| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Rüya Ve Rüya
Adabına Dair |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Zaman yaklaşınca,
mü`minin rüyası, neredeyse yalan söylemeyecek. Esasen mü`minin rüyası,
peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür." Buhari`nin rivayetinde şu ziyade
var: "Peygamberlikten cüz olan şey yalan olamaz." |
| HadisNo |
: |
957 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Rüya Ve Rüya
Adabına Dair |
| Ravi |
: |
Ebu
Katade |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`ın şöyle söylediğini işitmiştir:
"Rüya Allah`tan dır. Hulm (sıkıntılı rüya) şeytandandır. Öyle ise, sizden biri,
hoşuna gitmeyen kötü bir rüya (hulm) görecek olursa sol tarafına tükürsün ve
ondan Allah`a istiaze etsin (sığınsın). (Böyle yaparsa şeytan) kendisine asla
zarar edemiyecektir." |
| HadisNo |
: |
958 |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Rüya Ve Rüya
Adabına Dair |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) şöyle demişti: "Benden sonra,
peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır!" Yanındakiler sordu:
"Mübeşşirat da nedir?" "Salih rüyadır!" diye cevap verdi." Muvatta`nın
rivayetinde şu ziyade var: "Salih rüyayı salih kişi görür veya ona
gösterilir." |
| HadisNo |
: |
963 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Semüre İbnu
Cündeb |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) sık sık: "Sizden bir rüya gören yok
mu?" diye sorardı. Görenler de, O`na Allah`ın dilediği kadar anlatırlardı. Bir
sabah bize yine sordu: "Sizden bir rüya gören yok mu?" Kendisine: "Bizden kimse
bir şey görmedi!" dediler. Bunun üzerine: "Ama ben gördüm" dedi ve anlattı: "Bu
gece bana iki kişi geldi. Beni alıp haydi yürü! dediler. Yürüdüm. Yatan bir
adamın yanma geldik. Yanında biri, elinde bir kaya olduğu halde başucunda
duruyordu. Bazan bu kayayı başına indirip onunla başını yarıyordu, taş da sağa
sola yuvarlanıp gidiyordu. Adam taşı takip ediyor ve tekrar alıyordu. Ama, başı
eskisi gibi iyileşinceye kadar vurmuyordu, iyileştikten sonra tekrar indiriyor,
önceki yaptıklarını aynen yeniliyordu. Beni getirenlere: "Sübhanallah! nedir bu?
dedim. Dinlemeyip: "Yürü! Yürü!" dediler. Yürüdük, sırtüstü uzanmış birinin
yanına geldik. Bunun da yanında, elinde demir kancalar bulunan biri duruyordu.
Adamın bir yüzüne gelip, çengeli takıp yüzünün yarısını ensesine kadar
soyuyordu. Burnu, gözü enseye kadar soyuluyordu. Sonra öbür tarafına geçip, aynı
şekilde diğer yüzünün derisini de ensesine kadar soyuyordu. Bu da, yüz derileri
iyileşip eskisi gibi sıhhate kavuşuncaya kadar bekliyor, sonra tekrar önce
yaptıklarını yapmaya başlıyordu. Ben burada da: "Sübhanallah, nedir bu?" dedim.
Cevap vermeyip: "Yürü! Yürü!" dediler. Beraberce yürüdük. Fırın gibi bir yere
geldik, içinden birtakım gürültüler, sesler geliyordu. Gördük ki, içinde bir
kısım çıplak kadınlar ve erkekler var. Aşağı taraflarından bir alev yükselip
onları yalıyordu. Bu alev onlara ulaşınca çığlık koparıyorlardı. Ben yine
dayanamayıp: "Bunlar kimdir?" diye sordum. Bana cevap vermeyip: "Yürü! Yürü!"
dediler. Beraberce yürüdük. Kan gibi kırmızı bir nehir kenarına geldik. Nehirde
yüzen bir adam vardı. Nehir kenarında da yanında bir çok taş bulunan bir adam
duruyordu. Adam bir müddet yüzüp kıyıya doğru yanaşınca yanında taşlar bulunan
kıyıdaki adam geliyor, öbürü ağzını açıyor bu da ona bir taş atıp kovalıyordu.
Adam bir müddet yüzdükten sonra geri dönüp adama doğru yine yaklaşıyordu. Her
dönüşünde ağzını açıyor, kıyıdaki de ona bir taş atıyordu. Ben yine dayanamayıp:
"Bu nedir?" diye sordum. Cevap vermeyip yine: "Yürü! Yürü!" dediler. Beraberce
yürüdük. Çok çirkin görünüşlü bir adamın yanına geldik. Böylesi çirkin kimseyi
gormemişsindir. Bunun yanında bir ateş vardı. Adam ateşi tutuşturup etrafında
dönüyordu. Ben yine: "Bu nedir?" diye sordum. Cevap vermeyip: "Yürü! Yürü!"
dediler. Beraberce yürüdük, iri iri ağaçları olan bir bahçeye geldik. İçerisinde
her çeşit bahar çiçekleri vardı. Bu bahçenin içinde çok uzun boylu bir adam
vardı. Semaya yükselen başını neredeyse göremiyordum. Etrafında çok sayıda
çocuklar vardı. Ben yine: "Bunlar kimdir?" dedim. Cevap vermeyip: "Yürü! Yürü!"
dediler. Beraberce yürüdük. Ulu bir ağacın yanına geldik. Ne bundan daha büyük,
ne de daha güzel bir ağaç hiç görmedim. Arkadaşlarım: "Ağaca çık!" dediler.
Beraberce çıkmaya başladık. Altun ve gümüş tuğlalarla yapılmış bir şehre doğru
yükselmeye başladık. Derken şehrin kapısına geldik, Kapıyı çalıp açmalarını
istedik. Açtılar ve beraberce girdik. Bizi bir kısım insanlar karşıladı. Bunlar
yaratılışça bir yarısı çok güzel, diğer yarısı da çok çirkin kimselerdir. Sanki
böylesine güzellik, böylesine çirkinlik görmemişsindir. Arkadaşlarım onlara:
"Gidin şu nehire banın!" dediler. Meğerse orada açıkta bir nehir varmış. Suyu
sanki safi süttü, bembeyaz.,. Gidip içine banıp çıktılar. Çirkinlikleri tamamen
gitmiş olarak geri geldiler. İki tarafları da en güzel şekli almıştı. Beni
dolaştıran arkadaşlarım açıkladılar: "Bu gördüğün Adn cennetidir. Şu da metin
makamındır. Gözümü çevirip baktım. Bu bir saraydı, tıpkı beyaz bir bulut gibi.
"Beni gezdirin, içine bir gireyim!" dedim. "Şimdilik hayır! Amma mutlaka
gireceksin," dediler. Ben: "Geceden beri acaip şeyler gördüm, neydi bunlar?"
diye sordum. "Sana anlatacağız," dediler ve anlattılar: "Taşla başı yarılan, o
ilk gördüğün adam, Kur`an`ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan
kimsedir. Ensesine kadar yüzünün derileri, burnu, gözü soyulan adam, evinden
çıkıp yalanlar uydurup, etrafa yalan saçan kimsedir. Fırın gibi bir binanın
içinde gördüğün kadınlı erkekli çıplak kimseler, zina yapan erkek ve
kadınlardır. Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan adam faiz yiyen adamdır.
Ateşin yanında durup onu yakan ve etrafında dönen pis manzaralı adam,
cehennemin, ateşin bekçisidir. Bahçede gördüğün uzun boylu adam İbrahim
(a.s)`di. Onun etrafındaki çocuklar ise, fıtrat üzere (buluğa ermeden) ölen
çocuklardır." Cemaatten biri hemen atılarak: "Ey Allah`ın Resulü! Müşrik
çocukları da mı?" diye sordu. Resulullah (sav) "Evet," dedi, "müşrik çocukları
da." ve anlatmaya devam etti: "Yarısı güzel yarısı çirkin yaratılışlı olan
adamlara gelince, bunlar iyi amellerle kötü amelleri birbirine karıştırıp her
ikisini de yapan kimselerdir. Allah onları affetmiştir." |
| HadisNo |
: |
964 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Biz öne geçen
sonuncularız. Ben uyurken bana arzın hazineleri getirildi. Elime altından iki
bilezik kondu. Bunlar benim nazarımda büyüdüler ve beni kederlendirdiler. Bana:
"Bunlara üfle" diye vahyedildi. Ben de üfledim, derken uçup gittiler. Ben
bunları, çıkacak olan ve aralarında bulunduğum iki yalancı olarak te`vü ettim:
Birisi San`a`nın lideri , diğeri de Yemame`nin lideridir." |
| HadisNo |
: |
965 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Ebu
Musa |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Rüyamda kendimi
Mekke`den, hurma ağaçları bulunan bir beldeye hicret ediyorum gördüm. Ben bunu,
hicretimin Yemame`ye veya Hacer`e olacağı şeklinde tahmin etmiştim, meğer Yesrib
şehrine imiş. Bu rüyamda kendimi bir kılıncı sallıyor gördüm, kılıncın başı
kopmuştu. Bu, Uhud Savaşında mü`minlerin maruz kaldıkları musibete delalet
ediyormuş. Sonra kılıncımı tekrar salladım. Bu sefer, eskisinden daha iyi bir
hal aldı. Bu da, Cenab-ı Hakk`ın fetih ve Müslümanların biraraya gelmeleri
nevinden lütfettiği nimetlerine delalet etti. O aynı rüyamda sığırlar ve
Allah`ın (verdiği başka) hayrını gördüm. Sığırlar Uhud gününde mü`minlerden bir
cemaate çıktı, (gördüğüm başka) hayır da Allah`ın Bedir`den sonra (nasib ettiği
fetihlerin) hayrı ve bize Rabbimizin lütfettiği (Bedru`l-Mev`id) sıdkının sevabı
olarak çıktı." |
| HadisNo |
: |
966 |
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav)`in şöyle söylediğini işittim:
Ben bu gece, rü`yamda, kendimi Ukbe İbnu Rafi`in evinde imişim gördüm. Orada
bana İbnu Tab denen cinsten taze hurma getirildi. Ben bu rüyayı şöyle te`vil
ettim: "Yükselme dünyada bizimdir, ahirette de hayırlı akibet bizimdir, dinimiz
de tamamlanmıştır." |
| HadisNo |
: |
967 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) şöyle demişti: "Ben (rüyamda),
saçları karma karışık siyah bir kadının Medine`den çıkıp Mehyea`ya indiğim
gördüm. Burası Cuhfe`dir. Ben bunu, Medine`deki vebanın oraya nakledilmesine
yordum." |
| HadisNo |
: |
968 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`ın zamanında kişi, bir rüya görecek
olsa onu aleyhissalatu vesselam efendimize anlatırdı. O sıralarda ben genç,
bekar bir delikanlıydım, mescidde yatıp kalkıyordum. Bir gün rüyamda, iki
meleğin beni yakalayıp cehennemin kenarına kadar getirdiklerini gördüm. Cehennem
kuyu çemberi gibi çemberlenmişti. Keza (kova takılan) kuyu direği gibi iki de
direği vardı. Cehennemde bazı insanlar vardı ki onları tanıdım. Hemen istiazeye
başlayıp üç kere: "Ateşten Allah`a sığınırım" dedim. Derken beni getiren iki
meleği üçüncü bir melek karşılayıp, bana: "Niye korkuyorsun? (korkma)" dedi. Ben
bu rüyayı kızkardeşim Hafsa (ra)`ya anlattım. Hafsa da Resulullah (sav)`a,
anlatmış. Resulullah (sav): "Abdullah ne iyi insan, keşke bir de gece namazı
kılsa!" demiş. Salim der ki: "Abdullah bundan sonra geceleri pek az uyur
oldu!" |
| HadisNo |
: |
969 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Abdullah İbnu Ömer (ra) bir başka rivayette şöyle
demektedir: "Rüyamda, avucumda seraka denen iyi cins ipekten bir parça gördüm,
cennette, her nereyi arzu etsem beni oraya uçuruyordu. Bu rüyamı Hafsa (ra)`ya
anlattım. O da Resulullah`a anlatmış. Resulullah (sav): "Kardeşin salih bir
kimse" diye yormuş." |
| HadisNo |
: |
970 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Ebu
Bekre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bir gün: "Sizden bir rüya gören var
mı?" diye sual buyurdular. Cemaatten bir adam: "Evet ben (şöyle bir rüya
gördüm): Sanki gökten inmiş bir terazi vardı. Siz ve Ebu Bekir tartıldınız. Sen,
Ebu Bekir`den ağır geldin. Ebu Bekir`le Ömer de tartıldılar. Ebu Bekir ağır
geldi. Sonra Ömer`le Osman tartıldılar. Ömer ağır bastı. Sonra terazi
kaldırıldı" dedi. (Adam sözünü bitirince) Resulullah (sav)`ın mübarek yüzlerinde
memnuniyetsizlik gördük." |
| HadisNo |
: |
971 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Bir adam Resulullah (sav)`a gelerek şu rüyayı
anlattı: "Bu gece rüyamda buluta benzer bir şey gördüm, ondan yağ ve bal
yağıyordu, insanlar da ellerini açıp bu yağmurdan almaya çalışıyorlardı. Azıcık
alan da vardı, çokça alabilen de. Derken arzdan semaya kadar uzanan bir ip
gördüm. Siz o ipe yapışıp çıktınız. Sizden sonra birisi ona tutunup o da çıktı.
Sonra bir diğeri yükseldi, sonra bir diğeri daha ipe tutundu, ama ip koptu.
Ancak onun için ipi eklediler, o da yükseldi." Hz. Ebu Bekir (ra) atılarak: "Ey
Allah`ın Resulü, annem babam sana kurban olsun, müsaade buyursanız ben yorayım!"
dedi. Resulullah da: "Pekala, yor!" dedi. Hz. Ebu Bekir şunları söyledi: "O
bulutumsu gölgelik, İslam bulutudur. Ondan yağan bal ve yağ Kur`andır. Kur`an`ın
(bal gibi) halaveti ve (yağ gibi) yumuşaklığıdır. İnsanların bundan avuç avuç
almaları Kur`an`dan kiminin çok, kiminin az miktarda istifadeleridir. Arzdan
semaya inen ip ise, senin getirdiğin hakikattir. Sen buna yapışmışsın, Allah o
sebeple seni yüceltecektir. Senden sonra bir adam daha ona yapışacak ve onunla
yücelecek, ondan sonra biri daha ona yapışıp o da yücelecek. Ondan sonra biri
daha yapışır, fakat ip kopar, ancak onun için ip ulanır o da yapışıp yükselir.
Ey Allah`ın Rasülü, annem babam sana feda olsun, doğru te`vil edip etmediğimi
haber ver!" Resulullah (sav) şu cevabı verdi: "Bazı te`vilinde isabet ettin,
bazı te`vilinde de hata ettin" "Öyleyse, Allah`a kasem olsun, hatalarımı
söyleyeceksin!" "Hayır," dedi, Resulullah (sav) "yemin verme!" |
| HadisNo |
: |
972 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Rüyamda hücreme üç ayın düştüğünü gördüm. Rüyamı
babam Ebu Bekir (ra)`e anlattım. Sükut etti, cevap vermedi. Resulullah (sav)
vefat edip de odama defnedilince Ebu Bekir: "İşte (rüyanda gördüğün) üç aydan
biri ve en hayırlısı!" dedi. |
| HadisNo |
: |
973 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav)`e Varaka İbnu Nevfel hakkında
soruldu. Hz. Hatice (ra): "O seni tasdik etti ve sen peygamberliğini izhar
etmeden önce vefat etti" dedi. Resulullah (sav) şu cevabı verdi: "O bana rüyada
gösterildi. Üzerinde beyaz bir elbise vardı. Şayet cehennemlik olsaydı, beyaz
renkli olmayan bir elbise içerisinde olması gerekirdi." |
| HadisNo |
: |
974 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Bir bedevi Hz. Peygamber (sav)`e gelip: "Rüyamda
başımın kesildiğini, kendimin de onun peşine düştüğünü gördüm" dedi. Resulullah
(sav) adamı azarlayıp: "Sakın ha! Şeytanın, rüyanda seninle eğlenmesini kimseye
anlatma!" dedi. |
| HadisNo |
: |
975 |
|
| |
| Fasil |
: |
RÜYA TABİRİ
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Tabir Edilmiş
Rüyalar |
| Ravi |
: |
Ümmü`l-Ala
el`Ensariyye |
| Hadis |
: |
Muhacirler geldiği zaman (kur`a çekildi), bize Osman
İbnu Maz`un`un ağırlanması çıktı. (Onu evimize yerleştirdik.) Hemen hastalandı.
Tedavisi ile meşgul olduk. (Şifa bulamadı), vefat etti. Osman (ra)`ı rüyamda
gördüm, akan bir çeşmesi vardı. Düşümü Hz. Peygamber (sav)`e anlattım. Bana: "Bu
onun amelidir, onun için akıyor" dedi. |
| HadisNo |
: |
976 |
|
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder