| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Bedir |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
Bedir savaşı başlayınca bir miktar savaştım. Sonra
Resulullah (sav)`ın yanına geldim. Ne yaptığına bakmak istiyordum. Secde etmiş,
şöyle diyor buldum: "Ey hayy (diri) olan, ey kayyum olan (kainatı ayakta tutan)
Allahım, rahmetinle sana sığınıyor yardımım taleb ediyorum!" Oradan aynlıp
tekrar bir miktar daha savaştım, tekrar geldim, o hala secde halinde idi ve: "Ey
hayy olan, kayyum olan Allahım, rahmetinle sana sığınıyor, yardımını taleb
ediyorum!" diyordu. Ben tekrar döndüm savaşmaya gittim. Bir müddet sonra yine
geldim. Hala aynı halde devam ediyordu. Allah zafer verinceye kadar bu halde
devam etti. [Rezin tahric etmiştir, İbnu Hacer, Hakim ve Nesai`nin rivayet
ettiğini belirtir. (Fethu`l-Bari 8, 291).] |
| HadisNo |
: |
4234 |
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Bedir |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
(Bedir günü savaş meydanından) geçiyordum. Ebu
Cehl`in ayağından isabet alarak yıkılmış olduğunu gördüm. "Ey Allah`ın düşmanı!
Ey Ebu Cehil, nihayet Allah seni de böyle rüsvay etti!" dedim (ve ilaveten): "Bu
halde ondan korkacak değilim!" dedim. (Ebu Cehil): "Kavminin öldürdüğü kimseden
daha şereflisi var mıdır?" diye cevap verdi. Ben, keskin olmayan bir kılıçla
vurdum. Bu, bir işe yaramadı. Kendi kılıncı elinden düşünceye kadar vurdum. Onu
alıp, onunla vurup geberttim. Resulullah (sav) onun kılıncını bana (ganimet
hissemden fazla olarak) verdi. |
| HadisNo |
: |
4235 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Bedir |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Mekke halkı, esirlerinin fidye-i necatlarını
gönderdikleri zaman, (Resulullah (sav)`ın kerimeleri) Zeyneb de kocası Ebul-As
İbnu`r-Rebi`in fidye-i necatı olarak mal gönderdi. Bunun gönderdikleri arasında
Hz. Hatice (ra)`nin Ebu`l-As`la evlenmesi sırasında Zeyneb`e vermiş olduğu bir
kolye de vardı. Resulullah (sav) bu kolyeyi görünce son derece duygulandı ve:
"İsterseniz Zeyneb`in esirini serbset bırakın ve kolyesini de ona iade edin!"
buyurdular. Ashab: "Baş üstüne!" dedi. Resulullah (sav) Ebu`l`As`dan Zeyneb`i
kendine göndermesi [hicretine izin vermesi] hususunda söz aldı -veya Ebul-As...
vaadetti- Aleyhissalatu vesselam ensar`dan bir zatla Zeyd İbnu Harise (ra)`yi,
Zeyneb`i getirmek üzere gönderdi ve onlara: "Batn-ı Ye`cic`e gidin. Orada, size
Zeyneb uğrayacak, buraya gelinceye kadar ona refakat edin" emir
buyurdu. |
| HadisNo |
: |
4236 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Bedir |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Bedir cihetine yola çıktı.
Harratu`l-Vebere`ye varınca arkasından cüret ve şecaatiyle tanınan bir adam ona
yetişti. Resulullah (sav)`ın Ashabı onu görünce sevindiler. Adam kavuşunca
Resulullah`a: "Ben sana uymak ve seninle birlikte yaralanmak için geldim!" dedi.
Aleyhissalatu vesselam: "Allah ve Resulüne inanıyor musunuz?" diye sordu. Adam:
"Hayır!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse dön. Ben müşrikten yardım taleb
etmem" buyurdu. Hz. Aişe devamla der ki: "Adam gitti sonra bir ağacın yanında
Aleyhissalatu vesselam`a yine yetişti ve önceki söylediğini yine söyledi.
Resulullah (sav) da önceki sözünü aynen tekrar etti: "Geri dön, ben müşrikten
yardım taleb etmem" dedi. Adam döndü. Ancak Beyda`da tekrar yetişti. Önceki
söylediğini aynen yine söyledi. Resulullah da: "Allah`a ve Resulüne inanıyor
musun?" dedi. Adam bu sefer: "Evet!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Öyleyse
yürü!" buyurdu. Adam orduya katıldı. |
| HadisNo |
: |
4237 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Bedir |
| Ravi |
: |
Ebu`t-Tufeyl |
| Hadis |
: |
Huzeyfe İbnu`l Yeman (ra) dedi ki: "Benim Bedr`e
katılmama mani olan şey şudur: Ben ve babam el-Hüseyl ikimiz beraber yola
çıkmıştık. Kureyş kafirleri bizi tuttular ve: "Siz muhakkak Muhammed`in yanına
gitmek istiyorsunuz!" dediler. Biz de: "Hayır, ona gitmiyoruz, Medine`ye gitmek
istiyoruz!" dedik. Bunun üzerine bizden, Muhammed`in safında yer alıp beraber
savaşmayacağımız hususunda Allah`a ahd ve misak aldılar. Biz Medine`ye gelince,
durumu Resulullah`a arzettik. "Haydi gidin. Biz onlara verdiğiniz sözü tutar,
onlara karşı Allah`tan yardım dileriz!" buyurdular. |
| HadisNo |
: |
4238 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler - Beni
Nadir |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Beni`n-Nadir hurmalığını kesti ve
yaktı. Bu hurmalığa el Büveyre deniyordu. Büveyre hakkında Hassan İbnu Sabit
(ra) şöyle demişti: "Büveyre`de tutuşan yangın, Beni Lüey reislerine
ehemmiyetsiz geldi." Ebu Süfyan İbnu`l-Haris İbni Abdilmuttalib ona şöyle cevap
verdi: "Allah bu yapılanı (yangını) devam ettirsin. -Büveyre`nin etrafını da
cehennem yaksın. Yangından hangimizin uzakta olduğunu bileceksin.- Mekke,
Medine`den hangisinin zarardîde olduğunu göreceksin." Müslim`in rivayetinde şu
ziyade var: "Şu ayet bu hadise hakkında nazil olmuştur: "İnkarcı kitap ehlinin
yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde
ayakta bırakmanız Allah`ın izniyledir. Allah yoldan çıkanları böylece rezilliğe
uğratır." (Haşr 5). |
| HadisNo |
: |
4239 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler - Beni
Nadir |
| Ravi |
: |
Bintu
Muhayyisa |
| Hadis |
: |
Bintu Muhayyisa, babasından naklediyor: "Allah Teala
Hazretleri, Peygamberine, yahudilerin tasarladıkları suikasdi bildirince,
Resulullah (sav): "Yahudi erkeklerden kimi yakalarsanız onu hemen öldürün!"
ferman buyurdu. Bunun üzerine babam Muhayyısa (ra), yahudi tüccarlarından biri
olan Şebibe`nin üzerine atılıp öldürdü. Amcam Huvayyısa o sırada henüz müslüman
değildi ve babamdan daha yaşlıydı. Babama hem vuruyor ve hem de: "Ey Allah`ın
düşmanı! (onu nasıl öldürürsün?) Karnındaki yağ belki de onun malından!"
diyordu. Babam şu cevabı verdi: "Bana onu yapmamı öyle bir zat emretti ki, eğer
seni öldürmemi emretse seni de sağ bırakmazdım." Amcam o esnada müslüman
oldu." |
| HadisNo |
: |
4240 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler - Beni
Nadir |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Nadir ve Kureyza yahudileri Resulullah Aleyhissalatu
vesselam ile savaştılar. O da Beni`n-Nadir`i sürdü. Kureyza`yı yerinde bıraktı.
Kureyza`ya ihsanda dahi bulundu. Sonradan onlar da Resulullahla savaştılar.
Aleyhissalatu vesselam da erkeklerini öldürdü, kadınlarını, mallarını,
çocuklarını müslümanlar arasında taksim etti. |
| HadisNo |
: |
4241 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler - Ka`b
İbnu Eşref`in Katli |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) (bir gün): "Ka`b İbnu`l-Eşref`in
hakkından kim gelecek? Zira bu Allah ve Resulüne eza veriyor!" buyurdular.
Muhammed İbnu Mesleme (ra) atılarak: "Onu öldürmemi ister misiniz?" dedi.
Aleyhissalatu vesselam: "Evet!" deyince Muhammed İbnu Mesleme: "Hakkınızda menfi
şeyler söylememe de izin veriyor musunuz? [Güvenini kazanmamız için buna gerek
olacak]" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "İstediğinizi söyleyin" buyurdu. Bunun
üzerine Muhammed İbnu Mesleme (ra) Ka`b İbnu`l-Eşref`e gelip onunla konuştu,
aralarındaki (eski) dostluğu hatırlattı ve: "Şu adam var ya, sadaka istiyor ve
bize sıkıntı oluyor!" dedi. Ka`b bunu işitince: "Ha şöyle! Vallahi ondan daha da
çekeceksiniz!" dedi. Muhammed İbnu Mesleme: "Biz ona şimdi gerçekten tabi olduk.
Onu büsbütün terkedip sonunun ne olacağını seyretmekten de korkuyoruz" dedi.
Ka`b "Söyle bana" dedi, "içinde ne var, ne yapmak istiyorsunuz?" Muhammed: "Onu
yalnız bırakmak, ondan ayrılmak istiyoruz" deyince, Ka`b): "Şimdi beni mesrur
ettin" dedi. Muhammed ilave etti: "Bana biraz ödünç vermeni talebediyorum."
dedi. Ka`b da: "Bana rehin olarak ne bırakacaksın?" diye sordu. Muhammed İbnu
Mesleme: "Ne istersin?" dedi. Ka`b: "Kadınlarınızı bana rehin bırakmalısın!"
dedi. "Ama sen Arapların en yakışıklısısın. Sana kadınlarımızı nasıl rehin
bırakalım? [Şu yakışıklılığın sebebiyle hangi kadın nefsini senden men
edebilir?]" dedi. Ka`b: "Öyleyse çocuklarınızı rehin bırakırsınız!" dedi. "Ama
nasıl olur, birimizin çocuğuna hakaret edip: "Bir veya iki vask hurma
karşılığında rehin edildin" diye başıma kakarlar. Ama sana zırhları yani silahı
rehin bırakalım" dedi. (Ka`b bu teklifi makul bulup:) "Pekala, bu olur!" dedi.
Bunun üzerine Muhammed İbnu Mesleme, ona el Haris İbnu`l-Evs, Ebu Abs İbnu Cebr
ve Abbad İbnu Bişr ile birlikte gelmek üzere randevulaştı. Bunlar geceleyin
gelip onu (dışarı) çağırdılar. Ka`b yanlarına indi. Kadını: "Ben bazı sesler
işitiyorum, bu sanki kan sesidir (gitme!)" dedi. Ancak O: "Hayır, bu gelen
Muhammed İbnu Mesleme ile süt kardeşi ve Ebu Nale`dir. Mert kişi geceleyin
yaralanmaya bile çağırılsa icabet eder!" dedi. Muhammed İbnu Mesleme arkadaşına:
"Gelince, ben elimi başına uzatacağım. Onu tam yakaladım mı göreyim sizi!" dedi.
Ka`b kılıncını kuşanmış olarak indi. "Sende tiyb kokusu hissediyoruz!" dediler.
Ka`b: "Evet! nikahımda falan kadın var. Arap kadınlarının (sevdiği) kokuyu
sürüyorum" dedi. Muhammed İbnu Mesleme: "Ondan koklamama müsaade eder misin?"
dedi. Ka`b: Tabii ederim, kokla!" dedi. Muhammed yakalayıp kokladı. Sonra: "Bir
kere daha koklamama müsaade eder misin?" dedi. Sonra onu yakaladı. "Göreyim
sizi!" dedi ve orada öldürdüler. |
| HadisNo |
: |
4242 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Muhtelif Seriyyeler |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), Halid (ra)`i Beni Cezime`ye
gönderdi. (Yurdlarına varınca Halid) onları önce İslam`a davet etti. Onlar
"müslüman olduk!" demeyi güzel söyleyemediler, "Sabii olduk, Sabii olduk!"
dediler. Halid de onları öldürmeye, esir etmeye başladı. Bizden her bir askere
esirini verdi. Sonra bir gün geçince, herkese esirini öldürmeyi emretti. Ben:
"Vallahi ben esirimi öldürmem! Arkadaşlarımdan da kimse esirini öldürmez!"
dedim. Resulullah (sav)`a gelince, durumu haber verdik. Ellerini kaldırıp:
"Allah`ım, Halid`in yaptığından beriyim!" dedi ve bunu iki sefer tekrar
etti. |
| HadisNo |
: |
4298 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Muhtelif Seriyyeler |
| Ravi |
: |
Ali İbnu Ebi
Talib |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bir seriyye gönderdi ve birliğin
başına Ensar`dan bir zat koydu ve askerlere komutanlarına itaat etmelerini
emretti. (Sefer esnasında komutan, bir meseleden) öfkelenip: "Resulullah (sav)
bana itaat etmenizi emretmedi mi?"dedi. Hepsi de: "Evet emretti!" dediler.
"Öyleyse," dedi, "derhal bana odun toplayın!" Hemen odun toplanmıştı. Bu sefer:
"Ateş atın!" emretti. Ashab (odun yığınına) ateş attı. Komutan: "İçine girin!"
emretti. Girmek üzere ilerlediler. Ancak birbirlerinden tutup: "Biz, ateşten
kaçarak Resulullah (sav)`a geldik (şimdi ateşe girmemiz olur mu?)" diyerek
girmediler. Öyle durdular. Ateş söndü. Komutanın da öfkesi geçti. Bu vak`a
Resulullah (sav)`a intikal edince: "Eğer girselerdi. Kıyamet gününe kadar bir
daha ondan çıkamazlardı! Allah`a isyanda (kula) itaat yok! Taat masruftadır!"
buyurdular. |
| HadisNo |
: |
4299 |
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Muhtelif Seriyyeler |
| Ravi |
: |
Ebu
Musa |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) beni ve Muaz (ra)`ı Yemen`e
gönderdi ve şu tenbihte bulundu: "İnsanları dine (tatlılıkla) davet edin.
Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Uyumlu olun
geçimsiz olmayın." Biz Yemen`e vardık. Her ikimizin ayrı birer çadırı vardı,
çadırlarımızı müstakilen kullanıyorduk. Birbirimize ziyaretlerimiz olur,
(birleşirdik. Bir seferinde) Mu`az, Ebu Musa (ra)`ya geldi. Ebu Musa, çadırının
önünde oturuyordu. Yanında [zincire vurulmuş], öldürmek istediği bir yahudi
duruyordu. "Ey Ebu Musa, nedir bu manzara (ne oluyor?)" dedim. "Bu bir
yahudidir, müslüman olmuştu, tekrar yahudiliğe döndü" dedi. "Sen onu
öldürmeyince oturmayacağım!" dedim. Kalkıp öldürdü. Sonra oturup konuşmaya
başladılar. Muaz (ra): "Ey Ebu Musa, Kur`an`ı nasıl okuyorsun?"diye sordu.
"Yatağımın üzerinde, namazımda, bineğimde zaman zaman (fırsat buldukça) parça
parça okuyorum!" dedi. Sonra Ebu Musa, Muaz`a: "Ya sen nasıl okuyorsun?" diye
sordu. "Bunu sana bildireceğim: Ben uyurum, sonra kalkar Kur`an`dan okurum.
Böylece uyanıkken ümid ettiğim sevabı uykumda da kazanacağımı ümid ederim" diye
cevap verdi. |
| HadisNo |
: |
4300 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Muhtelif Seriyyeler |
| Ravi |
: |
Büyerde |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), Hz. Ali (ra)`yi humusu (ganimetin
beşte birini) almak üzere Halid`e gönderdi. Halid (ra), humsu ona verdi. Ali,
ondan (kendine) bir cariye seçti. Ali, geceleyin gusül yapmış olarak sabaha
erdi. Ali`ye kızmıştım. Halid (ra)`e: "Şunu görmüyor musun?" diye söylendim.
Sonra da Resulullah (sav)`a gelince durumu anlattım. "Ey Büyerde!" buyurdular,
"sen Ali`ye kızıyor musun?" "Evet!" dedim. "Kızma!" buyurdular, "zira onun
humustaki hissesi aldığından fazladır." [Ondan sonra Ali en çok sevdiğim insan
oldu.] |
| HadisNo |
: |
4301 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Muhtelif Seriyyeler |
| Ravi |
: |
Cerir İbnu
Abdillah |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), bana: "Beni, Zü`l-Halasa`dan
kurtarmaz mısın?" buyurdu. Bu, Has`amda bir bina idi. el-Kabetu`l-Yemaniyye
denmekte idi. Ahmes kabilesinden yüzelli atlı ile oraya vardım. Ahmesliler at
besleyen insanlardı. Ben ise at üzerinde duramıyordum. [Durumu Resulullah`a
söyledim.] Aleyhissalatu vesselam göğsüme vurdu; öyle ki, parmaklarının izni
göğsümün üzerinde gördüm. Sonra: "Allah`ım, Cerir`i (atının üstünde) sabit kıl,
onu hidayete ermiş ve hidayet edici kıl!" buyurdu. Ben gittim, onu kırdım ve
yaktım. |
| HadisNo |
: |
4302 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Zatü`s-Selasil |
| Ravi |
: |
Ebu Osman
en-Nehdi |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Amr İbnu`l-As (ra)`ı Zatu`s-Selasil
ordusunun başında göndermişti. Amr İbnu`l`As der ki: "(Ya Resululah) sana en
sevgili insan kimdir?" dedim. "Aişe`dir!" buyurdular. Ben tekrar sordum:
"Erkeklerden kim?" "Onun babasıdır!" buyurdular. Ben bir kere daha sorayım
dedim: "Sonra kim?" "Ömer" buyurdular ve bazı erkek (adları) saydılar. Beni en
sona atacak korkusuyla sükut edip başka sormadım." |
| HadisNo |
: |
4303 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Tebük |
| Ravi |
: |
Ebu
Musa |
| Hadis |
: |
Ashabım, Resulullah (sav)`a usre (darlık) ordusu,
yani Tebük Gazvesi sırasında yüklerini koyacakları deve hakkında sormam için
beni gönderdiler. Yanına vardığımda meğer öfkeliymiş de ben hissedememişim. "Ey
Allah`ın Resulü," dedim, "arkadaşlarım size, beni gönderdiler, kendilerine yük
devesi vermenizi istiyorlar." "Vallahi ben onlara hiçbir yük devesi veremem!"
buyurdular. Ayrıldım, ama üzgündüm, hem yük devesi verilmeyişine, hem de bana
kızmış olabileceği korkusuyla üzgündüm. Arkadaşlarımın yanına varıp
Aleyhissalatu vesselam`ın söylediğini kendilerine haber verdim. Sonra Resulullah
bana birini [Bilal`i] göndererek beni çağırdı ve: "Şu çifti, şu çifti, şu çifti
al! Bunları arkadaşlarına götür. Ve dedi ki: "Allah -veya Resulullah- sizi
bunlarla taşıyacak, bunlara binin" dedi. Ben onları arkadaşlarıma götürdüm ve:
"Resulullah sizleri bunlarla taşıyacak. Lakin, vallahi sizden biri, sizin için
ilk istediğim zaman, Resulullah`ın söylediğini ve vermem dediğini duyan birine
gitmedikçe yakanızı bırakmam" dedim. Arkadaşlarım: "Vallahi sen yanımızda
(müttehem değilsin), doğru söylediğine inanıyoruz. Ama sen yine de dilediğini
yap!" dediler. Ebu Musa, onlardan bir grupla gitti. Resulullah (sav)`ın önce
söylemiş olduğu sözü işitenlere vardılar. Bunlar Ebu Musa`nın kendilerine
söylediği şeyleri aynen söylediler. |
| HadisNo |
: |
4304 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Tebük |
| Ravi |
: |
Vasile
İbnu`l`Eska` |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Tebük Gazvesine katılmak için
çağrıda bulundu. Ben hemen ehlime gittim. Gazveye gitmeye yöneldim.
Resulullah`ın ashbının ilk kısmı yola çıkmıştı bile, Medine`de seslenmeye
başladım: "(Ganimetten gelecek) hissesi taşıyana olacak bir kimseyi (devesiyle)
taşıyacak bir kimse yok mu?" diyordum. Ensar`dan yaşlı bir zat: "Kendisini
münavebe ile bindirmem ve yiyeceğim de vermem karşılığında (savaştan elde
edeceği) hissesi bize olmak kaydıyla götürürüm!" dedi. Ben: "Anlaştık!" dedim.
Ensari: "Öyleyse Allah`ın bereketi üzere yürü!" dedi. Böylece en hayırlı bir
arkadaşla yola çıktım. Allah ganimetde nasib etti, hisseme bir miktar deve
isabet etti. Bunları sürüp, (beni devesine alan Ensariye) getirdim. Adam çıkıp
devesinin havıdındaki çullardan biri üzerine oturdu, ve: "Bu develeri sen geri
sür!"dedi. Sonra tekrar: "Sen bu develeri ileri sür, (bana getirme)!" dedi ve
ilave etti: "Ben senin bu develerini değerli görüyorum" dedi. Vesile de: "Bu
başlangıçta anlaştığımız şarta göre senin ganimetin!" dedim. Ama Ensari: "Ey
kardeşimin oğlu, ganimetini al. Ben senin bu maddi payını istememiştim (sevaba,
manevi kazanca iştirak etmeyi düşünmüştüm)" dedi. |
| HadisNo |
: |
4305 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler - Ebu
Rafi Abdullah İbnu Ebi`l-Hukayk`ın Katli |
| Ravi |
: |
Bera |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) yahudi Ebu Rafi`e, Ensar`dan bir
grup adam gönderip, başlarına da Abdullah İbnu Atik`i koydu. Ebu Rafi`
Resulullah (sav)`a eza veriyor ve aleyhinde çalışmalar yapıyordu. Ebu Rafi Hicaz
bölgesindeki kendine has bir kalede oturuyordu. Kaleye yaklaştıkları zaman güneş
batmıştı. Halk artık sürüleriyle dönüyordu. Abdullah arkadaşlarına: "Siz burada
oturun ve yerinizden ayrılmayın. Ben gidip, kapıcılara biraz iltifat edip, içeri
girme imkanı arayacağım" dedi ve ilerledi. Kapıya kadar geldi. Kazayı hacet
yapıyormuş gibi elbisesini toparladı,i însanlar içeri girmişti. Kapıcı seslendi.
"Ey Allah`ın kulu, girmek istiyorsan gir. Kapıyı kapatacağım (çabuk ol)!" dedi.
Ben de girdim ve (bir köşeye) gizlendim. Halk tamamen girince kapıyı kapattı.
Sonra da anahtarları bir kazığa taktı. Ben (müsait bir anda) kalkıp anahtarları
alıp kapıyı açtım. Ebu Rafi evinde gece sohbeti yapıyordu. Ve hususi bir köşkte
idi. Sohbet arkadaşları dağılınca, yanına çıktım. Her bir kapıyı açıp girdikçe
içeriden üzerime kapadım. "Eğer halkın haberi olur da beni öldürmeye
azmederlerse, ben Ebu Rafi`i öldürmeden ona ulaşamasınlar diye böyle yaptım.
Sonunda yanına kadar geldim. Köşkün ortasında yer alan karanlık bir odadaydı.
Ancak, odanın neresinde olduğunu bilemiyordum. "Ebu Rafi`" diye seslendim. "Kim
o?" dedi. Sese doğru yöneldim. Heyecan içerisinde bir kılıç darbesi indirdim,
ama boşa gitti. Adam bir çığlık attı. Hemen odadan çıktım. Azıcık bekleyip
tekrar girdim, [sesimi değiştirip, yardıma gelmiş gibi:] "O ses de ne? ey Ebu
Rafı" dedim. "Kahrolası, odada biri var az önce bana kılıç vurdu" dedi. (Yerini
iyice keşfetmiştim), bir darbe daha indirdim. Yaraladım, fakat öldüremedim.
Sonra kılıcın ucunu karnına sapladım, sırtına kadar dayandı. Öldürdüğümü
anladım. Geri dönüp, kapıları teker teker açmaya başladım. Merdivene kadar
geldim. Ayağımı bastım. Yere kadar ulaştığımı zannettim. Ay ışığıyla aydınlık
bir gecede düştüm. Bacağım kırıldı. Sarığımla sardım. Sonra gidip kapının önüne
oturdum. Onu gerçekten öldürdüm mü, öğreninceye kadar bu gece kaleden dışarı
çıkmayacağım" dedim. Horozlar ötünce, surların üzerinden ölüm ilan edildi. Ölüm
habercisi: "Hicaz ahalisinin tüccarı Ebu Rafi`in ölümünü duyuruyorum!" diye
bağırıyordu. Ben hemen arkadaşlarımın yanına gittim. "Zafer!" dedim, Allah Ebu
Rafi`in canını aldı!" Resulullah (sav)`a geldim, olup biteni anlattım. Bana:
"Uzat ayağını!" buyurdular. Ben de ayağımı uzattım. Meshediverdi. Sanki hiçbir
şey olmamış gibi hiçbir rahatsızlık kalmadı. |
| HadisNo |
: |
4244 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler - Ebu
Rafi Abdullah İbnu Ebi`l-Hukayk`ın Katli |
| Ravi |
: |
Abdurrahman
İbnu Ka`b |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) İbnu Ebi`l-Hukayk`ı öldürenleri,
(bu işe giderken) kadın ve çocukları öldürmekten nehyetmişti. Onlardan bir adam
dedi ki: "Karısı bağırmalarıyla bize sıkıntı olmuştu. Kılıncı sıyırıp tepesine
kaldırdım. (Vuracağım sırada) Resulullah (sav)`ı(n tenbihini) hatırladım ve
kendimi tuttum. Bu tenbih olmasaydı ondan da rahata erecektik. |
| HadisNo |
: |
4245 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
Zeyd İbnu
Sabit |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Uhud`a çıktığı zaman, (bir müddet
sonra) O`nunla beraber çıkanlardan bir kısmı geri döndü. [Bunlar hakkında]
Resulullah (sav)`ın ashabı ikiye ayrıldı. Bir grup: "Bunları öldürelim" diyordu.
Öbür grup ise: "Hayır onları öldürmeyelim" diyordu. Bu ihtilaf üzerine şu ayet
nazil oldu: "(Ey Müslümanlar!) Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye?
Allah onları yaptıklarından dolayı baş aşağı etmiştir, Allah`ın saptırdığını siz
mi yola getirmek istiyorsunuz? Allah`ın saptırdığı kimseye sen hiç yol
bulamayacaksın" (Nisa 88). Resulullah da şöyle buyurdu: "Burası Taybe`dir.
Deccal`i sürer çıkarır, tıpkı körüğün, demirin pasını çıkardığı gibi." |
| HadisNo |
: |
4246 |
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
Bera İbnu
Azib |
| Hadis |
: |
O gün müşriklerle karşılaştık. Resulullah (sav) ok
atıcılarından müteşekkil [elli kişilik] bir grup askeri ayırıp, başlarına
Adullah İbnu Cübeyr (ra)`ı tayin etti. Ve şu tenbihte bulundu. "Hiç bir surette
yerinizden ayrılmayın! Hatta bizim onlara galip geldiğimizi görseniz bile
yerinizden ayrılmayın. Onların bize galebe çaldıklarını [ve kuşların
cesetlerimize üşüştüklerini] görseniz dahi [ben size adam göndermedikçe] bize
yardıma gelmeyin." Müşriklerle karşılaştığımız zaman [Allah onları hezimete
uğrattı ve] kaçtılar. Hatta dağa hızla kaçan kadınların eteklerini
topladıklarını gördüm. (Ayak bileklerindeki) halkaları bile gözüküyordu.
(Bizimkiler) şöyle demeye başlamışlardır "Ganimet, ganimet!" Abdullah İbnu
Cübeyr (ra): "Resulullah (sav)`ın size ne söylediğini unuttunuz mu? Yerlerinizi
terketmeyin" diye tenbihledi!" dedi ise de (okçular) dinlemediler. ["Vallahi,
biz de arkadaşlarımızın yanına gdip, ganimet alacağız" dediler.] Onlar bu emre
itiraz edince, yüzleri ters çevrildi, (ne yapacağını bilemeyen şaşkınlara
döndüler ve) [mağlup oldular]. Yetmiş ölü verildi. Ebu Süfyan ortaya çıkıp:
"Aranızda Muhammed var mı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam "Ona cevap
vermeyin!" dedi. Ebu Süfyan tekrar sordu: "Aranızda İbnu Ebi Kuhafe var mı?"
Resulullah yine: "Cevap vermeyin" buyurdu. Ebu Süfyan: "Aranızda İbnu`l-Hattab
var mı?" diye sordu.Hiç kimse ona cevap vermedi, O zaman Ebu Süfyan: "Bunların
hepsi öldürüldüler. Eğer sağ olsalardı cevap verirlerdi." dedi. Bu söz
karşısında Hz. Ömer (ra) kendini tutamadı: "Ey Allah düşmanı yalan söyledin.
Sana üzüntü verecek şeyleri Allah ibka etsin!" dedi. Ebu Süfyan: "(Şanın) yüce
olsun Ey Hübel!" dedi. Resulullah (sav): "Buna cevap verin!" emretti. Ashab: "Ne
diyelim?" diye sordu. "Allah mevlamızdır, sizin mevlanız yoktur!" deyin" dedi.
Ebu Süfyan: "Güne gün! [Uhud Bedir`e karşılıktır.] Harb (elden ele geçen) kova
gibidir! Müsleye uğramış (uzuvları koparılmış) kimseler bulacaksınız. Bunu ben
emretmedim, [Buna memnun olmadım, kızmadım da, yasaklamadığım gibi emir de
etmedim] beni kötülemeyin!" dedi. Resulullah (sav): "Buna cevap verin!"
emrettiler. Ashab: "Ne söyleyelim?" diye sordu: "Hayır eşitlik yok! Bizim
ölülerimiz cennette, sizinkiler cehennemde! deyin!" buyurdular. ("Beni
kötülemeyin" den sonrasını Rezin ilave etmiştir) |
| HadisNo |
: |
4247 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Amcam Enes İbnu`n-Nadr (ra) Bedir savaşında
bulunamadı. Bu sebeple: "Ben Resulullah (sav)`ın müşriklere karşı yaptığı ilk
savaşta yoktum. Eğer Allah, bana Resulullah (sav)`la birlikte müşriklerle
savaşmak nasib ederse, Allah ne yapacağımı görecektir!" dedi. Uhud günü
müslümanlar (bozulup) dağılınca: "Ey Allahım, bunların -yani müslümanların-
yaptığından dolayı özürlerinin kabulünü dilerim. Ben onların -yani müşriklerin-
yaptığından da sana sığınıyorum!" dedi ve kılıncını çekip ilerledi. Karşısına
Sa`d İbnu Mu`az çıkmıştı: "Ey Sa`d İbnu Mu`az! Cenneti istiyorum! Nadr`ın
Rabbine yemin olsun ben Uhud`un önünde(n gelen) cennetin kokusunu duyuyorum!"
dedi. (O günü anlatan) Sa`d İbnu Mu`az, (Resulullah (sav)`a: "Ey Allah`ın
Resulü, (o gün) onun yaptıklarını (bir bir anlatmaya) muktedir değilim! İlerledi
(diyeyim o kadar)" dedi. Enes İbnu Malik, (Sa`d İbnu Mu`az (ra)`ı te`yiden) dedi
ki: "Biz (Enes İbnu Nadr`ın) cesedinde seksen küsur darbe izi bulduk, kimisi
kılıç, kimisi mızrak, kimisi ok yarasıydı. Ayrıca biz onu müşrikler tarafından
müsle edilmiş (gözü oyulup, burnu, kulakları koparılmış) olarak bulduk. Öyle ki
onu kimse tamyamamıştı. Kızkardeşi (halam Rübeyyi`) -bedenindeki bir ben`inden
veya- parmağının ucundan tanıdı. Enes (ra) devamla dedi ki: "Biz şu ayetin, Enes
İbnu Nadr ve benzerleri hakkında indiğine inanırdık: "Mü`minlerden Allah`a
verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimi
de beklemektedir, ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir. (Ahzab 23)." |
| HadisNo |
: |
4248 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Uhud günü bir adam Resulullah (sav)`a sordu:
"Öldürülecek olsam, nereye gideceğim Ey Allah`ın Resulü?" "Cennete!" cevabını
alınca elindeki hurmaları fırlattp attı, (Kafirlerin içine dalıp) öldürülünceye
kadar savaştı. |
| HadisNo |
: |
4249 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
İbnu`l-Müseyyeb |
| Hadis |
: |
Sa`d İbnu Ebi Vakkas (ra)`ı işittim, demişti ki:
"Uhud gününde Resulullah (sav) sadakının içerisindeki okları bana bir bir verip:
"At!" diyordu, "at annem babam sana feda olsun!" Müşriklerden biri
müslümanları(n canlarını) yakmıştı, ona kanatsız bir ok attım. Yan tarafından
isabet ettirdim. Herif yere yıkıldı ve avret yerleri de açıldı. Resulullah (sav)
güldüler, o kadar ki yan dişlerini gördüm." |
| HadisNo |
: |
4250 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
Sa`d İbnu Ebi
Vakkas |
| Hadis |
: |
Uhud günü, Resulullah (sav)`ın sağ ve sol iki
tarafında beyaz elbiseli iki adam görüyordum. Bunlar şiddetli bir şekilde
savaşıyorlardı. Onları ne daha önce görmüştüm ne de daha sonra gördüm. -Yani
bunlar Cibril ve Mikail (as) idiler-" |
| HadisNo |
: |
4251 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Babam Uhud günü şehid oldu. Yüzünü açıp ağlamaya
başladım. Bana mani oldular. Ancak Resulullah (sav) mani olmuyordu. Fatıma Bintu
Amr İbni Haram (ra) ona ağlamaya başladı. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:
"Ona ağlasan da ağlamasanda melekler onu, siz (cenazesini) kaldırıncaya kadar,
kanatlarıyla gölgelemektedirler" buyurdular. |
| HadisNo |
: |
4252 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Uhud günü: "Peygamberine böyle
yapan bir kavme Allah`ın öfkesi arttı" dedi ve (kırılan) dişine işaret etti. Ve
ilave etti: "Allah`ın gadabı, Resulullah`ın Allah yolunda öldürdüğü kişiye de
Allah`ın öfkesi şiddetlendi." |
| HadisNo |
: |
4254 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Uhud |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`ın Uhud günü dişi kırıldı, başından
yaralandı. [Yüzüne akan] kanı, yüzünden siliyor ve: "Allah, kendilerini Allah`a
davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp, dişini kıran [ve yüzünü kana
bulayan] bir kavmi nasıl iflah eder?" diyordu. Bunun üzerine Allah şu ayeti
indirdi: "Allah`ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle
senin bir ilgin yoktur. Çünkü onlar zalimlerdir. Göklerde olanlarda yerde
olanlar da Allah`ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah
bağışlayandır, merhamet edendir. Al-i İmran (128-129)." |
| HadisNo |
: |
4255 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Reci |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bir gözcü seriyye gönderdi. Başına
Asım İbnu Sabit`i komutan tayin etti. Bu zat Amr İbnu Asım İbn`l-Hattab`ın ceddi
idi. Usfan ile Mekke arasında bulunan bir yere kadar gittiler. Huzeyl
Kabilesi`nin Beni Lihyan denen bir koluna haber verdiler. Bunları yüz okçu
yakından takibe aldı. İzlerini takiben onların inmiş bulunduğu yere kadar
geldiler. Onların azık olarak Medine`den beraberlerine almış oldukları hurmanın
çekirdeğini buldular. "Bu Yesrib (Medine) hurmasıdır!" dediler ve izlerini
takibe devam ederek, Ashab`a kavuştular. Asım ve ashabı onları hissedince sarp
bir yere sığındılar. Takipçiler gelip onları kuşattılar. "Eğer bize teslim
olursanız size ahd ve misakımız var, sizden kimseyi öldürmeyeceğiz!"dediler.
Asım: "Ben bir kafirin zimmetine teslim olmam. Allahım, Resulüne bizden haber
ver!" dedi. Aralarında mukatele (vuruşma) çıktı. Takipçiler ok attılar. Asım
(ra) yedi kişiyle birlikte şehid oldu. Geriye Hubeyb, Zeyd ve bir kişi daha
kaldı.Takipçiler, bunlarada ahd ve misak teklif ettiler. Bunlar, onlara teslim
oldular. Ele geçirir geçirmez, derhal yaylarının kirişlerini çözerek, bunları
onlarla bağladılar. Hubeyb ve Zeyd`in yanındaki üçüncü şahıs: "Bu verdikleri
söze birinci ihanetleri" deyip, onlarla beraberliği reddetti. Onu sürüyüp
braberliğe zorladılar. O yine de direndi. Onu da şehid ettiler, Hubeyd ve Zeyd`i
Mekke`ye götürüp orada sattılar. Hubeyb`i Beni`l-Haris İbni Amir İbni Nevfel
satın aldı. Hubeyb, Bedir günü el-Haris`i öldürmüştü. Yanlarında esir olarak
kaldı. Sonunda öldürmeye karar verdiler. (Bir ara) el-Haris`in kızlarından
birinden etek traşı olmak için ustura istedi, kız getirdi. Kadın der ki: "Bir
çocuğum vardı, gafil davrandım. Hubeyb`in yanına kadar çıktı. Hubeyb onu dizine
oturttu. O vaziyette görünce çok korktum. Benim korktuğumu Hubeyb farketti,
ustura de elindeydi." "Çocuğu öldüreceğimden mi korkuyorsun? İnşaallah böyle bir
şey yapmam" dedi." Yine o kadın şunu anlatmıştı: "Ben Hubeyb`ten daha hayırlı
bir esir görmedim. Bir gün onun, salkımdan üzüm yediğim gördüm. Halbuki o sırada
Mekke`de hiç bir meyve yoktu. Üstelik demir zincirlerle bağlı idi. Demek ki o,
Allah`ın Hubeyb`e lütfettiği bir rızıktı. Öldürmek üzere onu, Harem bölgesinden
çıkardılar. Orada: "Beni bırakın iki rek`at namaz kılayım!" dedi. (Bıraktılar
namazını kılınca) geri geldi. "Eğer ölümden korktu demiyecek olsaydınız daha
fazla kılacaktım!" dedi. İdam sırasında namaz kılmayı ilk sünnet kılan kimse
Hubeyb idi. "Allahım, onların hepsini say, [dağınık dağınık oldur]" dedi. Sonra
şu beyitleri terennüm etti: "Müslüman olarak öldürüldükten sonra gam yemem.
Nerede olursa olsun Allah için ölüyorum. Bu ölüm O`nun zatı(nın rızası)
yolundadır. Dilerse O, darmadağınık uzuvların eklemleri üzerine bereket verir.
[Sonra Hubeyb: "Allahım, Resulüne selamımı götürecek kimse bulamıyorum, sen
duyur" der.] Sonra Ukbe İbnu`l`Haris kalkıp Hubeyb`i öldürdü. Kureyş Bedir`de
pek çok büyüklerini öldürmüş bulunan Asım`ın cesedinden bir parça getirtmek
için, onun ölümünden sonra, ölüsüne adamlar gönderdi. Allah Teala Hazretleri de
onun üzerine arı oğulu nevinden bir gölgelik gönderdi. Bu, Kureyş`in
gönderdiklerine karşı onun cesedini korudu, hiç bir şey alamadılar. |
| HadisNo |
: |
4256 |
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Bi`r-i Mauna |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Beni Süleym`den bir grubu Beni
Amir`e gönderdi. -Bir rivayette: (annem) Ümmü Süleym`in kardeşi dayım Haram`ı
yetmiş süvari içerisinde gönderdi.- (Bir-i Mauna`ya) vardıkları zaman dayım
onlara: "Ben sizden önce gideyim. Eğer bana Resulullah`tan tebliğde bulunmam
için eman verilirse (tebliğde bulunurum). Eman vermezlerse, sizler bana yakın
bir yerde bulunmuş olursunuz" dedi. Ve ilerledi. Gerçekten dayıma önce eman
verdiler. O, kendilerine Resulullah Aleyhissalatu vesselam`dan bahsederken,
kendilerinden bir adama ima ile işaret ettiler. O da dayıma ansızın mızrak
sapladı. Dayım: "Allahu ekber. Kalenin Rabbına yemin olsun, (şehidlik)
kazandım!" dedi. Sonra dayımın diğer arkadaşlarına yönelip (dağa kaçan iki kişi
hariç) hepsini öldürdüler. Cibril aleyhisselam Resulullah (sav) onların
Rablerine kavuştuğunu, Allah`ın onlardan razı olup onları da razı ettiğini haber
verdi. unun üzerine Aleyhissalatu vesselam bir ay boyu, Arap kabilelerinden Ril,
Zekvan, Usayye ve Beni Lihyan`a sabah namazında beddua etti. |
| HadisNo |
: |
4257 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fezare |
| Ravi |
: |
Seleme
İbnu`l`Ekva` |
| Hadis |
: |
Bizimle su arasında bir müddetlik mesafe kalınca Hz.
Ebu Bekr emretti, gece istirahati için mola verdik. Sonra baskını başlattı. Suya
vardı. Suyun başında ölen öldü, esir alınan esir alındı. Bu halktan bir cemaate
bakıyordum. İçerisinde çocuklar ve kadınlar vardı. Dağa benden önce varırlar
diye korkarak onlarla dağın arasına bir ok attım. Oku görünce durdular. Onları
sürerek getirdim. Aralarında Beni Fezare`den bir kadın vardı. Üzerinde deriden
bir kaş` vardı. Kaş` kuru post demektir. Kadının yanında Arapların en güzelinden
bir kız vardı. Onları, sürerek Hz. Ebu Bekr (ra)`e kadar getirdim. Ebu Bekr,
kızı bana hediye etti. Medine`ye kadar geldik. Kızın elbisesini bile açmadım.
Resulullah (sav) çarşıda bana rastladı. "Ey Seleme," dedi, "kadını bana
bağışla." "Ey Allah`ın Resulü," dedim, "vallahi hoşuma gitti, ancak henüz
elbisesini bile açmadım." Ertesi günü, çarşıda bana yine rastladı. "Ey Seleme,
ceddine rahmet, kadını bana bağışla!" buyurdu. "Ey Allah`ın Resulü!" dedim, "o
senindir, Allah`a yemin olsun, kadının elbisesini açmadım!" Sonra Aleyhissalatu
vesseldm o kadını Mekke`ye gönderdi ve Mekke`de esir edilen bazı müslümanların
fidye-i necatı yaptı. |
| HadisNo |
: |
4258 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Hendek |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Hendek`e gitti. Gördü ki Muhacir ve
Ensar soğuk bir sabah vakti hendek kazıyorlar. Onların, bu işi kendilerine bedel
yapacak köleleri yok. Onları vuran yorgunluk ve açlıklarını görünce (şiirimsi
bir ifade) terennüm ettiler: "Ey Allah`ım! Gerçek hayat ahiret hayatıdır. Ensar
ve muhaciri mağfiret buyur!" Çalışanlar da O`na şöyle mukabele ettiler: "Biz
Muhammed`e bey`at edenleriz. Hayatta kaldıkça cihad gayemiz." |
| HadisNo |
: |
4259 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Hendek |
| Ravi |
: |
Bera |
| Hadis |
: |
(Hendek kazarken) Resulullah (sav)`ı gördüm, bizimle
birlikte omuzunda O da toprak taşıyordu. Karnının beyazlığını toprak bürümüştü.
(Bu esnada, ashabı şevke getirmek için zaman zaman) şöyle terennüm ediyordu:
"Vallahi Allah olmasaydı hidayeti bulamazdık, Ne sadaka verir ne namaz kılardık,
Üzerimize sekinet indir Allahım! Ayaklarımıza sebat ver Allahım! Müşrikler bize
karşı azdılar. Fitne çıkarmak dilerler ama yandılar." Resulullah bunları
söylerken sesini yükseltiyordu. |
| HadisNo |
: |
4260 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Hendek |
| Ravi |
: |
Aişe |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Hendek`ten döndüğü zaman, silahları
bırakıp (elini yüzünü) yıkamış, tam başındaki toprakları çırparken Cebrail
aleyhisselam geldi. "Sen" dedi, "silahını bıraktın, vallahi biz daha bırakmadık!
Onlara geri git." "Nereye kadar?" dedi Resulullah. "Şuraya!" diyerek Beni
Kureyza`yı gösterdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu emir üzerine onlarla
savaşmaya çıktı. Kureyzalılar hükmüne razı oldular. Hakem olarak Sa`d İbnu
Mufaz`ı seçtiler. O da: "Ben onlardan muharib olanların öldürülmesine, kadın ve
çocukların esir edilmesine, malların da taksim edilmesine hükmediyorum!" dedi.
Sa`d, Hendek savaşı sırasında ana damarından yara almıştı. Resulullah (sav)
tedavisiyle yakından ilgilenmek için mescidin içinde ona bir çadır kurdurmuştu.
-Bir rivayette Sa`d der ki: "Ey Allahım sen biliyorsun ki, senin yolunda
kendileriyle cihad etmekten en ziyade memnun olacağım bir kavim Resulünü tekzib
eden ve Onu yurdundan sürüp çıkaranlardır. Ey Allahım kanaatim şu ki, sen,
bizimle onların arasındaki [harbi artık] bıraktın. Eğer hala Kureyş`le savaş
olacaksa bana daha hayat ver de senin yolunda onlara karşı cihad edeyim. Eğer
savaşı kesti isen damarımı daha da aç, ölümüm ondan olsun." -Bu dua üzerine, o
gece damarı iyice açıldı. O zaman mescidde bulunan Beni Gıfar`a ait çadırda
kalanları kanın kendilerine doğru akmasından başka bir şey ürkütmemiş. "Ey çadır
sahibi," dediler. "Sizin taraftan bize doğru gelen nedir?" Bu kanamakta olan
Sa`d`ın yarasından akmıştı. O sebeple öldü, (ra)." |
| HadisNo |
: |
4261 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Hendek |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Ahzab (Hendek) günü Sa`d İbn Mu`az (ra) [Kureyş`ten
İbnu`l-Arika`nın attığı bir okla] koldaki ana damardan vurulmuştu, böylece
damarı kesilmiş oldu. (Kanı durdurmak için) Resulullah (sav) dağlama uyguladı.
Bunun üzerine eli şişti, çokça kan akarak Sa`d`ı zayıf düşürdü. Resulullah
tekrar bağladı. Eli yine şişti. Bu hali görünce (Sa`d (ra)): "Allahım, Beni
Kureyza`dan gönlüm rahata ermedikçe canımı alma!" diye dua etti. Derken kanı
durdu. Kureyza onun hükmüne baş eğinceye kadar tek damla akmadı. Onlar hakkında
erkekleri öldürülmesine, kadınların sağ bırakılmasına hükmetti. Resulullah
(sav): "Haklarında Allah`ın verdiği hükme isabet ettin!" buyurdu. Dörtyüz
kişiydiler. Onların katli tamamlanmca, damarı patladı. Sa`d (ra) vefat etti.
(Allah rahmetini bol kılsın.) |
| HadisNo |
: |
4262 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Zatu`r-Rika` |
| Ravi |
: |
Ebu
Musa |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) ile birlikte bir gazveye çıktık.
Biz aramızda bir deve olan altı kişiydik, sırayla biniyoruk. Derken ayaklarımız
delindi. Benim ayaklarım da delindi ve tırnaklarım düştü, ayaklarımıza bezler
sarıyorduk. Böylece seferimiz, ayaklarımıza sardığımız parçalar sebebiyle
Zatu`r-Rika` gazvesi diye isimlendi. |
| HadisNo |
: |
4263 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler - Beni
Müstalik |
| Ravi |
: |
Abdullah İbnu
Avn |
| Hadis |
: |
Nafi` rahimehullah`a kıtalden önce (yapılan İslam`a)
davet hakkında sormak üzere yazmıştım. Bana şöyle yazdı: "Bu İslam`ın evvelinde
idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e (önceden haber vermeden ani) baskın yaptı.
Onlar (bu sırada) gafil haldeydi, hayvanları su kenarında sulanııyorlardı.
Mukatillerini öldürdü, çocuklarını ve kadınlarını esir aldı. O gün Cüveyriye`yi
de ele geçirmişti." |
| HadisNo |
: |
4264 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Enmar |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)` Enmar Gazvesi`nde bineğinin
üzerine doğuya müteveccih olarak nafile namaz kılarken gördüm. |
| HadisNo |
: |
4265 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Hudeybiye |
| Ravi |
: |
Urve İbnu
Zübeyr |
| Hadis |
: |
Urve İbnu Zübeyr, Misver İbnu Mahreme ve Mervan`dan
almış. Misver ve Mervan her ikisi de birbirlerinin sözünü tasdik etmişlerdir.
Derler ki: Resulullah (sav) Hudeybiye senesinde Medine`den çıktı. Yolda bir
yerlere ulaşınca aleyhissalatu vesselam: "Halid İbnu`l-Velid, Kureyş`e ait
gözcülük yapan bir grup atlının başında olarak el-Gamim`dedir, siz sağ tarafı
takib edin!" dedi. Vallahi, Halid müslümanların varlığını sezemedi. Ne zaman ki
müslüman askerlerin kaldırdığı toz bulutunu görünce, (müslümanların geldiğini)
Kureyş`e haber vermek üzere hayvanını koşturarak gitti. Resulullah (sav) yoluna
devam etti. Seniyye nam mevkiye gelindi. Oradan (devam edildiği takdirde)
Kureyşlilerin bulunduğu yere inmek mümkündü. Ama devesi orada ıhıverdi. Halk:
"Kalk, kalk, yürü, yürü!" dedi ise, deve kalkmamakta ısrar etti. Halk bu sefer:
"(Resulullah (sav)`ın devesi) Kasva çöküp kaldı, Kasva çöküp kaldı!" dediler.
Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "Hayır! Kasva çöküp kalmadı. Onun böyle
bir huyu da yok. Ancak onu, "Fil`i (Mekke`ye girmekten alıkoyan) Zat"
durdurmuştur!" buyurdu. Sonra ilave etti: "Nefsimi kudret eliyle tutan o Zat`a
yemin olsun, (Kureyş, Mekke`de) Allah`ın haram kıldığı şeyelri tazim sadedinde
her ne taviz isterlerse onlara vereceğim!" Sonra deveyi zorladı, deve sıçrayıp
kalktı. Ravi dedi ki: Resulullah (sav) Kureyş tarafından saptı, suyu az olan
Semed Kuyusunun yanma indi. Burası Hudeybiye mevkiinin en uç noktasında idi.
(Mezkur kuyunun suyu azdı. Öyle ki) insanlar ondan suyu avuç avuç toplarlardı.
Çok geçmeden suyu kurudu. Resulullah (sav)`a susuzluktan şikayette bulundular.
Aleyhissalatu vesselam sadağından bir ok çıkardı, onu kuyuya koymalarını
söyledi. Allah`a yemin olsun çok geçmeden, su coşmaya başladı ve ashab oradan
ayrılıncaya kadar onlara yetecek kadar akmaya devam etti. Onlar bu halde iken
Budeyl İbnu Verka` el-Huza`i Huza`a kabilesinden bir grupla çıkageldi.
Huza`lılar, (Mekke civarında tavattun etmiş bulunan) Tihame kabileleri arasında
Resulullah`m sırdaşı ve dostu olagelmişlerdi. Dedi ki: "Ben (Mekke`nin) Ka`b
İbnu Lüeyy ve Amir İbnu Lüeyy kabilelerini, bir çok Hudeybiye surlarının başına,
beraberlerinde sütlü ve yavrulu develeri olduğu halde konaklıyorlar gördüm.
Onlar seninle savaşacak, Beytullah`ı ziyaretine mani olacak olmasınlar!
Resulullah (sav) dedi ki: "Biz kimseyle savaşa gelmedik. Biz sadece umre yapmaya
geldik! Mamafih Harb Kureyş`in (iliğine işlemiş). Halbuki çok da zarar gördüler.
Eğer onlar dilerse ben (onlarla sulh yapar) kendilerine müddet tanırım, onlar da
benimle diğer insanların arasından çekilirler. Eğer ben öbürlerine galebe
çalarsam, Kureyşliler de dilerlerse onlarla yapacağım sulha (kendi mallarıyla)
girerler. Şayet ben galebe çalamazsam (Kureyşliler benimle savaşmak zahmetinden
kurtulup) rahata ererler. Şurası da var ki, eğer Kureyşliler bu teklifime itiraz
ederlerse, ruhumu elinde tutan Zat-ı Zülcelal`e yemin olsun, bu davam için,
ölünceye kadar onlarla savaşacağım. O zaman Allah, bana olan emrini
(gerçekleştirme hususundaki vaadini mutlaka) yerine getirecektir." Resulullah
(sav)`ın bu sözü üzerine Büdeyl: "Senin bu sözlerini Kureyş`e mutlaka
duyuracağım!" dedi ve gitti. Kureyşlilere gelince: "Ben, size şu adamın yanından
geliyorum. O`nun bazı sözlerini işittik. Eğer dilerseniz size söyleriz" dedi.
Onların serseri takımı: "Ondan herhangi bir haber söylemene ihtiyacımız yok!"
dedi ise de aklı başında olanlar: "Hele şu işittiğini söyle!" dediler. Büdeyl:
"Ben Muhammed`in şöyle şöyle söylediğini işittim!" diyerek Aleyhissalatu
vesselam`ın söylediklerini bir bir nakletti. Bunun üzerine Urve İbnu Mes`ud
kalkıp: "Ey kavm! Siz benim babam değil misiniz?" dedi. Hepsi: "Evet!" dediler.
"Benim hakkımda bir (itimatsızlığınız) ithamınız var mı?" dedi. "Hayır!"
dediler. "Biliyorsunuz ki ben Ukaz halkını toptan sizin yardımınıza çağırmış,
onlar yanaşmayınca ailem, çocuklarım ve bana itaat edenlerle kendim gelmiştim
değil mi?" diye sordu. (Kureyşliler), hep bir ağızdan buna da "evet" deyince
Urve (bu tasdikleri aldıktan sonra): "Bu adam size uygun bir şey teklif ediyor.
Onu kabul edin ve benim ona (anlaşmak üzere) gitmeme izin verin!" dedi.
Kureyşliler: "Pekala git!" dediler. Urve, Resulullah (sav)`a geldi, Onunla
konuştu. Aleyhissalatu vesselam Büdeyl`e söylediklerine yakın şeyler söyledi.
Urve bu esnada: "Ey Muhammed! Kavminin kökünü kazıdığını farzedelim, (eline ne
geçecek). Senden önce, Araplardan kavmini toptan helak eden birini işittin mi?
Durum aksi olursa (başınıza geleceği, Kureyş`in size neler yapacağını tahmin
edebilirsin. Üstelik bu daha kavi bir ihtimal) zira ben, aranızda ileri
gelenlerden bazı kimseler görüyorum, halktan toplanmış, seni terkedip kaçmaya
mütemayil kimseler de görüyorum" dedi. Hz. Ebu Bekr (ra) (onun bu sözüne
dayanamayıp): "(Halt etmişsin, git!) Lat putunun fercini yala! Demek biz
Resulullah`ı terkedip yalnız bırakacakmışız ha!" diye (şiddetle çıkıştı). Urve:
"Bu da kim?" dedi. Kendisine onun Ebu Bekr olduğu söylendi. Urve: "Nefsimi
elinde tutan Zata yemin olsun! Eğer senin bende, henüz ödeyemediğim bir yardımın
bulunmamış olsaydı ben sana (layık olduğun) cevabı verirdim" dedi. Ravi der ki:
"Urve, Resulullah (sav)`a konuşmaya devam etti. Her konuşmasında (cahiliye adeti
üzere) Resulullah (sav)`ın sakalından tutuyordu. Bu sırada Muğire İbnu Şu`be,
üzerinde miğfer, elinde kılıç Aleyhissalatu vesselam`ın yanında ayakta (muhafız
gibi) bekliyordu. Urve, tutmak üzere, elini Resulullah`ın sakalına her
uzatışında, kılıncın demiriyle eline vuruyor: "Elini Resulullah`ın sakalından
çek!" diyordu. Urve, (bir ara) başını kaldırıp ona baktı. "Bu da kim?" dedi.
Kendisine: "Bu Muğire İbnu Şube`dir!" dendi. Bunun üzerine Urve: "Ey zalim! Ben
hala senin (geçmişteki) gadr ve ihanetini ödemekle meşgul değil miyim?" dedi.
(Onu bu söze sevkeden şey şu idi): "Cahiliyede Muğire İbnu Şu`be bir grup kimse
ile yolculuk yapmış, yolda arkadaşlarını öldürüp mallarını almıştı. Sonra gelip
müslüman olmuş, Resulullah (sav) da: "Müslüman olmanı kabul ediyorum, ancak
malları kabul etmiyorum, (bu ihanet malıdır)" demişti. Urve bu esnada göz ucuyla
Resulullah (sav)`ın Ashabını tedkikten geçiriyordu. (Bilahare gördüklerini şöyle
anlatacaktır): "Vallahi (öylesine hürmet hiç görmedim). Resulullah (sav) yere
bir kerecik tükürmeye görsün, mutlaka onlardan bir adamın eline düşüyordu. Onu
alıp yüzlerine, derilerine (teberrüken, bir tiyb gibi) sürüyorlardı. Bir şey
söyleyecek olsa emrine hepsi birden koşuyordu. Abdest alacak olsa, abdest
suyundan kapabilmek için nerdeyse (itişip-kakışıp) kavga ediyorlardı. Konuşsalar
onun yanında seslerini kısıyorlardı. Saygıları sebebiyle O`na dikkatle
bakamıyorlardı bile." Urve arkadaşlarının yanına dönünce dedi ki: "Ey kavm
dinleyin! Vallahi ben muhtelif kıralların huzuruna çıktım. Kisra`nın, Kayser`in,
Necaşi`nin yanlarına girdim. Vallahi, Muhammed`in ashabının, Muhammed`e
gösterdiği saygıya, hiç bir kralın ashabında rastlamadım. Vallahi tükürecek olsa
mutlaka onlardan birinin eline düşüyor, bunu alıp yüzlerine bedenlerine
sürüyorlar. Bir şeye emretse hesi birden koşuşuyorlar. Abdest alsa, abdest
suyu(ndan kapmak) için nerdeyse kavga ediyorlar. Konuşsalar, onun yanında
seslerini kısıyorlar. Ona hürmeten dikkatle yüzüne bakmıyorlar. Bu adam size
makul bir teklifte bulunuyor, onu kabul edin!" Urve`nin bu açıklaması üzerine,
Beni Kinane`den bir adam: "Beni bırakın, ona bir de ben gideyim!" dedi. Ona da
müsaade ettiler, "git!" dediler. Resulullah (sav) ve ashabına yaklaşınca,
Aleyhissalatu vesselam: "işte falan! Bu, hacc ve umre için ayrılan kurbanlık
develere saygı gösteren bir kavimdendir. Kurbanlıklarınızı önüne salıverin
görsün!" buyurdu. Ashab o zatı telbiyelerle karşıladı. Adam bu manzarayı
görünce: "Sübhanallah! Bu kimselere Beytullah`ın yolunu kapamak münasip düşmez!"
dedi. Arkadaşlarının yanına dönünce: "Ben kurbanlık develer gördüm, takıları
boyunlarına takılmış, gerekli işaretler vurulmuş, onlara Beytullah`ı yasaklamayı
uygun görmüyorum!" dedi. Onun kavminden Mikrez İbnu Hafs denen bir zat kalkıp:
"Bırakın, bir de ben gideyim! dedi. Ona da müsaade edip "git!" dediler.
Müslümanlara yaklaşınca, Aleyhissalatu vesselam: "Bu gelen Mikrez`dir, facir
birisidir" dedi. Resulullah (sav)`a konuşmaya başladı. Onlar konuşurken Süheyl
İbnu Amr çıkageldi. Aleyhissalatu vesselam: "İşiniz artık size kolaylaştırıldı,
size Süheyl İbnu Amr geldi." Resulullah`a: "Gel! seninle aramızda bir antlaşma
(metni) yazalım!" dedi. Resulullah (sav) katibini çağırdı ve emretti: "Yaz
Bismillahirrahmanirrahim." Süheyl itiraz etti: "Rahman ne demek? Vallahi onun ne
olduğunu bilmiyorum. Fakat: Bismikallahümme yaz, vaktiyle senin de yazdığın
gibi" dedi. Müslümanlar da ona itiraz ettiler: "Biz onu değil,
bismillahirrahmamrrahim`i yazarız!" dediler. Ama Resulullah (sav) emreder:
"Bismikallahümme yaz! ve devam et: "Bu Allah Resulü ve Süheyl`in üzerinde
mutabık kaldıkları hususlardır." Süheyl yine itiraz eder: "Vallahi, eğer bilsek
ki sen Allah`ın Resulüsün sana Beytullah`ı kapamazdık, seninle savaşmazdık da.
Şöyle yaz: Muhammed İbni Abdillah." Resulullah (sav): "Vallahi siz beni tekzib
etseniz de ben kesinlikle Allah`ın Resulüyüm. Bununla beraber, Muhammed İbni
Abdillah yaz!" buyurur ve devam eder: "Bizimle Beytullah arasından çekilmeniz ve
onu tavaf etmemiz şartıyla." Süheyl itiraz eder: "Vallahi hayır. (Biz size bu
yıl tavafa izin versek), Araplar "bizim aniden emrivakiye geldiğimiz" hususunda
dedikodu yapar. Ancak ziyareti gelecek yıl yapacaksınız" der. Böyle yazılır.
Süheyl ilave eder: "Senin dinine de girse, bizden hiç bir erkeğin sana
gelmemesi, gelirse iade etmen şartıyla." Müslümanlar bu şarta itiraz ederek:
"Sübhanallah! Bize iltica eden bir müslüman, müşriklere nasıl iade edilir?"
derler. Bu halde iken Ebu Cendel İbnu Süheyl İbni Amr zincirleri arasında seke
seke geldi. Mekke`nin aşağısındaki hapsedildiği yerden kaçmış, kendini
müslümanlann arasına atmıştı. Süheyl: "Ey Muhammed, bu seninle üzerine
anlaştığınız maddelerin ilk uygulaması olacak, bunu bana iade edeceksin!" dedi.
Resulullah (sav): "Biz henüz anlaşmayı yazıp bitirmedik" buyurdu. Süheyl:
"Öyleyse, vallahi ben seninle hiç bir madde üzerine sulh yapamam!" dedi.
Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse şu Ebu Cendel`i bana bağışla da imza et"
buyurdu. Fakat Süheyl: "Asla ben bunu sana bağışlamam" diye direndi.
Aleyhissalatu vesselam: "Hayır, hatırım için yap!" ricasında bulundu. Süheyl
direndi: "Asla yapmam!" Mikrez İbnu Hafs atılıp: "Biz onu sana müsaade ettik!"
dedi. (Ancak imza yetkisine sahip olmadığı için Süheyl onu dinlemedi. Ebu Cendel
teslim edilecekti). Ebu Cendel (ra): "Ey müslümanlar, (nasıl olur?) Ben size
müslüman olarak sığınmışım. Beni müşriklere teslim mi ediyorsunuz? Bana
yaptıklarını görmüyor musunuz?" dedi. Ebu Cendel`e Allah yolunda çok işkenceler
yapılmıştı. Ömer İbnu`l-Hattab der ki: "(O gün, bu cereyan eden hadiseleri çok
alçaltıcı bularak) Resulullah (sav)`a gelip: "Sen Allah`ın hak peygamberi değil
misin?" dedim. "Evet!" dedi. "Biz hak üzere, düşmanlarımız da batıl üzere
değiller mi?" dedim. "Evet" dedi. "Öyleyse biz niye dinimiz uğrunda alçaklığı
kabul ediyoruz" dedim. "Ben Resulullah`ın; (bu anlaşmayı imzalamakla) Allah`a
asi olmuş da değilim. Allah yardımcımızdır!" dedi. "Sen, bize (Medine`den
çıkarken) Beytullah`a gideceğiz, onu tavaf edeceğiz demedin mi?" dedim. "Pek
tabii, ama, sana bu yıl gideceksin dedim mi?"dedi. Hayır!" dedim. "Sen mutlaka
onu tavaf etmeye geleceksin!"`buyurdu. Ben Hz. Ebu Bekr (ra)`e geldim. "Ey Ebu
Bekr! Bu adam Allah`ın hak peygamberi değil mi?" dedim. "Elbette hak
peygamberi!" dedi. "Biz hak, düşmanlarımız da batıl üzere değiller mi?" dedim.
"Elbette (onlar batıl, biz hak üzereyiz)" dedi. "Öyleyse, niye dinimiz için
alçaklığı kabul ediyoruz?" dedim. "Be adam! O Allah`ın Resulüdür. (Bunu kabul
etmekle) Rabbine isyan etmiş olmayacak da. Allah onun yardımcısıdır. Şu halde
sen O`nun emrine sarıl. Allah`a yemin ederim o hak üzeredir!" dedi. "O bize:
"Kabe`ye gideceğiz, onu tavaf edeceğiz!" demiyor muydu?" dedim. "Evet ama, sana
bu yıl gideceksin dedi mi?" dedi. "Hayır!" dedim. "Sen ona gidecek, onu tavaf
edeceksin!" dedi. (Hadisi rivayet eden Zühri) der ki: "Hz. Ömer (ra) dedi ki:
"(O günki nezaketsiz çıkışımın günahını affettirmek için nice amellerde
bulundum." Anlaşmayı yazma işinden çıkınca, Resulullah (sav) ashabına: "Kalkın
kurbanlarınızı, kesin, sonra da traş olun" buyurdu. Ancak (müşriklerle yapılan
bu antlaşmadan hiç kimse memnun değildi. Bu sebeple) kimse kalkamadı. Resulullah
(sav), emrini üç kere tekrar etti. Yine kalkan olmayınca Ümmü Seleme (ra)`ın
çadırına girdi. Ona halktan maruz kaldığı bu hali anlattı. O, kendisine: "Ey
Allah`ın Resulü! Bunu (yani halkın kurbanını kesip, traşını olmasını) istiyor
musun? Öyleyse çık, Ashab`tan hiçbiriyle konuşma, deveni kes, berberini çağır,
seni traş etsin!" dedi. Aleyhissalatu vesselam kalktı, hiç kimse ile konuşmadan
bunların hepsini yaptı: Devesini kesti, berberini çağırdı, traş oldu. Ashab
bunları görünce kalktılar kurbanlarını kestiler, birbirlerini traş ettiler.
Ancak, bu sırada gam ve kederden birbirlerini öldüreyazdılar. Sonra bazı mü`mine
kadınlar (Mekkelilerden kaçarak) geldiler. Allah Teala Hazretleri, (onların geri
verilmemesi için) şu ayeti indirdi: "Ey iman edenler, (kendi ifadelerince)
mü`min kadınlar muhacir olarak geldikleri zaman onları imtihan edin. Allah
onların imanlarını iyi bilendir ya, fakat siz de mü`min kadınlar olduklarına
kail olursanız onları kafirlere geri vermeyin. Bunlar onlara helal değildir.
Onlar da bunlara helal olmazlar. (Kafir zevcelerinin bu kadınlara) sarfettikleri
(mehri) onlara (kafirlere) verin. Sizin onları nikahla almanızda, mehirlerini
verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yoktur..." (Mümtehine 10). Hz. Ömer,
ayet üzerine o gün cahiliye devrinde evlendiği iki hanımını boşadı. Birini Hz.
Muaviye İbnu Ebu Süfyan nikahladı, diğerini de Safvan İbnu Ümeyye. Sonra
Resulullah (sav) Medine`ye döndü. Kureyş`ten Ebu Basir müslüman olarak Medine`ye
iltica etti. Mekkeliler onu almak üzere arkasından iki adam gönderdiler.
"(Antlaşmada) bize verdiğin söz var, onu teslim et!" dediler. Resulullah (sav)
derhal onu onlara teslim etti. Bunlar Ebu Basir`i alıp gittiler. Yolda
Zülhuleyfe nam mevkiye gelince, (azıkları olan) hurmadan yemek üzere
konakladılar. Ebu Basir onlardan birine: "Vallahi şu kılıncı çok güzel
görüyorum!" dedi. O, hemen kınından sıyırıp: "Doğru! Vallahi pek harika! Onunla
ne tecrübelerim var!" dedi. Ebu Basir: "Hele bir göster, daha yakından bakayım!"
deyip kaptığıyla adama vurup öldürdü. Öbürü kaçıp Medine`ye geldi, koşarak
Mescide girdi. Resulullah (sav) onu görünce (yanındakilere): "Bu adam her halde
bir korku geçirmiş" dedi. Adam (sav)`a gelince: "Vallahi arkadaşım öldürüldü!
Beni de öldürecek!" dedi, Ebu Basir (ra) da geldi. "Ey Allah`ın Resulü! Allah
senin zimmetini (taahhüdünü) yerine getirdi, beni onlara iade ettin. Allah beni
onlardan tekrar kurtardı" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Harbi kızıştıranın
anası ağlar. Keşke ona bir kişi daha olsa!" cevabını verir. Ebu Basir bu sözü
işitince anlar ki, aleyhissalatu vesselam onu yine iade edecek. Hemen oradan
çıkıp deniz kenarına gelir [İs denen bir yere yerleşir]. Mekkelilerin elinden
Ebu Cendel İbnu Süheyl de kurtulup Ebu Basir`e iltihak eder. Derken Kureyş`ten
müslüman olan herkes Ebu Basir`e katılmaya başlar. Kısa zamanda orada bir grup
teşekkül eder. Allah`a yemin olsun. Kureyş`ten Şam`a gitmek üzere bir kervanın
haberini aldılar mı, ona saldırıp adamları öldürüyor, mallarına da el
koyuyorlardı. Kureyş Resulullah (sav)`a elçi gönderip, Allah`ın adını ve
aralarındaki akrabalık bağlarını hatırlatarak, Mekke`den geleceklerin emniyette
olacağını, yeter ki Ebu Basar ve arkadaşlarının yaptığı baskınların önlenmesini
rica ettiler. [Bazı rivayette, bunu temin için Medine`ye bizzat Ebu Süfyan`nın
geldiği belirtilir.] Resulullah da onları Medine`ye çağırdı. Bunun üzerine şu
ayet nazil oldu: "O size Mekke`nin kanunda (hududu içinde), onlara karşı
muzaffer kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan
çekendi. Allah ne yaparsanız hakkıyla görücüdür. Onlar, küfreden, sizi Mescid-i
Haram`dan ve alıkonulmuş hediyelerin mahalline ulaşmasından men edenlerdir. Eğer
(Mekke`de) kendilerini henüz tanımadığınız mü`min erkeklerle mü`min kadınları
bilmeyerek çigneyip de o yüzden size bir vebal isabet edecek olmasaydı (Allah
size fetih için elbette izin verirdi). (Bunu) kimi dilerse, onu rahmetine
kavuşturmak için (yaptı). Eğer onlar seçilip ayrılmış olsalardı biz onlardan
küfredenleri muhakkak elem verici bir azaba giriftar etmiştik bile. O
küfredenler kalplerine o taassubu, o cahillik taassubunu yerleştirdiği sırada
idi ki hemen Allah, Resulünün ve müzminlerin üzerine kuvve-i maneviyesini
indirdi, onları takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar da buna çok layık ve buna
ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla bilendir." Feth 24-26). |
| HadisNo |
: |
4266 |
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Hudeybiye |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
Hudeybiye günü bir grup köle, Resulullah (sav)`a
sulhtan önce gelmişti. Efendileri (sav)`a: "Ey Muhammed, onlar senin yanına,
dinine iştiyak göstererek gelmiş değiller, kölelikten kaçtılar" diye mektup
yazdılar. (Ashabdan bazı) kimseler de: "[Doğru söylüyorlar], onları sahiplerine
geri ver!" dediler. Resulullah (sav), (şeriat bu çeşit sığınan müslümanları
hürler olarak kabul edip himaye vermeye hükmettiği halde müslümanların müşrik
dostlarının: "Bunlar din için değil, hürriyet için sana geldiler" şeklindeki
tahkiki mümkin olmayan aldatıcı sözlerini esas alıp geri göndermelerini teklif
etmelerine) öfkelenip: "Ey Kureyş`liler, öyle zannediyorum ki, siz böyle
hükmederek, Allah`ın, boyunlarınızı vuracak birini göndermesini bekliyorsunuz."
dedi ve köleleri iade etmekten imtina etti ve: "Onlar aziz ve celil olan
Allah`ın azadlılarıdır!" buyurdu. |
| HadisNo |
: |
4267 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Hudeybiye |
| Ravi |
: |
Seleme
İbnu`l-Ekva` |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) ile birlikte Hudeybiye`ye geldik.
Biz, bindörtyüz kişi idik. (Kuyunun başında) elli koyun vardı. Suyu bunlara bile
yetmiyordu. Resulullah (sav) kuyunun kenarına oturdu. (İyice hatırlıyamıyorum)
ya dua buyurdu, ya da kuyuya tükürdü. Derken kuyunun suyu coştu. Biz de hem
kendimiz içtik, hem de hayvanlarımızı suladık. Sonra Aleyhissalatu vesselam,
bizi bir ağacın altında biat etmeye çağırdı. Önce ben biat ettim, sonra herkes
gelip sırayla biat etti. Nihayet halkın ortasında kalınca: "Ey Seleme, biat et!"
buyurdu." "Ey Allah`ın Resulü, en başta ben biat ettim!" dedim. "Yine de!"
buyurdu. Resulullah (sav) beni çıplak, yani silahsız bulmuştu. Bana deriden
yapılmış bir kalkan verdi. Sonra bey`at almaya devam etti. Son kişiden de bey`at
alınca: "Ey Seleme, sen bana biat etmiyormusun?" dedi. "Ey Allah`ın Resulü, ben
sana, başta da, ortada (da olmak üzere) iki kere biat ettim" dedim. "Olsun, yine
de" buyurdu. Ben de üçüncü sefer biat ettim. Sonra bana: "Ey Seleme! Benim sana
verdiğim kalkanın nerede?" dedi. "Ey Allah`ın resulü dedim, amcam Amir çıplak
olarak bana rastladı, ben de kalkanı ona verdim. Bu sözüm üzerine Aleyhissalatu
vesselam güldü ve: "Sen," dedi, "vaktin birinde adamın dediği gibisin: "Allahım,
demiş, bana öyle bir dost ver ki, o bana, kendi nefsimden daha sevgili olsun?"
Sonra müşrikler bizimle sulh hususunda haberleşmeye başladılar. Öyle ki,
birbirimize gidip gelmeler oldu. (Sonunda) sulh yaptık. Ben Talha İbni
Ubeydillah (ra)`ın hizmetçisi idim. Atını sular, kaşağılar, kendine de hizmet
eder, yemeğinden yerdim. (Çünkü) Allah ve Resulü yolunda hicret için malımı ve
ailemi terketmiştim. Biz ve Mekkeliler aramızda sulh yapınca, birbirimizle
karıştık. Ben bir ağacın yanına gelip dikenlerini süpürerek dibine yattım. Mekke
halkından dört müşrik yanıma geldi. Resulullah (sav)`a hakaret etmeye
başladılar. Ben onlara kızdım ve bir başka ağacın dibine geçtim. Silahlarını
ağaca asıp yattılar. Onlar bu vaziyette iken vadinin aşağısından bir münadi
şöyle sesleniyordu. "Muhacirlerin imdadına yetişin! İbnu Züneym öldürüldü!"
Hemen kılıncımı çekip, bu uyuyan dört kişiye hızla yürüyüp silahlarını aldım,
elimde deste yapıp, sonra da: "Muhammed`in yüzünü mükerrem kılan o Zat`a yemin
olsun, sakın sizden kimse başını kaldırmasın, iki gözü taşıyan (kellesini)
uçururum!" dedim. Sonra onları sürerek Resulullah (sav)`a getirdim. O sırada
amcam Amir (ra) da Abelat`tan Mikrez denilen bir adamı, üzeri çullanmış bir at
üzerinde beraberinde yetmiş müşrik olduğu halde Resulullah`a getirdi.
Aleyhissalatu vesselam onlara bir nazar edip: "Bırakın onları, fücurun başı da
sonu da onların olsun!" dedi ve hepsini affetti. Bunun üzerine Allah Teala
hazretleri şu ayeti indirdi: "O sizi Mekke`nin kanunda (hududu içinde) onlara
karşı muzaffer kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi
onlardan çekendi." (Fetih 24-26). Sonra Medine`ye müteveccihen oradan ayrıldı.
Beni Lihyan ile aramızda bir dağın yer aldığı bir yerde konaklardık. Beni
Lihyan`ın hepsi müşrik idi. Aleyhissalatu vesselam geceleyin dağa tırmanacak
kimseye istiğfarda bulundu. Sanki o kimse Resulullah (sav)`ın ashabının
gözcülüğünü yapacaktı. O gece iki veya üç kere dağa çıktım. Sonra Medine`ye
geldik. Resulullah (sav) yük develerini, beraberinde, ben de olduğum halde,
hizmetcisi Rabah ile gönderdi. Ben onun maiyyetine Talha İbni Ubeydillah (ra)`ın
atı ile çıktım. Ben atı develerle birlikte kırasıya götürüp getiriyordum.
Sabahleyin bir de ne göreyim! Abdurrahman el-Fezari, Resulullah (sav)`ın
develerini yağmalamış, hepsini götürmüş, çobanı da öldürmüş. "Ey Rabah!" dedim,
"şu atı al; durumu Talha İbni Ubeydillah`a bildir, Resulullah`a haber ver ve de
ki: "Müşrikler mer`adaki sürüyü yağmaladılar. Sonra bir tepenin üzerine çıkarak
Medine`ye yönelip üç defa nida ettim: "Ey Sabahım!" Sonra adamların arkasından
ok atmak üzere çıktım ve şunları da terennüm ediyordum: "Ben İbnu Ekva`ım, bugün
alçakların vay haline! Onlardan birine kavuştum ve semerine bir ok attım. Hatta
okun kanadı omuzuna değdi. "Al bunu!" dedim. Ben İbnu`l-Ekva`ım, Bugün
alçakların vay haline! Vallahi onlara atıyor ve yaralıyordum. Bir atlı bana
dönecek olsa, bir ağaca gelip dibine oturuyordum. Sonra tekrar atıyordum. Derken
dağ(ın vadisi) daraldı. Dar yere girdiler. Ben, dağa tırmandım. Onlara taş
atmaya başladım. Böylece onları takib etmeye devam ettim. Öyle ki, Resulullah
(sav)`ın hayvanlarından Allah`ın yarattığı hiç bir deve yoktu ki arkama almamış
olayım. Böylece müşrikler benimle hayvanların arasından çekildiler. Sonra onlara
ok atarak arkalarını takip ettim. Nihayet otuzdan fazla bürde ve otuz mızrak
bıraktılar. (Hızlı kaçabilmek için) hafiflemek istiyorlardı. Bir şey atacak
olsalar, üzerine taşlardan nişan koyuyordum. Ta ki, Resulullah ve ashabı onları
tanısın. Böyle gide gide dar bir dağ yoluna geldiler. Bir de ne görsünler!
Yanlarına Bedr el Fezari`nin falan oğlu gelmiş. Hemen kuşluk yemeği yemek üzere
oturdular. Ben de bir tümseğin üzerine oturdum. Fezarî: "Şu gördüğüm de ne?"
diye sordu. "Bununla başımız belada! Vallahi sabahın köründen beri peşimizde.
Bize durmadan atıyor. Elimizde ne varsa çekip aldı" dediler. "Öyleyse sizden ona
dört kişi gitsin!" dedi. Böylece bana müteveccihen dört kişi ayrıldı ve dağa
tırmandı. Bana konuşma imkanı verdikleri vakit, onlara: "Beni tanıyor musunuz?"
dedim. "Hayır, sen kimsin?" dediler. "Ben Seleme İbnu`l-Ekva`ım, Muhammed`in
yüzünü şereflendiren Zata yemin olsun sizden kimi istesem mutlaka yakalarım. Ama
sizden kimse beni yakalayamaz!" dedim. Onlardan bir adam: "Ben biliyorum!" dedi
ve geri döndüler. Ben yerimden ayrılmadım. Derken Resulullah (sav)`ın
atlılarını, ağaçların arasına girerken gördüm. En önde el-Ahram el-Esedi,
arkasında Ebu Katade el-Ensari, onun arkasında el-Mikdad İbnu`l-Esved (ra) ardı.
Ahram`ın atının gemini tuttum. (Bu sırada) küffar dönüp gitti. Ahram`a: "Ey
Ahram! Bunlardan sakın. Resulullah ve ashabı gelinceye kadar yolunu
kesmesinler!" dedim. Bana: "Ey Seleme! Eğer Allah`a ve ahiret gününe inanıyor,
cennetin de cehennemin de hak olduğunu biliyorsan, benimle şehadet arasına engel
olma!" dedi. Ben de onu bıraktım. Abdurrahmanla karşılaştılar. Abdurrahman`ın
atını hemen öldürdü. Abdurrahman da onu yaralayarak öldürdü ve onun atına
atladı. Derken Resulullah (sav)`ın üvarisi Ebu Katae (ra) Abdurrahman`a yetişti,
yaralayıp öldürdü. Muhammed`in yüzünü şerefli kılan Zat`a yemin olsun, ben
onları yaya koşarak takip ettim. Öyle ki, arkamda Resulullah (sav)`ın ashabı ve
tozları sebebiyle bir şey görmüyordum. Gün batımı öncesine kadar böyle devam
ettik. Bu sırada bir dağ yoluna saptılar, orada Zu-Karad denen bir su vardı.
Sudan içmek için sapılmıştı, çünkü susamışlardı. Peşlerinden koşarak gelen bana
baktılar. Ben onları bundan uzaklaştırdım, bir damla bile tadamadılar. Oradan
çıkıp zorluk veren bir dağ yoluna saptılar. Ben koşup onlardan bir adama
yetiştim, omuz kemiğine bir ok sapladım. "Al bunu! Ben İbnul-Ekva`ım. Bugün
alçakların vay haline!" dedim. "Anasız kalasıca! Bu, sabahki Ekva`mı?" dedi.
"Evet ey kendinin düşmanı! Sabahki Ekva`ım!" dedim. Dağ yoluna iki at
bıraktılar. Onları Resulullah (sav)`a getirdim. Amcam Amir İbnu`l-Ekva da
birinde sulandırılmış süt diğerinde su bulunan iki kapla bana yetişti. Hem
içtim, hem abdest aldım. Sonra Resulullah (sav)`a geldim. Az önce kafirleri
başından kovaladığım suyun başında idi. Resulullah (sav)`ı, bütün develeri ve
müşriklerden kurtardığım bütün eşyaları, bürdeleri, mızrakları almış buldum.
Bilal (ra) da kurtardığım o develerden birim kesmiş, Resulullah (sav)`a ciğerini
ve hörgücünü kızartıyordu. "Ey Allah`ın Resulü! Beni bırak, ashabtan yüz kişi
seçip müşrikleri takip edeyim, geriye bıraktıkları bütün habercilerini
geberteyim!" dedim. Resulullah (sav) yan dişleri gündüz ışığında görününceye
kadar güldü. "Ey Seleme! buyurdu, kendini bunu yapabilecek güçte görüyor musun?"
"Evet dedim, seni şerefli kılan Zat`a yemin olsun! Evet!" "Şimdi onlara Gatafan
yurdunda ziyafet verilmektedir" dedi. Derken Gatafanlı bir adam geldi ve:
"Onlara falan kişi bir deve kesmişti, derisini soyar soymaz bir toz gördüler ve:
"Düşman size de gelmiş" deyip kaçıp gittiler" dedi. (Geceyi orada geçirdik.)
Sabah olunca Resulullah (sav): "Bugün en hayırlı süvarimiz Ebu Katade, en
hayırlı piyademiz de Seleme idi" buyurdu. Resulullah (sav) bana iki hisse verdi:
Biri süvari hissesi, biri de piyade hissesi idi. Bana bu iki hisseyi de
vermişti. Sonra Resulullah (sav) devesi Adba`nın terkisine beni alarak Medine`ye
müteveccihen hareket etti. Biz yolda giderken, yaya yürüyüşünde hiç kimsenin
kendisini geçemediği Ensar`dan bir adam: "Medine`ye kadar yarış yapacak var mı;
koşucu yok mu? demeye başladı. Bu sözünü habire tekrar ediyordu. Sesini
işitince: "Sen hiç bir iyiye ikram etmez, hiç bir şerefliyi saymaz mısın?"
dedim. "Resulullah (sav) hariç hayır!" dedi. Ben (sav)`a yönelip: "Ey Allah`ın
Resulü! Annem babam sana kurban olsun, bana müsaade buyurun, şu adamla
yarışayım!" dedim. "Sen bilirsin!" buyurdular. Adama: "Geliyorum hazır ol!"
dedim. Ayaklarımı ayarlayıp sıçradım, koştum. Nefesimi canlı tutmak için bir
veya iki tepede kendimi tuttum. Sonra yine onun peşinden koştum. Yine bir-iki
tepede kendimi tuttum. Sonra yetişmek ve omuzları arasına dokunmak için
(tabanları) kaldırdım. [Ve dokundum]. "Geçildin, vallahi seni geçtim!" dedim.
"Biliyorum!" dedi. Medine`ye varıncaya kadar onu geçtim. Vallahi Medine`de üç
gece kalıp, Resulullah (sav) ile birlikte hemen Hayber`e gittik. Yolda amcam
Amir İbnu`l-Ekva, halka şu beyitleri terennüm etti: "Vallahi Allah olmasaydı
hidayeti bulamazdık. Ne sadaka verir ne de namaz kılardık. Biz senin fazlından
müstağni değiliz. Düşmanla karşılaşınca ayağımıza sebat ver. Üzerimize sekine
(kuvve-i manevi) indir." Resulullah (sav) "Bu da kim." dedi, Amcam: "Ben Amir
İbnu`l-Ekva" cevabını verdi. Aleyhissalatu vesselam: "Mağfiret göresin Ey Amir!"
diye dua buyurdu. Resulullah (sav) bir kimseye mağfiret dilediğinde bulundu mu
mutlaka şehid olurdu. Bunun üzerine Ömer İbnu`l-Hattab (ra) kendi devesinin
üstünde seslendi. "Ey Allah`ın Resulü! Keşke bizi Amir`le faydalandırsan!"
Hayber`e vardığımız zaman, kralları Merhab kılıncı elinde (karşımıza) çıktı.
Şöyle i söylüyordu: "Hayber bilir ki ben Merhab`ım. Silahı tamam tecrübeli bir
kahraman. Savaş olunca alevlenen bir yiğit!" Amcam Amir (ra) da ilerleyip
şunları söyledi: "Hayber benim de Amir olduğumu bilir. Silahı tam yiğit
kahraman." Hemen iki darbe birbirine girdi. Merhab`ın kılıncı amcam Amir`in
kalkanının içine rastladı. Amir onu alttan vurmaya yeltendi. Ama kılıcı kendine
döndü ve ana damarını kesti. Ölümü de bundan oldu. (Bir ara) dışarı çıktım. Bir
de ne göreyim! Resulullah (sav)`ın ashabından birkaç kişi: "Amir`in ameli batıl
oldu, o kendi kendini öldürdü!" demezler mi! Hemen ağlayarak Aleyhissalatu
vesselam`ın yanına geldim. "Ey Allah`ın resulü! Amir`in ameli batıl mı oldu?"
dedim. "Bunu kim söyledi?" buyurdular. "Ashabınızdan bazıları!" dedim. "Bunu kim
söylemişse yanılmış. Bilakis onun ecri iki kattır!" buyurdular. Sonra beni Ali
İbnu Ebi Talib (ra)`e gönderdiler. O gözünden hasta idi. Bu arada Aleyhissalatu
vesselam: "Sancağı yarın öyle bir zata vereceğim ki Allah ve Resulü`nü sever;
Allah ve Resulü de onu sever" dedi. Ali`ye geldim, gerçekten gözünden
rahatsızdı. Onu yederek getirdim. Resulullah (sav) gözlerine tükürdü. Anında
iyileşti. Sancağı ona verdi. Sonra Merhab çıktı. Şöyle demeye başladı: "Hayber
bilir ki ben Merhab`ım. Silahı tamam tecrübeli bir kahraman. Savaş olunca
alevlenen bir yiğit!" Ali (ra) da şöyle dedi: "Ben, annemin arslan dediği
kimseyim. Ormanların çirkin manzaralı arslanı gibi. Düşmanlara kilo ile ton
tartarım." Sonra Merhab`ın başına bir darbe indi ve onu öldürdü. Hayber onun
eliyle fethedilmişi! |
| HadisNo |
: |
4268 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Hudeybiye |
| Ravi |
: |
Amr İbnu
Dinar |
| Hadis |
: |
Cabir İbnu Abdillah (ra)`ı dinledim, diyordu ki:
"Resulullah (sav) Hudeybiye günü bize şöyle söyledi: "Bugün siz arz ehlinin en
hayırlı olanlarısınız. O gün biz bindörtyüz kişi idik. Bugün görebilseydim, size
(Altında biat yapılan) ağacın yerini gösterirdim." |
| HadisNo |
: |
4269 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Umretu`l-Kaza |
| Ravi |
: |
Bera
İbnu`l-Azib |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Zülkade ayında umreye çıkmıştı.
Mekkeliler Onun Mekke`ye girmesine izin vermediler. Resulullah, gelecek yıl
girmek, orada üç gün kalmak, Mekke`ye silahlar torbalarda olarak girmek,
ailelerinden peşine düşmek isteyen çıksa bile kimseyi almamak, Ashabından
Mekke`de kalmak isteyen çıkarsa kimseye mani olmamak şartları üzerine
anlaşmıştı. Resulullah (sav) (Mekke`ye umre için) girip, müddet de dolunca,
Mekkeliler Hz. Ali`ye gelip: "Arkadaşına söyle, bizi terketsin, müddet doldu!"
dediler. Resulullah (sav) çıktı, ancak Hamza`nın kızı (ra) peşine takıldı: "Ey
amcam, ey amcam!" diye bağırıyordu. Hz. Ali (ra) onu alıp elinden tuttu. Hz.
Fatıma (ra)`ya: "Amcanın kızını yanına al!" dedi. [Medine`ye gelince] kızı
(yanına alma) hususunda Hz. Ali, Zeyd ve Cafer (ra) ihtilafa düştüler. Hz. Ali:
"O benim amcamın kızıdır! (Ben ehakkım)" diyordu. Cafer (ra): "O hem amcamın
kızı, hem de teyzesi nikahım altında!" diyordu. Zeyd de: "Kardeşimin kızıdır!
diyordu. Resulullah (sav), kızın, teyzesinin yanında kalmasına hükmetti ve:
"Teyze anne makamındadır!" buyurdu. Hz. Ali (ra)`a yönelerek: "Sen bendensin,
ben de senden!" buyurdu. Cafer (ra)`a: "Yaratılışın ve huyun bana benzer"
diyerek iltifat etti. Zeyd (ra)`e de: "Sen bizim hem kardeşimiz, hem de mevlamız
(azadlımız)sın!" buyurdu. |
| HadisNo |
: |
4270 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Muta |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Muta gazvesinde Zeyd İbnu Harise
(ra)`i emir (komutan) tayin etti ve dedi ki: "Eğer Zeyd öldürülecek olursa,
komutan Cafer`dir. Cafer öldürülecek olursa Abdullah İbnu Ravaha`dır" (ra).
Abdullah der ki: "Bu gazvede aralarında ben de vardım. (Bir ara) Cafer İbnu Ebi
Talib (ra)`i aradık. Onu ölüler arasında bulduk. Öyleydi ki cesedinin ön
cephesinde doksan küsur ok ve mızrak yarası saydık." Bir rivayette de şu
ziyadeyi ilave etmiştir: "Arka tarafında hiç yara yoktu." |
| HadisNo |
: |
4271 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Muta |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), Zeyd, Cafer ve İbnu Ravaha`nın
öldüklerini onlardan haber gelmezden önce bildirdi. Şöyle demişti: "Bayrağı Zeyd
aldı ve isabet aldı (öldü). Bayrağı ondan sonra Cafer aldı o da öldü. Sonra
Abdullah İbnu Ravaha aldı, o da öldü. -Böyle deyince Resulullah (sav)`nın
gözleri yaşla doldu." (Resulullah sözlerine devam etti): "Bayrağı,sonra Allah`ın
kılıçlarından bir kılıç, tayin edilmeksizin aldı: Halid İbnu`l- Velid... Allah
Teala Hazretleri ona zafer verdi." |
| HadisNo |
: |
4272 |
|
| |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Muta |
| Ravi |
: |
Avf İbnu Malik
el-Eşcai |
| Hadis |
: |
Muta gazvesine Zeyd İbnu Harise (ra) ile birlikte
çıktım. Bana Yemenli bir asker refakat etti ki, üzerinde sadece bir kılıncı
vardı. Müslümanlardan biri bir deve kesti. Yemenli, ondan derinin bir parçasını
istedi, o da verdi. Yemenli ondan kendine bir nevi kalkan yaptı. Yolumuza devam
ederken bir Rum birliğiyle karşılaştık. Onlar arasında, üzerinde müzehheb (altın
işlemeli) eğer taşıyan sarı bir at üzerinde bir adam vardı. Adamın silahı da
müzehheb idi. Rumi adam müslümanlara şiddetle saldırmaya başladı. Yemenli asker
de bir kayanın arkasında saklanarak onu takibe başladı. Derken rumi ona uğradı.
Yemenli kılıncıyla atın ayaklarını kırdı ve Rumi yere düştü. Hemen kılıcıyla
üzerine atılıp adamı öldürdü. At(ta olanları) ve silahı aldı. Allah Teala
Hazretleri müslümanlara zafer müyesser edince, Halid İbnu`l-Velid adama birini
göndererek selebden (öldürdüğü kimsenin eşyalarından el koyduğu şeylerden)
bazısını ondan aldı. Avf der ki: "Ben Halid`e gelerek, kendisine: "Bilmiyor
musun, Resulullah, selebin öldürene ait olduğuna hükmetmiştir!" dedim. "Elbette
biliyorum. Fakat aldıkları gözüme çok geldi!" dedi. Ben: "Ya bunu adama geri
verirsin, ya da durumu Aleyhissalatu vesselam`a söylerim!" dedim. Ama Halid,
geri vermekten imtina etti." Avf der ki: "Resulullah (sav)`ın yanında
toplanınca, ben Yemenlinin ve Halid`in yaptığı şeyleri hikaye ediverdim.
Resulullah (sav): "Ey Halid niye böyle yaptın?" diye sordu. Halid: "Bu gözüme
çok göründü!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Ondan ne aldı isen geri ver" dedi.
Ben: "Ey Halid! Al işte, ben sana (böyle yapman gerektiğini) söylemedim miydi?"
dedim. Resulullah: "Bu da ne demek?" buyurdu. Ben de anlattım. Bunun üzerine
Resulullah öfkelendi ve: "Ey Halid, ona geri verme! Siz benim komutanlarımı bana
bırakır mısınız hiç! Sizin ve komutanlarımın misali, deve veya koyun çobanı
tutulup da onları güden, sulama vakti gelince havuza götüren çoban ve sürüsüne
benzersiniz. Sürü gelir havuza girer, temiz suyu içer, çobana bulanığı kalır.
Temizi size bulanığı komutanlarıma." |
| HadisNo |
: |
4274 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Huraka`ya Gönderilen Seriyye |
| Ravi |
: |
Ebu
Zabyan |
| Hadis |
: |
Üsame İbnu Zeyd (ra)`i dinledim, diyordu ki:
"Resulullah (sav) bizi Huruka`ya gönderdi. Sabah baskını yapıp hezimete
uğrattık. Ben ve Ensar`dan biri, Hurukalı bir adama rastladık. Adama galebe
çalmıştık, Lailaheillallah dedi. Adam bunu söyler söylemez Ensari savaşmayı
bıraktı, ben devam ettim ve mızrağımı saplayıp öldürdüm. Medine`ye geldiğimiz
zaman benim yaptığım, Resulullah`ın kulağına ulaşmış. (Beni çağırttı ve) "Ey
Usame! Sen, lailaheillallah dedikten sonra adam mı öldürdün?" diye sordu. Ben:
"O bunu, canını kurtarmak için söyledi!" dedim. Resulullah (sav): "Sen onu
Lailaheillallah dedikten sonra öldürdün mü?" dedi. Bu cümleyi o kadar çok
peşpeşe tekrar etti ki, keşke bugünden daha önce müslüman olmasaydım (müslüman
olarak böyle bir cinayeti işlememiş olurdum) diye temenni ettim. [Müslim`in
Cündeb`ten kaydettiği bir diğer rivayet şöyle: "Sen Lailaheillallah diyeni
öldürdün mü? Kıyamet günü Lailahellallah gelince ona nasıl hesap vereceksin?"
Bunu ona çok tekrarladı."] |
| HadisNo |
: |
4275 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
Ali |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) beni, Zübeyr`i ve Mikdad`ı gönderdi
ve dedi ki: "Gidin Ravzatu Hah nam mevkiye varın. Orada bir kadın bulacaksınız.
Onda bir mektup var, mektubu ondan alın gelin." Gittik. Atımız bizi çabuk
götürdü. Ravza`ya geldik. Kadınla karşılaşınca: "Mektubu çıkar!" dedik. Kadın:
"Bende mektup yok!" dedi. "Ya mektubu çıkarırsın yahut senin elbiselerini
soyarız!" diye ciddi konuştuk. Saç örgülerinin arasından mektubu çıkardı. Onu
Resulullah (sav)`a getirdik, içerisinde şu vardı: "Hatib İbnu Ebi Belte`a
tarafindan, Mekke`de olan bazı müşriklere yazılmıştı. Resulullah (sav)`ın (sefer
hazırlığı ile ilgili) faaliyetlerini haber veriyordu. Resulullah (sav) (Hatib`ı
çağırarak): "Ey Hatib, bu da ne?" diye sordu. Hatib: "Ey Allah`ın resulü, bana
kızmada acele etme. Ben Kureyş`e dışardan katılan bir adamım. Ben onlardan
değilim (aramızda kan bağı yok). Senin beraberindeki muhacirlerin (Mekke`de)
akrabaları var. Mekke`deki malları ve fiilelerini himaye ederler. Bu şekilde
nesebten gelen hamilerim olmadığı için oradaki yakınlarımı himaye edecek bir el
edineyim istedim. Bunu katiyyen küfrüm veya dinimden irtidadım veya islam`dan
sonra küfre rızamdan dolayı yapmadım" dedi. Resulullah (sav): "Bu bize doğruyu
söyledi" dedi. Hz. Ömer atılarak: "Ey Allah`ın Resulü! Bırak beni, şu münafığın
kellesini uçurayım!" dedi. Resulullah (sav) da: "Ama o Bedr`e katıldı. Ne
biliyorsun, belki de Allah Teala Hazretleri Bedir ehlinin haline muttali oldu
da: "Dilediğinizi yapın, sizleri mağfiret etmişim" buyurdu. Bunun üzerine Allah
Teala Hazretleri şu vahyi indirdi: "Ey iman edenler! Benim düşmanımı da kendi
düşmanlarınızı da dostlar edinmeyin. (Kendileriyle aranızdaki) sevgi yüzünden
onlara (peygamberin maksadını) ulaştırırsınız (değil mi?) Halbuki onlar Hak`tan
size gelene küfretmişlerdir" Mümtehine 1). |
| HadisNo |
: |
4276 |
| |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
Urve İbnu
Zübeyr |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Fetih senesinde (Mekke`ye
müteveccihen) yürüyünce, bu haber Kureyş`e ulaştı. Ebu Süfyan İbnu Harb, Hakim
İbnu Hizam, Büdeyl İbnu Verka haber toplamak üzere şehrin dışına çıktılar.
Yürüyerek ilerleyip Merrü`z-Zehrto nam mevkie kadar geldiler. Bir de ne
görsünler; her tarafta ateşler yanıyor, tıpkı Arafat`ta hacıların yaktığı
ateşler gibi. Ebu Süfyan şaşkın: "Bu da ne? Sanki Arafat`taki ateşler!" der.
Büdeyl İbnu Verka, "Beni Amr`ın ateşleri olmasın?" der. Ebü Sufyan: "Ama, Beni
Amr`ın ateşi bundan az olmalı!" der. Resulullah (sav) devriyelerinden bazıları
bunları görür, yaklaşır ve tevkif edip, Resulullah (sav)`a getirirler. Ebu
Süfyan müslüman olur. Yürüdükleri zaman Abbas (ra)`a: "Sen Ebu Süfyan`ı şu dağın
burnunda durdur da müslümanları görsün!" buyurur. Tenbih edildiği şekilde Hz.
Abbas, Ebu Süfyan`ı (hakim bir noktada) durdurur. Kabileler, Resulullah (sav)`la
birlikte bölük bölük Ebu Süfyan`ın önünden geçmeye başlarlar. Bir bölük geçer,
Ebu Süfyan sorar: "Ey Abbas bunlar kim?" "Bunlar Beni Gıfar!" der. Ebu Süfyan:
"Bana ne Gıfar`dan!" der. Sonra Ceheyne kabilesi geçer. Ebu Süfyan aynı şekilde
sorar, aldığı cevaba benzer mukabelede bulunur. Arkadan Süleym geçer. Ebu Süfyan
aynı şekilde sorar, aldığı cevaba benzer mukabelede bulunur. Derken bir bölük
gelir ki, bu öncekilerden çok farklıdır. Yine sorar: "Ey Abbas bunlar kim?"
"Bunlar," der Abbas, "Ensardır. Başlarında Sa`d İbnu Ubade, beraberlerinde de
bayrak var!" Sa`d der ki: "Ey Ebu Süfyan, bugün savaş günüdür. Bugün Kabe`nin
helal addolunacağı gündür!" Ebu Süfyan Abbas`a: "Ey Abbasi (Sen Mekkelisin)
bugün muhafaza vazifeni yapacağın en iyi fırsat. Görelim seni (şehri
yağmalatma)" der. Derken bir bölük daha geçer. Bu geçenlerin sayıca en küçüğü.
Bunların içinde Resulullah (sav) ve (yakın) ashabı var. Resulullah`ın sancağı da
Zübeyr İbnü`l-Avvam (ra)`ın elindedir. Resulullah (sav) Ebu Süfyan`ın yanından
geçerken, Ebu Süfyan: "Sa`d İbnu`l-Ubade`nin söylediğini biliyor musun?" der.
Resulullah (sav): "Ne demişti?" diye sorar. Ebu Süfyan: "Şunu şunu söyledi"
diyerek (yukarıda kaydedilen sözlerini) hatırlatır. Bunun üzerine Resulullah:
"Sa`d İbnu Ubade yanıldı. Bilakis, bugün Allah`ın Ka`be`nin şanını yücelttiği
bir gündür; bugün Ka`be`ye örtünün giydirildiği bir gündür!" dedi. Resulullah
(sav), sancağının (Mekke`nin Batı ve Kuzey cihetinde yer alan iki dağdan biri
olan) el-Hacun`a dikilmesini emretti. Halid İbnu Velid (ra)`e, şehre Mekke`nin
üst kısmından, Keda`dan girmesini ferman buyurdu. O gün Halid İbnu Velid`in
süvarilerinden iki kişi öldürülür: Hubeyş İbnu`l-Eş`ar ve Kürz İbnu Cabir
el-Fihri (ra). |
| HadisNo |
: |
4278 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
İbnu
Abbas |
| Hadis |
: |
Abbas, Ebu Süfyan İbnu Harb`i getirmişti,
Merrü`z-Zahr`dan müslüman oldu. Abbas (ra) dedi ki: "Ey Allah`ın Resulü, Ebu
Süfyan, şereflenmeyi seven bir kimsedir. (Onun şerefleneceği) bir şey yapsanız!"
"Doğru söyledin! (şehre girerken ilan edin): "Kim Ebu Süfyan`ın evine girerse
emniyettedir, kim kapısını kapar (evinden dışarı çıkmazsa) emniyettedir, kim
silahını atarsa o da emniyettedir. Kim Mescide (Ka`be`ye) girerse o da
emniyettedir!" |
| HadisNo |
: |
4279 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), Fetih günü, Mekke`ye başında
miğferiyle girdi. Onu çıkardığı zaman, bir adam gelerek: "İbnu Hatal Ka`be`nin
örtüsüne sarınmış (vaziyette yakalandı), affedelim mi?" dedi. "Onu öldürün!" emr
buyurdular. |
| HadisNo |
: |
4280 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
Sa`d İbnu Ebi
Vakkas |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), fetih günü dört erkek iki kadın
dışında, herkese (hayatını bağışladı ve) eman tanıdı. Bu dörtler arasında İbnu
Ebi Sarh da vardı. Hz. Osman`ın yanında saklandı. Resulullah (sav) halkı,
kendisine biat etmeye çağırınca, Hz. Osman (ra) onu da getirip Resulullah
(sav)`ın yanında durdurdu ve: "Ey Allah`ın Resulü! Abdullah`tan biat al!" dedi.
Aleyhissalatu vesselam (hiç ses çıkarmadan) üç sefer başını kaldırıp ona baktı.
Her seferinde bey`at`tan imtina ediyordu. Üç seferden sonra, onunla da biat
etti. Sonra ashabına yönelip: "İçinizden elimi bey`at için vermekten imtina
ettiğimi görünce kalkıp öldürecek aklı başında bir adam yok muydu?" buyurdular.
Ashab: "İçinizden geçeni nasıl bilelim. Keşke bize gözünüzle bir imada
bulunsaydınız!" dediler. Bunun üzerine: "Bir peygambere hain gözlü olmak
yaraşmaz" buyurdular. [Ebu Davud der ki: "Abdullah, Hz.Osman`ın süt
kardeşiydi."] |
| HadisNo |
: |
4281 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
İbnu
Mes`ud |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) fetih günü, (Mescid-i Haram`a)
girdiği zaman Beytullah`ın etrafında üç yüz altmış tane dikili (put) vardı.
Elindeki çubukla onlara dürtüyor ve: "Hak geldi, batıl zeval buldu. Batıl zaten
zeval bulucudur" (İsra 81); "Hak geldi, batıl hiçbir şeyi yoktan varedemez,
gideni de getiremez" (Sebe` 49) diyordu. |
| HadisNo |
: |
4282 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
Cabir |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), Fetih sırasında Ömer
İbnu`l-Hattab`a, Batha`da iken Ka`be`ye gelip oradaki bütün suretleri ortadan
kaldırmasını emretti. Resulullah (sav) oradaki bütün suretler ortadan
kaldırılmadıkça Ka`be`ye girmedi. |
| HadisNo |
: |
4283 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav), Fetih günü Mekke`nin yukarı
kısmından, devesinin üzerinde olarak ilerledi. Terkisinde de Üsame İbnu Zeyd
(ra) vardı. Beraberinde Hz. Bilal ve (Kabe`nin) haciblerinden olan Osman İbnu
Talha da vardı. Mescid-i Haram`da devesini ıhtırdı. Osman`a Kabe`nin anahtarını
getirmesini emretti. Osman annesine gitti. Ancak kadın anahtarı vermekten imtina
etti. Osman: "Vallahi, ya anahtarı verirsin ya da şu kılıç belimden çıkacaktır!"
dedi. Kadın anahtarı verdi. Osman Resulullah`a getirdi. Aleyhissalatu vesselam
kapıyı açıp, Beytullah`a girdi. Onunla birlikte Hz. Üsame, Bilal ve Osman da
girdiler. Gündüzleyin içinde uzun müddet kaldı,sonra çıktı. Halk (içeri girmede)
yarış etti. Abdullah İbnu Ömer ilk giren kimseydi. Girince, Bilal (ra)`i kapının
arkasında ayakta duruyor buldu. "Resulullah (sav) nerede namaz kıldı?" diye
sordu. Bilal, Aleyhissalatu vesselam`ın namaz kıldığı yeri işaret ederek
gösterdi. Abdullah der ki: "Kaç rek`at kıldığını sormayı unuttum." |
| HadisNo |
: |
4284 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Allah Teala Hazretleri, Resul-i Ekrem (sav)`e
Mekke`nin fethini nasib edince, halkın içinde kalkıp, Allah`a hamd ve sena
ettikten sonra dedi ki: "Allahu Zülcelal Hazretleri, Mekke`yi filin girmesinden
korumuştur. Mekkelilere Resulünü ve mü`minleri musallat etti. Mekke(de savaşmak)
benden önce hiç kimseye helal edilmedi. Bana da bir günün muayyen bir zamanında
helal edildi. Benden sonra da kimseye helal edilmeyecek. Onun avı ürkütülmemeli,
otu yolunmamalı, ağacı kesilmemeli. Buluntular da ancak sahibi aranmak kasdiyla
alınabilir. Kimin bir yakını öldürülmüşse, o kimse iki husustan birinde
muhayyerdir: Ya diyet alır, ya da ölünün ailesi kısas ister (katil öldürülür)."
Abbas (ra): "Ey Allah`ın Resulü! İzhir otu bu yasaktan hariç olsun! Zira biz onu
kabirlerimizde ve evlerimizde kullanıyoruz!" dedi. Aleyhissalfitu vesselam da:
"İzhir hariç!" buyurdu. |
| HadisNo |
: |
4285 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Fetih |
| Ravi |
: |
Vehb |
| Hadis |
: |
Hz. Cabir (ra)`e sordum: "Mekke fethedildiği gün,
herhangi bir şey ganimet kılındı mı?" "Hayır! cevabını verdi." |
| HadisNo |
: |
4286 |
| |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Huneyn |
| Ravi |
: |
Ebu
Hüreyre |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Huneyn Gazvesine çıkmayı arzu
edince: "Yarınki konaklama yerimiz inşallah Beni Kinane Hayfı`dır. Onlar küfür
üzerine orada yeminleşmişlerdi" buyurdu. |
| HadisNo |
: |
4288 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Huneyn |
| Ravi |
: |
Sehl İbnu
Hanzaliyye |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav)`la Huneyn günü beraber yürüdük,
öğle sonrası oluncaya kadar yürümeyi uzattık. Öğle namazı(mn vakti) girdi.
Derken bir atlı geldi. "Ey Allah`ın Resulü!" dedi. "Ben sizin önünüzden
ilerledim. Hatta falan falan dağa çıktım. Bir de ne göreyim! Havazin kabilesi
toptan karşımda. Kadınları, develeri, davarları toptan Huneyn`de toplanmışlar"
dedi. Aleyhissalatu vesselam tebessüm buyurdu ve: "İnşallah, yarın bunlar
müslümanların ganimetidir!" dedi ve sordu: "Bu gece bizi kim bekleyecek?" Enes
İbnu Ebi Mersed el-Ganevi atılıp: "Ben, ey Allah`ın Resulü!" dedi. Resulullah
(sav): "Öyleyse bin!" buyurdular. Enes atına bindi ve Aleyhissalatu vesselam`ın
yanına geldi. O zaman: "Şu geçide yönel, en yüksek yerine kadar çık. [Gece boyu
atından inme.] Sakın senin cihetinden geceleyin aldatılmayalım" tenbihinde
bulundu. Sabah olunca Aleyhissalatu vesselam namazgahına geçti, iki rek`at namaz
kıldı. Sonra: "Atlıdan bir haberiniz var mı?" diye sordu. "Bir haberimiz yok!"
dediler. Namaza duruldu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) namaz kılarken
geçide doğru (bazan) göz atıyordu. Namazı kılıp selam verince: "Müjde, atlınız
geldi!" buyurdu. Biz de geçidin ağaçları arasına baktık, gerçekten o idi. Geldi,
Resulullah (sav)`ın yanında durdu. (Selam verdi ve): "Ben" dedi, "gittim bu
geçidin en yüksek yerine, Resulullah`ın emrettiği şekilde vardım. Sabah olunca
iki geçit daha tırmandım. Baktım, kimseyi görmedim!" dedi. Resulullah (sav) ona:
"Gece (attan) indin mi?"diye sordu: "Namaz veya kaza-yı hacet dışında inmedim!"
dedi. Aleyhissalatu vesselam: "(Bu amelinle cenneti kendine) vacib kıldın.
Bundan böyle ameli terketmenin sana bir günahı yok. (Bu amelin cennete girmen
için kafidir)" buyurdular. |
| HadisNo |
: |
4289 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Huneyn |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
Huneyn gününde, Hevazin, Gatafan ve diğerleri
çocukları ve develeriyle birlikte (savaş yerine) geldiler. O gün Resulullah
(sav)`ın ordusunda da 10 bin kişi vardı. Mekkeli Tuleka`da Resulullah`ın safında
idi. (Savaş başlar başlamaz) hepsi geri kaçtı. Aleyhissalatu vesselam yalnız
kaldı. O gün iki defa nida etti. İkisi arasına bir başka söz karıştırmadı. Şöyle
ki: Sağ tarafına yönelip: "Ey Ensar cemaati!" diye bağırdı. O taraftakiler:
"Buyurun ey Allah`ın Resulü! Biz seninle beraberiz! Müjde" dediler.
Aleyhissalatu vesselam sonra da soluna döndü: "Ey Ensar cemaati!" diye bağırdı.
O taraftakiler de: "Buyur ey Allah`ın Resulü! Müjde, biz seninleyiz!" dediler.
Aleyhissalatu vesselam beyaz bir katırın üstünde idi. Katırdan indi ve: "Ben
Allah`ın kulu ve elçisiyim!" dedi. (Müslümanlar toparlanıp mukabil hücuma
geçince) müşrikler hezimete uğradı. Aleyhissalatu vesselam çok ganimet elde
etti. Onu Muhacirler ve Tuleka arasında taksim etti. Ondan Ensar`a hiçbir şey
vermedi. Bunun üzerine Ensariler (ra) (serzenişte bulunup): "Sıkıntı olunca biz
çoğalıyoruz: Ama ganimeti bizden başkasına veriyor!" dediler. Bu sözleri
Aleyhissalatu vesselamın kulağına ulaşmıştı, hemen Ensar`ı topladı. "Ey Ensar
cemaati! Herkes dünyalıkla dönerken, siz Muhammed (sav)`la dönmekten, evinizde
onunla beraber olmaktan razı ve memnun değil misiniz?" dedi. Ensar: "Elbette ey
Allah`ın Resulü, razıyız, memnunuz!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "İnsanlar
bir vadiye yürüseler, Ensar da bir geçide yürüse, ben Ensar`ın geçidinde
giderim" buyurdular. |
| HadisNo |
: |
4290 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Huneyn |
| Ravi |
: |
Ebu
İshak |
| Hadis |
: |
Bir adam Bera İbnu Azib (ra)`e geldi ve: "Ey Ebu
İmare! Huneyn gününde hepiniz geri mi kaçtınız?" diye sordu. Bera: "Ben,
Resulullah (sav)`ın kaçmadığına şehadet ederim! Ancak, askerlerden yükü hafif
olan (aceleciler) ile zırh taşımayanlar Hevazin`in bir kanadına yürüdüler.
Halbuki buradakiler okçu kimselerdi. Onları çekirge sürüsü gibi hep birden ok
yağmuruna tuttular. Bunun üzerine dağılmak zorunda kaldılar. Böylece düşman,
Resulullah (sav)`a yöneldi, Resulullah (sav)`ın katırını Ebu Sufyan İbnu`l-Haris
İbni Abdilmuttalib (ra) yediyordu. Aleyhissalatu vesselam katırından indi, dua
etti, (Allah`tan) yardım taleb etti. Şöyle diyordu: "Ben Peygamberim yalan
değil! Ben Abdulmuttalibin Oğluyum! Allahım yardımını indir." Sonra askerleri
düzene koydu. Bera devamla der ki: "Vallahi, biz savaş kızıştı mı Resulullah
(sav)`a sığınırdık.Bizim cesurumuz Resulullah (sav)`a, aynı hizada
durabilendi." |
| HadisNo |
: |
4291 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Huneyn |
| Ravi |
: |
Seleme
İbnu`l-Ekva |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) bir seferde iken yanına bir düşman
gözcüsü uğradı. Ashabla konuşmaya oturdu. Sonra birden sıvıştı: Resulullah
(sav): "Onu yakalayın ve öldürün!" emir buyurdu. Ben (yakalayıp) öldürdüm.
Resulullah (sav) seleb`ini bana verdi. |
| HadisNo |
: |
4292 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Huneyn |
| Ravi |
: |
Enes |
| Hadis |
: |
(Annem) Ümmü Süleym, Huneyn savaşı sırasında bir
hançer temin etmişti, yanından ayırmıyordu. Resulullah (sav) [hançeri görünce]
sordu: "Ey Ümmü Süleym, şu da ne?" "Bunu, müşriklerden biri bana yaklaşacak
olursa karnına saplamak için temin ettim!" dedi. Resulullah (sav) bu söz üzerine
gülmeye başladı. Ümmü Süleym: "Ey Allah`ın Resulü, sizinle olup da şu Tuleka`dan
hezimete uğrayan bizim dışımızdakileri öldür!" dedi. Resulullah (sav): "Ey Ümmü
Süleym, şurası muhakkak ki Allah bize kafi geldi ve iyi yaptı"
buyurdu. |
| HadisNo |
: |
4293 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Evtas |
| Ravi |
: |
Ebu
Musa |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Huneyn Gazvesi`nden fariğ olunca,
Ebu Amir (ra)`i bir askeri birliğin başında Evtas`a gönderdi. Ebu Amir, orada
Dureyd İbnu`s-Sımme ile karşılaştı. Dureyd öldürüldü, Allah da adamlarını
hezimete uğrattı. (O sırada) ben Ebu Amir ile beraberdim. Dizine bir ok atıldı.
Yanına gelip: "Bu oku sana kim attı?" diye sordum. Bana bir şahsı işaret ederek
(ok atanı) gösterdi. Ona yönelip yanına vardım. Beni görünce kaçtı. Ben de
peşine düştüm. "Utanmıyor musun, durmuyor musun" diye peşinden bağırmaya
başladım. Birden durdu. Karşılıklı olarak bir-iki kılıç salladık. Derken ben onu
öldürdüm. Sonra gelip Ebu Amir`e: "Allah seninkinin canını aldı!" dedim. "Hele
şu oku bir çek!" dedi. Ben oku çektim. (Okun yerinden) su çıktı. "Ey kardeşimin
oğlu," dedi, "Resulullah (sav)`a benden selam söyle, benim için Allah`tan
mağfiret deyiversin." Ebu Amir, birliğin komutanlığını bana devretti. Bir müddet
durup sonra vefat etti. Dönünce, durumdan Resulullah (sav)`a bilgi verdim. Bir
miktar su getirtti, abdest alıp ellerini kaldırdı. Koltuk altlarının beyazlığını
gördüm. Sonra şöyle dua etti: "Allahım, Ubeyd Ebu Amir`e mağfiret buyur,
Allahım, Kıyamet günü onu, onun derecesini kullarının -veya insanların-
birçoğunun derecesinden üstün tut." "(Ey Allah`ın Resulü) benim için de istiğfar
ediver!" dedim. "Allahım, Abdullah İbnu Kays`ın günahını mağfiret et! Onu,
kıyamet günü iyi bir yere koy!" dedi. Ebu Bürde der ki: "O iki duadan biri Ebu
Amir içindi, diğeri de Ebu Musa içindir." |
| HadisNo |
: |
4294 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Taif |
| Ravi |
: |
İbnu
Ömer |
| Hadis |
: |
Resulullah (sav) Taif`i kuşatınca hiç bir netice
elde edemedi. Bunun üzerine: "İnşaallah yarın yolcuyuz (muhasarayı
kaldıracağız)" dedi. Bu Ashabın pek ağrına gitti: "Yani Taif`i fethetmeden
gidecek miyiz? -bir rivayette dönecek miyiz" -dediler. Aleyhissalatu vesselam
da: "Sabahleyin saldırın!" buyurdular. Sabahleyin saldırdılar ve birçokları
yaralar aldı. Resulullah tekrar: "Yarın inşaallah gideceğiz!" buyurdular. Bu
sefer askerler memnun kaldılar. Aleyhissalatu vesselam (onların haline)
güldü. |
| HadisNo |
: |
4295 |
|
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Taif |
| Ravi |
: |
Osman İbnu
Ebi`l-As |
| Hadis |
: |
Sakif hey`eti geldiği zaman, Resulullah (sav)`ın
yanına indiler. Aleyhissalatu vesselam onları mescidde ağırladı, ta ki
kalplerini daha bir rikkate getirip müessir olsun. Onlar (müslüman olup bey`at
yapmak için) öşür alınmamasını, cihada çağrılmamalarını ve namazın kendilerine
farz kılınmamasını şart koştular. Resulullah (sav): "Sizden öşür alınmasın,
cihada da çağrılmayın. Ama rükusuz (namazsız) bir dinde hayır yoktur"
buyurdu. |
| HadisNo |
: |
4296 |
| |
| Fasil |
: |
GAZVELER
BÖLÜMÜ |
| Konu |
: |
Gazveler -
Taif |
| Ravi |
: |
Vehb İbnu
Münebbih |
| Hadis |
: |
Bey`at yaptıkları zaman Sakif`in durumu ne idi?"
diye sordum. "Sadaka (zekat=vergi) vermemeyi, cihad etmemeyi şart koştular" dedi
ve Resulullah (sav)`ın: "(Onlar gerçek manada müslüman olunca, kendiliklerinden)
zekat da verecekler, cihada da katılacaklar!" dediğini işittiğini
söyledi. |
| HadisNo |
: |
4297 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder