| |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Nu`man İbnu
Beşir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah, arz ve
semavatı yaratmazdan iki bin yıl önce bir kitap yazdı. O kitaptan iki ayet
indirip onlarla Bakara suresini sona erdirdi. Bu iki ayet bir evde üç gece
okundu mu artık şeytan ona yaklaşamaz." |
| HadisNo |
: |
447 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Beni İsrail`e:
"Kapıdan secde ederek girin ve (dileğimiz günahlarımızın) dökülmesidir deyin, ta
ki hatalarınız bağıştansın" (Bakara 58) denildi. Ama onlar (emri değiştirdiler
de kapıdan kıçları üzerine sürünerek girdiler ve "kılın içinde bir tane"
dediler." |
| HadisNo |
: |
448 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Amir İbnu
Rebi`a |
| Hadis |
: |
Biz karanlık bir gecede Resulullah (sav) ile
birlikte bir seferde idik. Kıble istikametini bilemedik. Herkes kendi
istikametine yönelerek namazını kıldı. Sabah olunca durumu Resulullah (sav)`a
açtık. Bunun üzerine şu ayet indi. "...Nereye yönelirseniz Allah`ın yönü
orasıdır (Bakara, 115)." |
| HadisNo |
: |
449 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Ömer İbnu`l-Hattab (ra) Hz. Peygamber (sav)`e hitab
ederek: "Ey Allah`ın Resulü (tavaftan sonra kılınan iki rek`atı) Makam`ın
gerisinde kılsak (daha iyi olmaz mı?)" diye bir temennide bulunmuştu, hemen şu
ayet nazil oldu: "İbrahim`in makamını namazgah yapın..." (Bakara,
125). |
| HadisNo |
: |
450 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
el-Berd
İbnu`l-Azib |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Medine`ye gelince, önce Ensar`dan
olan ecdadının -veya dayılarının- yanına indi: O zaman namazlarını on altı veya
on yedi ay boyunca Beytu`l-Makdis`e doğru kıldı. Ancak kıblenin Kabe`ye doğru
olmasını arzuluyordu. (Kabe`ye doğru) kıldığı ilk namaz da ikindi namazı idi. Bu
namazı Resulullah (sav)`la birlikte ashabtan bir grup kimse kılmıştı. Bu namazı
kılanlardan biri, oradan ayrılınca bir mescide rastladı. Cemaati namaz kılıyordu
ve tam rükü halinde idiler. Adam onlara: "Şehadet ederim ki Hz. Peygamber
(sav)`le Kabe`ye doğru namaz kıldık" dedi. Cemaat oldukları yerde Kabe`ye
yöneldiler. Müslümanların Beytu`l-Makdis`e doğru namaz kılmaları Yahudilere
memnun ediyordu. Yüzler Kabeye doğru yönelince Yahudiler bundan hiç memnun
kalmadılar. Arkadan hemen şu mealdeki ayet nazil oldu: "Yüzünü göğe çevirip
durduğunu görüyoruz..." (Bakara, 144). Beyinsiz Yahudiler dedikoduya başladılar:
"Uyageldikleri kıbleyi niye değiştirdiler?" De ki: "Doğu da batı da Allah`ındır.
Allah dilediğini doğru yola hidayet eder" (Bakara, 144). |
| HadisNo |
: |
451 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Müslim ve Ebu Davud`un Enes (radıyallahu anh)`ten
rivayet ettikleri bir diğer hadis şöyledir: "Onlar Beytu`l-Makdis`e doğru
yönelmiş halde, sabah namazının rüküunda iken, Beni Seleme`den bir adam
kendilerine uğradı ve: "Kıble istikameti Kabe`ye çevrildi" dedi. Bu sözünü iki
kere tekrar etti. Cemaat rüküda iken Kabe`ye yöneldiler." |
| HadisNo |
: |
452 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ayet-i kerimenin emriyle Hz. Peygamber (sav) kıbleyi
Kabe`ye yöneltince Müslümanlar sordular: "Ey Allah`ın Resulü, Beytü`l-Makdis`e
yönelerek namaz kılmış ve şimdi ölmüş olan kardeşlerimizin namazları ne olacak?"
Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Senin yöneldiğin istikameti,
peygambere uyanları, cayanlardan ayırd etmek için kıble yaptık. Doğrusu Allah`ın
yola koyduğu kimselerden başkasına bu ağır bir şeydir. Allah imanlarınızı
(ibadetlerinizi) boşa çıkaracak değildir" (Bakara, 143). |
| HadisNo |
: |
453 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Said |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "(Kıyamet günü)
Hz. Nuh (a.s.) ve ümmeti gelir. Cenab-ı Hakk ona: "Tebliğ ettin, dinimi duyurdun
mu?" diye sorar. Nuh (a.s.): "Evet, ey Rabbim" diye cevap verir. Rabb Teala bu
sefer ümmetine sorar: "Nuh (a.s.) size tebliğ etmiş miydi?" "Hayır!" bize
peygamber gelmedi" derler. Rabb Teala Hz. Nuh (a.s.)`a yönelerek: "Söylediğin
şey hususunda sana kim sahicilik edecek?" diye sorar. Nuh (a.s.): "Muhammed
(sav) ve ümmeti!" der ve Muhammed (sav)`nın ümmeti: "Nuh tebligatta bulundu"
diye şehadette bulunur. Bu duruma şu ayet işaret eder: "Biz böylece sizleri
vasat bir ümmet kıldık, ta ki insanlara karşı şahidler olasınız" (Bakara,
143). |
| HadisNo |
: |
454 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Urve
İbnu`z-Zübeyr |
| Hadis |
: |
Hz. Aişe (ra)`ye şu (mealdeki) ayet hakkında sordum:
"Şüphesiz ki Safa ile Merve Allah`ın şeairlerindendir. Kim Kabe`yi hacceder veya
ümre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur." (Bakara, 158).
Dedim ki: "Kasem olsun (ayetten) Safa ve Merve`yi tavaf etmeyenlere de bir günah
yoktur (manası çıkmaktadır). "Bana dedi ki: Ey kızkardeşimoğlu söylediğin ne
kadar çirkin! Ayetin, senin te`vil ettiğin manada olması için, "onları tavaf
etmeyene herhangi bir günah terettüp etmez" şeklinde olmalıydı. Halbuki ayet
Ensar hakkında inmiştir. Bunlar Müslüman olmazdan önce, Müşellel`deki azgın
Menat`a tapınıyorlar, ona telbiye getiriyorlardı. Menat`a telbiye getirenler,
Safa ile Merve arasında tavaf etmekten çekiniyorlardı. Bunun üzerine Cenab-ı
Hakk: "Safa ve Merve Allah`ın şeairindendir..." ayetini indirdi. Aişe (ra) şunu
da söyledi: "Resulullah (sav) Safa ile Merve arasında tavafta bulunmayı sünnet
kıldı. Bunu terketmek kimseye caiz olmaz." Zühri der ki: Ebu Bekr İbnu
Abdi`r-Rahman`a bu hadisi haber verdim. Bana şunu söyledi: "Ben bu bilgiyi
(hadisi) duymamıştım. Ben alimlerden bazılarını dinledim şöyle diyorlardı: "Hz.
Aişe`nin Menat için telbiye getirenlerden haber verdikleri dışında kalan halkın
tamamı Safa ve Merve`yi tavaf ediyorlardı. Ne zaman ki Cenab-ı Hakk Kur`an-ı
Kerim`de tavafından bahsedip Safa ve Merve`den söz etmeyince: "Ey Allah`ın
Resulü! Biz Safa ve Merve`yi tavaf ediyorduk. Halbuki Cenab-ı Hakk Kabe`nin
tavafını emrediyor, Safa ve Merve`den bahsetmiyor, Safa ve Merve`yi tavaf
etmemizde bize bir mahzur var mı?" dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk: "Safa ve
Merve Allah`ın şeairindendir. Öyle ise kim Beytullah`a hac yapar veya ümre
ziyaretinde bulunursa Safa ve Merve`yi de tavaf etmesinde bir günah yoktur"
ayetini indirdi. Ebu Bekr İbnu Abdirrahman der ki: "Ben bu ayetin, (yukarda
zikredilen) her iki grub hakkında da inmiş olduğunu görüyorum. Yani, hem
cahiliye devrinde Safa ve Merve`yi tavaftan çekinenler hakkında inmiştir, hem de
öncekileri tavaf ettikleri halde. İslam`dan sonra -Allah`ın Kabe`yi tavaf etmeyi
emretmiş olmasına rağmen Safa ve Merve`yi zikretmemiş olması sebebiyle- bunları
tavaftan çekinenler hakkında inmiştir. Safa ve Merve`nin de (Kur`an`da) zikri
Kabe`yi tavaf emrinden sonra gelmiştir. |
| HadisNo |
: |
456 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Urve
İbnu`z-Zübeyr |
| Hadis |
: |
Buhari ve Müslim`den gelen bir rivayette şöyle
denir: "Ancak, Müslüman olmazdan önce Ensar ve bunlarla birlikte Gassan, Menat
için telbiyede bulunurlar, Safa ile Merve arasında tavaftan çekinirlerdi. Bu
davranış onlara ecdad yadigarı bir adet idi. Menat için ihrama giren Sofa ile
Merve arasında tavaf yapmazdı. Müslüman olunca bu hususta Hz. Peygamber (sav)`e
sordular. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk "Safa ve Merve Allah`ın şeairindendir..."
ayetini indirdi. |
| HadisNo |
: |
457 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Mücahid, İbnu Abbas (ra)`tan rivayet ettiğine göre
şunu anlatmıştır: "Benİ İsrail`de kısas vardı, fakat diyet yoktu. Cenab-ı Hakk
Muhammed ümmetine şöyle buyurdu: "Öldürülenler hususunda size kısas farz
kılınmıştır. Hür hür ile, köle köle ile, kadın kadın ile kısas edilir. Öldüren,
ölenin kardeşi tarafından affedilmişse, kendisine örfe uymak ve affedene
güzellikle (diyet) Ödemek gerekir" (Bakara, 178). Buradaki "afv`dan maksad,
amden öldürmelerde kişinin diyet almayı kabul etmesidir. "Örfe uygun ve affedene
güzellikle ödemek"e gelince, bundan maksad (mağdur tarafın) örfe uygun miktarda
bir diyet istemesi, öbürünün de bunu güzellikle ödemesidir. Ayetin devamındaki:
"Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir" ibaresi de, "sizden öncekilere
farz kılınanlarda olmayan bir hafifletme" demektir, (çünkü onlara diyet imkanı
tanınmamıştı). Ayetin son kısmı olan "Bundan sonra tecavüzde bulunana elim azab
vardır" ibaresinden diyet almayı kabul etmesine rağmen (kan davası güderek)
katili öldüren kimse kastedilmektedir." |
| HadisNo |
: |
458 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ata`nın anlattığına göre, İbnu Abbas (ra) şu ayeti
okurken dinlemiştir: "Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye
verir" (Bakara, 184). İbnu Abbas (ra) ayeti okuduktan sonra ilave etti: "Bu
ayet, oruç tutmaya tahammül edemeyen yaşlı erkek ve yaşlı kadın hakkında mensuh
değildir. Onlar da her bir günün orucu yerine bir fakir doyururlar." |
| HadisNo |
: |
459 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ebu Davud merhumun bir rivayetinde şu ziyade var:
"İbnu Abbas dedi ki: "Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye
verir" (Bakara, 184) ayeti şu demektir: "Onlardan kim orucuna mukabil bir fakiri
doyuracak kadar fidye vermek isterse fidye verir ve böylece orucunu tutmuş
sayılır." Cenab-ı Hak buyurmuştur: "Kim (vacib miktardan) daha fazla fidye
verirse bu kendisi için daha hayırlı olur. Orucu (yiyip de fidye vermek yerine)
bizzat tutmanız daha hayırlıdır" (Bakara, 184). Sonra Cenab-ı Hakk şöyle
buyurdu: "Sizden kim Ramazan ayına ulaşırsa orucu tutsun. Kim de hasta olur veya
yolcu bulunursa yediği miktarda başka günlerde oruç tutar." |
| HadisNo |
: |
460 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Yine Ebu Davud`un bir başka rivayetinde şöyle
denmektedir: "(Ramazan`da orucu yiyip, fidye ödemeye ruhsat veren ayet) hamile
ve emzikli kadınlar için sabittir, mensuh değildir." Nesai`de rivayet şöyledir:
"Orucu tutmaya dayanamayanlar orucu kendilerine (tahammül edilmez) bir meşakkat
addedenler için bir yoksula yetecek kadar fidye gerekir. Ayetin "Kim de hayır
düşünerek (bir fakire yetecek miktardan fazlasını) verirse" hükmü mensuh
değildir, bu onun için daha hayırlıdır. (Fidye vermektense) oruç tutmanız daha
hayırlıdır. Ayetteki ruhsat, oruca takat getiremeyen veya şifasız hastalığa
yakalananlar içindir." |
| HadisNo |
: |
461 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Selemetu`bnu`l-Ekva |
| Hadis |
: |
"Oruca takat getiremeyenler, bir fakire yetecek
kadar fidye vermesi gerekir" ayeti indiği zaman orucu yiyip fidye verenler
vardı. Bu hal müteakip ayetin inmesine kadar devam etti. Bu ayet öncekini
neshetti. Yani asıl hüküm şudur: "Kim Ramazan ayında hazır bulunursa orucunu
tutsun" |
| HadisNo |
: |
462 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Rivayetine göre oruca gücü yetmeyenin fidye vermesi
gereğini beyan eden ayeti "fidyetün taamu mesakine" şeklinde (yani fakirlerin
yiyeceği kadar fidye) okudu ve bu ayetin mensüh olduğunu söyledi." |
| HadisNo |
: |
463 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Nu`man İbnu
Beşir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Dua, ibadettir",
sonra şu ayeti okudu: "Rabbiniz: Bana dua edin ki size icabet edeyim. Bana
ibadet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler var ya, alçalmış ve hakir olarak
cehenneme gireceklerdir" buyurmuşlardır" (Mü`min, 60) |
| HadisNo |
: |
464 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Rezin şu ilave rivayeti kaydetti: "Resulullah
(sav)`a Ashabı (ra) sordular: Rabbimiz yakın mıdır, biz ona hafif sesle hitab
edelim, uzaksa yüksek sesle taleblerimizi söyleyelim?" Bunun üzerine şu ayet
indi: "Kullarım sana benden sorarlarsa, (söyle ki) ben yakınım. Dua edenin
duasına, bana dua ettiği takdirde icabet ederim" (Bakara, 186) |
| HadisNo |
: |
465 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Berd İbnu
Azib |
| Hadis |
: |
Ramazan orucu farz kılındığı vakit, Müslümanlar ay
boyu kadınlara temas etmezler. Bazı kimseler bu meselede nefislerine itimad
edemiyorlardı. Bunun üzerine şu mealdeki ayet nazil oldu: "...Allah nefsinize
güvenmiyeceğinizi biliyordu. Bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi
affetti."(Bakara 187) |
| HadisNo |
: |
466 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Buhari, Ebu Davud ve Tirmizi`nin bir rivayetinde de
şöyle gelmiştir: "Ashab-ı Muhammed (a.s.)`in (başlangıçta) durumu şöyleydi: Bir
kimse oruçlu iken, iftar vakti gelince, iftarını açmadan uyuyacak olsa, artık o
gece yemediği gibi ertesi günü de yiyemez, o günün akşamına kadar beklerdi. Kays
İbnu Sırma el-Ensari (ra) oruçlu olduğu bir günde iftar vakti girince hanımına
gelerek yiyecek birşey olup olmadığını sordu. Kadın: "Hayır, yok!" ancak bekle,
sana yiyecek arıyayım" dedi. Kays, gün boyu çalışan birisiydi, beklerken
uyuyakaldı. Hanımı gelince baktı ki uyuyor: "Eyvah mahrum kaldın,
yiyemiyeceksin" diye eseflendi. Ertesi gün, öğleye doğru Kays (ra) açlıktan
baygın düştü. Durumu Resulullah (sav)`a anlattılar. Bunun üzerine şu ayet nazil
oldu: "Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal
kılındı" (Bakara, 187). Buna Müslümanlar fevkalede sevindiler. Arkadan,
"Tanyerinde beyaz iplik, siyah iplikten sizce ayırd edilinceye kadar yiyin
için.." ayeti nazil oldu." Ayetin nüzülüne sebep olan zatın ismi Ebu Davud`da
Sırma İbnu Kays (ra)`dır. Nesai`de ise rivayet şöyledir: "Ashab`tan biri akşam
yemeğinden önce uyursa, artık o gece ve ertesi gün güneş batıncaya kadar bir şey
yiyip içmesi ona helal olmazdı. Bu durum şu ayet nazil oluncaya kadar devam
etti: "Tan yerinde beyaz iplik siyah iplikten, sizce ayırd edilinceye kadar
yiyin, için." Ravi der ki: "Bu ayet, Kays İbnu Amr hakkında nazil
olmuştur." |
| HadisNo |
: |
467 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Sehl İbnu
Sa`d |
| Hadis |
: |
Beyaz iplik siyah iplikten, sizce ayrılıncaya kadar
yiyin için" ayeti indiği zaman "tan yerinde" kelimeleri henüz nazil olmamıştı.
Bir kısım insanlar, oruç tutacakları zaman ayaklarına siyah ve beyaz (iplik)
bağlar, bunlar görülünceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bunun üzerine
Cenab-ı Hakk "Tan yerinde" kelimelerini inzal buyurdu. O zaman herkes anladı ki
burada beyaz ve siyah ipliklerden maksad gündüz ve gece imiş." |
| HadisNo |
: |
468 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Adiy İbnu
Hatim |
| Hadis |
: |
Adiy İbnu Hatim (ra) biri siyah, biri beyaz iki
köstek bağı aldı. Bir gece bunlara baktı fakat biri diğerinden ayrılmıyordu.
Sabah olunca durumu Resulullah (sav)`a şöyle bildirdi: "Yastığımın altına biri
siyah biri beyaz iki iplik koydum." Resulullah (sav) ona takıldı: "Beyaz iplikle
siyah iplik senin yastığının altında iseler yastığın çok geniş olmalı" |
| HadisNo |
: |
469 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Adiy İbnu
Hatim |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`a: "Ey Allah`ın Resulü! Ayette
geçen "beyaz ipliğin siyah iplikten ayrılması" nedir, bunlar iki iplik değil
mi?" diye sordum da bana: "İki ipliğe baktı isen sen gerçekten kalın enselisin"
dedi ve şu açıklamayı yaptı: "Hayır iki iplik değil, onun biri gecenin
karanlığı, diğeri de gündüzün beyazlığıdır." |
| HadisNo |
: |
470 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Bera |
| Hadis |
: |
Ensar hac yapıp da döndükleri zaman evlerine
kapılarından girmezlerdi. Onlardan biri hac dönüşü kapıdan evine girdi. Fakat
hemşehrileri onu bu davranışı sebebiyle kınadılar. Bunun üzerine şu ayet nazil
oldu: "İyilik, evlere arkasından girmeniz değildir. Kötülükten sakınan kimse(nin
ameli) iyidir. Evlere kapılarından girin" (Bakara, 189) |
| HadisNo |
: |
471 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Huzeyfe |
| Hadis |
: |
"Allah yolunda infak edin, kendinizi ellerinizle
tehlikeye atmayın. İhsanda bulunun. Allah ihsan edenleri sever" (Bakara, 195)
mealindeki ayetle ilgili olarak demiştir ki: "Bu ayet infak ile alakalı olarak
nazil oldu." |
| HadisNo |
: |
472 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Eslem İbnu
İmran |
| Hadis |
: |
Medine`den gazve için yola çıktık. Niyetimiz
İstanbul`du. Cemaatin başında Abdurrahman İbnu Halid İbnil-Velid vardı. Rum
askerleri sırtlarını şehrin surlarına yaslamış müdafaada idiler. Bizden biri tek
başına düşmana saldırıya geçti. Halk: "Dur, dur! Lailale illallah, eliyle
kendini tehlikeye atıyor!" diye bağrıştılar. Ebu Eyyub el-Ensari hazretleri (ra)
atılarak "Ey Ensar topluluğu, bu ayet bizim hakkımızda indi. Cenab-ı Hakk,
Resulullah (sav)`a yardım edip, İslam galebe çalınca biz: "Artık işlerimizin
başında kalıp, onları yoluna koyalım" dedik. Bunun üzerine Allah-u Teala bu
ayeti indirdi. Yani "Ellerimizle kendimizi tehlikeye atmak" demek malın-mülkün
başında kalıp onları düzene koymak için cihadı terketmektir." |
| HadisNo |
: |
473 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Abdullah İbnu
Ma`kıl |
| Hadis |
: |
Ka`b İbnu Ucre (ra)`ye "Oruçtan yahut sadakadan
yahut kurbandan bir fidye lazımdır" (Bakara, 196) mealindeki ayetten sordum.
Dedi ki: "Başımda bitler kaynaştığı halde Resulullah (sav)`a götürüldüm. Beni
görünce: "Meşakkatin, bu gördüğüm dereceye ulaşacağını zannetmezdim. Bir koyun
bulabilecek misin dedi. "Hayır" cevabını verdim. [Bunun üzerine şu ayet nazil
oldu: "...İçinizde hasta olan veya başından rahatsız varsa fidye olarak ya oruç
tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir..." (Bakara, 196)
Resulullah (sav): "Üç gün oruç tut veya her fakire yarım sa` yiyecek vermek
suretiyle altı fakiri doyur, başını traş et" dedi. Bu ayet hassaten benim
hakkımda nazil oldu, ancak umumen hepimize şamildir." |
| HadisNo |
: |
474 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu Ümame
et`Temimi |
| Hadis |
: |
Ben hac sırasında, ücret mukabili hizmet veren
birisi idim. Bana: "Senin haccın hacc sayılmaz" dediler. Bilahere İbnu Ömer
(ra)`e rastladım. O`na: "Ben hacc sırasında, ücretle hizmet veren birisiyim,
halk bana: "Senin haccın hacc sayılmaz diyorlar" dedim, İbnu Ömer (ra) "İhrama
girmiyor, telbiye okumuyor, tavafta bulunmuyor musun?" dedi: "Hepsini yapıyorum"
diye cevap verdim. Cevabım üzerine şu açıklamayı yaptı: "Senin haccın hacc
sayılır. Nitekim Resulullah (sav)`a bir adam gelmiş, senin bana sorduğuna yakın
şeyler sormuştu. Resulullah (sav) sükut buyurdu ve adama cevap vermedi, Derken
şu ayet nazil oldu: "(Hacc mevsiminde, ticaret yaparak) Rabbinizden rızık
istemenizde bir günah yoktur... (Bakara, 198). Bunun üzerine Resulullah (sav) o
adamı çağırtarak, ayeti okudu ve: "Haccın hacc sayılır" buyurdu." |
| HadisNo |
: |
475 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz cahiliye devrinin
panayırları idi. İslam geldiği zaman halk, hac mevsiminde ticaret yapmayı günah
addeder oldular. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Hac mevsiminde Rabbinizden
rızık taleb etmenizde sizin için bir günah yoktur." Ayeti İbnu Abbas şu şekilde
okudu. |
| HadisNo |
: |
476 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Yemen ahalisi, hacca geliyorlar fakat beraberlerinde
azık almıyorlardı. "Biz mütevekkil kimseleriz" diyorlardı. Mekke`ye gelince bu
davranışlarını halka sordular. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal
buyurdu: "Azıklanın, ancak bilin ki, en hayırlı azık takvadır" (Bakara,
197). |
| HadisNo |
: |
477 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Kişi ihramsız olarak (yani Mekke`de ikamet edenler
veya ümre için gelip, ümreden sonra ihramı çıkaranlar) Beytullah`ı ziyaret eder.
Bu imkan, hacc niyetiyle ihram giymeye kadar devam eder. Arafat`a çıkınca, kime
deve, sığır veya davardan kurban müyesser olmuşsa, dilediğini kurban eder.
Bunlardan biri olmazsa, ona hacdaki, üç günün orucu terettüp eder. Bu günler,
arefe gününden evvele ait olmalıdır. Bu üç günün sonuncu günü arefe gününe
tesadüf ederse, bunda bir günah yoktur. Sonra Arafat`da vakfe`ye gider ikindi
namazından akşam karanlığının gelmesine kadar vakfe`de kalır. İbnu Abbas
anlatmaya üslubu biraz değiştirerek devam ediyor. Sonra Arafat`tan insanlar
sökün edince, orayı terketsinler. Topluca geceyi geçirecekleri yere
(Müzdelife`ye) gelsinler. Orada Allah`ı çokça zikretsinler, sabah vakti
girmezden önce bilhassa tekbir ve tehlili çok yapsınlar sonra buradan da topluca
hareket etsinler. Çünkü (eskiden beri) herkes buradan hareket ederdi. Cenab-ı
Hakk: "İnsanların toplu olarak sökün ettiği yerden siz de sökün edin, (eski
yaptıklarınızdan) Allah`a af dileyin. Allah bağışlar ve merhamet eder" (Bakara,
199). Şeytan taşlayıncaya kadar akmaya (ve çok zikretmeye) devam edin. |
| HadisNo |
: |
478 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Müseyyeb |
| Hadis |
: |
Süheyb (ra) muhacir olarak Mekke`den yola çıktı.
Kureyş`ten bazıları onu takibe başladılar. Bunun üzerine o da devesinden inerek
sadağında ne kadar ok varsa hepsini çıkardı. Takipçilere: "Allah`a kasem olsun
oklarımın hepsini alıncaya kadar bana yetişemezsiniz. Sonra elimde durdukça
kılıcımı kullanacağım. Eğer dilerseniz, size Mekke`de toprağa gömdüğüm malın
yerini söyleyeyim, mukabilinde siz de beni serbest bırakın, yoluma devam edeyim"
dedi. Takipçiler teklifini kabul ettiler. (O da sağ salim yoluna devam etti).
Resulullah (sav)`ın yanına varınca şu ayet nazil oldu: "İnsanlardan öyle kimse
de vardır ki, Allah`ın rızasını isteyerek nefsini satın alır..." (Bakara, 207).
Hz. Peygamber (sav): "Ebu Yahya`nin alış-verişi karlı oldu" der ve ayeti tilavet
buyurur". (Rezin`in ilavesidir. Bagavi ve İbnu Kesir tefsirlerinde senedsiz
olarak kaydederler) |
| HadisNo |
: |
479 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Cenab-ı Hakk`ın şu sözleri nazil olduğu zaman:
"Yetim rüşdüne erinceye kadar, onun malına o en güzel olanından başka bir
suretle yaklaşmayın"; keza "Yetimlerin mallarını haksız (ve haram) olarak
yiyenler karınlarına ancak bir ateş yemiş olurlar. Onlar çılgın bir ateşe
gireceklerdir" (Nisa, 10) yanında yetim bulunanlar hemen gidip yetimlerin
yiyeceğini ve içeceğini kendilerinin yiyip içeceklerinden ayırdılar. Yetime ait
yiyecek ve içeceklerden bir şey artsa ona dokunulmuyor, yiyinceye veya kokuşup
bozuluncaya kadar saklanıyordu. Bu hal, bir kısım müşkilatlara sebep oldu. Durum
Resulullah (sav)`a arzedildi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Sana yetimleri
sorarlar. De ki; "Onları faydalı ve iyi bir hale getirmek hayırlıdır. Şayet
kendileriyle bir arada yaşarsanız onlar sizin kardeşlerinizdir" (Bakara, 220).
Bu ayet üzerine yetimlerin yiyeceklerini ve içeceklerini kendi yiyecek ve
içeceklerine karıştırdılar." |
| HadisNo |
: |
480 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Nafi |
| Hadis |
: |
İbnu Ömer (ra) Kur`an okuduğu zaman, okuma işinden
çıkıncaya kadar hiç konuşmazdı. Bir gün ben (Mushafı, yüzünden takip ediverdim,
o da ezberden) Bakara süresini okudu. Bir ayete gelince bana: "Bu ayet ne
hakkında indi biliyor musun?" diye sordu. Ben "Hayır" deyince: "Şu, şu mesele
için" diye açıkladı, sonra (okumaya) devam etti. |
| HadisNo |
: |
481 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Yahudiler: "Kadına arka istikametinden temas
edilirse çocuk şaşı doğar" derlerdi. Bunun üzerine: "Kadınlarınız sizin (evlad
yetiştiren) tarlanızdır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi gelin" ayeti nazil
oldu" (Bakara 223). |
| HadisNo |
: |
482 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Hz. Ömer (ra), Resulullah (sav)`a gelerek: "Ey
Allah`ın Resulü mahvoldum" buyurdu. Hz. Peygamber (sav): "Niye mahvoldun ne
var?" diye sorunca açıkladı: "Bu gece bineğimi ters çevirdim (arka canibinden
yanaştım). "Resulullah (sav) hiçbir cevap vermedi. Cenab-ı Hakk peygamberine şu
ayeti vahyetti: "Kadınlarınız sizin tarlalarınızdır. Tarlanıza istediğiniz gibi
gelin." Dübüründen ve hayız halinde temastan kaçınmak şartıyla önden, arkadan,
nasıl istersen öyle gel. |
| HadisNo |
: |
483 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Allah, İbnu Ömer (ra)`i mağfiret buyursun, bir
hususta yanılmıştı. Şu Ensariler putperestti ve ehl-i kitaptan Yahudilerle
birlikte idiler. Ensar (İslam`dan önce) ilim yönüyle Yahudilerin kendilerinden
üstün olduklarına inanırlardı. Bu sebeple onların birçok davranışlarını aynen
taklid ediyorlardı. Ehl-i kitaba has adetlerden biri de kadınlarına tek
istikametten (yani ön cihetten) yanaşırlardı. Bu, kadın için de en uygun tarzdı.
Ensar topluluğu, bu adeti de Yahudilerden aynen almıştı. Kureyşliler ise,
kadınları hoş olmayan şekilde açarlar, onlara arka cihetlerinden, ön
cihetlerinden, sırt üstü yatmış vaziyette yanaşırlardı. Medine`ye muhacir olarak
Mekkeliler gelince onlardan bir erkek Medineli bir kızla evlendi. Erkek, kadına
Kureyş usulünce temas etmek istedi. Kadın buna müsaade etmedi. "Bizde kadına tek
istikametten temas edilir, sen de öyle yap, aksi halde bana dokunma" dedi.
Onların bu ihtilafı büyüdü ve herkes duydu. Öyle ki Resulullah (sav)`a da
intikal etti. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu: "Kadınlarınız
(çocuk yetiştirdiğiniz) tarlanızdır. Tarlaya dilediğiniz gibi gelin" (Bakara
223). "Dilediği gibi" den maksad (istikamet olarak) önlerinden, arkalarından,
sırt üstü yatmış olarak. Ancak bu geliş çocuk mahalline olacak." |
| HadisNo |
: |
484 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ümmü
Seleme |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav): "Kadınlarınız (çocuk
yetiştirdiğiniz) tarlalarınızdır, tarlanıza dilediğiniz gibi gelin" ayetiyle
ilgili olarak şöyle buyurdu: "Tek yoldan (ki o da çocuk yoludur) olmak kaydıyla
dilediğiniz şekilde temas kurun" |
| HadisNo |
: |
485 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Kur`an`daki: "Allah sizi (dil alışkanlığı olarak
maksadsız yapılan) lağv yeminleriniz için muaheze etmez" ayeti kişinin sözünde
sıkça kullandığı, "vallahi evet", "billahi hayır" gibi yeminleri için nazil
oldu." (Yukandaki metin Buhari`den alınmadır. Hadisi, Ebu Davud hem Hz.
Peygamber (sav)`in sözü olarak hem de Hz. Aişe (ra)`nin sözü olarak iki şekilde
rivayet etmiştir. İmam Malik Muvatta`da bu hadisle ilgili olarak şunu söyler:
"Bu mevzuda işittiğimin en güzeli şudur: "Ayette geçen "Lağv", bir kimsenin öyle
bildiği için bir şey hakkında yaptığı yemindir, ancak sonradan, o şeyin, bildiği
gibi olmadığını anlar. Bu durumda yaptığı yemin için kefaret gerekmez. Ancak bir
kimse de çıkıp, günahkar ve yalancı olduğunu bile bile, birilerini memnun etmek
veya bir malı ede etmek için yemin ederse bu öylesine büyük bir günahtır ki,
bunun kefareti yoktur.") |
| HadisNo |
: |
486 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Kur`an-ı Kerim`deki "Kocaları, bekleme müddeti
içinde barışmak isterlerse onları geri almaya (herkesten) çok layıktırlar"
(Bakara 228) ayeti hakkında şunu söyledi: "Erkek hanımını üç talakla da boşasa
hanımını geri almaya herkesten daha çok hak sahibi idi. Ancak bu hüküm, Cenab-ı
Hakk`ın şu sözü ile neshedildi: "Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da
iyilik yaparak bırakmadır..." (Bakara, 229). |
| HadisNo |
: |
487 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Urvetu`bnu`z-Zübeyr |
| Hadis |
: |
Cahiliye devrinde kişi hanımım boşar, iddeti sona
ermeden geri almak isterse, alma hakkına sahipti. Bu şekilde bin kere boşayıp
geri dönebilirdi. (Bu hal bir adamın şu hadisesine kadar devam etti.) Bir gün
adam hanımını boşadı ve iddeti dolmak üzere iken hanımını geri aldı, sonra
tekrar boşadı ve hanımına: "Allah`a kasem olsun seni evime almıyorum ve ebediyen
başkasına da helal olmayacaksın" dedi. Kadın: "Bu nasıl olur?" deyince, adam:
"Seni boşuyorum, iddetin dolmadan tekrar geri alacağım ve bu böylece devam edip
gidecek" dedi. Kadın Hz. Aişe (ra)`ye gitti, durumu anlattı. Hz. Aişe cevap
vermedi. Resulullah (sav)`ı bekledi. Gelince vak`ayı anlattı. Resulullah (sav)
da cevap vermedi (vahiy bekledi). Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu: "Boşama
iki defadır ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır" (Bakara, 229). O
günden itibaren insanlar bu yeni talaka yöneldiler, boşayan da boşamayan da.
(Parantez içindeki açıklayıcı kısımlar Tirmizi`deki ziyadeden
alınmıştır) |
| HadisNo |
: |
488 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ma`kıl İbnu
Yesar |
| Hadis |
: |
Benim bir kızkardeşim vardı. Evlenmek için buna
müracaat edenler oldu. Fakat kimseye müsbet cevap vermiyordum. Derken amcamın
oğlu istedi. Kızkardeşimi ona nikahladım. Allah`ın dilediği kadar bir müddet
beraber yaşadılar. Sonra amcam oğlu onu talak-ı ric`i ile boşadı. Ancak tekrar
almadan terketti. İddeti tamamlandı. Kız kardeşimle evlenmek isteyenler bana
müracaat edince amcam oğlu da, müracaat ederek tekrar almak istedi. Kendisine:
"Daha önce de çok isteyenler oldu, kimseye vermedim, seni hepsine tercih ederek
sana verdim, seninle evlendirdim. Sen onu talak-ı ric`i ile boşadın. (Geri alma
hakkın olduğu halde terkettin ve iddeti doldu. Başkaları istemeye gelince, sen
de talib odun, taleble almak istiyorsun. Allah`ıma kasem olsun onu asla sana
vermeyeceğim" dedim. Ma`kıl der ki: Bunun üzerine benim hakkımda şu ayet nazil
oldu: "Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiler mi, aralarında meşru
bir surette anlaştıkları takdirde, artık kendilerini kocalarına nikah etmelerine
engel olmayın" (Bakara, 232). Yine Ma`kıl ilave ediyor: "Ayet üzerine, yeminim
için kefarette bulundum ve kız kardeşimi, eski kocasına nikahladım." Buhari`nin
bir rivayetinde şöyle denir: "Resulullah (sav) Ma`kıl`ı çağırdı, ayeti kendisine
tilavet buyurdu. Bunun üzerine o, müşkülpesendliği bıraktı ve Allah`ın emrine
boyun eğdi" (Buhari, Talak 44) |
| HadisNo |
: |
489 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Kur`an`ın: "(Vefat iddeti bekleyen) kadınları
nikahla isteyeceğinizi çıtlatmanızda... üzerinize bir vebal yoktur" (Bakara 235)
ayetinden maksadı, "Evlenmeyi arzu eden kişinin: "Ben nikahlanmak istiyorum,
kadına ihtiyacım var, saliha bir kadına kavuşmak istiyorum" demesidir" diye
açıklamıştır. |
| HadisNo |
: |
490 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Hendek Savaşı sırasında "Allah
onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun, bizim orta namazımıza mani
oldvlar, güneş batıncaya kadar kılamadık" buyurdu. Bir rivayette: "Bizi, salat-ı
vusta olan ikindi namazından ahkoydular" denir. Bir diğer rivayette: "Sonra
ikindiyi akşamla yatsı arasında kıldık" denir. |
| HadisNo |
: |
491 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Yunus |
| Hadis |
: |
Aişe`nin azadlısı Ebu Yunus anlatıyor: "Hz. Aişe
(ra), kendisine bir mushaf yazmamı emretti ve dedi ki: "Şu ayete gelince bana
haber ver: "Namazlara ve bilhassa orta namazına devam edin" (Bakara, 238).
Yazarken bu ayete gelince ona haber verdim. Bana şunu imla ettirdi: "Namazlara
ve orta namazına ve ikindi namazına devam edin ve Allah için yalvaranlar olarak
eda edin" (Bakara, 238). Hz. Aişe (ra): "Ben bunu Resulullah`dan işittim"
dedi. |
| HadisNo |
: |
492 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Şakik İbnu
Utbe |
| Hadis |
: |
Bera İbnu`l-Azib (ra)`ten naklettiğine göre,
demiştir ki: "Önce şu ayet nazil oldu: "Namazlara ve bilhassa ikindi namazına
devam edin." Resulullah (sav) bunu bize Allah`ın dilediği müddetçe okudu. Sonra
Allah bunu nashetti ve şu ayeti indirdi: "Namazlara ve bilhassa orta namazına
devam edin." Şakik`in yanında oturmakta olan bir zat kendisine: "öyle ise bu
ikindi namazıdır." Bera dedi ki: "Ben bu ayetin nasıl nazil olduğunu, Allah`ın
nasıl neshettiğini sana haber verdim." |
| HadisNo |
: |
494 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
İmam Malik (ra)`e ulaştığına göre, Ali İbnu Ebi
Talib (ra)`e İbnu Abbas (ra), Ku`an`da zikri geçen "orta namaz"a,
(salatu`l-vusta) sabah namazı demişlerdir. (Tirmizi, bu hadisi İbnu Abbas ve
İbnu Ömer`den muallak (senetsiz) olarak zikretmiştir.) |
| HadisNo |
: |
495 |
|
| |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Zeyd |
| Hadis |
: |
Ebu Davud`un Zeyd (ra)`den kaydettiğine göre, Hz.
Resulullah (sav) öğle namazını zevalden sonra sıcağın en şiddetli olduğu saatte
kılardı. Resulullah (sav)`ın kıldığı namazlar içinde ashabına en zor geleni bu
namaz idi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Namazlara ve orta namazına devam
edin." Zeyd devamla dedi ki: "(Orta namazı, öğlen namazıdır, zira) bundan önce
iki namaz var (birisi geceden -yatsı-, diğeri gündüzden -sabah-), ondan sonra da
iki namaz var (biri gündüzden -ikindi- diğeri geceden -akşam-)". |
| HadisNo |
: |
497 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Abdullah
İbnu`z-Zübeyr |
| Hadis |
: |
Hz. Osman (ra)`a, Bakara suresinde geçen: "Sizden
zevceler (ini geride) bırakıp ölecek olanlar eşlerinin (kendi evlerinden)
çıkarılmayarak yılına kadar faidelenmesini (bakılmasını) vasiyyet etsinler"
(Bakara 240), ayeti diğer bir ayetle (Bakara, 234) neshedildiği halde niçin bu
mensuh ayeti de Kur`an-ı Kerim`e yazıyorsunuz?" diye sordum. Bana şu cevabı
verdi: "Ey kardeşim oğlu bu ayeti terk mi edelim, (bunu mu söylüyorsun)? Hayır,
ben hiçbir şeyi yerinden oynatmam. |
| HadisNo |
: |
498 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Her şeyin bir
şerefesi var. Kur`an-ı Kerim`in şerefesi de Bakara süresidir. Bu surede bir ayet
vardır ki, Kur`an ayetlerinin efendisidir: Ayetü`l-Kürsi |
| HadisNo |
: |
499 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Übey İbnu
Ka`b |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bana: "Ey Ebu`l-Münzir, Allah`ın
Kitabından ezberinde bulunan hangi ayetin daha büyük olduğunu biliyor musun?"
diye sordu. Ben: "O Allah ki, O`ndan başka ilah yoktur, O, Hayy`dır, Kayyum`dur
(yani diridir her şeye kıyam sağlayandır) (Bakara, 225) -ki buna Ayet`ü`l-Kürsi
denir- dedim. Göğsüme vurdu ve: "İlim sana mübarek olsun ey Ebu`l-Münzir!
dedi." |
| HadisNo |
: |
500 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) beni Ramazan zekatını muhafazaya
tayin etmişti. Derken kara bir adam gelerek zahireden avuç avuç almaya başladı.
Ben derhal kendisini yakaladım ve: "Seni Resulullah (sav)`a çıkaracağım" dedim.
Bana: "Ben fakir ve muhtaç bir kimseyim, üstelik üzerimde bakmak zorunda olduğum
çoluk-çocuk var, ihtiyaçlarım cidden çoktur, şiddetlidir" dedi. Ben de onu
salıverdim. Sabah olunca, Hz. Peygamber (sav): "Ey Ebu Hüreyre! Dün akşamki
esirini ne yaptın?" diye sordu. Ben: "Ey Allah`ın Resulü, bana şiddetli
ihtiyacından ve çoluk-çocuktan dert yandı. Bunun üzerine ona acıyarak
salıverdim" dedim. Resulullah (sav): "Ama o sana muhakkak yalan söyledi. Haberin
olsun, o tekrar gelecek!" buyurdu. Bu sözünden anladım ki, herif tekrar gelecek.
Binaenaleyh onu beklemeye başladım. Derken yine geldi ve zahireden avuçlamaya
başladı. Ben de derhal yakaladım ve: "Seni mutlaka Resulullah (sav)`a
çıkaracağım" dedim. Yine yalvararak: "Beni bırak, gerçekten çok muhtacım,
üzerimde çoluk-çocuk var, bir daha yapmam" dedi. Ben yine acıdım ve salıverdim.
Ertesi gün Resulullah (sav): "Ey Ebu Hüreyre, dün geceki esirini ne yaptın?"
diye sordu. Ben: "Ey Allah`ın Resulü, bana ihtiyacından çoluk-çocuğundan dert
yandı. Ben de acıdım ve salıverdim" dedim. "Ama" dedi, Resulullah: "O yalan
söyledi fakat yine gelecek." Üçüncü sefer yine gözetledim. Yine geldi ve
zahireden avuç avuç almaya başladı. Onu yine yakalayıp: "Seni mutlaka Hz.
Peygamber (sav)`e götüreceğim. Bu üçüncü gelişin, üstelik sıkılmadan başka
gelmeyeceğim deyip yine de geliyorsun" dedim. Yine bana rica ederek şöyle
söyledi: "Bırak beni, sana birkaç kelime öğreteyim de Allah onlarla sana fayda
ulaştırsın". Ben: "Nedir bu kelimeler söyle!" dedim. Bana dedi ki: "Yatağa
girdin mi Ayetü`l-Kürsi`yi sonuna kadar oku. Bunu yaparsan Allah senin üzerine
muhafız bir melek diker, sabah oluncaya kadar sana şeytan yaklaşamaz". Ben yine
acıdım ve serbest bıraktım. Sabah oldu, Resulullah (sav): "Dün akşamki esirini
ne yaptın?" diye sordu. Ben: "Ey Allah`ın Resulü, bana birkaç kelime
öğreteceğini, bunlarla Allah`ın bana faide ihsan buyuracağını söyledi, ben de
kendisini yine serbest bıraktım" dedim. Resul-i Ekrem (sav): "Neymiş onlar?"
dedi. Ben: "Efendim, döşeğine uzandığın vakit Ayetü`l-Kürsi`yi başından sonuna
kadar oku. (Bunu okursan) Allah`ın koyacağı bir muhafız üzerinden eksik olmaz ve
ta sabaha kadar şeytan sana yaklaşmaz!" dedi, cevabını verdim. Resulullah (sav)
bunun üzerine: "(Bak hele!) o koyu bir yalancı olduğu halde, bu sefer doğru
söylemiş. Ey Ebu Hüreyre! Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?" dedi.
Ben: "Hayır!" cevabını verdim. "O bir şeytandı" buyurdular. |
| HadisNo |
: |
501 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Eyyüb |
| Hadis |
: |
Ravinin bir hücresi vardı ve içinde hurma
bulunuyordu. Buraya bir gulyabani (cin) dadanmış gelip hurmadan alıyordu. Bu
durumu Resulullah (sav)`a, açtı. Resulullah (sav) kendisine: "Git, tekrar
görecek olursan "Allah`ın adıyla, Resulullah (sav)`a icabet et" dersin" buyurdu.
Ebu Eyyub der ki: (Bekledim, tekrar gelince) yakaladım. Ancak, bir daha
gelmeyeceğine dair yemin etti, ben de salıverdim.Sonra Resulullah (sav)`la
karşılaştığımda Resulullah (sav): "Esirin ne oldu?" diye sordu. Ben: "Bir daha
gelmeyeceğine dair yemin etti (ben de bıraktım)" dedim. Resulullah (sav): "O
yalan söylemiş, o yalana alışkındır" buyurdu. Ebu Eyyüb, bir başka sefer yine
geldiğini, yakalayınca gelmeyeceğine dair yine yemin ettiğini, yemini üzerine
salıverdiğini anlatır. Resulullah (sav) tekrar: "Esirin ne oldu?" diye sorar.
"Gelmeyeceğine dair yemin edince bıraktım" der. Resulullah (sav): "Yalan
söylemiş, o zaten yalana alışkındır" buyurur. Ebu Eyyub (ra) üçüncü sefer yine
yakalar ve: "Bu sefer seni bırakmayacağım, mutlaka Resulullah (sav)`a kadar
götüreceğim" der. Bunun üzerine cin: "(Dinle beni) sana mühim bir şey
hatırlatacağım: Ayet`ü`l-Kürsi var ya, onu evinde oku. O takdirde sana hiç ne
şeytan ne başkası yaklaşamaz" der. (Ebu Eyyub yine salar) ve Hz. Peygamber
(sav)`e gelir. Resulullah (sav): "Esirin ne oldu?" diye sorar. Olup biteni haber
verince: "(Hayret), yalancı olduğu halde bu sefer doğruyu söylemiş"
buyurur." |
| HadisNo |
: |
502 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Dinde zorlama yoktur" (Bakara 256) ayeti Ensar
hakkında inmiştir. Şöyle ki: Medine`de çocuğu yaşamayıp ölen kadınlar, "çocuğum
yaşarsa Yahudi dini üzerine yetiştireceğim" diye adakta bulunurdu. Benu Nadir
Yahudileri Medine`den sürüldükleri vakit, bunlar arasında Yahudileştirilmiş çok
sayıda Ensar çocuğu vardı. Ensariler: "Çocuklarımızı onlara terketmeyiz"
dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk: "Dinde zorlama yoktur, artık iman ile küfür
apaçık meydana çıkmıştır..." (Bakara) ayetini inzal buyurdu. |
| HadisNo |
: |
503 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hz. İbrahim
(a.s.)`in şu sözleriyle ifade ettiği şüpheyi yaşamaya biz ondan daha layıkız:
"Ey Rabbim ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster" demiş, (Allah: "Buna)
inanmadın mı yoksa" demiş, o da: "İnandım, fakat kalbimin, (gözümle görerek)
yatışması için (istedim, diye) söylemiştir (Bakara, 260). Allah, Lut (a.s.)`a
rahmetini bol kılsın, aslında o çok muhkem bir kaleye sığınmıştı. Eğer, Hz.
Yusuf (a.s.)`un kaldığı müddetçe hapiste ben kalsaydım, davete icabet
ederdim." |
| HadisNo |
: |
504 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Tirmizi`nin bir rivayetinde Hz. Yusuf`la ilgili
olarak Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Kerim oğlu Kerim oğlu Kerim oğlu
Kerim; İbrahimoğlu İshakoğlu Yakuboğlu Yusuftur. Ve ilave etti: "Şayet, hapiste
onun yerine ben yatmış olsaydım da, sonunda bana elçi gelseydi, çıkma hususunda
hemen cevap verirdim." Resulullah (sav) arkadan şu ayeti okudu: "Kendisine elçi
gelince, "Efendine dön de ellerini kesen o kadınların zoru neydi kendisine sor"
dedi. Resulullah (sav) devamla şunu söyledi: "Allah Teala`nın rahmeti Lut`a
olsun, o aslında çok sağlam bir kaleye sığınmışta Allah ondan sonra, her
peygamberi kavminden kalabalık bir cemaat içinde gönderdi." |
| HadisNo |
: |
505 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ubeyd İbnu
Umayr |
| Hadis |
: |
Ömer İbnu`l-Hattab (ra) Resulullah (sav)`ın ashabına
sordu: "Şu ayet kimin hakkında nazil olmuştur? "Sizden herhangi biri arzu eder
mi ki, hurmalardan, üzümlerden kendisinin bir bahçesi olsun, altında ırmaklar
aksın, orada kendisinin her çeşit meyveleri bulunsun. Fakat ona ihtiyarlık
çöksün, aciz ve küçük çocukları da olsun, derken o bahçeye içinde bir ateş
bulunan bir bora isabet etsin de o, yanıversin?" (Bakara, 266). Cemaat: "Allah
ve Resulü daha iyi bilir" cevabını verdi. Hz. Ömer (ra) bu cevaba kızdı ve:
"Biliyoruz veya bilmiyoruz" deyin dedi.Bunun üzerine İbnu Abbas (sav): "Bu
hususta içimden bir şeyler geçiyor ey müminlerin emiri" dedi. Hz. Ömer (ra) ona:
"Ey kardeşimin oğlu söyle onu, kendini küçük görme" dedi. İbnu Abbas: "Bu, bir
iş için misal olarak verilmiştir" deyince Hz. Ömer: "Hangi iş için?" diye tekrar
etti. İbnu Abbas da: "Zengin bir kimsenin işi için, öyle ki bu zengin Allah`a da
kulluk ve itaatini yerine getiriyordu. Sonra Allah ona şeytanı gönderdi. (Zengin
onun iğvasına kapılarak günahlar işledi ve sonunda bütün (salih) amellerini
batırdı." |
| HadisNo |
: |
506 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Bera |
| Hadis |
: |
"İğrenmeden alamayacağınız pis şeyleri vermeye
kalkmayın.. (Bakara, 267) mealindeki ayet biz ensar hakkında indi" dedi ve
anlattı: "Biz hurma yetiştiren kimselerdik. Herkes, hurmasından az veya çok
oluşuna göre tasadduk ederdi. Bu cümleden olarak, kişi bir iki hurma salkımı
getirir onu mescide asardı. Mescidde kalan Ehl-i Suffa`nın yiyeceği yoktu.
Bunlardan biri acıktığı zaman, salkıma gelir, sopasıyla vurur, ondan bir miktar
hurma düşürür ve yeredi. Hayrı düşünmeyenlerden bazıları, içerisinde kalitesiz
hurmaların çokça bulunduğu salkımlardan, bazıları kırık adi salkımlardan getirip
asıyordu. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Ey iman edenler:
Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin;
iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah`ın müstağni ve
övülmeye layık olduğunu bilin." Resulullah (sav) ayeti şöyle açıkladılar:
"Sizden biri, sadaka olarak verdiği şeyin benzeri, kendisine verildiği takdirde
onu istemeye istemeye, utanarak alacağı şeyden almamasına dikkat etsin." İbnu
Abbas der ki: "Bundan sonra hepimiz, sahib olduğumuz şeylerin iyilerinden verir
olduk." Hadisi, Tirmizi rivayet eder ve sahih olduğunu belirtir (Tefsir, (2990).
Hadisi ibnu Mace, Zekat`ın 19, (1822)babında kaydeder. |
| HadisNo |
: |
507 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Şeytan da, melek de
insanoğluna sokularak onun kalbine birtakım şeyler atarlar. Şeytanın işi
kötülüğe çağırmak, sonu fena ve zararlı olan şeylere teşvik etmek ve hakkı
yalanlamak, haktan uzaklaştırmaktır. Meleğin işi hak ve hayra, iyiliğe çağırmak
ve kötülükten uzaklaştırmaktır. Kim içinde hakka, hayıra, iyiliğe çağıran bir
ses duyarsa bilsin ki bu Allah`tandır ve hemen Allahu Teala`ya hamdetsin. Kim de
içinde şerr ve inkara çağıran bir fısıltı duyarsa ondan uzaklaşsın ve hemen
şeytandan Allah`a sığınsın." Resulullah (sav) bu sözlerine şu mealdeki ayeti
ekledi: "Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur, size cimriliği emreder.."
(Bakara 268). |
| HadisNo |
: |
508 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Mervan
el-Esfar |
| Hadis |
: |
Abdullah İbnu Ömer (ra): "İçinizdekini açıklasanız
da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar,
dilediğine azab eder, Allah her şeye kadirdir." (Bakara 284) ayetinin müteakip
ayet tarafından neshedildiğini söylemiştir." |
| HadisNo |
: |
509 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Bakara
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Cenab-ı Hakk`ın şu mealdeki sözü nazil olunca:
"İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve
dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder..." (Bakara, 284) bu ihbar Sahabe
(ra)`ye çok ağır geldi. Resulullah (sav)`a geldiler, diz çöküp oturdular ve
dediler ki: "Ey Allah`ın elçisi, bize yapabileceğimiz işler emredildi: Namaz,
oruç, cihad ve sadaka, bunları yapıyoruz. Ama Cenab-ı Hakk sana şu ayeti inzal
buyurdu. Onu yerine getirmemiz mümkün değil." Resulullah (sav) onlara: "Yani
sizler de sizden önceki Yahudi ve Hıristiyanlar gibi "dinledik ama itaat
etmiyoruz" mu demek istiyorsunuz? Hayır öyle değil şöyle deyin: "İşittik itaat
ettik. Ey Rabbimiz affını dileriz, dönüş sanadır." Ce-maat bunu okuyup, dilleri
ona alışınca, bir müddet sonra Cenab-ı Hakk şu vahyi inzal buyurdu: "Peygamber
ve inananlar, O`na Rabbi`nden indirilene inandı. Hepsi Allah`a, meleklerine,
kitaplarına, peygamberlerine inandı. Peygamberleri arasında hiçbirini
ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş sanadır"
dediler (Bakara 285). Ashab bunu yapınca Allah, önceki ayeti neshetti ve şu
ayeti inzal buyurdu: "Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler;
kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak
veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. (Resululah bu duayı yapınca Allah
Teala hazretleri: Pekala, yaptım buyurmuştur). Rabbimiz bizden öncekilere
yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! (Allah Teala hazretleri: Pekiyi,
buyurmuştur). Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmiyeceği şeyi taşıtma (Rabb Teala
hazretleri: Pekiyi, dedi). Bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın,
kafirlere karşı bize yardım et (Rabb Teala buna da Pekiyi demiştir). |
| HadisNo |
: |
510 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) şu mealdeki ayeti okudu: "(Habibim)
Sana Kitab`ı indiren O`dur. Ondan bir kısım ayetler muhkemdir ki bunlar Kitab`ın
anası (temeli)dir. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik
bulunanlar sırf fitne aramak (ötekini berikini saptırmak) ve (kendi arzularına
göre) onun te`viline yeltenmek için onun müteşabih olanına tabi olurlar. Halbuki
onun te`vilini Allah`dan başkası bilmez, ilimde yüksek gayeye erenler ise; "Biz
ona inandık, hepsi Rabbimiz katındadır" derler. (Bunları) salim akıllılardan
başkası iyice düşünmez." Resulullah (sav) ayetin okunmasını tamamlayınca bana
şunu söyledi: "Kur`an`ın müteşabih ayetlerine tabi olanları gördüğünüz vakit
bilin ki onlar Allah`ın ayette haber verdiği kimselerdir, onlardan
sakının." |
| HadisNo |
: |
512 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
Said İbnu
Cübeyr |
| Hadis |
: |
Bir adam gelerek, İbnu Abbas (ra)`a "Ben Kur`an`da
bazı ayetler görüyorum onlar bana aralarında ihtilaflı geliyor" dedi. İbnu Abbas
(ra): "Nelermiş onlar?" diye sorunca adam şu ayetleri okudu: "Sur`a üflendiği
zaman, aralarında o gün (böbürlenecekleri) soyları sopları olmadığı gibi,
(birbirlerinin halini) de soramazlar" (Mü`minun, 101). Halbuki şu ayet de var:
"Birbirlerine dönüp soruşurlar" (Saffat, 27). Bir ayette şöyle denir: "O gün
inkar edip peygambere baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler
ve Allah`tan bir söz gizleyemezler" (Nisa, 42). Halbuki şu ayet var: "Sonra,
Rabbimiz Allah`a and olsun ki bizler puta tapanlar değildik, demekten başka çare
bulamazlar" (En`am, 23). Naziat suresinde: "Ey inkarcılar! Sizi yaratmak mı daha
zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil
vermiştir. Gecesini karanlık yapmış, gündüzümü aydınlatmıştır. Ardından yeri
düzenlemiştir" (27-30) buyuruyor. Burada göğün yaratılışı yerin yaratılışından
öncedir. Halbuki şu ayette yerin yaratılışı göğün yaratılışından öncedir: "Ey
Muhammed onlara de ki: "Siz yeri iki günde yaratanı mı inkar ediyor ve O`na
eşler koşuyorsunuz! O alemlerin Habbedir. O yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi,
onu bereketli kıldı. Arayanlar için yeryüzünde gıdalarım normal olarak dört gün
(dört mevsim) içinde yetiştirmesi kanununu koydu. Sonra duman halinde bulunan
göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin"dedi,
ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler (Fussilet, 9-11). Kur`an`da: "Allah
affedici, merhametli oldu", "Allah aziz ve hakim oldu", "Allah işitici ve görücü
oldu" denmektedir. Sanki, Allah eskiden böyle olmuş bitmiş gibi ifade
edilmektedir." İbnu Abbas (ra) şu cevabı verdi: "Sur`a ilk üflemede onların
aralarında hiçbir bağ olamaz, Allah`ın diledikleri dışında herkes gökte olsun
yerde olsun bu ilk üflemede baygın düşer, işte bu baygınlık anında bağ da yok,
hal hatır sorma da yok. Sonra ikinci üfleme var. Bu üflemede birbirlerine gelip
soruşurlar." İbnu Abbas devam etti: ".,,Rabbimiz Allah`a and olsun ki biz puta
tapanlar değildik" ayeti ile; "..Allah`tan bir şey gizleyemezler" ayetine
gelince: "Allah Teala ihlas sahiplerinin günahlarını affeder. Bunun üzerine
müşrikler: "Gelin biz de: "Müşrik değildik" diyelim" derler. Allah da onların
ağızlarını mühürler. Vücudlarındaki her bir uzuv yaptığı işleri söyler. O
sırada, Allah`ın hiçbir sözü gizlemediği bilinir. O`nun yanında: "İnkar edenler:
"Keşke Müslüman olsaydık" temennisinde bulunacaklardır" (Hicr, 2). Diğer soruna
gelince: Allah yeri iki günde yarattı. Sonra göğe yöneldi, başka iki günde de
onu yedi kat olarak tanzim etti, sonra diğer iki günde arzı düzenledi yani
yaydı, arzdan su ve otlak çıkardı. Arzda dağlar, ağaçlar, tepeler ve arzla sema
arasında bulunan şeyleri yarattı. Bunu Cenab-ı Hakk: "Ardından yeri
düzenlemiştir" (Naziat, 30) kelam-ı şerifleriyle ifade buyurmaktadır. Böylece
arz ve içindekiler dört günde yaratılmış olmaktadır. Semavat da iki günde
yaratılmış olmaktadır. "Allah affedici, merhametli oldu" kelamına gelince, Allah
kendisini bu şekilde isimlemiştir, yani O hep böyle olmuştur ve böyle olacaktır.
Allah her ne irade buyurdu ise irade buyurduğu şey mutlaka olmuştur. Yazık sana,
Kur`an (ayetleri) sana ihtilaflı gelmemeli. Çünkü onun tamamı Aziz ve Celil olan
Allah`tandır." |
| HadisNo |
: |
513 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), Bedir savaşında Kureyş`i yendikten
sonra Medine`ye döndüğü zaman Yahudileri toplayarak onlara: "Kureyş`in başına
gelen musibet size de gelmeden Müslüman olun" dedi. Onlar cevaben: "Ey Muhammed,
Kureyş`ten savaşmasını bilmeyen toy bir grubu mağlub etmen sakın seni
aldatmasın. Şayet bizimle savaşacak olursan bizim kimler olduğumuzu öğrenecek ve
bizim gibisiyle hiç karşılaşmadığını anlayacaksın!" dediler. Bunun üzerine
Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "(Habibim), O (Yahudi) kafirlerine de ki: Yakında
mağlub olacaksınız ve (toptan) cehenneme sürüleceksiniz. O, ne kötü yataktır,
(Bedir muharebesinde) karşılaşan iki grub hakkında sizin için muhakkak bir ibret
vardı. (Onlardan) bir grub Allah yolunda dövüşüyordu, diğeri ise kafirdi" (Al-i
İmran, 12-13). |
| HadisNo |
: |
514 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Mesud |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her peygamberin
peygamberlerden dostları vardır. Benim dostum, ceddim ve Rabbimin halili olan
İbrahim`dir." Resulullah (sav) sonra şu ayeti tilavet buyurdular: "Gerçekten,
insanlardan İbrahim`e en yakın olanı her halde (zamanında) ona tabi olanlarla şu
peygamber ve (şu) iman edenlerdir. Allah da o iman edenlerin yaridir" (Al-i
İmran, 68). |
| HadisNo |
: |
515 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"...İbrahim`in ailesi ve İmran`ın ailesi..." (Al-i
İmran, 33) ayeti hakkında: "Onlar, İbrahim`in neslinden, İmran`ın neslinden,
Yasin`in neslinden ve Muhammed`in neslinden iman eden kimselerdir." Allah Teala
hazretleri şöyle buyuruyor: "Gerçekten, insanlardan İbrahim`e en yakın olanı her
halde (zamanında) ona tabi olanlarla şu peygamber ve (şu) iman edenlerdir. Allah
da o iman edenlerin yaridir" (Al-i İmran, 68) demiştir. Bu hadisi Buhari,
muallak (senetsiz) olarak tahric etmiştir (Enbiya, 44). |
| HadisNo |
: |
516 |
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Yine İbnu Abbas, saliha kadının: "Rabbim,
karnımdakini azadlı bir kul olarak sana adadım" (Al-i İmran, 35) sözünü tefsir
sadedinde şöyle der :"Yani sırf mescide hizmet etmesi için." Buhari bu rivayeti
bab başlığı olarak tahric etmiştir (Salat, 74) |
| HadisNo |
: |
517 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) buyurdular: "Yeni doğan her insan
yavrusuna, doğduğu anda şeytan mutlaka bir dürter. Yavru, onun dürtmesi (nin
verdiği rahatsızlık) sebebiyle bağırarak ağlar. Hazret-i Meryem ve onun oğlu İsa
bundan hariçtir." Ebu Hüreyre sözüne devamla: "İsterseniz şu ayeti de okuyun
dedi: Meryem: "...Ben onu da soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırırım"
dedi (Al-i İmran, 36). |
| HadisNo |
: |
518 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Meryem`i hangisi himayesine alacak diye (kura çekmek
üzere) kalemlerini atarken sen yanlarında değildin" (Al-i İmran, 44) ayetiyle
ilgili olarak buyurdu ki: "Kur`a çekmek üzere kalemlerini (suya) attılar.
Kalemler akıntıyla beraber gitti. Sadece Zekeriya`nın kalemi suyun üstüne çıktı.
Hadisi Buhari, bab başlığında tahric etti. (Şehadet, 30). |
| HadisNo |
: |
519 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"Ey isa, şüphesiz ki seni vefat ettirecek olan
(onlar değil) benim" ayetindeki (Al-i İmran, 55) seni vefat ettirecek olan
(müteveffike) ibaresini "seni öldürecek olan" diye açıklanmıştır. Bu rivayeti
Buhari, bab başlığında kaydetmiştir. (Tefsir, Suretu`l-Maide 13). |
| HadisNo |
: |
520 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Ensar`dan bir zat Müslüman olmuştu, sonra tekrar
irtidat edip müşriklerin yanına gitti. Bilahere yaptığından pişman olup,
kabilesine: "Resulullah (sav)`a sorun, benim için tevbe imkanı var mı?" diye
haber saldı. Kavmi de Resulullah (sav)`a gelerek: Onun için tevbe etme şansı var
mı?" diye sordular. Bunun üzerine şu ayet indi: "İnandıktan, Peygamberin hak
olduğuna şehadet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir
milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.
İşte bunların cezası, Allah`ın, meleklerin, insanların hepsinin lanetine
uğramalarıdır. Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; oların azabı
geciktirilmez. Ancak bunun ardından tevbe edip düzelenler müstesnadır. Doğrusu
Allah bağışlar ve merhamet eder" (Al-i İmran 86-89). Ayeti ona gönderdi, O da
Müslüman oldu. |
| HadisNo |
: |
521 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
Behz İbnu
Hakim |
| Hadis |
: |
Ravinin babası ve ceddi tarikiyle anlattığına göre,
Resulullah (sav)`ın "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz"
(Al-i İmran, 110) ayeti hakkında şunu söylediğini işitti: "Siz yetmiş ümmeti
yetmişe tamamlayan sonuncu ümmetsiniz. Siz onların en hayırlısı ve Allah yanında
en değerli olanısınız." |
| HadisNo |
: |
522 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Şu ayet bizim hakkımızda indi: "O zaman içinizden
iki zümre za`f göster(mek iste)mişdi. Halbuki onların yardımcısı Allah`tı.
Mü`minler ancak Allah`a güvenip dayanmalılar." (Al-i İmran, 122). Hz. Cabir
devamla şu açıklamayı yaptı: "Biz iki zümreydik: Bir zümre Benü Harise, diğeri
Benü Seleme. Ayette: "Allah onların yardımcısıdır" dendiği için bu ayet
hakkımızda inmemiş olsaydı sevinmezdim," |
| HadisNo |
: |
524 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Safvan İbnu Umeyye, Süheyl İbnu Amr
ve el-Haris İbnu Hişam`a beddua ediyordu. Bunun üzerine şu ayet indi: "Allah`ın,
onların tövbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin
yoktur; çünkü onlar zalimlerdir" (Al-i İmran, 128). |
| HadisNo |
: |
525 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
|
| Hadis |
: |
Tirmizi`de geldiği üzere Resulullah (sav) Uhud günü
şöyle demiştir: "Ey Allahım, Ebü Süfyan`a lanet et! Ey Allahım, el-Haris İbnu
Hişam`a lanet et! Ey Allahım, Saffan İbnu Umeyye`ye lanet eti" Bunun üzerine:
"Allah`ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir
ilişiğin yoktur, çünkü onlar zalimlerdir" (Al-i İmran, 128) mealindeki ayet
indi. |
| HadisNo |
: |
526 |
| |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hıyanet
yaraşmaz" (Al-i İmran, 161) ayeti, Bedir savaşı sırasında kaybolan kırmızı
renkli bir kadife parçası hakkında nazil olmuştu. Cemaatten bazısı "Belki de Hz.
Peygamber almıştır" demişti ki bunun üzerine yukandaki ayet nazil
oldu." |
| HadisNo |
: |
528 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) ashabına şöyle dedi: "Uhut`da şehid
olan kardeşleriniz var ya! Allah, onların ruhlarını yeşil kuşların içine koydu.
Bunlar cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve Arşın gölgesine
asılmış altından kandillere girip istirahat eden kuşlardır. Şehidler böylece
güzel güzel yiyip içip dinlenince şöyle dediler: Kardeşlerimize bizden kim haber
götürecek ve bildirecek ki bizler cennette dirileriz, rızıklanıyoruz? Bu haber
gitmeli ki onlar cennete karşı isteksiz olmasınlar ve harpte korkak
davranmasınlar!" Allah Teala onlara cevaben: "Sizin haberinizi ben duyuracağım"
buyurdu ve şu ayeti indirdi: "Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın bilakis
onlar Rabbleri katında diridirler. Allah`ın bol nimetinden onlara verdiği
şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kendilerine ulaşmayan
kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde
etmek isterler" (Al-i İmran, 169). |
| HadisNo |
: |
529 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Halk onlara: "Düşmanınız olan insanlar size karşı
bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediler. Bu, onların imanını artırdı da:
"Allah bize yeter, o ne güzel vekildir" dediler" (Al-i İmran, 173) ayeti
hakkında şu açıklamayı yaptı: "Bunu İbrahim (sav) ateşe atıldığı esnada söyledi,
keza aynı şeyi Hz. Peygamber (sav), halk kendisine: "insanlar size karşı
toplandılar" dediği zaman söyledi. |
| HadisNo |
: |
530 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
Ebu
Said |
| Hadis |
: |
Hz. Peygamber (sav) zamanında bir kısım münafıklar,
Resulullah (sav) bir gazveye çıktığı vakit ondan ayrılıp geri kalırlar ve
Resulullah (sav)`a muhalefet edip kaldıkları için rahatlarlar, sevinirlerdi.
Resulullah (sav) Medine`ye dönünce de gelip andlar, yeminler içerek özürler
beyan ederlerdi. Bir de isterlerdi ki, yapmadıkları şeylere övgüye, medh-u
senaya mazhar olsunlar. Onların bu hali ile ilgili olarak şu ayet nazil oldu:
"Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın sakın
onların azabtan kurtulacaklarını sanma, elem verici azab onlaradır" (Al-i İmran,
188). |
| HadisNo |
: |
531 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
Humeyd İbnu
Abdirrahman İbni Avf |
| Hadis |
: |
Emevi halifesi Mervan kapıcısına: "Ey Rafi! İbnu
Abbas (ra)`a git ve de ki: "Eğer bizden herkes, ettiği ile sevinmesinden ve
yapmadığı şeyle de övülmekten hoşlanmasından dolayı azab görecekse, toptan hep
azaba maruz kalacağız demektir." İbnu Abbas (ra) kendisine bu söylenince şöyle
dedi: "O ayetten size ne? O ayet, Ehl-i Kitap hakkında inmiştir." Sonra şu ayeti
okudu: "Allah kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaksınız ve
gizlemeyeceksiniz diye ahid almıştı. Onlar ise, onu arkalarına atıp, az bir
değere değiştiler. Alış-verişleri ne kötüdür. Ettiklerine sevinen ve
yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın sakın onların azabtan
kurtulacaklarını sanma, elem verici azab onlaradır." (Al-i İmran, 187-188). İbnu
Abbas (ra) sözüne devam ederek şu açıklamayı yaptı: "Resulullah (sav) onlara bir
husus sordu, gerçeği gizleyip, değişik şekilde yanlış cevap verdiler. Üstelik
kendilerine sorduğu hususa verdikleri cevap sebebiyle medhedilmeyi
beklediklerini de iş`ar ettiler. Ayrıca sorulan şeyi ona gizlemiş olmalarına da
sevindiler." |
| HadisNo |
: |
532 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
"İster, amelce iyi, müttaki, isterse amelce kötü,
facir kişi olsun, ölüm herkes hakkında hayırlıdır" buyurduktan sonra şu ayeti
okudu: "İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri
için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye
mühlet veriyoruz. Alçaltıcı azab onlaradır" (Al-i İmran, 178). Sonra da şu ayeti
okudu: "Fakat Rablerinden sakınanlara, Allah katından ziyafetler bulunan,
içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah
katındaki şeyler iyi olanlar için daha hayırlıdır" (Al-i İmran, 198). (Rezin
kaydetmiş fakat, kaynak vermemiştir. Ancak bunu Hakim, el-Müstedrek`te (2, 298)
tahric eder.) |
| HadisNo |
: |
533 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Al-i İmran
Suresi |
| Ravi |
: |
Ümmü
Seleme |
| Hadis |
: |
"Ey Allah`ın Resulü, Allahu Teala`nın kadınları
hicretle ilgili olarak zikrettiğini hiç işitmiyorum, niçin?" diye sordum. Bu
sorum üzerine şu ayet indi: "Rableri dualarını kabul etti: Birbirinizden meydana
gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret
edenlerin, memleketlerinden çıkanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve
öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katında bir
nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin
güzeli Allah katındadır." (Al-i İmran, 195). |
| HadisNo |
: |
534 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Bir adamın yanında yetime bir kız vardı. Onu
kendisine nikahladı. Kızın meyve veren bir hurma ağacı vardı. Kız, o hurma
ağacında olsun, adamın başka malında olsun ona ortaktı. Adam kızı kendisi için
tutuyor, kıza kendisinden (mehir olarak) bir şey vermiyordu. Bunun üzerine şu
ayet indi: "Eğer velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara
haksızlık yapmaktan korkarsanız, onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla
iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz..." (Nisa, 3) |
| HadisNo |
: |
535 |
|
| |
| Fasil |
: |
TEFSİR BÖLÜMÜ -
ESBAB-I NÜZULE DAİR |
| Konu |
: |
Nisa
Suresi |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Bir rivayette hadis şöyledir: "Yetime kız velisinin
terbiyesindedir. Velisi, kızın güzelliğine ve malına tamah etmekte (evlenmek
istemekte)dir. Ancak mehrini tam değil, eksik vermeyi düşünmektedir. Böyle
veliler, yetimlere, mehri hususunda adaletli davranmadıkça, yetimle evlenmeleri
yasaklanmış, başka kadınlarla evlenmeleri emredilmiştir." |
| HadisNo |
: |
536 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder