|
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ahzab
Suresi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Eğer Hz. Peygamber (sav) kendisine inen vahiyden bir
şey gizleseydi şu ayeti gizlerdi: "(Habibim) hatırla o zamanı ki; Allah`ın
kendisine -İslam`la- nimet verdiği ve senin de yine kendisine lütufta bulunduğun
zata sen: "Zevceni uhdende tut. Allah`tan kork" diyordun da Allah`ın açığa
çıkarıcısı olduğu şeyi içinde gizliyor, insanların (dedikodusundan) korkuyordun.
Halbuki Allah kendisinden korkmana daha layıktı. Şimdi madem ki Zeyd o kadından
ilişiğini kesti, biz onu sana zevce yaptık. Ta ki oğullukların, kendilerinden
ilişkilerini kestikleri zevceler(ini almakta) mü`minler üzerine günah olmasın.
Allah`ın emri yerine getirilmiştir" (Ahzab, 37). Nitekim Hz. Peygamber (sav),
Zeyneb`le evlenince: "Oğlunun helallığıyla evlendi" dediler. Bunun üzerine
Cenab-ı Hakk şu mealdeki ayeti indirdi: "Muhammed adamlarınızdan hiçbirinin
babası değildir. Fakat Allah`ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur, Allah
herşeyi hakkiyle bilendir (Ahzab, 40). Resulullah (sav) Zeyd`i küçükken evlat
edinmişti. Büyuyüp delikanlı oluncaya kadar yanında kaldı. Herkes onu Zeyd İbnu
Muhammed diye çağırıyordu. Bu sebeple Cenab-ı Hakk şu mealdeki ayeti inzal
buyurdu: "Onları babalarına nisbet ederek çağırın. Bu, Allah indinde daha
doğrudur. Eğer babalarının (kim olduğunu) bilmiyorsanız o halde (esasen) dinde
kardeşleriniz (olmakla beraber) dostlarınızdır da" (Ahzab, 5). |
| HadisNo |
: |
746
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ahzab
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav) Zeyneb (ra)`le evlenmişlerdi ki,
annem Ümmü Süleym bana: "Resulullah (sav)`a bir hediyede bulunsak" dedi. Ben
kendisine: "Bir şeyler yap!" dedim. Bunun üzerine hurma ve yağ ve keş getirdi,
bir tencereye koyarak bunlarla yemek yaptı ve benimle gönderdi. Resulullah
(sav)`a götürdüm. "Yemeği bırak!" dedi. Sonra bana emredip: "Bana falancaları
çağır" dedi ve teker teker isimlerim söyledi. Ayrıca: "Kime rastlarsan çağır"
diye emretti. Enes der ki: Emri yerine getirdim, sonra döndüm. Ev insanlarla
dolmuştu. Resulullah (sav) elini mezkur yemeğin üzerine koydu ve Allah`tan başka
kimsenin bilmedi bir şeyler söyledi. Sonra cemaati onar onar çağırdı. Herkes o
yemekten yiyordu. Resulullah (sav) yiyenlere: "Yemeğe Allah`ın ismini zikrederek
başlayın! Herkes önünden yesin!" dedi. Bu hal herkesin yemekten yeyip
dağılmasına kadar devam etti. Sonunda çıkanlar çıktı. Bazıları da kalıp sohbete
devam ettiler. Bir müddet sonra Resulullah (sav) da çıkıp hücrelere doğru
yürüdü. Peşisıra ben de çıktım ve: "Davetliler gitti artık!" dedim. Resulullah
(sav) evine geri döndü (ve derhal vahiy alameti olan) örtüyü üzerine çekti. Bu
sırada ben hücrede idim. (Vahiy hali geçince) o (sav) şu vahyi okuyordu: "Ey
iman edenler, (bundan sonra) Peygamberin evlerine -yemeğe davet olunmaksızın,
vaktine de bakmaksızın- girmeyin. Fakat davet olunduğunuz zaman girin. Yemeği
yiyince dağılın. Söz dinlemek veya sohbet etmek için de (izinsiz) girmeyin.
Çünkü bu Peygamber`e eza vermekte, o sizden utanmaktadır. Allah ise, hak(kı
açıklamak)tan çekinmez." (Ahzab 53) |
| HadisNo |
: |
747 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ahzab
Suresi |
| Ravi |
: |
Urve |
| Hadis |
: |
Hz. Aişe buyurmuştur ki: "Havle Bintu Hakim (ra),
Resulullah (sav)`a kendisi gelip evlenme teklif edenlerdendir." Aişe (ra)
devamla dedi ki: "Ben (kıskançlığın şevkiyle): "Kadın kısmı bir erkeğe evlenme
teklifi yapmaktan sıkılmaz mı?" (diyerek bu şekilde Hz. Peygamber (sav)`a
teklifte bulunanları kınardım). Ne zaman ki: "Onlardan kimi dilersen
(nevbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin. (Nevbetinden)
geri bıraktıklarından kimi istersen (nezdine almak)da da sana güçlük yoktur..."
(Ahzab, 51) mealindeki ayet nazil oldu, (kendimi tutamayarak): "Ey Allah`ın
Resulü, görüyorum ki, Rabbin seni memnun kılmada gecikmiyor" dedim. |
| HadisNo |
: |
748 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ahzab
Suresi |
| Ravi |
: |
Ümmü
Hani |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) beni istemişti. Kendisine özür
beyan ettim, özrümü kabul etti. Sonra Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Ey
Peygamber! Mehirlerini verdiğin zevcelerini ve Allah`ın sana ganimet (olarak
nasib) ettiklerinden sağ elinin malik olduğu kadınları, seninle beraber
(Medine`ye) hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını,
teyzenin kızlarını, bir de eğer mü`min bir kadın kendisini Peygamber`e
bağışlayıp da eğer Peygamber de nikahla almak isterse onu (fakat bu sonuncusunu)
diğer mü`minlere değil, yalınız sana has olmak üzere senin için helal kıldık."
(Ahzab, 50). Ümmü Hani (ra) devamla der ki: Bu ayet üzerine (kendi kendime):
"Ben Resulullah (sav)`a helal kılınmadım, çünkü hicret etmedim, ben Fetih günü
hürriyeti bağışlananlardanım" dedim." |
| HadisNo |
: |
749 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ahzab
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbds |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) muhacir olan mü`min kadınlar
dışında kalanlarla evlenmekten men edildi. Ayet şöyle buyurur: "Bundan sonra
kadınlar(ı alman) ve bunları herhangi zevcelerle değiştirmen, güzellikleri
hoşuna gitse de, sana helal olmaz. Sağ elinin malik olduğu (cariyeler) müstesna.
Allah her şeye nigahbandır" (Ahzab 52). Keza Allah, "Mü`min cariyelerinizi..."
(Nisa, 25); "Nefsini peygambere bağışlayan mü`min kadın"ı (Ahzab, 50) helal
kıldı. İslam`dan başka bir dinde olanların hepsini haram kılıp sonra da şöyle
buyurdu, (Mealen): "... Kim imanı tanımayıp kafir olursa her halde bütün yaptığı
boşuna gitmiştir ve o, ahirette en çok ziyana uğrayanlardandır" (Maide, 5). Yine
ayet-i kerime şöyle buyurur: "Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin zevceleri ve
Allah`ın sana ganimet (olarak nasib) ettiklerinden sağ elinin malik olduğu
kadınları, seninle beraber (Medine`ye) hicret eden amcanın kızlarını, halanın
kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, bir de eğer mü`min bir kadın
kendisini Peygamber`e bağışlayıp da eğer Peygamber de nikahla almak isterse onu
-(fakat bu sonuncusunu) diğer mü`minlere değil, yalnız sana has olmak üzere-
senin için helal kıldık..." (Ahzab, 50). İşte bunlar dışında kalan bütün
kadınlar Hz. Peygamber`e haram edilmiştir. |
| HadisNo |
: |
750 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ahzab
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hz. Musa (a.s.) son
derece haya sahibi ve sıkı örtünen birisi idi. İstihyası (haya duygusunun
fazlalığı) sebebiyle bedeninden hiçbir yer görülmezdi. Beni İsrail`den bazıları
ona eziyette bulundu. (Şöyle ki: Bir gün aralarında): "Onun bu şekilde sıkı
giyinmesine bedenindeki bir kusur sebep olmasın? Muhakkak ki o, ya abraştır, ya
da debbelidir (hayasında şişme vardır) veya bir başka afete maruzdur" diye
dedikodu yaptılar. Cenab-ı Hakk Hz. Musa`yı bu dedikodularından tebrie etmek
diledi. Yine bir gün Hz. Musa (a.s.) bir tenhada, elbiselerini bir taş üzerine
bırakıp tek başına suya girmiş yıkanıyordu. Yıkanması tamam olunca, giyinmek
üzere çamaşırlarına doğru yürüdü.Tam bu sırada, üzerinde giyecekler olduğu halde
taş yuvarlanmaya başladı. Hz. Musa (a.s.) değneğini eline alıp taşı yakalamaya
çalıştı. Bu sırada "Elbisem ey kaya! Elbisem ey kaya!" diye de bağırıyordu.
(Taşın peşinden koşarken) Beni İsrail`den bir cemaatın yanına kadar vardı. Hz.
Musa`yı çıplak vaziyette gördüler, yaratılışça herkesten güzel (ve kusursuz) ve
dedikodulardan beri idi. Kaya durdu. Hz. Musa (a.s.) çamaşırını alıp giydi.
Sopasıyla taşa vurmaya başladı. (Ebu Hüreyre der ki): "Allah`a kasem olsun, o
taşta sopa darbeleri sebebiyle üç veya dört tane bere izi var." Şu ayet bu
hadiseye işaret etmektedir: "Ey iman edenler, siz de Musa`yı incitenler gibi
olmayın. Nihayet Allah onu dedikleri şeyden temize çıkardı. O, Allah indinde
yüzü (itibarlı bir zat) idi" (Ahzab, 69). |
| HadisNo |
: |
752 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Sebe
Suresi |
| Ravi |
: |
Ferve İbnu
Müseyk |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav)`a bir gün: "Ey Allah`ın Resulü,
kavminden yüz çevirenlere karşı, İslam`ı benimseyenlerle bir olup mücadele
edeyim mi?" diye sordum. Onlarla savaşma hususunda bana izin verdi ve beni emir
tayin etti. Ben (Medine`den) ayrılınca: "Gutayfi ne yaptı ?" diye benden sormuş.
Kendisine, gittiğim söylenince hemen peşimden birisini göndererek beni geri
çağırdı ve şu talimatı verdi: "Kavmini İslam`a davet et. Onlardan İslam`a
gelenlerin Müslümanlığını kabul et. Kabul etmeyenler için savaşmakta acele etme,
ben sana yeni bir emir gönderinceye kadar bekle." Der ki: Sebe kavmi hakkındaki
ayetler nazil olmuştu. Bir adam sordu: "Ey Allah`ın Resulü, Sebe de ne? Bir yer
veya bir kadın mıdır?" "Ne bir yer, ne de bir kadın değildir. Bilakis bir
erkektir. On çocuklu bir Arap. Bu çocuklardan altısı Yemen cihetine gidip
yerleşti, dördü de Şam cihetine gidip yerleşti. Şam tarafına gidenler Lahm,
Cüzam, Gassan ve Amile kabilelerini ortaya çıkardılar. Yemen tarafına gidenler
ise Ezd, Es`ariyyun, Hımyer, Kinde, Müzhic ve Enmar halkını meydana getirdiler."
Bir adam: "Enmar da ne?" diye sordu. "Enmar", dedi, Has`am ve Becile
kabilelerinin mensup olduğu cemaattir." |
| HadisNo |
: |
753 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Sebe
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdu ki: "Allahu Teala
Hazretleri semada bir işin yapılmasına hükmetti mi, Rabb-i Teala`nın sözüne
ihtiramla, melaike (a.s.) korku ile kanatlarını birbirine vururlar. Rabb
Teala`nın işitilen sözü düz bir kaya üzerinde (hareket eden) zincirin sesi
gibidir. Meleklerin kalplerinden korku açılınca (Cebrail ve Mikail gibi mukarreb
meleklere): "Rabbiniz ne buyurdu?" diye sorarlar. Onlar da: "Allah Teala
hazretleri hakkı söylemiştir. Zaten O, yüce ve uludur" derler. O`nun sözünü,
kulak kabartan (şeytanlar gizlice) işitir. Kulak hırsızı şeytanlar (yerden göğe
kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) dizilmiş ve kulak hırsızlığına
hazırlanmış bulunur. - Süfyan (İbnu Uyeyne) eliyle tarif etti: Parmaklarını önce
(üst üste) dizdi, sonra açtı- (En üstteki, ilahi kelamı işitir ve alttakine
verir, o da kendi altındakine verir. Böylece gele gele sihirbaz ve kahinlerin
diline kadar ulaşır. Bazan kelimeyi aşağıdakine vermeden önce bir şahap, şeytana
ulaşır. Bazan şahap kendisine isabet etmezden önce kelimeyi aşağısındakine
vermiş olur. (Sihirbaz ve kahinler kendilerine bu şekilde ulaşan hırsızlama
habere) yüz kadar da kendileri ilave ederek yalanlar düzerler. Emr-i İlahi
yeryüzünde tahakkuk edince halk kendi arasında: "Bu işin olacağı bize daha önce
falan falan günlerde haber verilmemiş miydi?" derler. Böylece, semada (kulak
hırsızlığı yoluyla) işitilmiş olan haber böylece tasdik edilir." |
| HadisNo |
: |
754 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Sebe
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Allahu Zülcelal hazretleri vahiy suretiyle konuştuğu
zaman sema ehli bir ses işitir ki bu, demir bir zincirin düz bir kaya üzerinde
hareket etmesiyle çıkan çıngırak sesine benzer. Sema ehli bu sesi duyunca korku
ve haşyetten bayılırlar. Cibril (a.s.) kendilerine gelinceye kadar bu halde
devam ederler. O gelince korku, kalplerinden açılır. Hemen: "Ey Cibril, Rabbiniz
ne buyurdu?" diye sorarlar. O: "Hakkı söyledi" der. Sema ehli hep bir ağızdan:
"el-Hak, el-Hak" diye söyleşirler. |
| HadisNo |
: |
755 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Fatır
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Said |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), "Sonra biz o kitabı kullarımızdan
(beğenip) seçtiklerimize miras bıraktık. İşte onlardan kimi nefsine zulmedendir.
Onların bazısı mutedildir, onlardan bir kısmı da Allah`ın izniyle hayrat (ve
hasenat yarışların)da öncü ol(up kazan)andır!" (Fatır, 32) ayeti hakkında şunu
söyledi: "Bunların hepsi aynı makamdadır, hepsi de cennettedir." |
| HadisNo |
: |
756 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Fatır
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Onlar orada şöyle bağrışırlar: "Rabbimiz, bizi
çıkar, yapmış olduğumuzdan bambaşka iyi amel (ve hareketler)de bulunacağız.
Size, iyice düşünecek kimsenin düşünebileceği, öğüt kabul edilebileceği kadar
ömür vermedik mi? Size (azab ile) korkutan da gelmişti. Şimdi tadın (o azabı)!
Artık zalimler için hiçbir yardımcı yoktur" (Fatır,37) ayetinde geçen "korkutan
da gelmişti" ibaresinde kastedilen şeyin Kur`an`la gelmiş olan Muhammed (sav)
olduğunu söyledi." |
| HadisNo |
: |
757 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ya-sin
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: "Her şeyin bir kalbi
vardır. Kur`an`ın kalbi de Ya-Sin`dir. Kim bu sureyi okursa, Cenab-ı Hakk, bu
okuması sebebiyle kendisine, Kur`an-ı Kerim`i -Ya-Sin hariç- on kere okumuş
sevabını verir." |
| HadisNo |
: |
758 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ya-sin
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Saidi`l-Hudri |
| Hadis |
: |
Beni Seleme Medine`nin uzakça bir kenarında meskun
idi. Mescid-i Nebevinin yakınlarına taşınmak istediler. Bunun üzerine şu
mealdeki ayet indi: "Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini
yazan biziz. Herşeyi apaçık bir kitapta saymışızdır" (Ya-Sin, 11). Resulullah
(sav): "Ayak izleriniz (sevap olarak) yazılıyor" dedi. Yerlerinde
kaldılar. |
| HadisNo |
: |
759 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ya-sin
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Antakya şehrinde firavunlardan bir firavun vardı.
Allahu Teala Hazretleri ora halkına elçiler gönderdi. Bunlar üç kişiydiler.
İkisi önce geldi, bunları yalanladılar. Allah bunları bir üçüncüyle takviye
etti. Elçiler, onları hakka çağırıp, emredilen şeyleri açıklayıp, dinlerinin
batıl olduğunu söyledikleri vakit; peygamberlere: "Biz sizin yüzünüzden
uğursuzluğa uğradık, vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız. Bizden size muhakkak
acıklı bir işkence de dokunur dediler. Peygamberler de: "Sizin uğursuzluğunuz
(musibetleriniz)", dediler, "kendi beraberinizdedir. Size nasihat edilirse mi?
Hayır, siz haddi aşıp taşanlar güruhusunuz." (Ya-Sin 18-19). (Rezin ilavesidir.
Bu manada bir rivayet Taberi Tefsirinde gelmiştir (22, 101)) |
| HadisNo |
: |
760 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ya-sin
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"O şehrin en uç, (kenar)ından koşarak bir adam
geldi: Ey kavmim, dedi, uyun o gönderilmiş olanlara; uyun sizden hiçbir ücret
istemeyen o kimselere. Onlar hidayete ermiş (zatlar)dır. Ben beni yaratana neden
kulluk etmiyecekmişim? Siz (hepiniz) ancak ona döndürülüp götürüleceksiniz. Ben
O`ndan başka tanrılar edinir miyim? Eğer O çok esirgeyici (Allah), bana bir
zarar (yapmak) isterse onların (iddia ettiğiniz) şefaati bana hiçbir faide
vermez. Onlar beni asla kurtaramazlar. Şüphesiz ben o takdirde mutlak apaçık bir
sapıklık içindeyim (demek)dir. Gerçek, ben Rabbinize iman ettim. İşte bunu
benden duyun. (Ona): Gir cennete, denildi. (O da): N`olurdu dedi, kavmim
bilselerdi, Rabbimin beni bağışladığını, beni (cennetle ikram) edilenlerden
kıldığını." Ya-Sin, 20-27) mealindeki ayetler hakkında şu açıklamada bulundu:
"Bu zat hayatında da, ölümünde de kavmine nasihatta bulundu." (Rezin ilavesidir,
kaynağı bulunamamıştır.) |
| HadisNo |
: |
761 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ya-sin
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Zerr |
| Hadis |
: |
Ben Resulullah (sav) ile birlikte, mescidde idim, o
sırada güneş batıyordu. Bana: "Ey Ebu Zerr, biliyor musun güneş nereye gidiyor?"
diye sordu. "Allah ve Resulü, daha iyi bilir" dedim. "Arşın altında secde etmeye
gidiyor. (Secde için önce) izin ister. Kendisine izin verilir. Secde ettiği
halde kendisinden bunun kabul edilmeyeceği zaman yakındır. O zaman izin ister
fakat verilmez, kendisine: Geldiğin yere dön ve battığın yerden doğ, denir, işte
bunu şu ayet ifade etmektedir: "Güneş de (ilahi bir ayettir ki) müstekarrına
(duracağı zamana) kadar cereyan etmektedir..." (Ya-Sin, 38). Resulullah (sav)
ilave etti: "Bu (durma hadisesi) ne zamandır, bilir misin? Bu, kişiye imanının
fayda vermeyeceği, artık inançsız hale geldiği zamandır." |
| HadisNo |
: |
762 |
|
| |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Saffat
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Biziz o saf saf dizilenler, mutlak biz" (Saffat,
165) mealindeki ayetle ilgili olarak demiştir ki: "Melaike, Rablerinin yanında,
teşbih ederken saf saf olurlar." (Rezin ilavesidir. Bu manada bir rivayet Taberi
Tefsiri`nde gelmiştir (23, 67). Müslim`in bir rivayeti de bu manayı te`yid eder
(Mesacid 4, (522)) |
| HadisNo |
: |
766 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Sad
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ebu Talib hastalanınca Kureyş de Resulullah (sav) da
yanına geldiler. Ebu Talib`in yanında bir kişilik yer vardı. Ebu Cehil oraya
Resulullah (sav)`ın oturmasını önlemek için hemen kalktı. Kureyşliler Resulullah
(sav)`ı Ebu Talib`e şikayet ettiler. Ebu Talib: "Ey kardeşimin oğlu! Kavminden
ne istiyorsun?" dedi. Resulullah (sav): "Kendilerinden bir kelime istiyorum.
Eğer söylerlerse, bütün Araplar o kelime sayesinde kendilerine uyacak bütün Acem
o kelime sayesinde cizye ödeyecek" dedi. Ebu Talib atılarak: "Yani tek bir
kelime mi?" diye sordu. Resulullah (sav): "Evet amcacığım tek bir kelime!
Lailahe İllallah (Allah`tan başka ilah yoktur!) diyecekler. "Tek Allah mı? Biz
son dinde bunu işitmedik, bu bir uydurmadır!" dediler. Bunun üzerine şu ayetler
indi: "Sad. O şanlı, şerefli Kur`an`a yemin ederim ki, (gerçek), inkar
edenler(in iddia ettikleri gibi değildir). Bilakis (onların dışı boş) bir onur,
(içi ise tam) bir tefrika içindedir. Biz kendilerinden evvel nice ümmetleri
helak ettik. O zaman ne çığlıklar kopardılar. Halbuki (o vakit, azabtan kaçıp)
kurtulma vakti değildi. O kafirler içlerinden (kendilerinin başına çökecek)
tehlikeleri bildiren (bir peygamber) geldiğine şaştılar. "Bu, dediler, bir
büyücü, bir yalancıdır. O bütün tanrıları bir tek Tanrı mı yapmış. Bu cidden
acayip bir şey. Onların elebaşlarından bir güruh (birbirine): "Yürüyün,
mabudlarınıza (ibadette) sebat edin. Şüphesiz ki, arzu edilecek olan budur"
diyerek kalkıp gitmişti. Biz bunu diğer dinde işitmedik. Bu, uydurmadan başka
bir şey değildir. O Kurban aranızdan ona mı indirilmiş? dedi." (Sad,
1-8). |
| HadisNo |
: |
767 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Zümer
Suresi |
| Ravi |
: |
Abdullah İbnu
Zübeyr |
| Hadis |
: |
Babasından naklen: "Sonra (ey insanlar), hiç
şüphesiz, hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye duruşacaksınız" (Zümer 31)
ayeti nazil olduğu zaman: "Ey Allah`ın Resulü", dedim, "dünyada iken mahkeme
huzurundaki duruşmamız kafi gelmeyecek, aynı duruşmayı ahirette bir kere daha mı
yapacağız?" "Evet" dedi. Ben (Zübeyr): "Öyleyse" dedim, "işimiz çok
fena!" |
| HadisNo |
: |
768 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Zümer
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Bir kavim cinayete bulaştı ve çokça adam öldürdü,
zinaya bulaştı ve bunda ileri gitti. Şirke düşerek tevhid`i ihlal etti ve bunda
ileri gitti. Sonunda Hz. Peygamber (sav)`e müracat ederek: "Ey Muhammed! Bizi
davet ettiğin şeyler gerçekten güzel. Ancak, önceden işlediğimiz günahların bir
kefareti var mı; bize önce bundan haber versen!" dediler. Bunun üzerine şu ayet
indi: "Onlar ki Allah`ın yanına başka bir Tanrı daha (katip) tapmazlar, Allah`ın
haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar, zina etmezler. Kim bunlar(dan birini)
yaparsa cezaya çarpar. Kıyamet günü de azabı katmerleşir ve o (azabın) içinde
hor ve hakir ebedi bırakılır. Meğer ki (şirkten) tevbe edip iyi amel (ve
hareket)de bulunan kimseler ola. İşte Allah bunların kötülüklerini iyiliklere
çevirir. Allah çok mağfiret edici, çok esirgeyicidir" (Furkan, 68-70). İbnu
Abbas şu açıklamayı yaptı: "Allah şirklerini imana, zinalarını ihsana (muhsanlık
= namusluluk) çevirir" demektir. (Şu ayet de bu mesele üzerine) indi: "De ki:
"Ey kendilerinin aleyhinde (günahda) haddi aşanlar, Allah`ın rahmetinden
ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları affeder, şüphesiz ki O, çok
affedicidir, çok esirgeyicidir." (Zümer, 53). |
| HadisNo |
: |
769 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Zümer
Suresi |
| Ravi |
: |
Esma Bintu
Yezid |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav)`i işittim, şu ayeti okuyordu:
"De ki: "Ey kendilerinin aleyhinde (günahda) haddi aşanlar, Allah`ın rahmetinden
ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları affeder..." (Zümer, 53).
Resulullah (sav) ayetin sonuna, "(kim ne işlemiş olursa olsun) aldırmadan"
lafzını ekledi. |
| HadisNo |
: |
770 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Zümer
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Cebrail (a.s.) Resulullah (sav)`a gelerek: "Ey
Muhammed, Allah semayı bir parmak üzerine, arzları bir parmak üzerine, dağları
bir parmak üzerine, nehirleri bir parmak üzerine, diğer mahlukatı bir parmak
üzerine koydu, sonra şöyle buyurdu: "Ben (kainat mülkünün) Melikiyim."
Resulullah (sav) güldü ve: "Allah`ı hak (ve layık) olduğu vech ile takdir
etmediler. Halbuki kıyamet günü arz toptan ancak O`nun bir kabzasıdır. Gökler de
onun sağ eliyle (toplanıp) dürülmüşlerdir..." (Zümer, 67) mealindeki ayeti
okudu. |
| HadisNo |
: |
771 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Zümer
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allahu Zülcelal
Hazretleri, semavatı kıyamet günü dürer, sonra onları sağ eliyle alır, sonra der
ki: "Ben Melik`im, cebbarlar nerede? Büyuklük taslayanlar (mütekebbirler)
nerede?" Sonra sol eliyle arzı dürer, sonra: "Ben Melik`im, cebbarlar,
mütekebbirler nerede? der." |
| HadisNo |
: |
772 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Mü`min
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her kim akşam
olunca Ha-mim el-Mü`min süresini baştan (4.) ayetine kadar ve ayete`l-Kürsi`yi
okuyacak olursa bu iki Kur`an kıraati sayesinde sabaha kadar muhafaza olunur.
Kim de aynı şeyleri sabahleyin okursa onlar sayesinde akşama kadar muhafaza
edilirler." |
| HadisNo |
: |
773 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Mü`min
Suresi |
| Ravi |
: |
Ala İbnu
Ziyad |
| Hadis |
: |
Anlattığına göre, cehennemi zikrederken bir adam
kendisine: "Niye milleti ümidsizliğe sevkediyorsun?" diye müdahale etti. O da:
"Allahu Teala: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah`ın
rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü
O, bağışlayandır, merhametlidir" (Zümer, 53) ve: "Aşırı gidenlerin ateşlikler
olduklarında şüphe yoktur" (Mü`min 43) buyurmuş olunca, ben ümidsizliğe
düşürebilirim. Ne var ki, siz kötü amellerinize rağmen cennetle müjdelenmekten
hoşlanıyorsunuz. Halbuki Allah, Muhammed (sav)`i itaat edenler için cennetle
müjdelemek, isyan edenler için de cehennemle korkutmak üzere gönderdik dedi.
(Hadis muallaktır.) |
| HadisNo |
: |
774 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Fussilet
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Kabe`nin yanında ikisi Sakifli, biri de Kureyşli
veya ikisi Kureyşli biri Sakifli üç kişi biraraya geldi. Bunlar göbek yağları
fazla, anlayışları kıt kimselerdi. Birisi: "Ne konuştuğumuzu Allah işitiyor
mudur, ne dersiniz?" diye bir laf attı. Bir diğeri: "Sesli konuşursak işitir,
gizli konuşursak işitmez olmalı" dedi. Üçüncü de: "Sesli konuşmamızı işitiyorsa,
gizli konuşmamızı da işitiyordur." dedi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Siz,
ne kulaklarınız, ne gözleriniz, ne de derileriniz kendi aleyhinize sahicilik
eder diye (düşünüp) sakınmadınız. Bilakis Allah yapmakta oduklarınızın birçoğunu
bilmez sandınız. Rabbinize karşı beslediğiniz şu zannınız (yok mu?) İşte sizi o
helak etti. Bu yüzden hüsrana düşenlerden oldunuz" (Fussilet, 22-23). |
| HadisNo |
: |
775 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Fussilet
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav): "Rabbimiz Allah`tır deyip de sonra
doğru yolda gidenler var ya! Onların üzerlerine "Korkmayın tasalanmayın,
vaadolunduğunuz cennetle sevinin!" diye diye melekler inecektir.." (Fussilet,
30) mealindeki ayeti okudu ve şöyle buyurdu: "İnsanlar, bunu hep söylediler.
Ancak, sonradan ekserisi küfre düştü, kim bu söz üzere ölürse, o kimse
istikameti doğru olanlardandır." |
| HadisNo |
: |
776 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Fussilet
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ne (her) iyilik, ne de (her) kötülük bir olmaz. Sen
(kötülüğü) en güzel yol ne ise onunla önle. O zaman görürsün ki, seninle
arasında düşmanlık bulunan kimse bile, sanki yakın dost(un olmuş)tur. Bu (en
güzel haslete), sabredenlerden başkası kavuşturulmaz. Buna büyük bir hisseye
malik olandan gayrisi eriştirilmez" (Fussilet, 34-35) ayetiyle ilgili olarak şu
açıklamayı yaptı: "(Ayette kastedilen en iyi yol) öfke anındaki sabır, kötülüğe
maruz kalındığı andaki aftır. İnsanlar bunları yaptıkları takdirde, Allah onları
korur, düşmanları da kendilerine eğilir. Sanki samimi dost olur." |
| HadisNo |
: |
777 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Şura
(Ha-Mim-Ayn-Sin-Kaf) Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Anlattığına göre, kendisine: "Ey Muhammed de ki:
"Ben sizden (tebliğ hizmetine) mukabil yakınlara sevgiden başka bir ücret
istemem" (Ha-mim-Ayn-Sin-Kaf (Şura, 23) ayetinde geçen "yakınlar" hususunda
soruldu. Said İbnu Cübeyr atılarak: "Al-i Muhammed`in yakınları" diye cevap
verdi, İbnu Abbas (ra): "Acele ettin, Kureyş`in her koluna mutlaka Resulullah
(sav)`ın bir akrabalığı var, ondan maksad "Sizin, aramızdaki akrabalığın hakkını
vermenizi dilerim" demesidir" der. |
| HadisNo |
: |
778 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Zuhruf
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Eğer (bütün) insanlar (küfre imrenecek) bir tek
ümmet haline gelmeyecek olsalardı o çok esirgeyen (Allah)`a küfreden kimselerin
evlerinin tavanlarını, üstünden çıkacakları merdivenleri, odalarının kapılarını,
üzerine yaşlanacakları tahtları hep gümüşten yapardık!" (Zuhruf, 33-34) ayeti
hakkında şu açıklamayı yaptı: Yani: "insanların tamamını küffar kılmayacak
olsam, küffarın evlerine gümüşten tavan, gümüşten merdiven, gümüşten tahtlar
yapardım." (Hadis muallaktır) |
| HadisNo |
: |
779 |
|
| |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Duhan
Suresi |
| Ravi |
: |
Mesruk |
| Hadis |
: |
"İbnu Mes`ud (ra)`un yanında oturuyorduk, o da
aramızda yatmış vaziyette idi. Kendisine bir adam geldi ve: "Ey Ebu Abdirrahman!
Bir kıssacı (Kinde kapıları yanında), Duhan mucizesi gelerek kafirlerin
nefislerini alıp götüreceğini, mü`minlerin ondan nezle şeklinde (çok hafif
müteessir olarak) geçiştireceğini anlatıyor" dedi. Bunun üzerine İbnu Mes`ud
(ra) kızarak oturdu ve şunları söyledi: "Ey insanlar Allah`tan korkun. İçinizden
bir şeyler bilenler bildiklerini söylesin. Bilmeyenler de, "Allahu a`lem (Allah
bilir)" desin. Zira birinizin bilmediği bir şey için "Allah bilir" demesi en
büyük ilimdir. Zira Allahu Teala Resul-i Ekrem (sav) için şöyle buyurmuştur:
"Ben bu hizmetim için sizden bir ücret istemiyorum, kendiliğinden bir şey teklif
edenlerden de değilim, de!" (Sad, 86). Şüphesiz, Hz. Peygamber (sav) insanlarda
bir gerileme gördüğü zaman: "Rabbim, Hz. Yusuf un yedi (senesi) gibi yedi
(kıtlık) senesi ver" diye bedduada bulunmuştu. Bu beddua üzerine Mekkeli
müşrikleri öyle bir kıtlık yakalamıştı ki her şeyi silip süpürmüş, açlıktan
iaşelerin derilerini bile yemek zorunda kalmışlardı. Onlardan biri semaya
bakınca, duman gibi birşeyler görür olmuştu. Bu durum karşısında, (Mekkelilerin
lideri olan Ebu Süfyan) Hz. Peygamber (sav)`e müracaat ederek: "Ey Muhammed, sen
Allah`a taat ve yakınlarına yardım emrederek geldin. Kavmin helak oldu. Onlar
için Allah`a dua et!" dedi. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Göğün,
insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle. Bu can
yakan bir azabtır. İnsanlar: "Rabbimiz bu azabı bizden kaldır, doğrusu artık biz
inananlarız" derler. Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan
bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler "belletilmiş bir deli"
demişlerdir Biz sizden azabı az süre için kaldıracağız, siz yine de eski
inkarcılığınıza döneceksiniz" (Duhan, 10-15). Abdullah İbnu Mes`ud şöyle dedi:
"Haklarında: "Onları çarptıkça çarpacağımız gün intikamımızı mutlaka alırız"
(Duhan 16) buyurulanlardan hiç ahiret azabı kaldırılır mı?" Ayette geçen batsa
(çarptıkça çarpma), Bedir Savaşı`dır. |
| HadisNo |
: |
782 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Duhan
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir mü`min için
mutlaka (semadan) iki kapı vardır: Birinden ameli yükselir, diğerinden de rızkı
iner. Bu mü`min ölünce, her iki kapı da ağlarlar. Şu ayet bu duruma işaret eder:
"Ne gök ne yer onların üzerine ağlamadı..." (Duhan 29). |
| HadisNo |
: |
783 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Duhan
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Sa`id |
| Hadis |
: |
"Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır.
Karınlarında, suyun kaynaması gibi kaynayan erimiş maden gibidir" (Duhan, 43-46)
ayetinde geçen mühl (erimiş maden) tabiri hakkında şu açıklamayı yaptı:
"Resulullah (sav) buyurdu ki: "Bu (mühl) sıvı yağın dibine çöken tortu gibidir,
adamın yüzüne yaklaştırılınca, yüzünün derisi derhal içine düşer." |
| HadisNo |
: |
784 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ahkaf
Suresi |
| Ravi |
: |
Yusuf İbnu
Mahik |
| Hadis |
: |
Hz.Muaviye (ra) Mervan`ı Hicaz`a vali tayin etmişti.
Bu valiliği sırasında hutbe okudu ve hutbede Yezid İbnu Muaviye`nin ismini
zikretmeye başladı. Maksadı, babası (Hz. Muaviye)den sonra ona biat etmekti.
Abdurrahman İbnu Ebi Bekr, ona birşeyler söyledi. (Bu söze kızan) Mervan:
"Yakalayın şunu!" emretti, (Abdurrahman hemen kaçıp) Hz. Aişe (radıyallahu
anha)`nin odasına girdi. Böylece onu yakalayamadılar. Bunun üzerine Mervan şunu
söyledi: "Bu var ya, hakkında şu ayet inen kimsedir: (Mealen): "Ana ve babasına:
"Öf size, benden evvel nice nice nesiller gelip geçtiği halde beni (tekrar
diriltilip kabrimden) çıkarılacağımla mı tehdid ediyorsunuz? diyen (adam yok mu)
anası, babası Allah`a yalvarırlar. (Ona): "Yazık sana. İman et. Allah`ın va`di
hiç şüphesiz haktır" (derler). O ise: "Bu (dediğiniz) evvelkilerin masallarından
başkası değildir" der." (Ahkaf, 17). Hz. Aişe (ra) perde gerisinden Mervan`a şu
cevabı verdi: "Cenab-ı Hakk, Kur`an-ı Kerim`de bizimle ilgili olarak,
(münafıkların iftirasından) beraetimi haber veren Nur süresindeki ayetlerden
başka hiçbir şey inzal buyurmamıştır." |
| HadisNo |
: |
785 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Ahkaf
Suresi |
| Ravi |
: |
Alkame |
| Hadis |
: |
İbni Mes`ud (ra)`a dedim ki: "Sizden kimse, cin
gecesinde Hz. Peygamber (sav)`a refakat etti mi?" "Hayır, dedi, bizden kimse ona
refakat etmedi. Ancak bir gece O`nunla (sav) beraberdik. Bir ara onu kaybettik.
Kendisini vadilerde ve dağ yollarında aradık. Bulamayınca: "Yoksa uçurulmuş veya
kaçırılmış olmasın?" dedik. Böylece, geçirilmesi mümkün en kötü bir gece
geçirdik. Sabah olunca, bir de baktık ki Hira tarafından geliyor. "Ey Allah`ın
Resulü, biz seni kaybettik, çok aradık ve bulamadık. Bu sebeple geçirilmesi
mümkün en fena bir gece geçirdik" dedik. "Bana cinlerin davetçisi geldi. Beraber
gittik. Onlara Kur`an-ı Kerim`i okudum" buyurdular. Sonra bizi götürerek
cinlerin izlerini, ateşlerinin kalıntılarını bize gösterdi. Cinler kendisine
yiyeceklerini sormuşlar. O da: "Elinize geçen, üzerine Allah`ın ismi zikredilmiş
her kemik, olabildiği kadar bol etli olarak sizindir. Her deve ve at mayısı da
hayvanlarınızın yemidir" buyurmuşlar. Sonra Resulullah (sav) bize şu tenbihte
bulundu: "Sakın bu iki şeyle (kemik ve kuru hayvan mayısı) abdest bozduktan
sonra istinca etmeyin, çünkü onlar (cinni olan) din kardeşlerinizin
yiyecekleridir." |
| HadisNo |
: |
786 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Fetih
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
"Ey muhammed! Doğrusu biz sana apaçık bir zafer
sağlamışızdır. Allah böylece senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar, sana
olan nimetini tamamlar, seni doğru yola eriştirir" (Feth, 1-2) ayetleri
Hudeybiye dönüşü Hz. Peygamber (sav)`e nazil oldu. Ayette geçen "apaçık zafer
(Feth-i Mübin)" Hudeybiye zaferidir. Ayet inince: "Ey Allah`ın Resulü, ne mutlu,
kutlu olsun, saadetli olsun, Allah Teala hazretleri senin için ne yapacağını
sana açıkladı. Acaba bize ne yapacak?" dediler, bunun üzerine şu ayet indi:
"İman eden erkek ve kadınları, içinde ebedi kalacakları, içlerinde ırmaklar akan
cennetlere koyar, onların kötülüklerini örter, Allah katında büyük kurtuluş işte
budur" (Feth, 5). |
| HadisNo |
: |
787 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Fetih
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Sabah namazı sırasında Ten`im dağından seksen kişi
Resulullah (sav)`ın üzerine geldiler. Niyetleri onu öldürmekti. Yakalandılar.
Hz. Peygamber (sav) onları serbest bıraktı. Bunun üzerine şu ayet indi.
(mealen): "Sizi onlara üstün kıldıktan sonra, Mekke bölgesinde, onların ellerini
sizden, sizin ellerinizi onlardan geri tutan, savaşı önleyen O`dur..." (Feth,
24). |
| HadisNo |
: |
788 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Fetih
Suresi |
| Ravi |
: |
Übey İbnu
Ka`b |
| Hadis |
: |
"Allah, peygamberine ve inananlara huzur indirdi.
Onların takva sözünü tutmalarını sağladı" (Feth, 26) ayetinde geçen "takva
sözü"nden, Lailahe İllallah`ın kastedildiğini Hz. Peygamber (sav)`den işittiğini
söylemiştir. |
| HadisNo |
: |
789 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Hucurat
Suresi |
| Ravi |
: |
Abdullah
İbnu`z-Zübeyr |
| Hadis |
: |
Beni Temim kabilesinden binekli bir grup Hz.
Peygamber (sav)`in yanına geldiler. Hz. Ebu Bekir: "Ka`ka` İbnu Ma`bed (ra)`i
bunlara emir tayin etmesini, Hz. Ömer (ra) de Akra İbnu`l-Habis`i emir tayin
etmesini Hz. Peygamber (sav)`e söylediler. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer`e çıkıştı ve:
"Sen bana muhalefet etmek istiyorsun!" dedi. Hz. Ömer (ra): "Asla sana muhalefet
etmeyi düşünmedim!" dedi. Aralarında ithamlaşma oldu ve sesleri yükseldi. Bunun
üzerine şu ayet nazil oldu. (Mealen): "Ey iman edenler, Allah`ın ve Resulünün
huzurunda (sözde ve işte) öne geçmeyin, Allah`tan korkun. Çünkü Allah hakkıyla
işiten, (her şeyi) bilendir.. Ey iman edenler, seslerinizi Peygamberin sesinden
yüksek çıkarmayın. Ona, sözle birbirinize bağırdığınız gibi bağırmayın ki siz
farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir." (Hucurat, 1-2). |
| HadisNo |
: |
790 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Hucurat
Suresi |
| Ravi |
: |
Bera |
| Hadis |
: |
"Hücrelerin arkasından sana ünleyenler, herhalde
ekserisi aklı ermiyenlerdir..." (Hucurat, 4) mealindeki ayetle ilgili olarak şu
açıklamayı yaptı: "Bir adam kalkıp: "Ya Resulallah, benim övmem bir yüceltme
yermem de alçaltmadır" dedi, Resulullah (sav): "Böyle yapmak Allah`a aittir"
cevabını verdi." |
| HadisNo |
: |
791 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Hucurat
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Nadra |
| Hadis |
: |
Ebu Said el-Hudri (ra): "Bilin ki, içinizde Allah`ın
Peygamberi bulunmaktadır. Eğer O, birçok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz
kötü duruma düşerdiniz. Ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel
göstermiş; küfrü, fıskı ve isyanı da size iğrenç göstermiştir..." (Hucurat, 7-8)
mealindeki ayeti okudu ve şöyle söyledi: "İşte bu kendisine vahyolunan
peygamberinizdir (sav). Peygamberin uyması melhuz olan kimseler de -ki ayette
"size uymuş olsaydı" diye zikredilenler- sizlerin en hayırlı imamlarınız olan
Ashab`dır. Dünkü durum öyle olunca bugün haliniz nedir?" |
| HadisNo |
: |
792 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Hucurat
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu Cebire
İbnu`d-Dahhak |
| Hadis |
: |
Bir ayet, biz Beni Selime hakkında nazil oldu. Şöyle
ki: "Hz. Peygamber (sav) bize geldiği vakit herkesin mutlaka iki veya üç adı
vardı. Resulullah (sav) bu adlarından biriyle: "Ey falan!" diye bir kimseyi
çağırınca kendisine: "Ey Allah`ın Resulü! O, bu isimle çağırılınca, kızar" diye
ikaz ediyorlardı. İşte bu durum üzerine şu ayet indi: "Ey iman edenler, bir kavm
diğer bir kavm ile alay etmesin. Olur ki (alay edilenler Allah indinde)
kendilerinden (yani alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınları
(eğlenceye almasın). Olur ki onlar (eğlenceye alınanlar) kendilerinden daha
hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın,
imandan sonra fasıklık ne kötü addır. Kim (Allah`ın yasak ettiği şeylerden)
tevbe etmezse, onlar zalimlerin ta kendileridir" (Hucurat, 11). |
| HadisNo |
: |
793 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Hucurat
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ey insanlar! Doğrusu biz, sizleri bir erkekle bir
kadından yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki, birbirinizi
kolayca tanıyasınız.." (Hucurat, 13) ayetinde geçen şuub`u "büyük kabileler",
kabil`i de kabilenin alt bölümü olan boylar olarak açıklamıştır. |
| HadisNo |
: |
794 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Kaf
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Gecenin bir cüz`ünde ve secdelerin arkalarında da
onu tesbih et" mealindeki ayette geçen "secdelerin arkalarında" tabiriyle ilgili
olarak: "Cenab-ı Hakk, tesbihi, bütün namazların ardından yapmayı emretmektedir"
demiştir. |
| HadisNo |
: |
795 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Zariyat
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
"Onlar gecenin (ancak) az bir kısmında uyurlardı"
(Zariyat, 17) mealindeki ayet hakkında şu açıklamayı yaptı: "Onlar akşamla yatsı
arasında namaz kılarlardır." Bir rivayette şu ziyade var: "Böylece yanları
yataklarından uzaklaşır" (Secde, 16). |
| HadisNo |
: |
796 |
|
| |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Tur
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav): "Gecenin bir kısmında ve
yıldızların batışından sonra dahi teşbih et" (Tur, 49) ayetinde geçen
"yıldızların batışından sonra" kılınacak namazın (idbare`s-sücud), sabahın
farzından önce kılınan iki rekat; (Kaf suresinde geçen) idbare`s-sücud ile de
akşamın farzından sonra kılınan iki rek`at olduğunu söylemiştir. |
| HadisNo |
: |
798 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Necm
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Necm suresinde geçen, "İki yay kadar, yahud daha
yakın oldu"; keza, "Onun gördüğünü kalb yalan çıkarmadı", keza, "Andolsun ki, O,
Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını görmüştür" (Necm, 9, 11, 18)
ayetlerinde Hz. Peygamber (sav)`in Cibril (a.s.)`i altı yüz kanadıyla gördüğüne
işaret bulunduğunu söylemiştir. |
| HadisNo |
: |
799 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Necm
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
İbnu Abbas: "Muhammed Rabbini gördü" der. İkrime
(kendisine): "Allah, Kur`an-ı Kerim`de (mealen): "Gözler onu idrak edemez"
(En`am, 103) demiyor mu?" diye sorunca: "Amma da yaptın, bu görme işi, Cenab-ı
Hakk kendi nuru ile tecelli ettiği zaman bunu göremez demektir. Resulullah (sav)
ise Rabbini iki sefer görmüştür" açıklamasını yapar. |
| HadisNo |
: |
801 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Necm
Suresi |
| Ravi |
: |
Şa`bi |
| Hadis |
: |
İbnu Abbas (ra), Arafat`ta Ka`b`la karşılaştı.
Ka`b`a birşeyle sordu. Bunun üzerine Ka`b öyle bir tekbir getirdi ki, dağlarda
yankılar yaptı, İbnu Abbas (ra) dedi ki; "Biz Beni Haşim`deniz!" Ka`b da: "Allah
rü`yeti ile kelamını Muhammed ile Musa (a.s.) arasında taksim etti. Musa`ya
Allah iki kere konuştu. Muhammed (sav) de Mirac`da Allah`ı iki kere gördü."
Mesruk der ki: "Hz. Aişe (ra)`nin yanına girdim ve "Muhammed Rabbini gördü mü?"
diye sordum. Bana: "Öyle bir şey söyledin ki, (korkudan) tüylerim kabardı (diken
diken oldu)" dedi. "Ağır olun, (hemen reddetmeyin) deyip şu mealdeki ayeti
okudum: "Andolsun ki O, Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını görmüştür"
(Necm, 18). Buna şu cevabı verdi: "Bu ayet seni nereye götürmüş? (Ayeti
anlamakta hata etmişsin, Ayette Resulullah (sav)`ın gördüğü belirtilen şey)
Cibril (a.s.)`dir. Sana kim: "Muhammed Rabbini görmüştür" derse veya
"Emredildiği tebligattan bir şey gizlemiştir" derse veya "Allah`ın gayb ilan
ettiği şu beş şeyi bildiğini söylerse: "Kıyametin ilmi şüphesiz ki Allah`ın
nezdindedir. Yağmuru O indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne
kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez..." (Lokman, 34)
bil ki en büyük iftira ve yalanda bulunmuştur. Resulullah (sav)`ın, ayette
bahsedilen rü`yeti Cebrail`le ilgilidir. Efendimiz`in gördüğü şey, Cebrail`dir.
Resulullah (sav) Cebrail (a.s.)`i altı yüz kanadıyla fıtri suretinde ancak iki
defa görmüştür: Bir defasında Sidretü`l-Münteha`da, bir defasında da (Mekke`nin
aşağısında) Ciyad denilen yerde, ufku (her cihetiyle semayı) kaplamış
vaziyette." |
| HadisNo |
: |
802 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Necm
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Allah`ı bırakıp taptığınız Lat`ın, Uzza`nın ve
(bunların) üçüncüsü olan diğer Menat`ın (herhangi bir şey hakkında zerrece
kudretleri var mı? Bize haber verin)" (Necm, 19-20) mealindeki ayet hakkında şu
açıklamayı yaptı: "Lat (Kabe`yi ziyarete gelen) hacılara (yağ ile) sevik (denen
yiyeceği) karıp hazırlayan bir adamdı." |
| HadisNo |
: |
803 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Necm
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ebu Hüreyre (ra)`nin şu rivayete temas ettiği şeyden
Lemem`e daha ziyade benziyenini görmedim: "Resulullah (sav) buyurdu ki: "Allah
ademoğluna zinadan nasibini yazmıştır. Bu mutlaka ona ulaşacaktır: "Gözlerin
zinası nazardır, dilin zinası konuşmaktır. Nefis de temenni eder ve iştah duyar,
Ferc de bunu tasdik veya tekzib eder." |
| HadisNo |
: |
804 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Necm
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"(O güzel hareket edenler), lemem hariç olmak üzere
günahın büyüklerinden ve fuhuşlardan kaçınanlardır" (Necm, 32) mealindeki aynı
ayet hakkında Resulullah (sav)`ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ey
Rabbim, sen affedicisin, hepsini affet, küçük günah işlemeyen kulun
yoktur." |
| HadisNo |
: |
805 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Kamer
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Kureyş müşrikleri, Hz. Peygamber (sav)`le kader
mevzuunda tartışmak için geldiler. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu (mealen): "O
gün onlar yüzleri üstünde sürüklenirler. (Onlara) "tadın cehennemin dokunuşunu"
(denilir). Şüphesiz ki biz, herşeyi bir takdir ile yarattık" (Kamer,
48-49). |
| HadisNo |
: |
806 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Rahman
Suresi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bir gün, Ashabının huzuruna çıktı
ve Rahman suresini baştan sona okudu. Hepsi de sükut ettiler. Bunun üzerine:
"Ben bu sureyi cinlere de okudum, onlar sizden daha güzel karşılık verdiler.
Şöyle ki: "Cenab`ı Hakk`ın: "Rabbinizin hangi ni`metini tekzib edersiniz?"
kavl-i şeriflerini her okuyuşumda şöyle diyorlardı: "Ey Rabbimiz, biz
ni`metlerinden hiçbir şeyi tekzib edemeyiz, bütün hamdler sanadır." |
| HadisNo |
: |
807 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Vakıa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) şöyle söyledi: "Kim her gece Vakıa
suresini okursa ona fakirlik gelmez. Müsebbihat`da, (Sebbeha veya Yüsebbihu ile
başlayan surelerde) bir ayet vardır, (sevabca) bin ayete bedeldir." (Rezin`in
ilavesidir) |
| HadisNo |
: |
808 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Vakıa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu Said
el-Hudri |
| Hadis |
: |
"(Sağcılar)... ve kadri yükseltilmiş
döşeklerdedirler" (Vakıa, 34) mealindeki ayet hakkında, Resulullah (sav)`ın şunu
söylediğini nakleder: "Bunların yüksekliği sema ile arz arasındaki mesafe
kadardır, ikisi arasındaki uzaklık ise beş yüz yıllık yürüme
mesafesidir." |
| HadisNo |
: |
809 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Vakıa
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
"Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağından
verilenler için yeniden yaratmışızdır. Onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini
bir yaşta kılmışızdır." (Vakıa, 35-38) mealindeki ayet hakkında şu açıklamayı
yaptı: "Ayette mevzubahis olan yeniden diriltilenler arasında dünyada iken
ihtiyarlayıp, gözlerinin feri kaçıp çapaklanmış pek yaşlı kadınlar da
var." |
| HadisNo |
: |
810 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Vakıa
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) zamanında halk yağmura kavuştu.
Bunun üzerine Resulullah (sav): "İnsanlar bugün iki grup halinde sabaha erdiler,
bir grubu kafir, bir grubu mü`mindir" dedi. Ve şöyle açıkladı: "Bazıları: "Bu
yağmur Allah`ın bir rahmetidir" derken, diğer bazısı: "Falan falan yıldızın
uğuru doğru çıktı" dedi. Bunun üzerine şu Ayet nazil oldu: "Hayır (hakikatler
kafirlerin dedikleri gibi değildir), işte yıldızların düştüğü yerlere and
ediyorum ki, hakikaten bu, eğer bilirseniz büyük bir anddır. Muhakkak o, elbette
çok şerefli bir Kur`an`dır ki siyanet edilmiş bir kitapta (yazılı)dır. Ona tam
bir surette temizlenmiş olanlardan başkası el süremez. O alemlerin Rabbinden
indirilmedir. Şimdi siz bu kelamı mı hor görücülersiniz? Rızkınıza (şükür
edeceğinize) siz behemahal tekzibe mi kalkışırsınız?" (Vakıa, 75-82). |
| HadisNo |
: |
812 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Vakıa
Suresi |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
"Rızkınıza (şükredeceğinize) siz behemahal tekzibe
mi kalkışırsınız?" (Vakıa, 82) mealindeki ayetle ilgili olarak Hz. Peygamber
(sav)`in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Siz Cenab-ı Hakk`ın size verdiği şükür
makamında, "falanca falanca yıldızın batışı veya falanca falanca yıldızın doğuşu
sayesinde yağmura kavuştuk" diyorsunuz. |
| HadisNo |
: |
813 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Hadid
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Müslüman olmamızla Cenab-ı Hakk`ın bizi, "İman
edenlerin gönüllerinin Allah`ı zikretmek üzere yumuşaması ve ondan gelen
hakikate bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha evvel kendilerine kitap
verilip de üzerlerinden uzun zaman geçmiş, artık kalbleri kararmış bulunanlar
gibi oLmasınlar. Onlardan birçoğu fasıklardı" (Hadid, 16) mealindeki ayetle
azarlaması arasında dört yıllık zaman mevcuttur. |
| HadisNo |
: |
814 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Hadid
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Yeryüzünü, öldükten sonra Allah`ın tekrar
dirilttiğini bilin, akledersiniz diye size delillerimizi açıkladık" (Hadid, 17)
mealindeki ayetle ilgili olarak şöyle buyurdu: "Allah kalbleri kasavet ve
katılıktan sonra yumuşatır, (tevhid hususunda) mutmain ve (Rabbine) yönelmiş
kılar. Ölmüş kalpleri ilimle, hikmetle diriltir (Ayet bu manayı ders
vermektedir). Arzın yağmurla diriltilmesi zaten gözle görülen bir durumdur."
(Rezin`in ilavesidir. ed-Dürrü`l-Mensur İbnu`l-Mübarek`in rivayeti olarak
kaydetmektedir (6, 175)) |
| HadisNo |
: |
815 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Hadid
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Hz. İsa (a.s.)`dan sonra bir kısım melikler Tevrat
ve İncil`i tahrif ettiler. Aralarında mü`min olanlar da vardı, bunlar Tevrat ve
İncil`i okuyorlardı. (Müminlerin okuduklarından rahatsız olan) bazıları,
meliklerine şöyle dediler: "Bunların bize yaptığı hakaretten daha ağır hakaret,
savurdukları küfürden daha galiz küfür görmedik. Kitapta, "Allah`ın indirdiği
ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendisidirler" (Maide, 44) diye okuyup,
kitaptan gösterdikleri ayetlerle bizi yaptığımız işlerden dolayı kınıyorlar
(kafir, fasık oldunuz diyorlar.) Onları çağırıp uyarın, bizim okuduğumuz gibi
okusunlar, bizim inandığımız gibi inansınlar." Melik onları çağırıp topladı, ya
ölümü ya da tahrif edilmiş haliyle Tevrat ve İncil`i okumaktan birini tercih
etmelerini teklif etti. Onlar: "İstediğiniz bu mu? bizi bırakın (bir
düşünelim)!" dediler. Sonra bunlardan bir kısmı: "Bize bir kule inşa edin, bizi
içine tıkın, yiyecek ve içeceğimizi çekebileceğimiz (ip gibi) bir şeyler de
verin, böylece bizden size hakaret sayılacak bir şey ulaşmamış olur" dedi. Diğer
bir kısmı da: "Bırakın bizi başımızı alıp gidelim. Yeryüzünde dolaşır, vahşi
hayvanlar gibi yer içeriz. Bizi kendi memleketinizde (faaliyet yapar) bulursanız
öldürürsünüz" dedi. Bir grup da: "Bize ıssız bir arazinin ortasında evler inşa
ediverin. Biz orada kendi başımıza kuyular açıp ziraat yapalım, sizinle hiç
konuşmayalım, sizlere uğramıyalım da!" dedi. Bunların her kabilede samimi
yakınları vardı. İsteklerini kabul ettiler (ve öldürmediler). Cenab-ı Hakk
(onların kalbine, şu ayette temas buyurduğu) ruhbaniyeti inzal buyurdu:
"Üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah`ın rızasını
kazanmak için ortaya attıkları rahbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler,
içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik. Ama çoğu yoldan
çıkmışlardır" (Hadid, 27). Geri kalanlar da şöyle dediler: "Falancaların ibadet
ettiği gibi biz de ibadet edelim. Falancaların yeryüzünde dolaştığı gibi biz de
dolaşalım, falancaların edindiği gibi biz de evler edinelim." Bunlar şirkleri
üzerine devam eden kimselerdi. Bunlar kendilerine uydukları (diğer) kimselerin
imanlarını da bilmiyorlardı. Hz. Peygamber (sav)`a nübüvvet geldiği zaman, bu
ruhbanlardan pek az kimse kalmıştı. Bu kişi, mabedinden indi, seyyah olup
dolaşan bir kişi seyahatinden döndü, bir kişi de manastırından çıktı. Bunlar
gelip iman ettiler ve tasdikte bulundular. (Bütün Ehl-i Kitap hakkında) Cenab-ı
Hakk şöyle buyurdu: "Ey iman edenler, Allah`tan korkun. Onun peygamberine de
iman edin ki, (Allah) size rahmetinden iki kat nasib versin" (Hadid, 28). Burada
zikri geçen iki kat nasibden biri: Hz. İsa (a.s.)`ya İncil`e ve Tevrat`a olan
imanları sebebiyledir, diğeri de Hz. Muhammed (sav)`e olan imanları ve onu
tasdikleri sebebiyledir. (Ayet şöyle devam ediyor): "Sizin için yardımıyla
yürüyeceğiniz bir nur lutfetsin" (Hadid, 28). Bu nurdan maksad Kur`an ve Hz.
Peygamber (sav)`e ittiba etmeleridir. Vahiy şöyle devam ediyor: "Ehl-i Kitap,
hakikaten Allah`ın fazl (u kerem)inden hiçbir şeye nail olamayacaklarını,
muhakkak bütün inayetin Allah`ın elinde bulunduğunu, onu (ancak) dileyeceği
kimselere vereceğini bilmedikleri için mi (küfürde inad ediyorlar? Halbuki bunu
pekala biliyorlar da). Allah büyük fazl-u kerem sahibidir" (Hadid,
29). |
| HadisNo |
: |
816 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Mücadele
Suresi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Hamd o Allah`a dır ki, bütün sesleri işitir. Israrcı
(mücadeleci) kadın Havle, Hz.Peygamber (sav)`i evinin yanında buldu. Resulullah
(sav)`a birşeyler söylüyordu. Ama ne söylediğini işitmiyordum. Cenab-ı Hakk şu
ayeti indirdi: "(Habibim) Zevci hakkında seninle direşip duran (nihayet
halinden) Allah`a şikayet etmekte olan (kadın)ın sözünü umulduğu veçhile Allah
dinlemiştir. Allah sizin konuşmanızı zaten işitiyordu. Çünkü Allah hakkıyla
işitici, kemaliyle görücüdür" (Mücadele 1). |
| HadisNo |
: |
817 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Mücadele
Suresi |
| Ravi |
: |
Havle bintu
Malik İbni Sa`lebe |
| Hadis |
: |
Kocam Evs İbnu`s-Samit bana zıharda bulunmuştu.
Derhal Hz. Peygamber (sav)`e şikayete geldim. Resulullah (sav)`a durumu
arzedince bana: "Allah`tan kork, o senin amcaoğlundur" diye onun hakkında beni
iknaya çalışıyordu. Ben ısrarıma devam ettim. Derken ayet nazil oldu, "(Habibim)
zevci hakkında seninle direşip duran (nihayet halinden) Allah`a şikayet etmekte
olan kadının sözünü umduğu veçhile Allah dinlemiştir..." (Mücadele, 1). Vahiy
üzerine Resulullah (sav): "Kocan bir köle azad eder" buyurdu. Ben: "Onun kölesi
yok!" dedim. Resulullah (sav): "Öyleyse ard arda iki ay oruç tutar" dedi. Ben
tekrar: "Ey Allah`ın Resulü, kocam çok yaşlıdır, oruca tahammül edemez!" dedim.
"Öyleyse",dedi, "altmış fakir doyursun!" "Onun elinde", dedim, "sadaka olarak
verecek hiçbir şeyi yok, (nasıl altmış fakir doyuracak?)" "Öyleyse," dedi, "ona
ben yardım edeyim. Şu bir arak hurmayı al götür!" "Ey Allah`ın Resulü", dedim,
"diğer bir arak`ı da ben verip ona yardım edeyim." "Güzel söyledin", dedi, "git
bunlarla ona bedel altmış fakiri doyur. Sonra da (eski nikahınla) amcaoğluna
dön!" Ravi bir arakın altmış sa` miktarında bir ölçek olduğunu
belirtti. |
| HadisNo |
: |
818 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Mücadele
Suresi |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
"Ey iman edenler, siz Peygambere mahrem bir şey
arzetmek istediğiniz vakit bu mahrem konuşmanızdan evvel sadaka verin. Bu sizin
için daha hayırlı, daha temizdir. Fakat bulamazsanız şüphe yok ki Allah çok
mağfiret edici, çok esirgeyicidir" (Mücadele, 12) mealindeki ayet nazil olduğu
zaman Hz. Resulullah (sav) bana: "(Bu sadakanın) bir dinar olmasına ne dersin?"
diye sordu. Ben: "Bu miktar çoktur, takat getiremezler" dedim. "Yarım dinara ne
dersin?" dedi. "Ona da takat getiremezler" dedim. "Öyleyse ne kadar olsun?"
dedi. "Bir kıl (ağırlığında altın) miktarı" dedim. "Sen de pek parasızsın!"
dedi. Bunun üzerine şu ayet indi: "Mahrem konuşmanızdan evvel sadakalar
vereceğinizden korktunuz mu? Çünkü işte yapmadınız. (Bununla beraber) Allah
sizin tövbelerinizi kabul etti. O halde namazı kılın. Zekatı verin. Allah ve
Peygamberine (diğer emirlerinde de) itaat edin. Allah ne yaparsanız hakkıyla
haberdardır" (Mücadele, 13). Hz. Ali (ra) der ki: "Allah, benim sebebimle bu
ümmetin mükellefiyetini hafifletti." |
| HadisNo |
: |
819 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Haşr
Suresi |
| Ravi |
: |
Ma`kıl İbnu
Yesar |
| Hadis |
: |
Resulullah (a) buyurdular ki: "Kim sabaha erdiği
zaman üç kere "Euzubillahi`s-semi`il-alim mine`ş-şeytani`r-racim" der ve Haşr
suresinden üç ayet okursa, Allah onun için yetmiş bin meleği vekil tayin eder de
onlar, akşam oluncaya kadar kendisine rahmet okurlar. Şayet o gün ölecek olsa
şehid olarak ölür. Akşam vaktinde aynı şekilde okuyacak olsa (keza sabaha kadar
aynı şeyler sözkonusudur). |
| HadisNo |
: |
821 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Haşr
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Beni Nadir`in hurmalığını yaktırdı
ve kestirdi. Burası (Medine`de Yahudilerin ikamet ettikleri yer olan) Büveyra
(denen mevki) idi. Vak`a üzerine şu ayet indi: "Herhangi bir hurma ağacını
kestiniz, yahud kökleri üstünde dikili bıraktınızsa (hep) Allah`ın izniyledir.
(Bu izin de) fasıkları rüsvay edeceği için (verilmiş)dir" (Haşr, 5). |
| HadisNo |
: |
822 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Haşr
Suresi |
| Ravi |
: |
Ka`b |
| Hadis |
: |
"...O, bunların yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki,
evlerini hem kendi elleriyle hem müminlerin elleriyle harap ediyorlardı, işte ey
akıl ve basiret sahipleri bundan ibret alın" (Haşr, 2) mealindeki ayet, Hz.
Peygamber (sav) tarafından Medine`den sürülen Yahudiler hakkında nazil oldu. Hz.
Peygamber (sav) mallarından (silah hariç), sadece develerinin taşıyabileceği
kadarını götürmelerine izin vermişti. Onlar, evlerinin eşiklerinden,
kapılarından ve diğer ahşap kısımlarından tutup yıkıyorlardı. Beni Nadir`in
hurmalığı hassaten Resul-i Ekrem`in idi, O`na bunu Cenab-ı Hakk tahsis etmiştir.
(Rezin`in ilavesidir. Bu rivayetin manasında uzunca bir rivayeti, Ebu Davud
tahric etmiştir. [(Harac, 23, (3004).]) |
| HadisNo |
: |
823 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Haşr
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
"Allah`ın onların mallarından Peygamberine verdiği
fey`e gelince, siz bunun üzerine ne ata ne deveye binip koşmadınız..." ayeti
hakkında şunu söyledi; "Resulullah (s)a Fedek ahalisi ve ismen belirttiği ancak
şu anda hatırlayamadığım köylerle sulh yaptı. Bu esnada (Hayber`in geri kalan
köylerinde yaşayan) ahaliyi muhasara etmişti. Bu (muhasara altındaki)ler, Hz.
Peygamber (sav)`e sulh için heyet gönderdiler. Ayette geçen"Siz bunun üzerine ne
ata ne de deveye binip koşmadınız" demek, "Siz savaşmadınız" demektir. Zühri der
ki: Benu`n Nadir münhasıran Resulullah (sav)`a ait idi. Çünkü orayı zorla
fethetmediler, anlaşarak fethettiler. Bu sebeple Hz. Peygamber (sav) buradan
elde edilen ganimeti sadece Muhacirler arasında taksim etti. Ondan Ensar`dan
olanlara, ihtiyaç sahibi iki kişi hariç, kimseye bir şey vermedi." |
| HadisNo |
: |
824 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Haşr
Suresi |
| Ravi |
: |
Ömer |
| Hadis |
: |
Beni Nadir`in emvali, Cenab-ı Hakk`ın Resulüne (sav)
fey` kıldığı, üzerine at ve deve koşulmayan (yani savaşsız elde edilen)
mallardandı. Ureyne köyleri, Fedek, tıpkı (Kureyza ve Nadir`in emvali gibi) sırf
Resulullah (sav)`a ait yerlerdi. Resulullah (sav) buralardan elde edilen
gelirlerden ailesinin bir yıllık nafakasını ayırırdı. Geri kalanı da Allah
yolunda hazırlık olmak üzere silah ve binek için sarfederdi. (Nitekim ayette
şöyle buyrulmuştur): "Allah`ın (fethedilen diğer küffar) memleketleri
ahalisinden Peygamberine verdiği fey`i, Allah`a, Peygamberine, hısımlara,
yetimlere, yoksullara, yolda kalanlara aittir. Ta ki bu mallar içinizden yalnız
zenginler arasında dolaşan bir devlet olmasın..." (Haşr, 7). (Hz. Peygamber
(sav)`e intikal eden) bu pay, bu sayılanlara ve ayrıca "evlerinden ve
mallarından çıkarılmış olan fakirlere, onlardan önce (Medine`yi) yurt ve iman
evi edinmiş olan kimselere, kendilerinden sonra gelenlere aittir. Bu ayet,
(kıyamete kadar gelecek) mü`minlerin tamamına şamildir. Tek istisnayı köle
olarak sahih olduklarınız teşkil ediyor. Köleleriniz dışındaki her Müslüman bu
payda hisse ve hak sahibidir. |
| HadisNo |
: |
825 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Haşr
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
"Kendilerinde fakirlik ve ihtiyaç olsa bile (onları,
Muhacirleri) öz canlarından daha üstün tutarlar.." (Haşr, 9) mealindeki ayetle
ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: "Ensar`dan birinin evine misafir geldi ve
geceyi yanında geçirdi. Ev sahibinin evinde kendisinin ve çocuklarının
yiyeceğinden başka yiyecek bir şey yoklu. Hanımına: "Çocukları uyut, ışığı
söndur ve mevcut yiyeceği misafire yaklaştır" diye emretti. Bunun üzerine ayet
indi. |
| HadisNo |
: |
826 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Haşr
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
"Ehl-i Kitaptan o kafir kardeşlerine: "Andolsun,
eğer siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız biz de muhakkak sizinle beraber çıkarız,
sizin aleyhinizde hiçbir kimseye ebedi taat etmeyiniz. Eğer sizinle harp
ederlerse muhakkak ve muhakkak biz, size yardım ederiz" diyen o münafıkları
görmedin mi? Halbuki Allah şahidlik eder ki, onlar hakikaten ve katiyyen
yalancıdırlar" (Haşr, 11), mealindeki ayette zikri geçen kimsenin münafıkların
başı Abdullah İbnu Übey olduğunu, bu sözü Beni Nadir Yahudilerini Hz. Peygamber
(sav)``in Medine`den çıkarmak istediği zaman, onları Hz. Peygamber (sav)`e karşı
tahrik etmek için söylediğini belirtir. (Rezin`in ilavesidir.) |
| HadisNo |
: |
827 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Mumtahine
Suresi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) kadınlarla biati (elle musafaha
etmeden) sözle yapıyor ve şu ayette belirtilen şartları koşuyordu: "Allah`a
hiçbir şeyi eş tutmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, evlatlarını
öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüp getirmemeleri,
(emredilecek) herhangi bir iyilik hususunda sana asi olmamaları.." (Mümtahine,
12). Hz.Peygamber (sav) eli, malik olmadığı hiçbir kadının eline asla değmedi.
Kadınlar, bu şartları kendi sözleri ile ikrar edince, Hz. Peygamber (sav),
"Artık gidin, sizinle biat ettik" derdi (ve musafahada bulunmadan onlarla
biatını tamamlardı). Hayır, Allah`a yemin olsun, asla onun eli hiçbir kadının
eline değmedi. Fakat kadınlarla sözle biat akdi yaptı. |
| HadisNo |
: |
828 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Saff
Suresi |
| Ravi |
: |
Abdullah İbnu
Selam |
| Hadis |
: |
Kendi aralarında müzakere eden bir grup Ashabın
arasında oturuyordum. "Keşke", diyorlardı "Allah nazarında hangi amelin daha
muteber olduğunu bilsek de onu yapsak." Bunun üzerine şu mealdeki ayet nazil
oldu: "Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah`ı teşbih ve tenzih
etmektedir. O, galib-i mutlaktır, yegane hüküm ve hikmet sahibidir. Ey iman
edenler, yapamayacağınız şeyi niçin söylersiniz? Yapamayacağınızı söylemeniz, en
şiddetli bir buğzu (davet etmiş olmak) bakımından Allah indinde büyüdü" (Saff,
1-3). Resulullah (sav) yanımıza gelerek vahyi okudu. |
| HadisNo |
: |
830 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Cum`a
Suresi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Biz Hz. Peygamber (sav)`le birlikte namaz kılarken
yiyecek maddesi taşıyan bir kervan geldi. Cemaatte bulunanlar, (camiyi bırakıp)
kervanı karşılamaya koştular. Camide on iki kişi kaldı. Hz. Ebu Bekir ve Ömer
(ra) kalanlar arasındaydı. Bu durum üzerine şu Ayet nazil oldu. (mealen): "Onlar
bir ticaret, yahud bir oyun, bir eğlence gördükleri zaman ona yönelip
dağıldılar. Seni ayakta bıraktılar. De ki: Allah nezdindeki (sevab, mü`minler
için) eğlenceden de, ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en
hayırlısıdır" (Cum`a, 11). |
| HadisNo |
: |
831 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Münafikun
Suresi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
"...Medine`ye dönersek, şerefli kimseler alçakları
and olsun ki, oradan çıkaracaktır" (Münafıkün, 8) mealindeki ayet hakkında şu
açıklamayı yapmıştır: "Bunu söyleyen (meşhur münafık) Abdullah İbnu Übey İbni
Selül`dür." |
| HadisNo |
: |
832 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Münafikun
Suresi |
| Ravi |
: |
Zeyd İbnu
Erkam |
| Hadis |
: |
Bir sefer esnasında Hz. Peygamber (sav)`le beraber
çıkmıştık. Bir ara bütün askerler sıkıntıya düştü. Übey İbnu Selül (fırsattan
istifade) şöyle dedi: "Resulullah`ın yanındakilere infak etmeyin de etrafından
dağılsınlar." Ayrıca şunu da ilave etti: "Hele Medine`ye bir dönelim, aziz
olanlar, zelil olanları oradan sürüp çıkaracaktır." Ben hemen gelip bu sözleri
Hz. Peygamber`e haber verdim. Resulullah (sav) Übey İbnu Selül`e adam göndererek
yanına çağırdı ve "Böyle mi söyledin?" diye sordu, İbnu Selül, böyle bir
davranışa yer vermediğine dair yemin etti. (Orada bulunanlar bu söze inanarak):
"Zeyd, Resulullah (sav)`a yalan söyledi" dediler. Bu sözlerine çok üzüldüm. Öyle
ki, Cenab-ı Hakk beni tasdiken şu vahyi indirdi: "(Ey Muhammed) münafıklar sana
gelince, "Senin, şüphesiz Allah`ın peygamberi olduğuna şehadet ederiz" derler.
Allah, senin kendisinin peygamberi olduğunu bilir, bunun yanında münafıkların
yalancı olduklarını da bilir..." (Münafikün, 1). (Zeyd) der ki: "Sonra Hz.
Peygamber (sav), (onlara: "özür dileyin de) sizin için Allah`tan mağfiret taleb
edeyim" dedi ise de başlarını çevirip gittiler." Zeyd İbnu Erkam (ra), "..Onlar
tıpkı sıralanmış kof kütük gibidirler..." (Münafikun, 4) mealindeki ayetle
ilgili olarak da şu açıklamayı yaptı: "Münafıklar yakışıklı
kimselerdi." |
| HadisNo |
: |
833 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Münafikun
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Bir keresinde, "kimin haccedecek kadar veya zekat
farz olacak kadar malı olur da bu farzları ifa etmezse, ölüm sırasında geri
dönüş (rec`a) taleb eder" buyurmuş da, bir adam kendisine: "Ey İbnu Abbas,
Allah`tan kork, geri dönüşü küffar taleb edecektir" dedi. İbnu Abbas (ra): "Ben
size bu hususta ayet okuyayım" dedi ve şu ayeti okudu: "Ey iman edenler, sizi ne
mallarınız, ne evlatlarınız Allah`ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa
işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. Herhangi birinize ölüm gelip
de: "Ey Rabbim, beni yakın bir müddete kadar geciktirseydin de sadaka verip
dursaydım, iyi adamlardan olsaydım" diyeceğinden evvel size rızık olarak
verdiğimizden (Allah yolunda) harcayın. Halbuki Allah hiçbir kimseyi eceli
gelince, asla geri bırakmaz. Allah ne yaparsanız, hakkıyla haberdardır"
(Münafikun 9-11) Adam tekrar: "Zekat vermeyi gerekli kılan miktar nedir?" diye
sordu. İbnu Abbas (ra): "Mal iki yüz (dirheme) ulaşır ve geçerse." Adam:
"Pekala, haccı gerekli kılan şey nedir?" diye sordu, İbnu Abbas: "Azık ve
binek!" cevabını verdi. |
| HadisNo |
: |
834 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Tegabün
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Alkame hazretlerinin İbnu Mes`ud (ra)`dan
naklettiğine göre, İbnu Mes`ud, "...Kim Allah`a iman ederse (Allah) onun kalbini
doğruya götürür.." (Teğabün, 11) mealindeki ayetle ilgili olarak şu açıklamayı
yapmıştır: "Bunlar kişinin maruz kaldığı musibetlerdir. İnanan kişi, (Allah`ın
lütfü ve keremi ile) bu musibetlerin Allah`tan olduğunu bilir, Allah`ın
takdirine teslimiyet gösterip, razı olur (ve sabreder)." |
| HadisNo |
: |
835 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Tegabün
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ey iman edenler, eşlerinizin evlatlarınızın içinde
hakikaten size düşman olanlar da vardır. O halde onlardan sakının." (Teğabün 14)
mealindeki ayet hakkında şu açıklamayı yaptı: "Bu hitaba maruz kalan kimseler
bir kısım Mekkeli erkeklerdir. Bunlar, hicret ederek Hz. Peygamber (sav)`e
gelmek isterler, fakat kadın ve çocukları kendilerini terketmelerini istemeyerek
hicretlerine mümanaat etmişlerdir. Bu kimseler bilahare hicret edip gelince,
halkın, din hususunda çok şey öğrenmiş olduğunu görürler. Bunun üzerine
(kendilerinin önceden hicret etmelerine mani olan) zevce ye evlatlarını
cezalandırmak istediler. Bu hal karşısında Cenab-ı Hakk mezkur ayeti inzal
buyurdu." |
| HadisNo |
: |
836 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Talak
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları,
iddetlerini gözeterek boşayın.." (Talak 1) mealindeki ayeti, "...iddetlerinin
önünde boşayın" diyerek kıraat etmiştir (okumuştur). (İmam Malik der ki:
"Bununla, her temizlik devresinde bir kere boşaması gerektiğini
kastedmiştir.") |
| HadisNo |
: |
837 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder