (fetva) size
verilirse alın, verilmezse kaçının" derler..." (Maide 41). Az sonra Allah Teala
şu ayeti indirdi: "Allah`ınidirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar
kafirlerdir..." "Allah`ın indirdiği ile hükmetmeyenler işte onlar
zalimlerdir..." "..Allah`ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar
fasıklardır!" (Maide 44, 45, 47). Bu ayetlerin hepsi kafirler hakkında nazil
olmuştur. |
| HadisNo |
: |
585 |
|
| |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Kureyza ve en-Nadir, Medine`de yaşayan Yahudilerden
iki kabile idi. Bunlardan en-Nadir kabilesi Kureyza kabilesinden daha şerefli
kabul ediliyordu. Sözgelimi, Kureyza kabilesine mensup birisi, en-Nadir`den
birini öldürecek olsa kısas olarak katil öldürülürdü, ama en-Nadir`den bir kimse
Kureyza`dan birisini öldürecek olsa, yüz vask hurma ile fidye ödenirdi (katil
öldürülmezdi). Resulullah (sav)`ın peygamberliğinden sonra en-Nadir`den birisi
Kureyza`dan bir adam öldürdü. Kureyzalılar: "Katili bize teslim edin, onu
öldüreceğiz" dediler. Öbür taraf "Sizinle bizim aramızda Muhammed hakem olsun"
dediler ve Resulullah (sav)`a geldiler. Bunun üzerine şu ayet indi: "... Eğer
hükmedersen, aralarında adaletle hüküm ver, Allah adil olanları sever" (Maide
43). Adaletle hükümden maksat "cana mukabil can"dı. Daha sonra şu ayet indi:
"Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah`tan
daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Maide, 50) |
| HadisNo |
: |
587 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ebu Davud`un kaydettiği bir diğer rivayette şu
açıklamayı yapar: "Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet yahut onlardan yüz
çevir, yüz çevirirsen sana bir zarar vermezler" (Maide 42) ayeti neshedildi ve
şu emir geldi: "...Allah`ın indirdiği ile aralarına hükmet!..." (Maide 48). Yine
Ebu Davud ve Nesai`de gelmiş olan bir diğer rivayette şöyle denir:
"Benu`n-Nadirliler Kureyza`dan birini öldürecek olsalar diyet olarak normal
bedelin yarısını öderlerdi. Buna mukabil Benu Kureyzalılar Benu`n-Nadir`den
birisini öldürecek olsalar kan bedeli olarak tam diyet öderlerdi. Resulullah
(sav) bu farklılığı kaldırdı ve aralarını eşitledi." |
| HadisNo |
: |
588 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) geceleyin beklenerek korunuyordu.
Ancak: "..Allah seni insanlardan korur" (Maide 67), ayeti inince Resulullah
(sav) başını çadırdan çıkarıp: "Ey insanlar dağılın, artık beni Allah koruyor"
diye seslendi. |
| HadisNo |
: |
589 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Bir adam Resulullah (sav)`a gelerek: "Ben et yediğim
zaman kadınlara karşı zaafım artıyor ve bende şehvet galebe çalıyor. Bu sebeple
et yemeyi nefsime haram ettim" dedi. Bunun üzerine şu ayet indi: "Ey iman
edenler! Allah`ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da
aşmayın. Doğrusu Allah, aşırı gidenleri sevmez. Allah`ın size verdiği rızıktan
temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah`tan sakının" (Maide
87-88). |
| HadisNo |
: |
590 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
"İnananlara ve faydalı iş işleyenlere, -sakınırlar,
inanırlar, faydalı işler işlerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra
isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmış olduklarından dolayı
bir sorumluluk yoktur..." (Maide 93) ayeti indiği zaman Hz. Peygamber (sav) bana
dedi ki: "Bana senin onlardan olduğun söylendi." |
| HadisNo |
: |
591 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
Bera |
| Hadis |
: |
Yine Müslim`in bir başka rivayetinde Bera (ra) şunu
anlatıyor: "Şarap haram edilmezden önce, Ashab (ra)`dan bazıları vefat etmişti.
Şarap haram edilince birçok kimse: "Arkadaşlarımız şarap içerek öldüler, onların
hali ne olacak?" dediler. Bunun üzerine ayet indi: "İnananlara, ve faydalı iş
yapanlara daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur"
(Maide 93) ayeti indi. Tirmizi hadisin sahih olduğunu söyledi. |
| HadisNo |
: |
592 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
Ömer
İbnul-Hattab |
| Hadis |
: |
Ömer: "Allah`ım, şarap hakkında bize tatminkar bir
açıklamada bulun" diye dua etmişti ki Bakara suresinde bulunan şu ayet indi:
"Sana içki ve kumarı sorarlar, de ki: "ikisinde hem büyük günah ve hem insanlara
bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür" (Bakara 219). Bunun
üzerine Ömer (ra) çağırıldı ve ayet kendisine okundu. Ömer yine: "Allah`ım şarap
hakkında bize tatminkar bir açıklamada bulun" dedi. Bir müddet sonra Nisa
süresindeki: "Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilene kadar, cünubken,
-yolcu olan müstesna- gusledene kadar namaza yaklaşmayın..." (Nisa, 43) ayeti
nazil oldu. Ömer (ra) çağırıldı ve ayet kendine okundu. Ömer yine: "Allah`ım
şarap hakkında bize tatminkar bir açıklamada bulun" dedi. Bir müddet sonra,
Maide süresindeki ayet indi: "Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları
şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Şeytan
şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah`ı
anmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?" (Maide
90-91). Ömer yine çağırılıp ayet kendisine okundu. Bu sefer "Evet Rabbimiz
vazgeçtik, vazgeçtik" dedi. Tirmizi hadisin sahih olduğunu söyledi. |
| HadisNo |
: |
593 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav)`e sorular sordular. Soruda
öylesine aşırı gittiler ki, birgün minbere çıkıp (öfkeyle): "Sorun, her sorunuza
cevap vereceğim!" dedi. Cemaat bu sözü işitince, korkuyla başlarını öne eğdiler.
Başlarına mühim bir hadise gelmekte olmasından korktular. Enes (ra) devamla dedi
ki: "Ben sağıma soluma bakmaya başladım. Bir de ne göreyim, herkes elbisesini
başına sarmış ağlıyordu. (Kimseden ses çıkmıyordu). Derken, münakaşa falan
ettiği zaman, babasından başka birisine nisbet edilen bir kimse ilk konuşan
oldu: "Ey Allah`ın Resulü! Babam kimdir?" dedi. Resulullah (sav): "Baban
Hüzafedir" buyurdu. Hz. Ömer (ra) de: "Rabb olarak Allah`tan, din olarak
islam`dan, peygamber olarak da Muhammed`den razıyız. Fitnelerden Allah`a
sığınırız" dedi. Hz. Peygamber (sav) de: "Hayır ve şer her ikisinin de bugünkü
kadar bol indiğini hiç mi hiç görmedim, Bana cennet ve cehennem gözle görülecek
hale getirildi ve onları şu duvarın önünde gördüm" dedi. (Bir rivayette şu
ziyade var: "... Bunun üzerine şu ayet indi: "Ey iman edenler! Size açıklanınca
hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur`an indirilirken onları sorarsanız size
açıklanır, (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir, Allah
bağışlayandır, halimdir. Sizden önce bir millet onları sormuştu. Sonra da onları
inkar etmişlerdi" (Maide 101-102)) |
| HadisNo |
: |
594 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu`l-Müseyyeb |
| Hadis |
: |
Tabiin`den İbnu`l-Müseyyeb anlatıyor: "el-Bahira,
cahiliye Araplarınca, sütü putlara bağışlanan, bu sebeple hiç kimse tarafından
sağılmayan deveye denirdi. Es-Saibe; ilahları için salıverilen, üzerine hiçbir
yük vurulmayan deveye denir. El-Vasile; ilk doğumunu dişi yapıp sonra ikinci
doğumunu da dişi yapan ve araya erkek doğum girmeyen devedir, bu da putlar için
salıverilir, hiçbir şekilde istifade edilmezdi. El-Ham; dölünden muayyen batın
yavruya ulaşılan erkek devedir, bu da putlara adanır, yükte kullanılmazdı."
İbnu`l-müseyyib, Ebu Hüreyre`den şu sözü nakleder: Resulullah (sav) buyurdu ki:
"Amr İbnu Amir el-Huza`i`yi, cehennemde barsaklarını sürürken gördüm. Bu adam,
hayvanları putlara adak olsun diye ilk salıveren (şaibe bırakan) kimse
idi." |
| HadisNo |
: |
595 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Benu Sehm`den bir kişi, Tecimüd`-Dari ve Adiy İbnu
Bedda ile birlikte yola çıktı. Es-Sehmi, hiç Müslüman bulunmayan bir yerde vefat
etti. Terikesini Temin ve Adiyy getirdiler. Ancak (Sehmi`nin yakınları vasiyette
adı geçen) gümüş işlemeli bir kabı (teslim edilen mallar arasında) bulamadılar.
(Şikayet üzerine) Resulullah (sav) bu hususta ikisine (Temin ve Adiyy`e) yemin
ettirdi. Sonra kap Mekke`de bulundu. Kabın yanlarında bulunduğu kişiler: "Biz
bunu Temin ve Adiyy`den aldık" diye yemin ettiler. Sehmi`nin yakınlarından iki
kişi de kalkıp Allah`a yemin ederek: "Bizim şahitliğimiz o ikisinin şehadetinden
daha doğrudur, kap da arkadaşımıza aittir" dediler. İbnu Abbas der ki şu ayet
bunlar hakkında nazil oldu: "Ey iman edenler! Ölüm birinize geldiği zaman
vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi, şayet yoklukta olup başınıza da ölüm
musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, -şüpheleniyorsanız, "Akraba
bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah`ın şahidliğini
gizlemiyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden- sizden
olmayan iki kişiyi şahid tutun. Eğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları
ortaya çıkarsa ölene kadar yakın hak sahibi diğer kişi bunların yerine geçer ve
"bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa
şüphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah`a yemin ederler. Bu, şahitliği
gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul
edilmesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah`tan sakının, dinleyin, Allah
fasık kimselere yol göstermez" (Maide, 106-108) |
| HadisNo |
: |
596 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Maide
Suresi |
| Ravi |
: |
Ammar İbnu
Yasir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: (Kur`an`ı Kerimede
zikri geçen) sofra gökten ekmek ve et olarak indirildi. Bu mucizeye mazhar
olanlara, ihanet etmemeleri ve ertesi gün için, o yiyeceklerden ayırmamaları
emredildi. Ancak onlar bunu dinlemediler, hem ihanet ettiler hem de
yemeklerinden ayırıp ertesi gün için sakladılar. Bunun üzerine ceza olarak
maymun ve hınzır suretine çevrildiler." |
| HadisNo |
: |
597 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
Ebu Cehil mel`un, Hz. Peygamber (sav)`e: "Biz seni
yalanlamıyoruz, biz senin getirdiğin şeriatı tekzib ediyoruz" dedi. Bunun
üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu: "(Ey Muhammed!) Onların
söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz, doğrusu onlar, seni yalancı
saymıyorlar, fakaz zalimler Allah`ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.
Senden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımcımız gelene kadar
yalanlamalarına ve sıkıştırılmalarına katlandılar..." (En`am 32-34). |
| HadisNo |
: |
598 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
Sa`d İbnu Ebi
Vakkas |
| Hadis |
: |
Biz altı kişi Hz. Peygamber (sav) ile birlikte
oturuyorduk. Müşrikler ona: "Şunları huzurundan kov, bizimle sohbete cür`et
etmesinler" dediler.Sa`d devamla diyor ki, orada ben vardım, İbnu Mes`ud, Hüzeyl
kabilesinden bir kişi, Bilal ve ismini hatırlayamadığım iki kişi daha
varlardı.Resulullah (sav)`ın içine Allah`ın dilediği birşeyler düşmüştü. Kendi
kendine içinden mırıldandı. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu:
"Sabah akşam Rabblerinin rızasını isteyerek O`na yalvaranları kovma. Onların
hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk
yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın" (En`am 52) |
| HadisNo |
: |
599 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
Sa`d İbnu Ebi
Vakkas |
| Hadis |
: |
"(Ey Muhammed! De ki: "Üstünüzden ve altınızdan size
azab göndermeye, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya
kadir olan O`dur. Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza
bak" (En`am 65) ayeti hakkında Resulullah (sav)`ın şöyle dediğini rivayet
etmiştir: "Haber verilen bu durum ilerde olacaktır, henüz olmuş
değildir." |
| HadisNo |
: |
600 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
"(Ey Muhammed!) De ki: üstünüzden ve altınızdan size
azab göndermeye kadir olan O`dur..." ayeti indiği esnada Resulullah (sav):
"...üstünüzden" ibaresinden sonra: "Ya Rabbi sana sığınırım" dedi. Ne zaman
ayetin devamı olan: "... Sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını
tattırmaya kadir olan O`dur" kısmı nazil olunca: "Bu iki azab daha hafif,
(telafisi) daha kolay" buyurdu." |
| HadisNo |
: |
601 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
"İman edenler, bununla beraber imanlarına zulüm
bulaştırmayanlar var ya, işte (ancak) onlardır ki korkudan emin olmak hakkı
kendilerinindir. Onlar doğru yolu bulmuş kimselerdir" (En`am, 82) ayeti indiği
zaman, bu ayet Müslümanlara çok ağır geldi ve: "Hangimiz nefsine zulmetmiyor?
(mahvolduk)" dediler. Resulullah (sav): "Hayır, burada kastedilen o değil,
şirktir. Lokmanın oğluna olan şu sözünü işitmediniz mi?: "Oğulcuğum, Allah`a
şirk koşma, zira şirk büyük zulümdür" (Lokman, 13). |
| HadisNo |
: |
602 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Bir grup insan Resulullah (sav)`a gelerek: "Ey
Allah`ın Resulü biz kendi öldürdüğümüzü yiyor, fakat Allah`ın öldürdüğünü
yemiyoruz (bu nasıl iş?)" dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi:
"Allah`ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah`ın adı anılmış olan şeyden
yiyin. Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları
genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu
çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en
iyi bilen Rabbindir. Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar,
kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir. Üzerine Allah`ın adının
anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin. Bunu yapmak Allah`ın yolundan çıkmaktır.
Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar. Eğer onlara
itaat ederseniz, şüphesiz siz müşrik olursunuz" (En`am, 118-122). |
| HadisNo |
: |
603 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Ebu Davud`un bir rivayetinde "...Doğrusu şeytanlar,
sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar..." (En`am, 121) ayetiyle
ilgili olarak, İbnu Abbas şu açıklamayı yapar: Yani "Allah`ın öldürdüğü" diyerek
meyteyi (kesilmeksizin, kendiliğinden ölen hayvanı) kastederek: "Onu niye
yemiyorsunuz? derler." İşte bunun üzerine Cenab-ı Hakk: "Eğer onlara itaat
ederseniz, şüphesiz siz müşrik olursunuz" ayetim indirdi. Bundan sonra da:
"Üzerine Allah`ın adının anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin..." ayeti
indi." |
| HadisNo |
: |
604 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Bir diğer rivayetinde şöyle buyrulur: "Üzerine
Allah`ın ismi zikredilen (hayvan etinden) yiyin" (En`am, 118). "Üzerine Allah`ın
ismi zikredilmeyenden yemeyin" (En`am 121) emri neshedilip, ehl-i kitabın
kestiği, yasaktan istisna edilerek şöyle dendi: "...Kitap verilenlerin yemeği
size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir..." (Maide, 5) |
| HadisNo |
: |
605 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Cenab-ı Hakk`ın "Üzerine Allah`ın isminin
zikredilmediği (kesilmiş hayvan eti)nden yemeyin" ayeti ile ilgili olarak şu
açıklamayı yapmaktadır: "Müşrikler, bu meselede müminlerle ihtilaf ederek
(alayvari) şöyle dediler: "Allah`ın kestiğini yemiyorsunuz, fakat kendi
kestiğinizi yiyorsunuz." |
| HadisNo |
: |
606 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Arab`ın (cahiliye devrindeki) cehaletini öğrenmek
seni memnun ederse En`am suresinin 130. ayetten sonra gelen şu ayetini oku:
"Beyinsizlikleri yüzünden, körü körüne çocuklarını öldürenler ve Allah`ın
kendilerine verdiği nimetleri -Allah`a iftira ederek- haram sayanlar
mahvolmuşlardır; onlar sapıtmışlardır, zaten doğru yolda da değillerdi" (En`am
140). |
| HadisNo |
: |
607 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Kim üzerinde Muhammed (sav)`ın mührü bulunan
sahifeyi görmek isterse şu ayetleri okusun: "De ki: "Gelin size Rabbinizin haram
kıldığı şeyleri söyleyeyim, O`na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik
yapın. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin ve onların rızkını
veren biziz- Gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın, Allah`ın haram kıldığı cana
haksız yere kıymayın. Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır. Yetim
malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü
ve tartıyı doğru yapın. Biz kimseye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz.
Konuştuğunuz vakit -akraba bile olsa- sözünüzde adil olun. Allah`ın ahdini
yerine getirin. Allah size bunları öğüt alınanız için buyurmaktadır" (En`am
151-153) |
| HadisNo |
: |
608 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyametin üç
alameti vardır, onlar zuhur edince, "daha önce inanmamış olanların artık
inanmaları da onlara fayda vermez" (En`am, 158) Güneşin battığı yerden doğmasi,
Deccal, Dabbetu`l-arz" |
| HadisNo |
: |
609 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
En`am
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Sa`id |
| Hadis |
: |
"Onlar kendilerine... Rable rinden birtakım
delillerin gelmesini mi bekliyorlar. Rabbinin birtakım mucizeleri geldiği gün,
bir kimse daha önce inanmamışsa veya imanıyla bir iyilik kazanmamışsa imanı ona
fayda vermez." (En`am 158) ayetinde geçen "Rabblerinden birtakım deliller" ile
"güneşin battığı yerden doğması" kastedilmiştir. |
| HadisNo |
: |
610 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
A`raf
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
(Cahiliye devrinde) kadın, Kabe-i Muazzama`yı çıplak
olarak tavaf eder ve şöyle derdi: "Bana kim ödünç bir tavaf elbisesi verecek?"
Elbiseyi fercinin üzerine kor: "Bugün bir kısmı veya tamamı görülür ama, ondan
açılanı helal etmem" derdi. Bu tatbikatla ilgili olarak şu ayet indi: "Ey
Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyerek gidin, yiyin, için fakat
israf etmeyin. Çünkü Allah müsrifleri sevmez" (A`raf, 31). |
| HadisNo |
: |
611 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
A`raf
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) şu ayeti okudu: "Rabbi dağa tecelli
edince onu yerle bir etti" (A`raf 143) -hadisi rivayet eden Hammad şöyle der:
Hammad`dan rivayeti yapan Süleyman b. Harb merhum- (tecellinin hafifliğini
göstermek için) baş parmağının yanıyla sağ parmağının ucuna değdirerek gösterir.
(Ve ayetin kıraati bitince Resulullah) ilave eder: "Dağ, çığlık attı ve Musa
baygın düştü" |
| HadisNo |
: |
612 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
A`raf
Suresi |
| Ravi |
: |
Müslim İbnu
Yesar el-Cüheni |
| Hadis |
: |
Hz. Ömer (ra)`den: "Rabbim Beni Ademden, bellerinden
zürriyetlerini alıp da onları nefislerine karşı şahid tutarak: "Rabbiniz değil
miyim?" diye işhad ettiği vakit bela (evet) dediler: Şahidiz. "Kıyamet günü
bizim bundan haberimiz yoktu" demeyesiniz. Yahud: "Ancak önceden atalarımız şirk
koştular, biz ise onlardan sonra bir zürriyet idik, şimdi o batılı te`sis
edenlerin yaptıklarıyla bizi helak mı edeceksin?" demeyesiniz" (A`raf 172-173)
ayetinden soruldu. Hz. Ömer (ra) şu cevabı verdi: "Bu ayetten Resulullah (sav)`a
da sorulmuştu. O şöyle açıkladı: "Allah Teala hazretleri, Hz. Adem`i yarattı
sonra sağ eliyle meshedip ondan bir zürriyet çıkardı ve: "Bunlar cennet içindir,
bunlar cennet ehlinin ameliyle amel ederler" dedi. Rabb Teala, ikinci defa
sırtını okşadı, ondan bir nesil daha çıkardı ve: "Bunları da cehennem için
yarattım, bunlar da cehennem ehlinin amelini işleyecekler" dedi. Cemaatten bir
adam: "Ey Alla`ın Resulü! (kaderimiz ezelden yazılmış ise) niye amel ediyoruz?
diye sordu. Resulullah (sav) şu açıklamayı yaptı: "Allah bir kişiyi cennet ehli
olarak yaratmışsa onu cennet ehlinin amelinde çalıştırır. Öyle ki cennetliklerin
bir ameli üzere ölür ve Allah da onu cennetine kor. Aksine bir kulu da cehennem
ehli olarak yaratmışsa, onu da cehennemliklerin amelinde istimal eder. Öyle ki
bu da cehennemliklerin bir ameli üzere ölür, Allah da onu cehenneme
koyar." |
| HadisNo |
: |
613 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
A`raf
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulüllah (sav) buyurdular ki: "Allahu Zül-Celal
hazretleri Adem (a.s.)`ı yarattığı zaman sırtını meshetti. Bunun üzerine
kıyamete kadar onun neslinden yaratacağı insanlardan herbirinin iki gözü arasına
nurdan bir parlaklık koydu. Sonra hepsini Adem (a.s.)`e arzetti. Adem (a.s.):
"Ey Rabbim bunlar da kim?" diye sordu. "Bunlar senin zürriyetindir" dedi.
Onlardan bir tanesi dikkatini çekti, gözlerinin arasındaki parlaklık çok hoşuna
gitmişti. "Ey Rabbim şu da kim?" diye sordu. "Davud" deyince. "Pekala ne kadar
ömür verdin?" diye sordu. "Altmış yıl" dedi. Adem: "Ey Rabbim, ona benim
ömrümden kırk yıl ilave et!" dedi. Resulullah (sav) buyurdular ki: Hz. Adem`in
yaşı kırk yıl eksik olarak kesinleşince hemen ölüm meleği geldi. Adem (a.s.)
ona: "Yani benim ömrümden kırk yıl daha geride kalmadı mı?" dedi. Melek: "İyi
ama", dedi, sen onu oğlun Davud`a vermedin mi?" Adem inkar etti, zürriyeti de
inkar etti. Adem unuttu ve meyveden yedi. Zürriyeti de unuttu. Adem hata işledi,
zürriyeti de hata işledi." (Tirmizi hadisin sahih olduğunu söyledi) |
| HadisNo |
: |
614 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
A`raf
Suresi |
| Ravi |
: |
Semüre İbnu
Cündeb |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Havva (a.s.) hamile
kaldığı zaman iblis Havva`nın yanına geldi. (Bu sırada) Havva`nın çocuğu
yaşamıyor hep ölüyordu. İblis: "Çocuğa Abdü`l-Haris adını ver, çünkü o yaşıyor"
dedi. Havva bu ismi verdi, çocuk da yaşadı. Ancak bu durum şeytanın bir telkini
ve emri idi." |
| HadisNo |
: |
615 |
|
| |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
A`raf
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Buhari ve Ebu Davud`un diğer bir rivayetinde şöyle
denir: "Allah, Peygamberine (sav) halkın ahlakından, affetmeyi, benimseyip
almasını emretti." (Açıklaması için önceki hadise bakılabilir) |
| HadisNo |
: |
617 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
Mus`ab İbnu
Sa`d |
| Hadis |
: |
Babasından (ra) naklettiğine göre, babası şöyle
demiştir: "Bedir Savaşı sırasında bir kılıçla geldim ve: Ey Allah`ın Resulü,
Allah kalbimi müşriklerden kurtardı, bu kılıcı bana bağışla" dedim. Bana: "Bu
mal ne senin, ne de benim" diye cevap verdi. Ben (içimden): ""Bu kılıç, savaş
sırasında benim kadar ciddi hizmette bulunmayan birine verilebilir" diyerek
ayrıldım. Sonra Resulullah (sav) benim yanıma geldi ve: "Sen, kılıç benim
değilken onu benden istemiştin. Şimdi ise artık benim oldu, al, bu senin olsun!"
dedi." Şu ayet inmişti: "Ey Muhammed! Sana ganimetlere dair soru sorarlar, de
ki: "Ganimetler Allah`ın ve Peygamberindir, inanıyorsanız Allah`tan sakının..."
(Enfal, 1) |
| HadisNo |
: |
619 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Said |
| Hadis |
: |
"Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek veya bir
başka topluluğa katılmak maksadı dışında, savaş günü arkasını düşmana dönen
kimse Allah`tan bir gazaba uğramış olur. Onun varacağı yer cehennemdir. Ne kötü
bir dönüştür!" (Enfal, 16) ayeti Bedir günü indi. |
| HadisNo |
: |
620 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Ebu Cehl (birgün) şöye dedi: "Allah`ımız, eğer bu
Kitap, gerçekten senin katından ise, bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir
azab ver" (Enfal, 32) diye dua etmişti. Şu ayet indi: "Sen içlerinde iken Allah
onlara azab etmez. Onlar bağışlanma dilerken de elbette Allah azab edecek
değildir" (Enfal, 33) Müşrikler mü`minleri Mekke`den çıkardıkları zaman da şu
ayet indi: "Yoksa Mecsid-i Haram`a girmekten men ederlerken Allah onlara niçin
azab etmesin?" (Enfal, 34). |
| HadisNo |
: |
622 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
Ukbe İbni
Amir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) minberde iken dinledim, şu ayeti
okudu: "Ey iman edenler! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar -Allah`ın düşmanı
ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah`ın bilip sizin
bilmediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın..." (Enfal,
60). Ayette geçen "kuvvet"i "Bilesiniz, kuvvet "atmak"tır" diye açıkladı ve bunu
üç kere tekrar etti." |
| HadisNo |
: |
623 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
Ukbe İbni
Amir |
| Hadis |
: |
Müslim ve Tirmizi`de şu ziyade vardır: "...
Haberiniz olsun! Allah, arzı fethetmenizi müyesser kılacak, ihtiyaçlarınız
(Allah tarafından) karşılanacaktır. Sizden kimse oklarıyla oynamaktan sakın geri
kalmasın." |
| HadisNo |
: |
624 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ey Peygamber! Mü`minleri savaşa teşvik et. Sizin
sabırlı yirmi kişiniz onlardan iki yüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar
edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur" (Enfal, 65)
ayeti inince bir kişinin on kişinin önünden kaçmaması, yirmi kişinin de iki yüz
kişinin önünden kaçmaması farz kılındı. Sonra da şu ayet indi: "Şimdi Allah
yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz
kişiniz, onlardan iki yüz kişiyi yener. Sizin bin kişiniz, Allah`ın izniyle, iki
bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir." (Enfal, 66). Böylece yüz
kişinin, iki yüz kişinin önünden kaçmaması farz kılındı. |
| HadisNo |
: |
625 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Bir rivayette de şöyle denir: "... Sizin sabırlı
yirmi kişiniz, onlardan iki bin kişiyi yener" ayeti nazil olunca bu,
Müslümanlara ağır geldi ve şu ayet indi: "Şimdi Allah yükünüzü hafifletti. Zira
içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan iki yüz
kişiyi yener. Sizin bin kişiniz, Allah`ın izniyle onlardan iki bin kişiyi
yener.." (Enfal, 66). Allah onlardan miktarı hafiflettikçe, Müslümanların sabrı
da -azaltılan miktar nisbetinde- eksildi." |
| HadisNo |
: |
626 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ganimetler sizden
önce hiçbir başı siyaha (yani ademoğluna) helal kılınmadı. Ganimet alındığı
zaman gökten inen bir ateş onu yakardı. -Ravi Süleyman el-A`meş der ki: "(Başı
siyah tabirini) şimdilerde Ebü Hüreyre`den başka kullanan birini göremiyorum-
Bedir savaşı sırasında henüz helal edilmezden önce, Müslümanlar ganimetleri
aldılar. Bunun üzerine Cenab-ı Hak şu ayeti indirdi: "Daha önceden Allah`tan
verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab
erişirdi..." (Enfal, 68). |
| HadisNo |
: |
627 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
Ömer |
| Hadis |
: |
Bedir savaşında Hz. Peygamber (sav) (esirlerin
serbest bırakılmaları mukabilinde) fiyde-i necat alınca Cenab-ı Hakk şu ayeti
indirdi: "Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir
peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz. Oysa Allah ahireti
kazanmanızı ister. Allah güçlüdür, hakimdir. Daha önceden Allah`tan verilmiş bir
hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab erişirdi. Elde
ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin..." (Enfal 67-69). Ganimetler
sonradan helal kılındı. |
| HadisNo |
: |
628 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Enfal
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Şu iki ayet hakkında aşağıdaki açıklamayı yapmıştır:
"Doğrusu inanıp hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad
edenler ve Muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte bunlar
birbirlerinin dostudurlar" ve "İnanıp hicret etmeyenlerle, -hicret edene kadar-
sizin dostluğunuz yoktur. Fakat din uğrunda yardım isterlerse, aranızda anlaşma
olmayan topluluktan başkasına karşı onlara yardım etmeniz gerekir. Allah
işlediklerinizi görür. İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz
aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar,
inanıp hicret eden, Allah yolunda savaşanlar ve Muhacirleri barındırıp, onlara
yardım edenler, işte onlar gerçekten inanmış olanlardır. Onlara mağfiret ve
cömertçe verilmiş rızıklar vardır. Sonra inanıp hicret eden ve sizinle birlikte
savaşanlar, işte onlar sizdendir." Bedeviler muhacire varis olmazdı, muhacir de
ona varis olmazdı. Bu durum nesh edildi. Ayet şöyle buyurdu: "Birbirinin
mirascısı olan akraba Allah`ın kitabına göre birbirine daha yakındır. Doğrusu
Allah her şeyi bilir." (Enfal, 22-25) |
| HadisNo |
: |
629 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Beraet (Tevbe)
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Hz. Osman (ra)`a dedim ki: "Siz niçin, mesani
grubuna giren Enfal suresini miün grubuna giren Beraet suresine yaklaştırdınız
ve aralarına da besmeleyi yazmadınız?" Hz. Osman (ra) şu cevabı verdi:
"Resulullah (sav)`a vahiy sırasında, bir çok süre birlikte gelirdi. Bu durumda
herhangi bir vahiy geldi mi, vahiy katiblerini çağırır, onlara: "Şu ayetleri, şu
şu meselelerin zikedildiği sureye koyun" diye irşad ederdi. Bir ayet geldiği
zaman da "Bu ayeti içinde şu şu şeylerin zikredildiği sureye koyun" derdi. Enfal
suresi, Medine`de ilk nazil olanlardandı. Beraet suresi ise, iniş itibariyle
Kur`an`ın sonuncusu idi. Bunun kıssası da Enfal`in kıssasına benzemekte idi. Bu
sebeple Beraet`i öbüründen zannettim. Resulullah (sav) bu surenin öncekinden
olduğunu belirtmeden vefat etti. Bu sebeple ben bunların arasını yakın tuttum ve
ikisinin arasına bismillahirrahmanirrahim satırını koymadım. Böylece onu yedi
uzunların (Seb`u`t-Tıval) arasına koydum." (Ebu Davud`un rivayetinde "Beraet`i
öbüründen zannettim" cümlesi yoktur) |
| HadisNo |
: |
630 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Beraet (Tevbe)
Suresi |
| Ravi |
: |
Said İbnu
Cübeyr |
| Hadis |
: |
İbnu Abbas (ra)`a sordum: Tevbe süresi nedir? Şu
cevabı verdi: Tevbe mi? bilakis o fazihadır (İslam`ın düşmanlarını rezil
etmektedir). Onlardan bir kısmı şöyledir... diyerek o kadar çok saymıştır ki,
halk "Bizden kimseyi bırakmıyacak, herkesi zikredecek" zannına kapıldılar. Ben
tekrar sordum: Ya Enfal süresi? Bu, dedi. Bedir Savaşı hakkında nazil oldu. Ben
tekrar sordum: Pekala Haşr süresi? O da, dedi, Benu`n-Nadir Yahudileri hakkında
nazil oldu." |
| HadisNo |
: |
631 |
|
| |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Beraet (Tevbe)
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Hz. Ebu Bekir (ra), Resulullah (sav) tarafından Veda
haccından önceki hacc mevsiminde hacc emiri olarak tayin edildiği hacda, "Bu
yıldan sonra müşriklere haccetmek yasaktır", "Çıplak olarak Beytullah tavaf
edilemez" diye ilan etmek üzere vazifelendirdiği bir gruba beni de gönderdi.
Ancak, bilahare Hz. Peygamber (sav), Hz. Ebu Bekir (ra)`in arkasından Hz. Ali`yi
gönderdi ve Beraet süresini halka ilan etmeyi ona emretti. Hz. Ali (ra) bizimle
birlikte Mina`da halka, Beraet`i ilan etti: "Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hacc
yapamıyacak ve çıplak olarak Beytullah tavaf edilmeyecek." |
| HadisNo |
: |
634 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Beraet (Tevbe)
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Bir başka rivayette, aynı hadise şöyle gelmiştir:
"Haccu`l-Ekber günü, kurban bayramı günüdür. el-Haccu`l-Ekber de haccdır. Hacca
"el-Haccu`l-Ekber" denilmesi, halkın ümreye "el-Haccul-Asgar" demesinden ileri
gelmiştir." Ebu Hureyre devamla diyor ki: "O yıl, Hz. Ebu Bekir (ra) bu tebliği
halka duyurdu. Bunun üzerine ertesi yıl yani Hz. Peygamber (sav)`ın bizzat
katılarak Veda haccını yaptığı zaman, tek müşrik hacca katılmadı. Hz. Ebü
Bekir`in müşriklere ilanda bulunduğu sene Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Ey
iman edenler! Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıldan sonra
Mescid-i Haram`a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki, Allah
dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Allah şüphesiz bilendir,
hakimdir" (Tevbe 28). Müşrikler ticaret yapıyorlar, Müslümanlar da bundan
faydalanıyorlardı. Allahu Teala müşriklerin Mescid-i Haram`a yaklaşmalarını
yasaklayınca, Müslümanlar müşriklerin yaptıkları ticaretin kesilmesiyle ondan
elde ettikleri menfaatin kesileceği endişesine düştüler. Bunun üzerine Cenab-ı
Hakk şu vahyi indirdi: "Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki, Allah dilerse
sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir."Sonra bunu takip eden ayette Cenab-ı
Hakk cizyeyi helal kıldı. Bu daha önce alınmıyordu. Bunu, müşriklerin
ticaretiyle elde edilen menfaate bir karşılık (ivaz) yaptı. Cenab-ı hakk şöyle
buyurdu: "Kitap verilenlerden, Allah`a, ahiret gününe inanmayan, Allah`ın ve
Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle,
boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın" (Tevbe, 29). Allah
Müslümanlara bunu helal kılınca, anladılar ki, Allah kendilerine, müşriklerle
olan ticaretin kesilmesi sebebiyle kaybından korkup üzüldükleri menfaatten daha
fazlasını vermektedir" |
| HadisNo |
: |
635 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Beraet (Tevbe)
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Nesai`den gelen bir diğer rivayet şöyledir: Ebu
Hüreyre (ra) dedi ki: "Resulullah (sav) Ali İbnu Ebi Talib (ra)`i Beraet
suresiye birlikte Mekke ahalisine gönderdiği zaman onunla beraber ben de geldim.
Kendisine "Ne ilan ediyordunuz?" diye soruldu. Şu cevabı verdi: "Biz şunları
ilan ediyorduk: 1- Kabe`ye ancak mü`minler girer. 2- Beytullah çıplak tavaf
edilemez. 3- Kimin Resulullah (sav)`la bir anlaşması varsa bunun müddeti dört
ayın hitamıdır. Dört ay geçtikten sonra Allah ve Resulü müşriklerden beridir. 4-
Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek. Ben bunları böyle (yüksek sesle ve
tekrarla) bağırarak söylüyorum ki O gün sesim kısıldı." |
| HadisNo |
: |
636 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder