| |
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Çocukları |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Kureyşliler, birbirlerine küfrün ve sapıklığın
devamını tavsiye ettiler ve aralarında; "Bizim üzerinde olduğumuz şey var ya,
bu, o köksüz sürgün (mesabesinde olan Muhammed)in üzerinde olduğu şeyden daha
doğrudur!" dediler. Bunun üzerine, Allah Teala hazretleri Kevser suresini inzal
buyurdu: "Şüphesiz ki biz sana kevseri verdik. Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve
kurban kes. Asıl arkası kesik (nesilsiz) olan, sana düşmanlık edenin ta
kendisidir" (Kevser 1-3). Bundan sonra Resulullah (sav)`ın beş erkek çocuğu
oldu. Dördü Hz. Hatice (ra)`den: Abdullah: Bu en büyükleri idi; Tahir -bunun
Abdullah olduğu ve bunların üç tane oldukları da söylenmiştir-; Tayyib, Kasım ve
Mariye`den olan İbrahim. Resulullah (sav)`ın dört tane de kızı vardı: Bunlardan
Zeyneb, Ebu`l-As İbnu`r-Rebi`in nikahı altında idi. Rukiyye ve Ümmü Gülsüm: Bu
ikisi, Ebu Leheb`in oğulları olan Utbe ve Uteybe`nin nikahı altında idiler. "Ebu
Leheb`in iki eli kurusun ve kurudu da..." (Tebbet 1-5) vahy-i şerifi nazil
olduğu zaman, Ebu Leheb oğullarına onları boşamalarını emretti. Bunun üzerine
Hz. Osman önce Rukiyye ile evlendi. Rukiyye onunla birlikte Habeşistan`a hicret
etti. Orada Hz. Osman`ın Abdullah adında bir oğlu dünyaya geldi. Hz. Osman ona
izafeten (Ebu Abdillah diye) künye almıştı. Sonra Rukiyye (ra) vefat etti. Ondan
sonra Hz. Osman Ümmü Gülsüm (ra) ile evlendi. Hz. Fatıma (ra): Bu Hz. Ali
(ra)`nin nikahı altında idi. Hz, Ali`nin Fatma`dan Hasan, Hüseyin ve Muhsin
adlarında üç erkek çocuğu ile Zeyneb ve Ümmü Gülsüm adlarında iki kız çocuğu
dünyaya geldi. Bunlardan Zeyneb, Abdullah İbnu Ca`fer (ra)`in nikahı altında
idi. Hz. Ali, Ümmü Gülsüm`ü de Hz. Ömer`e nikahlamıştır. Radıyallahu anhüm
ecmain." [Rezin tahric etmiştir.] |
| HadisNo |
: |
5535 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Çocukları |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), oğlu İbrahim öldüğü zaman
buyurdular ki: "O daha memede iken öldü. Onun cennette iki sütannesi var. Bunlar
onun sütunu (iki yıla) tamamlayacaklar. Çünkü o benim oğlumdur." |
| HadisNo |
: |
5536 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Sıfatları Ve Ahlakları |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
Ali`nin evladlarından Muhammed`in oğlu İbrahim
anlatıyor: "Hz. Ali (ra) Resulullah (sav)`ı vasfettiğı zaman şöyle derdi:
"Resulu-i Ekrem (sav) efendimiz çok uzun boylu olmadığı gibi, (azaları)
birbirine girmiş kısa boylu da değildi, orta boylu bir insandı. Saçları kıvırcık
değildi, düz de değildi, dalgalıydı. Şişman değildi, yuvarlak yüzlü de değildi,
yanakları uzuncaydı. Rengi kırmızıya çalan, beyazdı. Gözleri siyah ve kirpikleri
uzundu, goğsünde göbeğine kadar inen kıldan bir hat vardı. El ve ayaklarının
parmakları kalıncaydı. Eklem yerleri ve iki küreğin birleşme yeri olan omurga
iri idi. Bir tarafa dönünce (sadece başını çevirmez) bütün vücudunu çevirirdi.
Yürüyünce, yamaçtan iniyormuşcasına öne meylederek yürürdü. İki omuzu arasında
peygamberlik mührü vardı. O, peygamberlerin mührü (sonuncusu) idi. İnsanlann en
iyi kalplisi, en şecaatlisi ve en doğru sözlüsü idi. O ahlakça herkesten yüce,
muaşere yönüyle de en geçimlisi idi. Onu aniden gören ondan heybet duyardı;
bilerek beraber olan, kalpten severdi. Onu vasfeden şöyle derdi: "Ben ne O`ndan
önce, ne de O`ndan sonra O`nun gibisini görmedim." Resul-i Ekrem çabuk
konuşmazdı; her işitenin anlayacağı şekilde teker teker konuşurdu." |
| HadisNo |
: |
5537 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Sıfatları Ve Ahlakları |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ehl-i Kitap saçlarını düz salınmaya bırakırlar,
müşrikler de ayırırlardı. Resulullah (sav) ise (vahiy yoluyla) emredilmediği
hususlarda Ehl-i Kitab`a uygun hareket etmekten hoşlanırdı. Bu sebeple saçını
alnından serbest bıraktı. Bilahare (bütün müşrikler Müslüman olduktan sonra)
saçlarını (alnından) ayırdı. |
| HadisNo |
: |
5538 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Sıfatları Ve Ahlakları |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Anlattığına göre, "Resulullah (sav)`a saçındaki
aklardan sorulunca (Enes) şöyle cevap vermiştir: "Allah O`nu, beyazla
çirkinleştirmemiştir." Bir rivayette de şöyle demiştir: "O, kişinin başında ve
sakalında bulunan beyazları yolmasını mekruh addederdi. Ve [Enes (ra)]:
"Resulullah (sav) saçlarını boyamadı. Beyaz kıl (onda nadirdi ve sadece) alt
dudağında, şakaklarında ve başında bir nebzecik vardı" derdi. |
| HadisNo |
: |
5539 |
|
| |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Peygamberlik
Mührü Ve Muteferrik Hadisler |
| Ravi |
: |
Abdullah İbnu
Sercis |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) ile birlikte ekmek ve et yedim ve:
"Ey Allah`ın Resulü! Allah seni mağfiret buyursun!" dedim. Bana: "Seni de!" diye
karşılıkta bulundu. Ravi der ki: "(İbnu Sercis`e): "Resulullah sana istiğfarda
mı bulundu?" diye soruldu. O: "Evet, "Seni de!" de dedi" diye cevap verdi ve
sonra şu ayeti okudu. (Mealen): "Kendi günahın için de, mü`min erkek ve mü`min
kadınlar için de Allah`tan af diIe..." (Muhammed 19). İbnu Sercis devamla dedi
ki: "Sonra etrafında döndüm, iki omuzu arasında peygamberlik mührünü gördüm. Sol
kürek kemiğinin geniş tarafında idi, yumruk gibi ve üzerinde siğiller emsali
benler vardı." |
| HadisNo |
: |
5542 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Peygamberlik
Mührü Ve Muteferrik Hadisler |
| Ravi |
: |
Ebu
Hureyre |
| Hadis |
: |
Ben Resulullah (sav)`dan daha güzelini hiç görmedim.
Sanki güneş mübarek yüzlerinde yürüyor gibiydi. Yürürken Resulullah (sav)`dan
daha hızlı yürüyen kimse de görmedim. Sanki yer O`nun ayağı altında duruluyor
gibiydi. Biz O`nunla beraber yürürken kendimizi zorlardık. O ise,
aldırmazdı. |
| HadisNo |
: |
5544 |
| |
|
| |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Peygamberlik
Mührü Ve Muteferrik Hadisler |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
(Annem) Ümmü Süleym, Resulullah (sav) için yere bir
post serer, O da üzerinde kaylule (öğle uykusu) kestiridi. Aleyhissalatu
vesselam uyanınca annem O`nun terini ve kıllarını toplardı. Bunlan bir şişede
toplar, sonra onu sürünme maddesine katardı. [Ravi devamla der ki: "Hz. Enes
(ra) muhtazar (can çekişme halinde) olunca kefenine sürülecek hanuta bundan
katılmasını vasiyet etti."] |
| HadisNo |
: |
5548 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Peygamberlik
Mührü Ve Muteferrik Hadisler |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Bir başka rivayette şöyle gelmiştir: "Resulullah
(sav) insanların en iyisi, en cömerdi ve en şecaatlisi idi. Nitekim bir gece,
Medine halkı umumi bir korku yaşamıştı. Halk (korkusunun kaynağı olan) sesin
geldiği tarafa yöneldi. Resulullah (sav) ise, herkesten önce o cihete gitmiş,
haberi tahkik etmiş ve geri dönmüştü, onları yarı yolda karşıladı. Ebu Talha
(ra)`nın çıplak atı üzerinde idi. Boynunda kılıncı asılıydı. Şöyle diyordu:
"Korkulacak bir şey yok, korkulacak bir şey yok." Sonra, "Bu atı pek hızlı
bulduk" dedi. Halbuki at, ağır yürürdü. |
| HadisNo |
: |
5550 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Peygamberlik
Mührü Ve Muteferrik Hadisler |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) iki iş arasında muhayyer
bırakılırsa, mutlaka en kolayını tercih ederdi. Yeter ki bu günah olmasın. Eğer
bir iş günah idiyse, günaha karşı insanın en uzak duranı idi. Aleyhissalatu
vesselam kendisi için hiç intikam aramadı. Ama Allah`ın bir haramı ihlal
edilince o zaman Allah için intikam alirdı. |
| HadisNo |
: |
5551 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Peygamberlik
Mührü Ve Muteferrik Hadisler |
| Ravi |
: |
Cabir İbnu
Semüre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`la birlikte ilk namazı kıldım.
Sonra Aleyhissalatu vesselam ehline gitti. Onunla ben de çıktım. Onu bir kısım
çocuklar karşıladı. Derken onların yanaklarını bir bir okşamaya başladı. Benim
yanağımı da okşadı. Elinde bir serinlik ve hoş bir koku hissettim. Elini sanki
attar havanından çıkarmış gibiydi. |
| HadisNo |
: |
5552 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Peygamberlik
Mührü Ve Muteferrik Hadisler |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`la birlikte yürüdüm. Üzerinde
kenarı sert necrani bir hırka vardı. Ona bir bedevi arkadan yetişerek hırkadan
tutup şiddetle çekti. Boynunun derisine baktığımızda şiddetle çekilen hırkanın
kenarının zedeleyip iz bıraktığını gördüm. Bedevi: "Ey Muhammed! Yanındaki
Allah`ın malından bana da verilmesini emret" dedi. Aleyhissalatu vesselam ona
yönelik baktı ve güldü. Sonra da bir ihsanda bulunulmasını emretti. |
| HadisNo |
: |
5554 |
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Peygamberlik
Mührü Ve Muteferrik Hadisler |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) sabah namazını kılınca, Medine`nin
hizmetçileri ellerinde su bulunan kaplar olduğu halde kendisine gelirlerdi.
Aleyhissalatu vesselam da hiçbirini ihmal etmeden kaplara elini batırırdı. Bazan
sabahları hava soğuk olurdu. Aleyhissalatu vesselam yine de elini suya
batırırdı. |
| HadisNo |
: |
5555 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Alametleri |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
Babam anlatmış ve demişti ki: "Kureyş büyüklerinden
bir grupla Şam`a gitmiştik; beraberimde Muhammed (sav) de vardı. Yolda bir
rahib(in manastırın)a yaklaştık ve yakınına konakladık. Develerimizi çözmüştük
ki rahib yanımıza geldi. Daha önceki gelişlerimizde yanımıza hiç uğramamıştı.
Aramızda dolaşmaya başladı ve Muhammed`i (bulup) elinden tuttu ve: "Bu alemlerin
efendisidir!" dedi. Kureyş büyükleri ona: "Bu söylediğini nereden biliyorsun?"
diye sordular. Adam: "Ben onun sıfat ve evsafını bize indirilen kitapta
bulmuşum! Nitekim siz yaklaştığınız zaman, O`na secde etmedik ne taş, ne ağaç
kaldı, hepsi de secde ettiler. Bu cansız şeyler ancak bir peygambere secde
ederler. Ben O`nu ayrıca peygamberlik mührüyle de biliyorum, bu mühür omuz
başındaki düz kemiğin baş kısmının aşağısında bulunur, elma büyüklüğündedir"
dedi. Sonra bizden ayrıldı, yemek hazırlayıp getirdi. Muhammed o sırada,
develeri gözetliyordu. Yanımıza geldiğinde üzerinde ona gölge yapan bir bulut
vardı. Yaklaşınca, halkın kendinden önce ağacın gölgesini kaptıklarını gördü. O
da güneşte oturdu. Ağacın gölgesi, üzerine meyletti, onlar güneşte kaldılar.
Rahib: "Bakın, ağacın gölgesi O`nun üzerine meyletti" dedi. Rahib onların
yanında iken, bu çocuğu Allah aşkına Rum (diyarın)a götürmeyin diye ricada
bulundu ve: "Eğer O`nu götürürseniz, taşıdığı sıfatlarıyla O`nu tanırlar ve
öldürürler" dedi. O, bu hususta Allah`ın adını vererek onlara ricada bulunurken,
yan tarafına bir göz attı. Manastırına doğru gelen yedi rum gördü. Onları
karşıladı ve: "Niye geldiniz?" dedi. "Rahiplerimiz bize Araplar arasında çıkacak
bir peygamberin bu ayda memleketimize doğru gelmekte olduğunu söylediler.
(Buralara giriş sağlayan) her yola bir grup insan çıkarıldı. Biz de senin su
yoluna gönderildik" dediler. Rahip: "Sizden daha hayırlı birini geride
bıraktınız mı?" dedi. Onlar: "O şahsın senin yolunun üzerinde olduğu bize haber
verildi!" dediler. Rahip: "Allah`ın icra etmek istediği bir iş hakkında ne
dersiniz, insanlardan bunu geri çevirebilecek biri var mı?" diye sordu. Onlar:
"Hayır!" dediler. Rahip: "Öyleyse şu kimseye biat edin. Zira bu , gerçek
peygamberdir" dedi. Onlar da ona biat ettiler, rahiple birlikte orada kaldılar.
Sonra rahip bize döndü, ve: "Allah için söyleyin, bunun velisi kim?" dedi. Beni
kastederek: "Şu" dediler. Rahib bana hususi şekilde, geri dönmemiz için ricada
bulundu. Ben de O`nu içlerinde, Hz. Ebu Bekr`in gönderdiği, Bilal`in de
bulunduğu bir grup kimse ile geri çevirdim. Rahip O`na kek ve zeytinyağından
azık koydu." [Bu rivayeti Tirmizi, (Menakıb 5, (3624) Ebu Musa el-Eş`arî
(ra)`den tahric etmiştir. Rivayete: "Ebu Talib Şam için yola çıktı..." diye
başlar ve yukarıda kaydedildiği şekilde zikreder. Yukarıdaki metni Rezin, Hz.
Ali (ra)`nin babasından rivayet olarak, kaydedilen elfazla tahric
etmiştir.] |
| HadisNo |
: |
5557 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Alametleri |
| Ravi |
: |
Ata İbnu
Yesar |
| Hadis |
: |
Abdullah İbnu Amr İbni`l-As (ra)`a rastladım ve:
"Resulullah (sav)`ın Tevrat`ta zikredilen vasıflarını bana söyle" dedim. Bunun
üzerine hemen: "Pekala dedi ve devam etti: Allah`a yemin olsun! O, Kur`an`da
geçen bazı sıfatlarıyla Tevrat`ta da mevsuftur (ve şöyle denmiştir): "Ey
Peygamber, biz seni insanlara şahid, müjdeleyici ve korkutucu (Ahzab 45) ve
ümmiler için de koruyucu olarak gönderdik. Sen benim kulum ve elçimsin. Ben seni
mütevekkil diye tesmiye ettim. O, ne katı kalpli, ne de kaba biri değildir.
Çarşı pazarda rastgele bağırıp çağırmaz. Kötülüğü kötülükle kaldırmaz, bilakis
affeder, bağışlar. Allah, bozulmuş dini onunla tam olarak ikame etmeden onunla
kör gözleri, sağır kulakları, paslanmış kalpleri açmadan onun ruhunu
kabzetmez." |
| HadisNo |
: |
5558 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Alametleri |
| Ravi |
: |
Ebu
Musa |
| Hadis |
: |
Habeşistan`ın sahibi (kralı) Necaşi merhumu işittim,
demişti ki: "Ben şehadet ederim ki Muhammed Allah`ın resulüdür. O, Hz. İsa
(as)`nın geleceğini müjdelediği zattır. Eğer ben, şu saltanatın başında
olmasaydım ve üzerimdeki insanlarla ilgili yük bulunmasaydı onun ayakkabılarını
taşımak üzere yanına giderdim." |
| HadisNo |
: |
5560 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Alametleri |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Bana Ebu Süfyan İbnu Harb anlattı ve dedi ki:
"Resulullah (sav) ile aramızda sulh(-u Hudeybiye) olduğu bir sırada Şam`a
gitmiştim. Ben orada iken, Herakliyus`a, Resulullah (sav)`dan bir mektup
getirildi. Mektubu Dıhyetu`l-Kelbi getirmişti. Onu Busra emirine teslim etti. O
da, Rum Kralı Herakliyus`a ulaştırdı. Herakliyus: "Peygamber olduğunu zanneden
şu adamın kavminden buralarda birileri var mı?" diye sordu. Ona "evet var!"
dediler ve ben bir grup Kureyşliyle birlikte çağırıldım. Yanına girdik. Bizi
önüne oturttu. "Ona nesebce en yakın olan kimdir?" dedi. Ben atıldım: "Benim!"
dedim. Bunun üzerine beni, arkadaşlarım arkamda kalacak şekilde önüne oturttu.
Sonra tercümanını getirtti. "Şunlara söyle, ben şuna, o peygamber olduğunu
zanneden kimse hakkında soracağım. Eğer cevaplarında bana yalan söylemeye
kalkarsa, onu tekzib etsinler!" dedi. Ebu Süfyan der ki: "Allah`a yemin olsun.
Eğer yalanım, aleyhime tesir hasıl eder korkusu olmasaydı, cevaplarım sırasında
yalan söylerdim. Sonra Herakliyus, tercümanına: "Sor şuna! O zatın aranızdaki
nesebi nasıldır?" dedi. Ben: "O, aramızda asil bir nesebe sahiptir" dedim. O
tekrar sordu: "Onun ecdadı arasında kral var mı?" "Yok!" dedim. "Siz onu bu
iddiasından önce hiç yalanla itham ettiniz mi?" dedi. Ben: "Hayır!" dedim. "Ona
insanların eşraf takımı mı tabi oluyor, zayıflar takımı mı?" dedi. "Zayıflar
takımı!" dedim. "Artıyorlar mı azalıyorlar mı?" dedi. Ben: "Eksilmiyorlar,
bilakis artıyorlar" dedim. O tekrar sordu: "Dine girdikten sonra hoşnutsuzlukla
dininden vazgeçen, irtidad eden oldu mu?" "Hayır!" dedim. "Onunla hiç savaştınız
mı?" dedi. Ben: "Evet!" dedim. "Onunla savaşınız nasıl oldu?" dedi. "Harb onunla
bizim aramızda münavebeli oldu. O bize karşı kazandı, biz de ona karşı
kazandık!" dedim. "Verdiği sözden caydığı oldu mu?" dedi. "Hayır! Ancak,
aramızda bir sulh var, bu esnada ne yapacak bilmiyoruz!" dedim. Ebu Süfyan der
ki: "Allah`a yemin olsun o konuşmamız esnasında, (aleyhte) bundan başka bir şey
söyleme imkanı bulamadım." Herakliyus sormaya devam etti: "Muhammed`den önce bu
sözü söyleyen bir başkası var mıydı?" dedi. "Hayır!" dedim. Bunun üzerine
tercümanına: "Söyle ona! Ben sana "aranızdaki nesebi" nden sordum, sen onun
asaletli biri olduğunu söyledin, işte peygamberler de böyledir, hep kavimleri
arasında neseb sahiplerinden gönderilirler. Ben sana "ecdadı içinde kral var
mı?" diye sordum "yok!" dedin. Ben de "eğer ecdadı arasında bir kral olsaydı bu
ecdadının kraliyetini arayan bir adam" diyecektim. Ben, "O`na tabi olanlar"dan
sordum: "Cemiyetin zayıf takımı mı yoksa eşraf kesimi mi?" diye. Sen "zayıflar!"
dedin. Peygamberlere tabi olanlar işte bunlardır. Ben sana "bu iddasından önce
onu hiç yalanla itham ettiniz mi?" diye sordum, sen "hayır!" dedin. Böylece
anladım ki o, ne insanlara ne de Allah`a yalan söyleyecek biri değildir. Ben
sana "dine girdikten sonra, hoşnut olmayarak dininden dönen oldu mu?" diye
sordum, sen "hayır!" dedin, iman böyledir, onun neşesi kalplere bir girdi mi,
bir daha solmaz. Ben senden "onlar artıyorlar mı, eksiliyorlar mı?" diye sordum,
sen arttıklarını söyledin, iman işi böyledir, tamamlanıncaya kadar artarlar. Ben
sana "onlarla savaştınız mı?" diye sordum, sen savaştığınızı, savaşın aranızda
münavebeli cereyan ettiğini, onların size, sizin de onlara galebe çaldığınızı
söyledin. Peygamberler de böyledir, imtihandan geçirilir, sonunda akibet onların
olur. Ben sana "verdiği sözden döndüğü olur mu?" dedim, sen olmadığını söyledin.
Peygamberler de böyledir, sözlerinden dönmezler. Ben, "bu iddayı ondan önce
söyleyen oldu mu?" diye sordum. Sen "hayır!" dedin. Ben "Eğer bu sözü ondan önce
biri söylemiş olsaydı, `bu adam, kendinden önce söylenmiş bir sözü tamamlamaya
çalışan birisi` diyecektim." Herakliyus sonra: "Size ne emrediyor?" diye tekrar
soru sordu. Biz: "Namaz, zekat, sıla-i rahim ve iffet" dedik. Bunun üzerine
Herakliyus dedi ki: "Eğer, senin söylediklerin gerçekse, O peygamberdir! Ben
onun çıkacağını biliyordum. Ancak sizin aranızdan çıkacağını zannetmiyordum.
Eğer, O`na kavuşabileceğimden emin olsam karşılaşmayı çok isterdim. Yanında
olsaydım, ayaklarına su dökerdim. O`nun hakimiyeti, ayaklarımın altında olan şu
diyarlara kadar uzanacaktır." Sonra Resulullah (sav)`ın mektubunu getirtti ve
okuttu. Şöyle diyordu: "Bismillahirrahmanirrahim. Allah`ın elçisi Muhammed`den
Rum`un büyüğü Herakliyus`a. Selam hidayete tabi olanlara olsun. Emma ba`d! Seni
İslam`a çağırıyorum. İslam`a gir, selameti bul! Allah da ecrini iki kat versin.
Yüz çevirirsen, bütün tebeanın günahı üzerine olsun. "Ey Ehl-i Kitap! Sizinle
bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin: Allah`tan başkasına ibadet
etmeyelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah`ı bırakıp da birbirimizi Rabb
edinmeyelim. Eğer onlar yüz çevirirse siz deyin ki: "Şahit olun, biz
Müslümanlarız" (Al-i İmran 64). Herakliyus, mektubun okunuşunu tamamlayınca,
yanında sesler yükseldi ve gürültüler arttı. Bize emretti, çıkarıldık. Ben
arkadaşlarıma: "İbnu Ebi Kebşe`nin işi ciddidir. Şu Beni Asfer`in (Rumların)
kralı ondan korkuyor!" dedim. Allah İslamı bana nasib edinceye kadar onun galip
geleceği inancım taşıdım. Herakliyus, ileri gelen cemaatini hep davet etti,
kendine ait sarayların birinde toplandılar. Onlara: "Ey Rum cemaati! Ebedi bir
kurtuluşunuz ve şu saltanatınızın bekasına ne dersiniz?" dedi. Bunun üzerine,
hep birden vahşi eşekler gibi ürküp kapılara koştular. Ancak hepsini kapatılmış
buldular. Herakliyus onları geri çağırdı. "Ben sizin dindeki salabetinizi
imtihan ettim. Sizde gördüğüm durum hoşuma gitti!" dedi. Bunun üzerine, ona
secde ettiler ve ondan razı oldular." |
| HadisNo |
: |
5561 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Alametleri |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Cinler semaya yükselip, orada vahyi dinliyorlardı.
Bir tek kelime işitince, ona doksan dokuz tane de (kendilerinden) ilave
ediyorlardı. O tek kelime hak, ilave edilenler batıldı. Resulullah (sav)
gönderilince, semadaki yerlerine yükselmeleri şihablarla (göktaşları) önlendi.
Bundan önce gökte şihablar (bu kadar çok) atılmazdı. İblis onlara: "Nedir bu?
Herhalde mühim bir hadise var!" dedi. Askerlerini gönderdi. Onlar Resulullah
(sav)`ı Mekke`de iki dağın arasında namaz kılyor buldular, İblis`e tekrar dönüp
gördüklerini haber verdiler. O da: "Arzda meydana gelen hadise işte bu! (Sizin
semadan haber almanız bu sebeple engelleniyor)" dedi. |
| HadisNo |
: |
5562 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Vahyin
Başlangıcı |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`a vahiy olarak ilk başlayan şey
uykuda gördüğü salih rüyalar idi. Rüyada her ne görürse, sabah aydınlığı gibi
aynen vukua geliyordu. (Bu esnada) ona yalnızlık sevdirilmişti. Hira mağarasına
çekilip orada, ailesine dönmeksizin birkaç gece tek başına kalıp, tahannüsde
bulunuyordu. -Tahannüs ibadette bulunma demektir.- Bu maksadla yanına azık
alıyor, azığı tükenince Hz. Hatice (ra)`ye dönüyor, yine aynı şekilde azık alıp
tekrar gidiyordu. Bu hal, kendisine Hira mağarasında Hak gelinceye kadar devam
etti. Bir gün ona melek gelip: "Oku!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Ben okuma
bilmiyorum!" cevabını verdi. (Aleyhissalatu vesselam hadisenin gerisini şöyle
anlatıyor: "Ben okuma bilmiyorum deyince) melek beni tutup kucakladı, takatim
kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı. Tekrar: "Oku!" dedi. Ben tekrar: "Okuma
bilmiyorum!" dedim. Beni ikinci defa kucaklayıp takatim kesilinceye kadar sıktı.
Sonra tekrar bıraktı ve "Oku!" dedi. Ben yine: "Okuma bilmiyorum!" dedim. Beni
tekrar alıp, üçüncü sefer takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve:
"Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabbin
kerimdir, o kalemle öğretti, insana bilmediğini öğretti" (Alak 1-5) dedi."
Resulullah (sav) bu vahiyleri öğrenmiş olarak döndü. Kalbinde bir titreme (bir
korku) vardı. Hatice`nin yanına geldi ve: "Beni örtün, beni örtün!" buyurdu. Onu
örttüler. Korku gidinceye kadar öyle kaldı. (Sükunete erince) Hz. Hatice (ra)`ye
başından geçenleri anlattı ve; "Nefsim hususunda korktum!" dedi. Hz. Hatice de:
"Asla korkma! Vallahi Allah seni ebediyen rüsvay etmeyecektir. Zira sen, sıla-i
rahimde bulunursun, doğru konuşursun, işini göremeyenlerin yükünü taşırsın.
Fakire kazandırırsın, misafire ikram edersin, Hak yolunda zuhur eden hadiseler
karşısında (halka) yardım edersin!" dedi. Sonra Hz. Hatice, Aleyhissalatu
vesselam`ı alıp Varaka İbnu Nevfel İbnu Esed İbnu Abdi`l-Uzza İbni Kusay`a
götürdü. Bu zat, Hz. Hatice`nin amcasının oğlu idi. Cahiliye devrinde Hıristiyan
olmuş bir kimseydi. İbranice (okuma) yazma bilirdi. İncil`den, Allah`ın dilediği
kadarını İbranice olarak yazmıştı. Gözleri ama olmuş yaşlı bir ihtiyardı. Hz.
Hatice kendisine: "Ey amcaoğlu! Kardeşinin oğlunu bir dinle, ne söylüyor!" dedi.
Varaka Aleyhissalatu vesselam`a: "Ey kardeşim oğlu! Neler de görüyorsun?" diye
sordu. Aleyhissalatu vesselam gördüklerini anlattı. Varaka da O`na: "Bu gördüğün
melektir. O, Hz. Musa`ya da inmiştir. Keşke ben genç olsaydım (da sana yardım
etseydim); keşke, kavmin seni sürüp çıkardıkları vakit hayatta olsaydım!" dedi.
Resulullah (sav): "Onlar beni buradan sürüp çıkaracaklar mı?" diye sordu.
Varaka: "Senin getirdiğin gibi bir din getiren hiç kimse yok ki, ona husumet
edilmemiş olsun! O gününü görürsem, sana müessir yardımda bulunurum!" dedi.
Ancak çok geçmeden Varaka vefat etti ve vahiy de fetrete girdi
(kesildi). |
| HadisNo |
: |
5563 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Vahyin
Başlangıcı |
| Ravi |
: |
Yahya İbnu Ebi
Kesir |
| Hadis |
: |
Ebu Seleme İbnu Abdirrahman`a Kur`an`dan ilk inenin
ne olduğunu sordum. "Ya eyyühe`l-Müddessir (ey örtüsüne bürünmüş)! (suresi)dir!"
dedi. Ben; "İyi ama, başkaları ilk inenin İkra` bismi Rabbikellezi halak
(süresidir). diyorlar" dedim. Bunun üzerine Ebu Seleme: "Ben bu hususta Hz.
Cabir (ra)`e sormuştum. O bana; "Sana, Resulullah Aleyhissalatu vesselam`ın
söylediğinden başka bir şey söylemeyeceğim, Aleyhissalatu vesselam: "Bir ay
kadar Hira magarasına mücavir oldum (itikafa girdim). Mücaveretimi (itikafımı)
tamamlayınca, dağdan indim. Derken bana bir seslenen oldu. Sağıma baktım, hiçbir
şey görmedim. Soluma baktım, yine bir şey görmedim. Arkama baktım bir şey
görmedim. Derken başımı kaldırdım, bir şey gördüm, ama (bakmaya) dayanamadım.
Hemen Hatice`nin yanına geldim: "Beni örtün!" dedim. Derken şu ayetler nazil
oldu. (Mealen): "Ey örtüsüne bürünen! Kalk! (insanları ahiretle) korkut! Rabbini
büyükle, elbiseni temizle. Pislikten kaçın.." (Müddessir suresi). Bu vahiy namaz
farz kılınmazdan önceydi." |
| HadisNo |
: |
5564 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Vahyin
Başlangıcı |
| Ravi |
: |
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`a vahiy indiği zaman, yüzünün
yakınlarında arı uğultusu gibi bir ses işitilirdi. Bir gün, O`na vahiy
indirildi. Bir müddet öyle kaldı. Sonra o hal açıldı. O da Mü`minun suresinden
ilk on ayeti okudu: "Mü`minler kurtuluşa ermiş, umduklarına kavuşmuşlardır.
Onlar namazlarını Allah`tan korkarak, hürmet ve tevazu içinde ve tadil-i erkan
ile kılarlar. Onlar dünya ve ahiretlerine faydası dokunmayan her türlü şeyden
yüz çevirirler. Onlar nail oldukları her türlü nimetin zekatını aksatmadan
verirler. Onlar namuslarını korurlar. Ancak hanımlarına ve cariyelerine karşı
müstesna, bunlarla olan yakınlıklarından dolayı kınanmazlar. Kim helal sınırını
aşarak bunların ötesine geçmek isterse, işte öyleleri haddini aşmış olanlardır.
O mü`minler ki, Allah`a ve kullara karşı olan emanet ve mesuliyetlerini yerine
getirirler ve sözlerinde dururlar. Onlar namazlarını devamlı olarak, vaktinde ve
şartlarına riayet ederek kılarlar, işte onlar varislerin ta kendileridir. Onlar
Firdevs cennetine varis olurlar. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır"
(Mü`minun, 1-11). Arkadan dedi ki: "Kim bu on ayeti yerine getirirse cennete
girer." Sonra kıbleye yöneldi ve ellerini kaldırıp: "Allahım (hayrımızı) artır,
bizi (iyilik yönüyle) noksanlaştırma. Bize ikram et, zillete düşürme. Bize
ihsanda bulun, mahrum etme. Bizi tercih et, (düşmanlarımızı) bize tercih etme.
Allahım, bizi razı kıl, bizden de razı ol!" buyurdular. |
| HadisNo |
: |
5565 |
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Vahyin
Başlangıcı |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), hacc mevsiminde vakfe mahallinde
kendini hacılara arzediyor: "Beni kavmine götürecek bir kimse yok mu? Kureyş,
Rabbimin kelamını tebliğ etmeme mani oldu" diyordu. |
| HadisNo |
: |
5567 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
İsra
Hakkında |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Enes (ra) Malik İbnu Sa`saa (ra)`dan naklen
anlatıyor: "Resulullah (sav) onlara, Mirac`a götürüldüğü geceden anlatarak
demiştir ki, "Ben Ka`be`nin avlusundan Hatim kısınında -belki de Hıcr`da
demişti- yatıyordum, -bir rivayette şu ziyade var: Uyku ile uyanıklık arasında
idim- Derken bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. -Bu sözüyle
boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı.
Sonra bana, içerisi imanla [ve hikmetle] dolu, altından bir kap getirildi.
Kalbim [çıkarılıp su ve zemzem ile] yıkandı. Sonra içerisi (imanla) doldurulup
tekrar yerine kondu. Sonra merkepten büyük katırdan küçük beyaz bir hayvan
getirildi. Bu Burak`tı. Ön ayağını gözünün gittiği en son noktaya koyarak yol
alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibril aleyhisselam beni
götürdü. Dünya semasına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi. "Gelen kim?"
denildi. "Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed (sav)!" dedi.
"O`na Miraç daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu
geliş ne iyi geliştir!" denildi. Derken kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hz.
Adem aleyhiselam`ı gördüm. "Bu babanız Adem`dir! Selam ver O`na!" dendi. Ben de
selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra bana: "Salih evlad hoş gelmiş, salih
peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti ve ikinci semaya
geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril`im!" dedi.
"Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O`na Miraç daveti gönderildi
mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler.
Derken bize kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Yahya ve Hz. İsa aleyhimasselam ile
karşılaştım. Onlar teyze oğullarıydı. Hz.Cebrail: "Bunlar Hz. Yahya ve Hz.
İsa`dırlar, onlara selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Onlar da selamıma
mukabelede bulundular. Sonra: "Hoş geldin salih kardeş, hoş geldin salih
peygamber" dediler. Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu
gelen kim ?" denildi. "Cibril`im!" dedi. "Yanındaki kim?" denildi.
"Muhammed`dir!" dedi. "O`na Miraç daveti gitti mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş
gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı bize açıldı. İçeri girince Hz.
Yusuf aleyhiselam`la karşılaştık. Cebrail: "Bu Yusuf tur! O`na selam ver!" dedi.
Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra: "Salih kardeş hoş gelmiş,
salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Cebrail beni dördüncü semaya çıkardı.
Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim ?" denildi. "Cibril`im!" dedi. "Beraberindeki kim?"
denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç davetiyesi indi mi?" denildi. "Evet!"
dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Kapı açıldı, içeri
girdiğimizde, Hz. İdris aleyhisselam ile karşılaştık. Hz. Cebrail: "Bu
İdris`tir, O`na selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamma mukabele etti.
Sonra bana: "Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra
Hz. Cebrail beni yükseltti. Beşinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Kim bu gelen
?" denildi. "Ben Cibril`im!" dedi. "Beraberindeki kim ?" denildi. "Muhammed!"
dedi. "O`na Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler!
Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı açıldı, içeri girince, Harun aleyhisselam
ile karşılaştık. Cebrail aleyhisselam: "Bu Harun aleyhisselam`dır. O`na selam
veri" dedi. Ben selam verdim, o da selamıma mukabelede bulundu ve: "Salih kardeş
hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Cebrail beni yükseltti ve
altıncı semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril!"
dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O`na Miraç daveti
indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!"
denildi, içeri girince, Hz. İbrahim aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail: "Bu
baban İbrahim`dir, O`na selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamıma
mukabele etti. Sonra: "Salih oğlum hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!"
dedi. Sonra Sidretü`l-Münteha`ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen`in) hecer
testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi. Cebrail
aleyhisselam bana: "İşte bu Sidretü`l-Münteha`dır!" dedi. Burada dört nehir
vardır: İkisi batıni nehir, ikisi zahiri nehir. "Bunlar nedir, ey Cibril?" diye
sordum. Hz. Cebrail: "Şu iki batıni nehir cennetin iki nehridir. Zahiri
olanların biri Nil, diğeri Fırat`tır!" dedi. Sonra bana el-Beytü`l-Ma`mur
yükseltildi. Sonra bana bir kapta şarap, bir kapta süt, bir kapta da bal
getirildi. Ben süt aldım. Cebrail aleyhisselam: "Bu (aldığın), fıtrat(a uygun
olan)dır, sen ve ümmetin bu fıtrat (yaratılış) üzeresiniz!" dedi. Resulullah
devamla dedi ki: "Sonra bana, her günde elli vakit olmak üzere namaz farz
kılındı. Oradan geri döndüm. Hz. Musa aleyhisselam`a uğradım. Bana: "Ne ile
emrolundun?" dedi. "Gece ve gündüzde elli vakit namazla!" dedim. "Ümmetin, her
gün elli vakit namaza muktedir olamaz. Vallahi ben, senden önce insanları
tecrübe ettim. Beni İsrail`e muamelelerin en şiddetlisini uyguladım (muvaffak
olamadım). Sen çabuk Rabbine dön, bunda ümmetine hafifletme talep et!" dedi. Ben
de hemen döndüm (hafifletme istedim, Rabbim) benden on vakit namaz indirdi. Musa
aleyhisselam`a tekrar uğradım. Yine: "Ne ile emrolundum ?" dedi. "Benden on
vakit namazı kaldırdı!" dedim. "Rabbine dön! Ümmetin için daha da azaltmasını
iste!" dedi. Ben döndüm. Rabbim benden on vakit daha kaldırdı. Dönüşte yine Musa
aleyhisselam`a uğradım. Aynı şeyi söyledi. Ben, beş vakitle emrolunmama kadar bu
şekilde Hz. Musa ile Rabbim arasında gidip gelmeye devam ettim. Bu sonuncu defa
da Hz. Musa`ya uğradım. Yine: "Ne ile emredildin ?" dedi. "Her gün beş vakit
namazla!" dedim. "Senin ümmetin her gün beş vakit namaza da takat getiremez.
Rabbine dön, hafifletme talep et!" dedi. "Rabbimden çok istedim. Artık
utanıyorum, daha da hafifletmesini isteyemem! Ben beş vakte razıyım. Allah`ın
emrine teslim oluyorum!" dedim. Musa aleyhisselam`ı geçer geçmez bir münadi
(Allah adına) nida etti: "Farzını kesinleştirdim, kullarımdan hafiflettim de!"
[Bir rivayette şu ziyade geldi: "Namazlar (günde) beştir. Ve onlar ellidir de.
İndimde hüküm değişmez artık!"] |
| HadisNo |
: |
5568 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
İsra
Hakkında |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Nesai`nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir:
"Resulullah (sav), beş vakit namazla gönderilince, Hz. Musa aleyhisselam
kendisine: "Rabbine dön! Daha da azaltmasını talep et. Çünkü, Beni İsrail`e iki
namaz farz etmişti, onları kılmadılar!" dedi. Bunun üzerine aziz ve celil olan
Rabbime tekrar dönüp daha da hafifletmesini istedim. Rabb Teala şu cevabı verdi:
"Semavat ve arzı yarattığım zaman ben sana ve ümmetine elli vakit namaz
yazmıştım. Öyleyse elli olan beştir. Sen ve ümmetin bunları kılın!" Böylece
anladım ki, bu beş vakit namaz Rabbim Teala`dan kesin bir emirdir. Hemen Hz.
Musa`ya döndüm. O yine "Dön!" dedi. Fakat ben, artık geri dönmedim." |
| HadisNo |
: |
5569 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
İsra
Hakkında |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kureyş beni tekzib
ettiği vakit, Hıcr`da doğruldum. Allah Teala hazretleri Beytu`l-Makdis`i bana
tecelli ettirdi. Ben onlara onun alametlerini birer birer haber vermeye
başladım. Ben Beytu`l-Makdis`e bakıyor hem de haber veriyordum." |
| HadisNo |
: |
5570 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
İsra
Hakkında |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "İsra gecesinde Hz.
Musa`ya uğradım. Kırmızı kum tepesinin yanındaki kabrinde namaz
kılıyordu." |
| HadisNo |
: |
5571 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Adıyy İbnu
Hatim |
| Hadis |
: |
Ben Resulullah (sav)`ın yanında iken bir adam geldi
ve fakirlikten şikayet etti. Derken biri daha gelip, o da yol kesilmesinden
şikayet etti. Aleyhissalatu vesselam: "Ey Adiyy," dedi, "sen Hire şehrini gördün
mü?" "Hayır görmedim, ancak işittim!" dedim. Bunun üzerine: "Eğer ömrün biraz
uzarsa, devesine binen bir kadının Hire`den (tek başına) kalkıp Ka`be`yi tavaf
edeceğini mutlaka göreceksin. O bu seyahatini yaparken Allah`tan başka hiçbir
şeyden korkmayacak!" Adiyy der ki: "İçimden, kendi kendime, "memlekete dehşet
saçan Tayy eşkiyaları nereye gidecek?" dedim. Resulullah sözlerine devam etti;
"Eğer ömrün olursa Kisra`nın hazinelerinin de fethedildiğini göreceksin!" Kisra
İbnu Hürmüz mü?" diye araya girdim. "Evet İbnu Hürmüz olan Kisra!" buyurdu ve
devam etti: "Eğer hayatın uzarsa mutlaka göreceksin: Kişi eli altın veya gümüş
parayla dolu olduğu halde bunu tasadduk etmek üzere fakir arayacak fakat
kendinden onu kabul edecek bir tek adam bulamayacak. Her biriniz, mutlaka bir
gün gelecek aranızda herhangi bir perde, bir tercüman olmaksızın Allah`la
karşılaşacaksınız. O zaman Allah Teala hazretleri: "Sana tebliğ getiren bir
peygamber göndermedim mi?" diye soracak. Muhatabı: "Evet gönderdin!" diyecek.
Rabb Teala: "Ben sana mal vermedim mi, ikram etmedim mi?" diye soracak, kul:
"Evet! Ey Rabbim verdin" deyip sağına bakacak, cehennemden başka bir şey
görmeyecek, soluna bakacak cehennemden başka bir şey görmeyecek. Adiyy der ki:
"Resulullah (sav)`ın şöyle söylediğini işittim: "Bir hurmanın yarısı da olsa onu
sadaka olarak vererek ateşten korunun! Kim yarım hurma bulamazsa güzel bir sözle
korunsun!" Yine Adiyy (ra) dedi ki: "Ben Hire`den kalkıp, Beytullah`ı tavaf eden
ve Allah`tan başka kimseden korkmayan yaşlı kadını gördüm. Kisra İbnu Hürmüz`ün
hazinelerini fethedenler arasında ben bizzat bulundum. Eğer sizlerin ömrü uzun
olursa mutlaka, Ebu`l-Kasım (sav)`ın şu söylediğini de göreceksiniz: "Kişi, eli
altın veya gümüşle dolu olarak çıkacak, onu kendinden (sadaka olarak) kabul
edecek adam bulamayacak." |
| HadisNo |
: |
5573 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Sevban |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala
hazretleri yeryüzünü benim için dürüp topladı, ben de doğusunu da batısını da
gördüm. Ümmetimin mülkü, bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır. Bana iki
hazine verildi: Kırmızı ve beyaz hazineler. Ben Rabbimden, ümmetimi umumi bir
kıtlıkla helak etmemesini, ümmetime kendi nefislerinden başka bir düşman
musallat edip çoğunluğu helak etmelerine meydan vermemesini talep ettim. Rabbim
Teala hazretleri bu isteklerime şöyle cevap verdiler: "Ey Muhammed! Bir hüküm
verdim mi artık o geri alınmaz. Ben senin ümmetine "Onları umumi bir kıtlıkla
helak etmeyeceğim, kendileri dışında, çoğunu helak edecek bir düşman da musallat
etmeyeceğim, hatta yeryüzünün her tarafında bulunanlar, onlar aleyhinde
toplansalar da. Ama kendi aralarında birbirlerini helak edecekler." |
| HadisNo |
: |
5575 |
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bir gün: "Halınız var mı`?" diye
sordular. "Bizde halı da nasıl olsun?" dedim. "Şurası muhakkak ki o da olacak!"
buyurdular. Nitekim dediği gibi oldu. Gün geldi ben hanımıma (israf ve mekruh
addettiğim için): "Şu halını benden bari uzak tut!" diye çıkıştığım vakit:
"Resulullah (sav): "Sizlerin de halıları olacak!" dememiş miydi? diye karşılık
verdi. |
| HadisNo |
: |
5576 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Huzeyfe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) aramızda doğrulup, o günden
kıyamete kadar olacak her şeyden bahsetti. Onu belleyen belledi ve unutan da
unuttu. Şu arkadaşlarım da bunu bilirler. (Resulullah`ın haber verdiği ve fakat)
unutmuş olduğum o şeylerden biri vukua gelip görünce, öylesine canlı
hatırlıyorum ki, tıpkı, kişinin gördüğü bir şahsın yüzünü, o şahıs kaybolunca
hatırlamadığı halde bilahare karşılaşınca hemen tanıyıvermesi gibi. |
| HadisNo |
: |
5578 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Amr İbnu Ahtab
el Ensari |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bir gün bize sabah namazını
kıldırıp minbere çıktı. Öğle vakti girinceye kadar hitap etti. Sonra minberden
inip namaz kıldı. Tekrar minbere çıkıp ikindi vakti girinceye kadar bize hitap
etti. İnip ikindiyi kıldı, sonra tekrar minbere çıktı, güneş batıncaya kadar
bize konuştu. Bu konuşmalarda kıyamet gunüne kadar olacak (hadisatı) bize haber
verdi. Bunları en iyi bilenimiz, en belleyişli olanımızdir. |
| HadisNo |
: |
5580 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hureyre |
| Hadis |
: |
Hayber fethedildiği zaman, Resulullah (sav)`a zehir
katılmış bir koyun (kızartması) hediye edildi. AJeyhissalatu vesselam:
"Yahudilerden burada olanları bana toplayın!" emrettiler ve derhal toplanıp
getirildiler. "Size bir şey sorsam doğru söyleyecek misiniz?" buyurdu. Onlar:
"Evet!" deyince: "Babanız kimdir?" buyurdu. "Falancadır!" dediler. "Yalan
söylediniz, bilakis babanız falandır!" buyurdu. "Doğru söyledin!" dediler.
"Önceki gibi bana doğru söyleyecek misiniz?" diye tekrar sordu. "Evet! Zaten biz
sana yalan söylesek sen onu anlayacaksın, tıpkı babamız hakkındakini anladığın
gibi" dediler. "Cehennem ehli kimdir?" dedi. "Biz orada az kalacağız. Orada bize
siz halef olacaksınız!" dediler. "Defolun! Vallahi biz ebediyen size cehennemde
halef olmayacağız!" buyurdu. Sonra da: "Size bir şey sorsam bana doğru
söyleyecek misiniz?" buyurdu. "Evet!" dediler. "Bu koyuna zehir koydunuz mu,
koymadınız wı?"dedi. "Evet, koyduk!" dediler. "Pekiyi bunu niye yaptınız?"
buyurdu. "Yalancı (bir peygamber) isen, senden kurtulmayı arzu ettik. Hakiki bir
peygamber isen, bu zehir sana asla zarar vermez!" dediler. |
| HadisNo |
: |
5581 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`ın hanımlarından bazıları: "Ey
Allah`ın Resulü! Hangimiz sana daha çabuk kavuşacak?" diye sordular. O da: "Kolu
en uzun olanınız!" diye cevap verdi. Onlar da bir karış alıp kollarını ölçtüler.
En uzun kollusu Sevde idi. Bilahare anladık ki, kolunun uzunluğu(ndan murad)
sadaka imiş. Zaten o sadaka vermeyi severdi. İlk önce o, Aleyhissalatu
vesselam`a kavuşmuştu. |
| HadisNo |
: |
5582 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Müslim`in diğer bir rivayeti şöyledir: "Bana
kavuşmada en çabuğunuz kolu en uzun olanınızdır!" Hz. Aişe devamla der ki: "Kol
yönüyle kim daha uzun diye uzunluk ölçüşmesi yaptılar. En uzunumuz Zeyneb [Bintu
Cahş] idi. Çünkü o, eliyle çalışır ve kazandığını sadaka olarak fukaraya
verirdi." |
| HadisNo |
: |
5583 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
Hilal İbnu
Amr |
| Hadis |
: |
Hz. Ali (ra)`yi dinledim. Demişti ki: "Resulullah
(sav) buyurdular ki: "Maveraunnehir`den bir adam çıkacak, ona el-Haris Harras
(çiftli) [el-Haris İbnu Harras] denecek. (Ordusunun) önünde Mansur denen bir
adam olacak. Bu zat Al-i Muhammed için (malıyla, hazineleriyle, silahıyla zemin)
hazırlayacak, hilafeti mümkün kılacaktır. Tıpkı Kureyş`in Resulullah (sav)`a
mümkün kıldığı gibi. Ona yardımcı olmak her Müslümana vacib olmuştur -veya ona
icabet etmesi vacip olmuştur dedi.-" |
| HadisNo |
: |
5584 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Gaybdan Haber Vermesi |
| Ravi |
: |
İbnu Ebi
Kesir |
| Hadis |
: |
Ebu Sehm (ra) dedi ki: "Bana [Medine`de] bir kadın
uğramıştı. Böğründen tuttum, sonra saldım. Sabahleyin Aleyhissalatu vesselam
halktan biat almaya başladı. Yanına ben de gittim. "Dün kadını tutan değil misin
sen?" diye sordular. "Evet! Ama bir daha yapmayacağım ey Allah`ın Resulü!"
dedim. Benim biatimi da aldı." [Rezin tahric etmiştir. Hadis, Ahmed İbnu
Hanbel`in Müsned`inde mevcuttur (5, 293)] |
| HadisNo |
: |
5585 |
| |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Cansızların
Resulullah (sav)`la Konuşmaları |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Bir bedevi gelerek Aleyhissalatu vesselam`a: Senin
Allah elçisi olduğunu ne ile bileyim?" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Hurma
ağacından şu salkımı çağırmamla. O benim Allah`ın elçisi olduğuma şehadet eder!"
dedi ve onu çağırdı. Salkım, ağaçtan inmeye başladı. Resulullah (sav)`ın yanına
düştü ve: "Selam senin üzerine olsun ey Allah`ın Resulü!" dedi. Sonra
Aleyhissalatu vesselam ona; "Haydi yerine dön!" emrettiler. Salkım, yerine döndü
ve eski yerine kaynadı. Bedevi (bu manzara karşısında) Müslüman oldu." |
| HadisNo |
: |
5588 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Cansızların
Resulullah (sav)`la Konuşmaları |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bir hurma kütüğüne dayanarak
hitapta bulun(ur)du. (Duyulan ihtiyaç üzerine) ona bir minber yaptılar, onun
üzerinde hutbe vermeye başladı. Hurma kütüğü (Aleyhissalatu vesselam`ın
kendisini terketmesi üzerine) bir deve inleyişi gibi inleyip ağlamaya başladı.
Bunun üzerine Resulullah (sav) minberden inip kütüğü meshedip okşadı. Kütük
inlemeyi bırakıp sükunet buldu. |
| HadisNo |
: |
5590 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Yiyecek Ve
İçeceklerin Artıp Bereketlenmesi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`ı ikindi namazının vakti girince
gördüm. Halk abdest alacak su arıyordu, bulamadılar. Resulullah (sav)`a abdest
suyu getirildi. Hemen elini içine koydu ve halka ondan abdest almalarını
emretti. Enes der ki: "Ben suyun parmaklarının altından kaynadığını gördüm. Halk
en sonuncuya varıncaya kadar abdestini aldı." |
| HadisNo |
: |
5591 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Yiyecek Ve
İçeceklerin Artıp Bereketlenmesi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Hudeybiye günü, halk usandı, Aleyhissalatu
vesselam`a geldiler. Resulullah`ın önünde deriden mamul bir su kabı vardı,
abdest aldı. Halk ona doğru sokuldu. Bunun üzerine: "Neyiniz var?" diye sordu.
"Yanımızda abdest almaya ve içmeye önünüzdekinden başka suyumuz kalmadı!"
dediler. Aleyhissalatu vesselam, derhal ellerini kaba koydu. Derken
parmaklarının arasından su kaynamaya başladı, tıpkı gözelerin kaynaması gibiydi.
Hepimiz ondan içtik." Hz. Cabir`e: "O gün kaç kişiydiniz?" denildi. "Eğer, biz
yüz bin de olsak su yetecekti, ama biz bin beş yüz kişi idik." cevabını
verdi. |
| HadisNo |
: |
5592 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Yiyecek Ve
İçeceklerin Artıp Bereketlenmesi |
| Ravi |
: |
Bera |
| Hadis |
: |
Siz Fetih deyince Mekke`nin fethini anlıyorsunuz.
Evet Mekke`nin fethi bir fetihtir. Ancak biz sahabiler, fetih deyince, Hudeybiye
günündeki Bey`atu`r-Rıdvan`ı anlardık. Biz o zaman, Aleyhissalatu vesselam`ın
yanında bin dört yüz kişi idik. Hudeybiye bir kuyu(nun adı)dır. Biz o kuyunun
suyunu tamamen aldık, tek damla bırakmadık. Bu durum Aleyhissalatu vesselam`a
ulaşmıştı. Derhal kuyunun yanına geldi, kenarına oturup bir kap su istedi. Elini
yıkadı, ağzına su alıp [kuyuya püskürttü] ve dua etti. Sonra suyu kuyuya döktü.
["Onu bir müddet terkedin" dedi.] Biz kuyuyu terkedip biraz uzaklaştık. Az sonra
kuyu bize ve bineklerimize yetecek kadar su saldı. |
| HadisNo |
: |
5593 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Yiyecek Ve
İçeceklerin Artıp Bereketlenmesi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Biz Resulullah (sav)`ın mucizelerini bereket
addederdik, siz ise onları bir korkutma vesilesi sayıyorsunuz. Biz Resulullah
(sav)`la birlikte bir seferde bulunuyorduk. Suyumuz azaldı. "Bana (bir parça)
artık su arayın!" buyurdular, içerisinde azıcık su bulunan bir kap getirdiler.
Aleyhissalatu vesselam elini içine soktu ve: "Haydi temiz, mübarek suya gelin.
Bereket Allah Teala hazretlerindendir!" buyurdular. Yemin olsun, suyun
parmaklarının arasından kaynadığını gördüm. Vallahi biz, yenmekte olan taamın
tesbihini işitirdik. |
| HadisNo |
: |
5594 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Yiyecek Ve
İçeceklerin Artıp Bereketlenmesi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hureyre |
| Hadis |
: |
Biz Resulullah (sav)`la beraber bir seferde idik.
Derken bir ara halkın azığı tükendi. Bineklerinden bazısını kesmek istediler.
Hz. Ömer (ra), (Aleyhissalatu vesselam`a müracaat ederek): "Ey Allah`ın Resulü!
Ben cemaatin geri kalan yiyeceklerini toplasam da sen onlar üzerine -
bereketlenmeleri için- dua ediversen daha iyi olur, (bineklerimizi kesmeyiz)!"
dedi. Aleyhissalatu vesselam da öyle hareket etti. Buğdayı olan buğdayını,
hurması olan hurmasını, (hurma) çekirdeği olan da çekirdeğini getirdi.
"Çekirdekle ne yapıyorlardı?" diye sorulunca açıkladı: "Halk onu emiyor, üzerine
de su içiyorlardı. Resulullah dua buyurdu, (taam öylesine bereketlendi ki)
herkes azık kaplarını yiyecekle doldurdu. Aleyhissalatu vesselam bu ilahi ikram
karşısında: "Şehadet ederim ki Allah`tan başka ilah yoktur ve ben O`nun
resulüyüm. Bu iki kaziyede şüpheyi düşmeden Allah`a kavuşan cennete gidecektir"
buyurdu." |
| HadisNo |
: |
5595 |
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Yiyecek Ve
İçeceklerin Artıp Bereketlenmesi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Hendek`in kazılması sırasındaydı. Aleyhissalatu
vesselam`ın çok acıktığını gördüm. Hanımıma gelerek: "Yanında yiyecek bir şey
var mı, Aleyhissalatu vesselam`ı çok acıkmış gördüm" dedim. İçerisinde bir sa`
kadar arpa bulunan bir dağarcık çıkardı. Bizim evcilleşmiş bir koyuncuğumuz
vardı. Zevcem koyunu kesti, arpayı da öğüttü. Ben işimi bitirinceye kadar o da
bitirdi. Koyunu onun çömleğine parçaladım. Sonra Ayhissalatu vesselamın yanına
döndüm. Hanımım: "Sakın beni Resulullah (sav)`a karşı mahcup etmeyesin!" dedi.
Ben Aleyhissalatu vesselam ve beraberindekilerin yanına geldim ve gizlice: "Ey
Allah`ın Resulü! Bir hayvancığımız vardı kestik, evde bulunan bir sa` kadar
arpayı da öğüttük. Haydi siz ve beraberinizdekiler bize buyurun!" dedim. Ama
Resulullah yüksek sesle: "Ey Hendek halkı! Ca`bir size ziyafet hazırlamış! Haydi
buyurun!" diye bağırdı. (Bana da): "Ben gelinceye kadar tencereyi ocaktan
indirmeyin, hamurunuzu da ekmek yapmayın!" buyurdular. Ben (eve) geldim. Halktan
önce Resulullah (sav) geldi. Ben hanımıma uğramıştım. Bana: "Yaptığını gördün
mü, (beni mahcup edeceksin), alacağın olsun" dedi. Ben de: "Senin söylediğini
yaptım" dedim. Hemen hamuru çıkardım. Aleyhissalatu vesselam içine tükrüğünden
koydu ve bereketle dua etti, sonra tencereye yöneldi, ona da tükrük koyup
bereketle dua etti. Sonra zevceme: "Ekmek yapacak bir kadın çağır, seninle ekmek
yapsın! Tencereden de kepçeyle al, onu ocaktan indirme!" diye talimat verdi.
Gelenler bin kadardı. Allah`a yemin olsun hepsi de (doyuncaya kadar) yedi ve
sofradan ayrıldı. Tenceremiz, olduğu gibi kaynıyordu. Hamurumuz ise, ekmek
yapılıyor olduğu halde aynen (eksiksiz) duruyordu. |
| HadisNo |
: |
5596 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Yiyecek Ve
İçeceklerin Artıp Bereketlenmesi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hureyre |
| Hadis |
: |
Bir gün, elimde birkaç hurma olduğu halde, Hz.
Peygamber (sav)`ın yanına geldim ve: "Ey Allah`ın Resulü, şunlara bereketle bir,
dua ediverin!" dedim. Hemen onları biraraya getirip, sonra onların bereketi için
bana dua etti. Sonra: "Bunları al, şu erzak kabına koy. Her ne zaman bundan bir
şey almak isteyince, elini içine daldır ve al. Sakın, içindekileri döküp
dağıtma!" buyurdular. Ben de öyle yaptım. Ben bundan şu şu kadar vask miktarında
Allah yolunda tasaddukta bulundum. Ayrıca biz ondan hem kendimiz yedik hem de
başkalarına yedirdik. Onu belimden hiç ayırmadım. Bu hal, Hz. Osman`ın şehid
edildiği güne kadar devam etti. O zaman koptu. (Rezin şu ilavede bulundu: "Ve
düştü, buna çok üzüldüm.)" |
| HadisNo |
: |
5597 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Duasının Makbul Olması |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Ka`be`nin yanında namaz kılarken,
Ebu Cehl ve arkadaşları da orada oturuyordu. Bir gün öncesi bir deve kesilmişti.
Ebu Cehl arkadaşlarına: "Falan ailenin kestiği devenin işkembesini kim getirip,
secdeye gidince Muhammed`in omuzları arasına bırakacak?" dedi. Oradakilerin en
bedbahtı firlayıp, işkembeyi kaptığı gibi, Aleyhissalatu vesselam secdeye
kapanınca iki omuzu arasına bıraktı. Buna hepsi güldüler, (keyflerinden)
birbirlerinin üzerine eğilmeye başladılar. Ben (biraz uzaklarında) ayakta durmuş
onlara bakıyordum. Eğer bir destekcim olsaydı onu sırtından atardım. Resulullah
secdede idi, başını kaldırmıyordu. Derken biri kalkıp Hz. Fatıma (ra)`ya haber
verdi. O, henüz küçük bir kızcağızdı, geldi, işkembeyi sırtından yere attı.
Sonra onlara yönelip, hakaretler savurdu. Aleyhissalatu vesselam namazını
tamamlayınca, sesini yükseltti ve hepsine bedduada bulundu. Resulullah dua etti
mi üç kere tekrar ederdi, bir şey isteyince de üç kere isterdi. Namazı bitince:
"Allah`ım, Kureyş(in helakini) sana havale ediyorum!" dedi ve üç kere tekrar
etti. Resulullah`ın sesi kulaklarına gelince onlardan gülme gitti. Duasından
korkuya düştüler, [Beddua edince bu onlara çok ağır geldi. Zira onlar bu beldede
yapılan duaların kabul edildiğini biliyorlardı.] Sonra Resulullah: "Ey Allah`ım,
Ebu Cehl İbnu Hişam`ın, Utbe İbnu Rebia`nın, Şeybt İbnu Rebia`nın, Velid İbnu
Utbe`nin, Ümeyye İbnu Halef`in, Utbe İbnu Ebi Muayt`ın helaklerini sana havale
ediyorum" dedi. Bir yedinciyi de zikretmişti, aklımda tutamadım. Muhammed`i hak
ile gönderen Zat-ı Zülcelal`e yemin olsun, Resulullah`ın ismen zikrettiği bu
adamları, Bedir günü hep yerlere serilmiş gördüm. Bunlar, sonra da kuyuya, Bedir
kuyusuna sürüklenip atıldılar. |
| HadisNo |
: |
5598 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Duasının Makbul Olması |
| Ravi |
: |
Cabir İbnu
Abdillah |
| Hadis |
: |
Anlattığına göre, babası öldüğü zaman bir Yahudiye
otuz vask borç bıraktı. Hz. Cabir (ra) Yahudiden, bu borcun ödenmesi için biraz
müddet talep etti. Ancak Yahudi, te`hir kabul etmedi. Hz. Cabir Aleyhissalatu
vesselam`a gelerek, Yahudi nezdinde şefaatçi olmasını talep etti. Resulullah
(sav), (bu otuz vasklık) borca bedel bir hurmalığın meyvesini alması için
konuştu. Yahudi kabul etmedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam hurmalığa
girdi, içerisinde yürüdü. Sonra Cabir (ra)`e "Hurmayı kes, ona borcunu
(tamamıyla) öde!" buyurdu. Cabir hurmayı kesti, Yahudiye otuz vask borcunu
ödedi. Geriye on yedi vask hurma da arttı: Cabir, durumu haber vermek üzere
Resulullah (sav)`a gitti. Aleyhissalatu vesselam ikindiyi kılıyordu. Namazı
bitince fazlalığı haber verdi. "Bunu Ömer İbnu`l-Hattab`a haber ver" buyurdular.
Ben de gidip ona söyledim. Ömer: "Ben, Resulullah (sav) içinde yürüyünce hurmada
bereket hasıl olacağını anlamıştım" dedi. |
| HadisNo |
: |
5599 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Duasının Makbul Olması |
| Ravi |
: |
Ebu
Hureyre |
| Hadis |
: |
Ben müşrike annemi İslam`a davet ediyordum, fakat
hep imtina ediyordu. Bir gün yine davette bulunmuştum, bana Resulullah (sav)
hakkında hoşuma gitmeyen sözler işittirdi. Ağlayarak Aleyhissalatu vesselam`a
gittim. "Niye ağlıyorsun?" diye sordu. "Ey Allah`ın Resulü" dedim, "annemi
İslam`a davet ediyordum, hep bana imtina etti. Bugün de aynı davette bulundum,
bu sefer sizin hakkınızda hoşuma gitmeyen sözler sarfetti. Ebu Hureyre`nin
annesine hidayet vermesi için Allah`a dua ediverin!" dedim. Bu talebim üzerine
Aleyhissalatu vesselam: "Allahım! Ebu Hureyre`nin annesine hidayet et!"
buyurdular. Ben, Aleyhissalatu vesselam`ın duasına sevinerek huzurlarından
ayrıldım. Anneme geldiğim zaman, kapıya yöneldim. Kapı kapalıydı. Annem ayak
seslerimi işitti: "Ebu Hureyre! Yerinde dur (içeri girme)!" diye seslendi. Ben
su şırıltılarını işittim, yıkanıyordu. Yıkandı, entarisini giydi, alelacele
başörtüsünü koydu ve kapıyı açtı. Şehadet ederim ki Allah`tan başka ilah yoktur.
Şehadet ederim ki Muhammed Allah`ın elçisidir!" diyordu. Ben hemen Resulullah
(sav)`a döndüm. Sevinçten ağlıyordum. "Ey Allah`ın Resulü! Müjde! dedim. Allah
senin duanı kabul buyurdu. Ebu Hureyre`nin annesine hidayet nasip etti!"
Aleyhissalatu vesselam Allah`a hamdetti ve hayırlı sözler söyledi. |
| HadisNo |
: |
5600 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Duasının Makbul Olması |
| Ravi |
: |
Yezid İbnu Ebi
Ubeyd |
| Hadis |
: |
Ben, Seleme İbnu`l Ekva (ra)`ın bacağında bir darbe
izi gördüm. "Bu da ne?" diye sordum. Şu açıklamayı yaptı: "Bana Hayber günü
isabet etmişti. Halk: "Seleme isabet aldı" diye bağırdı. Sonra Resulullah`a
götürüldüm. O yara üzerine üç kere nefes etti. Şu ana kadar hiç acı
duymadım! |
| HadisNo |
: |
5602 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Ezadan Korunması |
| Ravi |
: |
Ebu
Hureyre |
| Hadis |
: |
(Bir gün) Ebu Cehl: "Muhammed, aranızda, hala yüzünü
toprağa sürtüyor mu?" dedi. "Evet" cevabını alınca: "Lat ve Uzza`ya yemin olsun!
Onu böyle yaparken görürsem boynuna ayaklarımla basacağım -veya: Ben de O`nun
yüzünü yere batıracağım-" dedi. Sonra bir gün, Resulullah (sav) namaz kılarken
boynuna basmak üzere yaklaştı. Fakat birdenbire O`nu bırakıp geri döndüğünü ve
elleriyle korunduğunu gördüler. "Sana ne oldu?" dediler. "Benimle onun arasında
ateşten bir hendek, korkunç bir şey ve birtakım kanatlar var!" cevabını verdi.
Resulullah (sav) da; "Eğer bana yaklaşsaydı melekler onu uzuv uzuv kapıp
parçalayacaktı!" buyurdu. Bunun üzerine Allah Teala hazretleri şu ayeti inzal
buyurdu. (Mealen): "Fakat insan, kendisini ihtiyaçtan uzak görünce azgınlaşır.
Dönüş ancak Rabbinedir. Allah`ın kulunu namaz kılmaktan alıkoyanı gördün mü?
Gördün mü o kafiri? Eğer o doğru yol üzerinde olsa yahut kötülükten sakınmayı
tavsiye etse daha hayırlı olmaz mıydı? Gördün mü o kafiri? Eğer o yalanlayıp
haktan yüz çeverirse, Allah`ın kendisini gördüğünü bilmez mi? Andolsun ki, eğer
o inkar ve isyanına son vermezse, biz onu alnından yakalayıp cehenneme
sürükleriz. Zira o, pek yalancı ve günahkar bir alındır. O kavmini yardıma
çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. Hayır sen ona aldırma, secde et ve
Rabbine yaklaş" (Alak 6-19). |
| HadisNo |
: |
5603 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`ın Ezadan Korunması |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) ile birlikte Necid istikametine
gazveye çıktık. Resulullah`a öğle vakti, sık ağaçlı bir vadide yetiştik. Derken
Aleyhissalatu vesselam bir ağacın altına indi. Kılıncını da dallardan birine
astı. Askerler vadi içerisinde dağılıp ağaçların gölgelerine sığındılar.
Resulullah (sav) (bizi çağırdı. Yanına gelince, anlattı): "Ben uyurken yanıma
bir adam geldi, kılıncımı aldı. Derken derhal uyandım. Herif tepemde dikilmişti,
elinde de kınından sıyrılmış kılınç vardı. "Seni benden kim kurtarabilir?" dedi.
"Allah!" cevabını verdim. Derhal kılıncı kınına soktu. İşte o, şu oturan
adamdır?" buyurdular. Aleyhissalatu vesselam (sav) adama dokunmadı. O, kavminin
lideri idi. Resulullah (sav) affedince, adamlarının yanına döndü. Ayrılırken;
"Allah`a yemin olsun size karşı harb eden bir kavimle beraber olmayacağım!"
dedi. |
| HadisNo |
: |
5604 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Resulullah
(sav)`a Sorulanlar |
| Ravi |
: |
Sevban |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`a Yahudilerden bir alim geldi. "Ey
Muhammed, Allah`ın selamı üzerine olsun!" dedi. Bunu der demez adamı öyle bir
ittim ki, nerdeyse yere yıkılayazdı. "Beni niye ittin?" dedi. "Niye ey Allah`ın
Resulü! demiyorsun?" dedim. "Ben O`nu, ailesinin kendine koyduğu isimle
çağırıyorum!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Ailemin bana koyduğu isim hakikaten
Muhammed`dir!" buyurdu. Adam: "Size bir şey sormaya geldim" dedi. Aleyhissalatu
vesselam: "Sana söylediğim takdirde işine yarayacak mı?"dedi. Adam:
"Kulaklarımla dinlerim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Sor!" buyurdular. Adam:
"Kıyamet günü, yer ve gökler başka bir yer ve gök olup kılık değiştirdiği zaman,
insanlar nerede olacaklar?" dedi. Resulullah: "Köprünün (sıratın) önünde,
karanlıkta" buyurdular. Adam: "Köprüyü ilk geçen kim olacak?" dedi.
"Muhacirlerin fakirleridir" buyurdu. "Cennete girince onlara ne armağan
edilecek?" dedi. "Balık ciğerinin ziyadesi!" buyurdu. "Bunun arkasından ne
yiyecekler?" dedi. "Onlara cennetin etrafında atlayan cennet öküzü kesilecek!"
buyurdular. "Bunun üstüne ne içecekler?" dedi. "Selsebil denen cennetteki bir
gözenin suyundan" buyurdular. Adam; "Doğru söyledin!" dedi ve ilave etti: "Ben
sana bir peygamber veya bir veya iki kişiden başka hiç kimsenin bilemeyeceği bir
şey sormak için geldim" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Söylediğim takdirde sana
faydası olacak mı?" buyurdular. "Kulaklarımla dinlerim" dedi. "Sor!" buyurdular,
"Sana çocuktan soracağım" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Erkeğin suyu beyazdır.
Kadının suyu ise sarıdır. İkisi birleşir ve erkeğin menisi kadının menisine
üstün gelirse Allah`ın izniyle çocuk erkek olur. Kadının menisi erkeğin menisine
üstün gelirse çocuk Allah`ın izniyle kız olur" buyurdular. Yahudi: "Vallahi
doğru söyledin! Sen gerçekten hak peygambersin" dedi ve ayrıldı. Resulullah
(sav): "Bu adam bana soracağını sordu. Ben bunlardan birşey bilmiyordum. Taki ki
Allah onları bana bildirdi" buyurdular." |
| HadisNo |
: |
5605 |
| |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Müteferrik
Mucizeler |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Bir diğer rivayette "...Biz Mina`da Resulullah (sav)
ile beraberken, ay iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın arkasında, bir parçası
dağın önünde idi. Bize: "Şahid olun!" buyurdu." |
| HadisNo |
: |
5607 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Müteferrik
Mucizeler |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
"Ey Allah`ın Resulü!" dedim. "Uhud`dan daha kötü bir
gün yaşadın mı?" "Senin kavminden neler çektim neler. Onlardan en kötü hal Akabe
günü başıma geldi. O zaman kendimi İbnu Abdiyalil İbni Abdi Külal`e arzetmiştim.
Teklif ettiğim şeye müsbet cevap vermedi. Ben de üzgün vaziyette yüzümün
doğrultusunda yürüdüm. Karnu`s-Sedlib nam mevkide kendime gelebildim ve başımı
kaldırdım. Baktım ki, bir bulut bana gölge yapıyor. Bir de ne göreyim, bulutun
içerisinde Cibril aleyhisselam! Bana bağırdı ve: "Allah Teala hazretleri,
kavminin sana neler söylediğini, seni nasıl reddettiğini işitti. Sana dağlar
meleğini gönderdi, ta ki kavmin hakkında dilediğini emredesin!" dedi. Bunun
üzerine dağlar(a müekkel) melek bana seslenip, selam verdikten sonra: "Ey
Muhammedi Allah Teala hazretleri, kavminin sana söylediği sözü işitti. Ben
dağlar meleğiyim. Allah beni sana dilediğini emretmen için gönderdi. Öyleyse
haydi ne dilersen dile! Eğer üzerlerine iki ahşeb`i kapamamı dilersen
kapayayım!" dedi." Aleyhissalatu vesselam: "Hayır! Bilakis, Allah`ın onların
sulbünden Allah`a ihlasla ibadet edip hiçbir şeyi ortak koşmayacak kimseler
çıkarmasını dilerim" dedi. |
| HadisNo |
: |
5608 |
|
| |
| Fasil |
: |
PEYGAMBERLİK
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Müteferrik
Mucizeler |
| Ravi |
: |
Ebu
Hureyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cinlerden bir
ifrit, dün akşam, namazımı bozdurmak için üzerime atıldı. Allah ona galebe
çalmama imkan verdi. Ben de onu boğazından yakaladım. Hatta onu, mescidin
direklerinden birine bağlamayı arzu ettim, ta ki sabah olunca hepiniz onu
göresiniz. Ancak, kardeşim Süleyman aleyhisselam`ın şu sözünü hatırladım: "...Ve
benden sonra kimseye nasib olmayacak bir mülkü bana ihsan et" (Şad 35). Allah da
ne hor ne hakir olarak geri çevirdi." |
| HadisNo |
: |
5609 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder